Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Genel Kültür

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 02-11-2007, 02:18 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: BURASI 4. KOĞUŞTUR BENİM ABİM...!!!!!!!
Mesaj: 1,181
Üye No: 174436
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 10434
Rep Puanı : 1043185
Rep Derecesi
JİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond repute
Exclamation Ünlü Kürt Şairi Cigerxun, 1. Dünya Savaşında kürtlerin içinde bulundukları içler acıs


KÜRT HALKINA OLAN BORCUM NEDENİYLE SÜRDÜRÜYORUM


Mon, 16 January 2006 18:35

Bu bülüm Kemal süphandağ'ın "Ağrı direnişi ve Haydaranlılar kitabından alınmıştır.

Hüseyin Paşanın oğlu Mehmet Bey Bu konuda şunları söylemektedir:
"ilk Hamidiye Alayları şarkta kurulduğu zaman merhum Sultan Abdulhamit, Patnos ve çevresinde Hamidiye alayını kurmak üzere onu miralay rütbesiyle vazifelendirdi.
Sonra 1331-1915 tarihinde Doğubeyazıt ve Kağızman da Rus ve Ermenilere karşı büyük savaşlarda basarı kazandı. Daha sonra Ahlat’ın Karmuş köprüsünü Ruslardan koruyarak, Halil paşa ve Ordusunun köprüden geçmelerini sağlamaya muvaffak oldu. Bunu yaparken de, Rus askerlerine çok zaiyat verdirdi. Hüseyin Paşa’nın bu başarısından dolayı İttihat ve Teraki Hükümeti ve Sultan Reşat onu Mirliva rütbesine yükseltiler."


Ünlü Kürt Şairi Cigerxun, 1. Dünya Savaşında kürtlerin içinde bulundukları içler acısı durum ve Kürt liderlerinin savaşan devletler karşısındaki tavır ve tercihleriyle ilgili şu bilgileri vermektedir;


