|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
![]() “Kürt şiirinin bir macerası var, tarihi, coğrafyası, gelişim ve dönüşüm çizgisi var. Okur, o sözünü ettiğim macera, coğrafya ve dönüşümü anlamalı. Zihninde Kürt dili ve edebiyatıyla ilgili olarak yerleşmiş izlenimleri silmeli. Kürt şiiri, Kürt toplumunun edebî, estetik üretimlerinden biridir. O kültürün içinden çıkar ve rengini taşır.” Şair, yazar Selim Temo’nun beş yıllık bir çalışma sonucu hazırladığı Kürt Şiir Antolojisi, 1200 yıllık Kürt şiir birikimini gözler önüne seriyor. Aynı zamanda bir ilk olma özelliğini de taşıyan antoloji Kürtçe’nin beş lehçesinden şiirlerin orijinallerine ve Türkçe çevirilerine de yer veriyor. Antolojide her şairin özgeçmişi ve yapıtlarıyla ilgili bilgiler yer alıyor. Agora Kitaplığı tarafından iki cilt olarak yayımlanan 1610 sayfalık antolojinin giriş yazısında Selim Temo, Kürt edebiyatı, şiiri ve yazılı kültürü hakkında çarpıcı belirlemelerde bulunuyor. Bin yıl önce yaşamış kadın şairlerden ölüm anını yazan şairlere, en eski cem şiirlerinden büyük mesnevilere kadar edebiyat tarihi açısından son derece ilginç şiirlerin yer aldığı antolojide, pek çok bilgi de tartışmaya açılıyor. 5 ayrı parçaya bölünmüş Kürtlerin binlerce yıllık tarihinde aşkın, özlemin, düş kırıklıkları ve umutların örneklerine yer verilen antoloji, yazılı Kürt edebiyat tarihine de ışık tutuyor. Kürt şiirinin büyük bir fotoğrafını çekmeye odaklanmış antoloji hakkında Selim Temo ile söyleştik. ‘Kürt Şiiri Antolojisi’ ile Kürt şiirinin binlerce yıllık birikimi ve gelişim sürecini ortaya koyuyorsunuz. Kürt şiirinin sorunlarına da önsözde değiniyorsunuz. Öncelikle şunu sormak istiyorum. Kürt şiiri dediğimizde bir şiir okuru neler anlamalı? Kürt şiirinin bir macerası var, tarihi, coğrafyası, gelişim ve dönüşüm çizgisi var. Okur, o sözünü ettiğim macera, coğrafya ve dönüşümü anlamalı. Zihninde Kürt dili ve edebiyatıyla ilgili olarak yerleşmiş izlenimleri silmeli. Kürt şiiri, Kürt toplumunun edebî, estetik üretimlerinden biridir. O kültürün içinden çıkar ve rengini taşır. Kürt şiiri dediğimizde, sadece Kürtçe, daha doğrusu Kürtçelerle üretilmiş bir şiiri anlamalıyız. Her şiire olduğu gibi Kürt şiirine de ilgiyle yaklaşılmalı. Bu uzun ve zengin şiir tarihinin her bir öğesi dikkat ve özenle incelenmeli. Antoloji bu şiiri bir ölçüde bilinir kılıyor. Bundan sonra okur takip ederek, eleştirmen ve edebiyat tarihçisi de çözümleyerek bu şiiri hak ettiği seviyelere çıkarmalı. Kürt kültürünün sözlü bir kültür olduğu, Kürtlerin yazılı bir gelenek yaratamadığı sıkça dile getirilir. Oysa antoloji bu tezi çürütüyor. Kürt kültürünün söze dayalı olarak geliştiği savları hakkında neler söyleyeceksiniz? Edebiyatlar yükselmek için, eksiği fazlasıyla böylesi çalışmalara ihtiyaç duyarlar. Böylesi çalışmalar, bir paradigma değişimine yol açar. Sözlü kültürün vurgulanması, hatta yüceltilmesinin türlü