1914 te birinci dünya savası patlak verdi. Bu büyük savaş Sırbistan da başladı. Avusturya Macaristan Kra1ının oğlu Erşidoq Sırbistan’da öldürüldü. Bunun üzerine Avusturya-Macaristan imparatorluğu, Sırbistan'a karşı büyük bir saldırıya geçti ve Almanlar da onlara yardım etti . Ruslar v e İngilizler'de Sırbistan’a yardım ettiler. Almanya da okuyan Jöntürk’ler bir Turan ülkesi kurma hayali ve Almanya'nın, tahriki ile b u savaşta Osmanlıları Almanya'nın mütefiki olarak savaşa soktular. Bu nedenle de, bu büyük savaş Kürt Coğrafyasına da sıçradı ve Kürt1er bu savastan büyük zararlar gördüler. Bu savaş Kürtler için tam bir felaket oldu.
Osmanlı Ermeni fermanını çıkardı ve savaş baslar başlamaz, Ermeniler dağlara çıktılar. Cahil, okumamış Kürtler Ermenilerin peşine düştüler ve gördük- leri yerde öldürdüler. Bu çatışmalarda Hıristiyan yakubî Kürtler de nasibini aldı.
Ermeni çeteleri Rus askerlerinin önüne düşüp Kürtlere saldıryor-lardı. Köyleri yakıp, talan edip halkı öldürüyorlardı. Sayısız Kürt, yağmur, çamur ve soğukta memleketlerini terk edip, büyük göçlerle aşağı Kürdistan’a yığıldılar. Osmanlılar’da, Kürdistanı boşaltıyorlardı ki, Rus asker- leri ile Kürtler arasında bir iliski oluşmasın.
Pek çok kanlı savaş, Kars, Ardahan ve Hasankale’de oluyordu. Dervişler, Hasankale'deki savaşlarla ilgili pek çok ağıt söylüyorlardı ve kadınlar ağlıyordu. Bu şekilde Kürt halkında Rus ve Ermeniler'e karşı kin ve nefret uyandırılıyordu. Herkes islamiyet için Rus ve Ermenilere karşı savaş meydanlarında ölmek, Allah yolunda canını malını vermek istiyordu. Kürt Şeyh'ler i ve Ağaları açlık ve yokluğa rağmen, din düşmanlarıyla savaşmak için gönüllü askerler toplayıp, milli çete- ler oluşturuyorlardı. Sayısız Kürt, bu savaşlar d a kayboldu. Pek çok ocak battı, pek çok ev erkeksiz kaldı. Bir yandan savaş; Bir yandan hastalık ve açlık memleketi sarmıştı. Milyonlarca küçük-büyük, kadın-erkek, duvar diplerinde tifo ve koleradan öldü, yada esir düştü. Ve yine binlercesi Osmanlı tarafından dağlarda, çöllerde kaybettirildi. Devlet tüm buğdaylarını, yiyeceklerini ve mallarını " muavene" adı altında kamçı ve sapa zoru ile almakta idi. Hepsi aç, hasta, yalın ayak, yersiz-yurtsuz, soğukta, duvar diplerinde dolaşıyorlardı. Yukarı Kürdistan halkı düşmanından, İslam düşmanından, yerini yurdunu bırakıp, aşağı Kürdistana sığınmıştı. Fakat aşağıdakilerde yukarıdakiler de aç idi. Aç, susuş, talana uğramış, perişan bir halde nereden gelip, nereye gittiklerini bilmiyorlardı. Tek bildikleri düşmanlarından kaçıyor olmalarıydı. İslamiyet için bir şeyler yaptıklarını düşünüyorlardı. ölümün pençesinden kurtulduklarını sanıyorlardı. İstiyorlardı k i kendilerini savaşsız alanlara atıp ölümden kurtulsunlar. Fakat ölümden kaçıp ölüme gittiklerinin farkında değillerdi.
Meğer çoluk çocuklarını kanlı savaş meydanlarından çekip çıkarmışlar ancak yine de ölüm hududunu aşamıyorlardı. Çünkü, savaşın yol açtığı hastalık, açlık ve soğuk yollarını gözlüyordu.
Kısacası Kürdistan’da açlık,hastalık ve yokluk her tarafa yayıldı.Her yerde ölüm, her yerde talan ve her yerde perişanlık. Rus hududundan Kars, Ardahan ve Bitlis'e kadar Kürtler, memleketlerini bıraktılar. Köyleri ve ekinleri yakıldı. Memleketleri boşaltıldı. Fakat Rus ne yapacaktı; boş ve insansız memleketi bu nedenle de bir kaç Kürt büyüğüne el uzattı ve dedi ki "Biz,sizi öldürmeye, talan etmeye gelmedik. Biz size hürriyetinizi vermeye, size bir devlet kurmaya geldik." Bu istemi konu alan mektuplar yazıp, bir kaç Kürt büyüğüne gönderdiler. Bu. mektupları Bedirxan Paşa'nın oğulları, Kamil Bey ve Abdulrezak Bey vasıtası ile, Haydaranlı Kör Hüseyin Paşa, Cemié Çeto, Mıhemedé éli'yé Sasoni'ye gönderdiler.
Kör Hüseyin Paşa diyor ki, " Kamil Bey’in mektubu bana geldi, fakat, ben aşağıdaki şekilde cevabını verdim."
Eğer sen Bedirxan Paşa'nın oğlu olsaydın, gavur askerlerini îslamiyetin namusunun üzerine salmazdın. Fakat, inanıyorum ki sen bir Ermeni çocuğusun. Annen seni bir Ermeni’den piç tutmuş.
Kör Hüseyin paşa, çocukları ve Hacı Musa Begé xweti ile beraber Amud'a gelmişlerdi, Kürt Abdurrahman Paşa’nın konuklaydılar. Anadolu'dan kaçmışlardı. Bir kaç defa kendisi ile sohbetim oldu.
Bana her şeyi anlattı. Fakat aklımdan çıkmayan beni en çok etkileyen şu sözleri oldu;
"-Seyda! ben çok kişi öldürttüm, çok talan yaptırttım, fakat ben korkmuyorum. Bunların hiç birinden dolayı Allah’a karşı utanç duymam, yalnızca, Kamil Beg'é Bedirxan’a yazdığım cevap aklımdan çıkmıyor." diyordu ve saçlarını çekip, kafasını yumruklayıp "Kör Hüseyin" diyor ve dövünerek ağlıyordu.
"-Ben Allah'a karşı ne cevap vereceğim? Allah'tan dileğim beni sağ olarak memleketime ulaştırması. Memleketime ve Haydaran aşiretine gideyim yeter" diyordu.
Fakat Hüseyin paşa, Barzan Şeyhi'nin evinde, Hacı Musa Begé xwedi’nin oğlu Medeni tarafından öldürüldü. Ve Şeyh Ahmet Barzani, "Mustafa Barzani'nin ağabeyi" Musa Beg'in kardeşi Nuh Beg'i evinde öldürerek Hüseyin Paşa'nın intikamını aldı. Sonradan da Medeni Hüseyin Paşanın torunu tarafından öldürüldü.”