nedenlerinden söz edilebilir. Ancak edebiyat içinden bakıldığında, ‘demek ki bilinmiyormuş’tan farklı bir yorum getirmek zor. Belki Kuzey’de bilinmiyor demek gerekir. Yapılan çalışmaların çoğu, bir ‘hayatı, sanatı, eserleri’ bağlamından ve bir ya da birkaç ismin ekseninden çıkamadı. Antoloji işte, tanımı ve doğası gereği ulaşılabilen bütün şair ve şiirleri kapsamalıydı. Sözlü kültür folkloru yaratır, yazılı kültür ise geleneği. Elbette sözlü kültürün de bir geleneği vardır, ancak ne kadar değişmez görünürse görünsün, icra edildiği her performans anında değişir. Yazılı kültürü ise değiştiremezsiniz, en fazla nazire yazarsanız. Siyahpûş’un bir şiirini kendinize mal edemezsiniz, elinde Siyahpûş’un divanı olan birisi kapınıza dayanır yoksa. Her kültürün bir yazılı bir de sözlü tarafı vardır, Kürt kültürünün de öyle. Yanlış olan, sadece birini var saymaktır. Sözlü kültürün yükselişi, Kürt devlet, mîrlik ve saraylarının yıkılışıyla başlıyor. Elbette sözlü kültür her dönemde vardı. Yazılı kültür inkarla birlikte yeraltına sürüldü. Bütün baskılara rağmen yazılı kültür medrese, tekke, dergâh gibi yerlerde korunmuştur. Bize düşen bütün bu metinleri gün yüzüne çıkarmak. Antolojide Batı, Fars, Arap, Divan ve Cumhuriyet gibi dönemlerin etkisinde kalan ancak Kürtçe yazan şairlerden söz ediliyor. Bu bağlamda “rafine” bir Kürt şiirinden söz edebilir miyiz? Hiçbir dilin şiirinde rafinasyondan söz edilemez. Kürt şiiri, coğrafi olarak Doğu kültür dairesi içindedir. Diğer şiirler gibi o da komşu şiirlerden etkilenmiştir. Aynı şekilde iç dinamiklerine de dayanır. Kürtçe yazmak, tarih boyunca yaygın bir etkinlik olmuştur. Elbette Kürt şairleri başka diller de biliyorlardı, ancak kendi dilleriyle yazdılar ya da kendi dilleriyle de yazdılar. Burada kendi diliyle yazmanın, Kürt devlet ve mîrlik merkezleriyle ilişkisi var. Aynı şekilde, şairler bir tarikata, mezhebe de bağlı olabiliyorlar ve doğal olarak kendi dilleriyle yazıyorlar. Kürtçe şiiri hangi dönemlere ayırmak mümkün? Her bir döneme damgasını vuran şairlerin şiirsel yapı ve estetik olarak ayırt edici özellikleri nelerdir? Çok yaygın bir şiir, çok farklı damarları olan bir şiir, lehçelere bölünmüş bir şiir, her lehçe şiirinin kendini ayrıca geliştirdiği, ama diğerlerini de gözardı etmediği bir şiir. Bu noktada her bir öğeye ayrı ayrı bakılmalı. Bütün şiiri kapsayan bir dönemselleştirmeye gitmek güç. Ekolleri sayabiliriz belki; Bazîd ekolü, Botan ekolü, Erdelan ekolü, Baban ekolü, Axtepî ekolü gibi. Yirminci yüzyıldan itibaren ise birbirinin macerasını takip eden, edemeyen, ya da takip edip sonrasında edememeye başlayan akımlardan söz edebiliriz. Örneğin Rojî Kurd’de şairler birarada. Ancak sonra dağılıyorlar. Hawar’da Soranî, Kurmancî ve Zazakî şairleri birarada, sonra yine dağılıyorlar. Klasik dönemde Nalî’nin Soranî şiirine, Xanî’nin Kurmancî şiirine, Mewlewî Kurd’ün Goranî şiirine etkisinden söz edebiliriz. Bateyî