ikinci ve Üçüncü mektubu Ebdurrahman’é éliyé Yunıs şu şekilde anlatıyor."-Bu mektup kardeşim Muhammed'in eline geçmiş ikimiz birlikte Cemil'é Çeto’ya gittik. Biz konuyu anlattığımızda Cemil gülerek sizin mektup gibi bir mektupta bana geldi,fakat ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Eğer Şeyh Mahmud-é Zoqeyde bizimle olmasa biz hiç bir şey yapamayız. Kendisi ile görüşüp onu da yanımıza alalım. Eğer o bize destek verirse biz bu memleketi 24 saatte alırız. Biz üçümüz kalkıp Şeyhin yanına gidip meseleyi kendisine anlattık.
"Şeyh"- Benim biraz evde yalnız başıma düşünmem gerekiyor düşündükten sonra size haber verebilirim. Sex yarım saat sonra evden döndü ve dedi ki "Vala Cemil ben yetmişe yaklaştım. Bu yaştan sonra Rus askerini Müslüman namusuna salamam, fakat siz istiyorsanız kendinize bir devlet kurun. Benim sizinle işim olmaz. b e n bu işte yokum dedi.
Biz Şex’ten ayrıldıktan sonra Cemil dedi ki " Eğer Şex Selami ile Şex Mahmut bizim le olmazlarsa, biz hiç bir iş yapamayız. Eşlerimiz bile bizi yataya almazlar. Bunun üzerine biz de meseleyi orada kapattık ve evlerimize gittik."
Görüldüğü gibi Kürtler tercihlerini yüz y111ardır birlikte yaşadıkları dindaşları, Türkler'den yana ku11andı1ar. Bu uğurda devlet kurmayı dahi feda ettiler. Bu, tercihlerin de dinin yanı sıra, Osmanlı Ümmet Sistemi içinde Ermeni ve diğer. Gayri Müslümlere karşı imtiyazlı konumlarının da rolü büyüktü. Pek çok yerde Ermeniler Kürt Feodallerinin emrinde ve mahiyetin de yaşamaktaydılar. Hatta bazıları dinlerini de değiştirip Kürtleşmiş-ti. Bu nedenle onlardan kalan mala mülke sahip olmak varken, Kürtlerin onlarla bir devlet kurmaları çıkarlarına uygun değildi. Devletin geliştirdiği "Kürdistan Ermenistan olacak" söylemi ve dini motifleri ön plana çıkaran propagandası ve daha sonra Türk—KUrt kardeşliğine dayanan söylem ve protokoller de bu tercihte önemli etkenler oldu.
1914'teki Rus işgali döneminde Hüseyin Pasa'ya bağlı Hamidiye alayları Ağrı"yı can siperane bir şekilde savundular. Hüseyin Paşa'nın yeğeni Mehmudé Resé, yukarı da konu edilen mektubun O esnada Hüseyin Paşaya ulaştığını Paşanın da din adamlarıyla bu teklifi değerlendirdiğini, din adamlarının böyle bir teklife uyulmasının dine aykırı olduğunu belirtmeleriyle de Paşanın var güçleriyle savaşa devam kararını verdiğini söylemekteydi. Mahmut bey; İkazlarına rağmen Paşanın da bu çatışmalara katıldığını ve hatta mermilerin yağmur gibi yağdığı bir ortamda Onun korkmadan, namaz kıldığını belirtmekteydi. Pek çok çatışmadan sonra, Hüseyin Paşaya bağlı birlikler Ağrı çıkısında Rus Ordusu'nu durdurdular. Ruslar bu yoldan ileriiyemedikleri için yönlerini değiştirip, Muş tarafından ilerlemek zorunda kaldılar, Bu savaşta pek çok kayıp vermiş ve verdirilmiştir. Malazgirt ve Muş'ta da Hamidiye Alayları, Ruslarla savaşa devem ettiler. Bu çatışmalardan birinde Hüseyin Paşa'nın oğlu Salih atıyla bir kuyuya düşerek yaralanır. Bölgenin her yerinde Rus ve Ermenilere karşı var güçleriyle mücadele sürdürürler. Garo Sosoni; Hamidiye Alaylarının Ermenilere karşı mücadeleri ile ilgili olarak şunları yazmaktadır;
"1920 yılındaki." Ermeni-Türk" savaşı (Eylül, Ekim ve Kasım ayları) döneminde Ermeni bağımsızlığı için kader tayin edici bir dönemdeyken, Osmanlı Ermenistan'ında yaşayan Kürtlerden bazıları Karabekir Kazım Paşayla birleşerek Ermenilere karsı çarpıştılar. örneğin; Oltu ve Kulp Kürtleri benzer hareketlerde bulundular. Haydaran aşireti (Malazgirt-Erciş) Kör Hüseyin Paşa önderliğinde gönderdikleri büyük sayıdaki süvari birlikleri ile, Kars ve Aleksandropol, çatışmalarına katıldılar.
Kürtler Mustafa Kemal hareketine karşı özel bir sevgi besleme-melerine rağmen, Sultan Hamit, döneminde kendilerine verilen imtiyazlara tekrar kavuşacaklarını umut ettiklerinden Mustafa Kemal’ in, galip olmasını istiyorlardı. Bilindiği gibi Haydaranlı Hamidiye taburları ve bizzat Kör Hüseyin Paşa'nınkiler, Sultan Hamit devresinin en başıbozuk taburlarındandı. Onlar tarihin önemli olaylarının gidişatını daha henüz kavrayamamış ve bilinçsizlikleri nedeniyle bu kez de Ermeni ulusunu çok üstün Mustafa Kemal güçleri karsısında yine yanlız bırakıyorlardı ki, daha sonraları ise, aynı güçler silahlarını onlara yardım edenlere (Kürtlere) karşı insafsızca kullanacaklardı."
Osmanlı, Hamidiye alaylarını diğer cephelerde de kulandı. Hamidiye Alaylarının Yemen de bile savaştırıldıkları bilinmektedir.
1919'da M.Kemal, Erzurum Kongresi’ne davet ettiği kürt aşiret reislerine gönderdiği, Kürt-Türk kardeşliği ve din kardeşliğini ön planda tuttuğu mektuplarla, diğer Aşiret Reisleri gibi, Hüseyin Paşanın da desteğini alır.
Hüseyin Paşa, Erzurum Kongresine, yeğeni Hasan Bey’i(Mehmet Sıdık Bey’in oğlu Hasan Haydari 1.mecliste Van mebusu) gönderir.