ise mevlidiyle hem Kurmancî hem de Kirmanckî mevlitleri etkiliyor. Kurmancî içinde Elî Teremaxî’nin Tesrîfa Kurmancî ya da Serfa Kurmancan adlı grameri, Kurmancîyi standartlaştırmış. Bu yüzden bir şiirin Selîm Sulêman’a mı, Xanî’ye mi, yoksa Haris Bitlîsî’ye mi ait olduğunu tespit etmek güç. Ancak etki anlamında Xanî’nin millî tema ile Cizîrî’nin rindane hava ile Nalî’nin âşıkâne hava ile takip eden dönemleri etkilediklerini söyleyebiliriz. Sadece ekol ya da dönemleri, mezhepsel ya da tarikatlara dayalı ayrımları incelemek yetmeyecek, tek tek şairlere de bakmak gerekecek. Hangisinin en çok hangi nazım biçimini kullandığını araştırmalıyız. Sözgelimi ‘kurucu’ diye nitelediğim Xanî gibi bir örneği, burada biraz yorumlayabiliriz. Şiire bir proje ile başlıyor. Pek çok alanda birer eser veriyor. Her bir eseri de mükemmel biçimde kurguluyor. Bakarsanız, Bazîd Sarayı’nın divan katibidir, diplomat yönleri de var, ama sonuçta bir memurdur. Bağımsız düşünceleri var, ama bağımsız bir şair değil. Zira bağımsız olma, modern dönem şairlerinin özelliği olabilir. Bu yüzden değerlendirme yaparken aşırı bir yüceltmeye gitmemek gerekiyor. Kürtçe şiir yazan çoğu şairin geleneğinden habersiz bir şiir ürettiğini ileri sürüyorsunuz. Bugün yazılan Kürtçe şiiri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sorunlar Kürt edebiyat dergilerinde de yoğun biçimde tartışılıyor. Kürt şiirinin bir kamuoyu var. Son derece güçlü kalemleri var. Ancak geleneğin bilinmemesi, tanınmaması gerçeğini kabul etmek lazım. Bunun pek çok nedeninden söz edilebilir, ama böyle bir gerçek var. Günümüzde yazılan şiir, anlamı bulanıklıkta arıyor, yalınlıkta değil. Welat Dilken’de yalın bir anlatım bulabiliyoruz, ancak genel olarak okura kapalı, okurun anlama ve sirayet etmesini zorlaştıran bir şiir var. Şairleri birbirinden ayıran poetik ayrımlar belirginleşiyor ama. Bunun büyük bir şiire hazırlık olarak anlaşılması gerekir. Şiir, müzik ve sinema gibi çabuk oluşan bir sanat değildir. Dilin kıvamına gelmesi gerekir. On yıllardır yasaklanan bir dilin şiir kitaplarının yayım tarihi 15-20 yıllık bir geçmişe sahip. Buna rağmen çok parlak şair ve şiirler var. Kürtçe’nin beş lehçesine de antolojide yer vermişsiniz. Şiirleri seçerken hangi kıstaslarla hareket ettiniz? Şiir ve şairleri seçme ölçütlerini giriş yazısında veriyorum. Şiirleri seçerken üç ölçütle hareket ettim. Birincisi, şiirlerin tarihsel kronolojisini gözettim. İkincisi de edebi olmalarını ölçüt aldım. Üçüncüsü yaşayan şairlerin şiir kitabı yayımlamış olmalarını ve şair kimliğiyle tanınıyor olmalarını ölçüt aldım. Bu elbetteki antolojiye alınmayan 487 şairin bu ölçütleri taşımadığı anlamına gelmez. Pek çoğunun şiirlerine, kimisinin özgeçmişlerine, kimilerinin de hem şiirlerine hem de özgeçmişlerine ulaşamadım. Lehçeler konusunda ise, zamanla belli bir yetkinliğe ulaştım. Yazılı olarak hemen her metni anlamaya başladım. Buna karşın daha iyi bilen isimlere kontrol ettirdim. Yine dil içi ya da diller arası çevirilerden yararlandım. Çeşitli hülasalar, özetler buldum, yine sözlükçe ve kelimat gibi çalışmalardan yararlandım. Antolojiden anladığımız kadarıyla tarihin belirli dönemlerinde oldukça fazla ve etkin Kürt kadın şairi var. Kadın şairlerin bu yoğunluğunu nasıl açıklamalı? İki dönemde yükseliş var. Birinci dönemde Yarsanizm etkisi belirleyici. Bu mezhep ya da dinde kadınlar da şiirler yazıp cemxanelerde, yani cemevlerinde okuyorlar. Bu şiirler, tambur denen ve bugünkü bağlamaya çok benzeyen bir saz eşliğinde icra ediliyor. Ancak dönemin defterlerine, tezkirelerine de alınıyorlar, bu sayede günümüze kadar gelebiliyorlar. İkinci yükseliş dönemi ise 1970’lerde doğanlar arasında. Hatta bu tarihten sonra doğan kadın şairlerin, antolojiye alabildiğim ve aynı tarihten itibaren doğan bütün şairler arasında yüzde 43’lük bir oranı var. Tabii bunu da Kürt kadınının Kürt modernleşmesi içindeki etkin rolüne bağlamak lazım. Türkçe yazan Kürt asıllı şairlerin Türkçe şiiri etkilediğini düşünüyorum. Buna karşın, Türk şairleri yaşadıkları coğrafyada yeşeren Kürt şiirini pek tanımıyorlar. Bunu bir eksiklik olarak görmek mümkün. Türkçe şiirler yazmış bir şair olarak bu konuda neler düşünüyorsunuz? Bu elbette büyük bir eksiklik. Şiiri ancak çeviri bilinir kılar. Böyle bir çeviri pratiği olmadığına göre, hatayı önce çeviri yapabilecek olanlarda aramak lazım. Aynı şekilde Kürt şiiri başka dillerde de bilinmiyor. Yani şu 30-40 yıllık süreçte çeviri yapabilecek donanımda kaç kişi yetişmiş, ona bakmak lazım. Kürtçe’den diğer dillere kaç tane çeviri yapılabilmiş? Çeviri pratiğine büyük önem verilmeli. Son dönemde Kürtçe’den başka dillere, başka dillerden Kürtçe’ye, eskiyle karşılaştırıldığında yoğun bir çeviri etkinliği var. Bunun yaygınlaşarak gelişmesi lazım. Antolojinin kapsamı ve içeriği ile “tarihi” bir nitelik kazanacağını söylemek mümkün. Buna nasıl cesaret ettiniz? Ayrıca Kürtçe şiiriyle ilgili yapmayı düşündüğünüz yeni çalışmalarınız olacak mı? Antolojinin çeşitli yayınevlerinden çeşitli nedenlerle dönmesinin ardından gittiğim Agora Kitaplığı’nın editörü Osman Akınhay da tam bunu sormuş ve ilk kez tanışmamıza karşın cevabını kendisi vermişti: “Deli işi!” Gerçekten de deli cesareti. Üstelik, eğer iltifatınız gibi “tarihi” bir çalışma ise o değeri görmesi gerekir, öyle değil mi? Ama yok, mesela bazı Kürt internet sitelerinde bir magazin ünlüsünün sansasyonu kadar bile değer görmedi. Bir düş kırıklığını ifade etmiyorum. Böyle olacağını biliyordum üstelik. İşte deli cesareti ve işi de bu zaten. Öte yandan Kürt kültürü ya da edebiyatıyla ilgili iyi kötü bir iş yapan pek çok kimsenin beklediği minneti de beklemiyorum. Madem yapabiliyordum, yapmalıydım ve yaptım da. Bu, bilimsel merak ve etiğin bir gereğidir. Bu yüzden bu noktada kalmayacak. 2009’dan itibaren Kürt şiiri yıllıkları hazırlamaya başlayacağım. Yılın şiirle ilgili bütün önemli olaylarını içeren yıllıklar olacak. Lehçelerde birbirinden bağımsızlaşmamış ama vurgu, telaffuz benzerlikleri taşıyan sözcüklere ilişkin bir çalışma yürütüyorum. Son olarak da bir yazarlar sözlüğü düşüncem var. Antolojiye başlarken, şimdi çıkmış bulunan antolojinin üçte biri kadar bir çalışmayı öngörüyordum. Yazarlar sözlüğü için ise 2000 kadar ismi öngörüyorum. Umarım bu öngörüm de, antoloji öngörüsü kadar eksik bir öngörü olur. Son olarak şunu sormak istiyorum. Kürt şiirinde bir alfabe birliği sorunu da var. Hazırlamayı düşündüğünüz şiir yıllıklarında bu sorunu nasıl aşacaksınız? Pek çok dilde alfabe birliği sorunu var. Kürtçe’de de var. Kürtçe’de Latin, Arap ve Kiril alfabeleri kullanılıyor. Kiril Alfabesi yavaş yavaş terk ediliyor gerçi ancak, Arap alfabesi hâlâ yaygın. Hangi alfabenin Kürtçe’yi tam anlamıyla taşıdığından çok, güncel gerçeklere göre hareket etmek lazım. Bu anlamda yıllıkları bir süre Latin ve Arap alfabeleriyle hazırlayıp, sonra bütünüyle Latin Alfabesi’ne geçmeyi tasarlıyorum. Eski metinlerin hızlı biçimde Latin Alfabesi’ne çevrilmesi lazım. Aslında Kürtçe çok geniş bir çalışma alanı. Gençlerin bu alana yönelmesi lazım. Sözcük derlesinler mesela, din uzmanlarından metinler, kitaplar toplasınlar. Latin Alfabesi’nin ışığı altında Kürtçe’ye büyük hizmetler edebiliriz. Selim Temo kimdir? Şair, yazar, akademisyen ve aynı zamanda da çevirmen olan Selim Temo, 27 Nisan 1972’de Batman’ın Mêrîna köyünde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde, ortaöğrenimini Batman’da tamamladı; Batman 60. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu, Batman Lisesi, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Etnoloji Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını “Cemal Süreya Şiirinde Bedenin Yazınsallaşması” başlığıyla, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Aynı bölümde doktora yaptı. En uzun erimli çalışması, Esmer Dergisi’nde ara sıra deklare ettiği ve Eylül 2007’de Agora Kitaplığı tarafından yayımlanan Kürt Şiiri Antolojisi’dir. |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
Yazı çok uzun okuyamadım tamamını ama kısmet olsa okumaya çalışırım, şiire katkı gibi gözüküyor.. Bu nedenle teşekkür ediyorum
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| TÜrkİye Genelİnde Tescİllİ TaŞinmaz KÜltÜr Tabİat Varliklari İle Sİt Alanlari | dojehist | Genel Kültür | 2 | 20-08-2008 10:29 PM |
| Avrupa Kürtleri | MÊVAN | İlginç Konular | 5 | 06-03-2008 01:40 PM |
| Nilüfer Akbal: Ben Kürt Müziğinin Dünyaya Açılan Penceresiyim | Bendewelat | Müzik Sohbet | 18 | 24-01-2008 03:30 PM |
| Kürt Kimliğinin Dayanakları ve Kırılma Noktaları* | JİYAN ADAR | Genel Kültür | 8 | 21-01-2008 04:48 PM |
| Batı Literatüründe Kürt Kadını | PCkopat | Genel Kültür | 17 | 20-11-2007 01:12 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.