Daha önce anlatıldığı gibi, 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaş-masıyla Kürt Coğrafyasının bölünmesi, Daha sonra Hilafetin kaldırılması, 3 Mart 1924’te Medreselerin kapatılması ve 1. meclisin fesh edilerek yeni bir meclisin atanması nedenleriyle;
1. Mecliste, Bitlis mebusu olan Yusuf Ziya ve Cibriyan Aşireti Reisi Halit Bey'in organizatörlüğünde Palulu Şeyh Said Efendinin manevi önderliğinde kurulan “Azadi Örgütü”, bir Kürt Ulusal Hareketi için çalışmalar yapar. 1925’te bu üç lider, tüm önemli aşiret liderleriyle temasa geçerler. Bu liderlerden biride Hüseyin Paşadır.
Kör Hüseyin Paşa, harekete destek için çalışmalara başlar. Bu amaçla, kendi nüfuzunda ki aşiretlerin ileri gelenlerini toplar. Toplantıda Hüseyin Paşa, Palulu Şeyh Said Efendinin ayaklanma çağrısını anlatır. Toplantıya katılanlar kendisinin vereceği karara katılacaklarını belirtirler. Bazıları da, mevsimin kış olmasından bahisle, bu mevsim de başlayacak bir hareketin kendilerini çok olumsuz etkileyeceğini belirtirler. Ayaklanmadan yana olanların basında Hüseyin Paşanın yeğeni Usıbé Evdal Ağa gelmektedir. Usıb Ağa;
-Pasa, sen buradan bin atlıyla yola çıksan İstanbul'a varana kadar bu sayı on binleri bulur. Yalnız Kürtler değil, Türklerden de çok büyük destek bulursun, zira bu rejime Türkler ve diğer etnik yapılardan da büyük hoşnutsuzluk var der.
Toplantı sonunda, Bedüizzaman Saidi Nursî ve Şeyh Fehim Arvasi’ye ve Şikaki aşireti Reisi Sımko ile de görüşüldükten sonra karar verilmesi fikri benimsenir.
Hüseyin Paşanın Said—i Nursi ile o dönemlerde sıkı ilişkileri vardı. Oğlu Mehmet Bey, bu konuda şunları söylemektedir;
"1.Cihan Harbi öncesinde, Şarkta bir çok dini medresenin açılmasına yardımı olmuş, ulema ve meşayiha karşı hürmet ve itaatı, dürüstlük ve namusluluğu ile şöhret kazanmıştı. Aynı sıralarda Bediüzzaman Hazretleriyle sık sık görüştükleri olurmuş. Hatta o tarihlerde Üstat Bediüzzaman İstanbul da bulunurken, kendiside tedavi maksadıyla İstanbul Askeri Gülhane Hastanesi’nde bulunduğu zaman, Bediüzzaman ile Ahiret kardeşliği hususunda akd-ı uhuvvet ettikleri de meşhur olmuş. Hüseyin Paşa, İstanbul’dan tedaviden döndükten sonra, artık Bediüzzaman'ın her emrine amade şekilde hareket edermiş. Bediüzzaman’a danışmadan hiç bir şey yapmaz ve hiç bir harekette bulunmazmış...Nihayet Hüseyin Paşa, Şeyh Said hadisesinde en ufak bir dahli olmadığı halde, 1926 sürgünleri içinde O da sürgüne yollanmış, Kayseri'ye mecburi iskan verilmiş, iki sene kadar Kayseri’de sürgün hayatı yaşadıktan sonra dayanamamış, firar etmiş ve Suriye yakasına geçmiştir."
Ayrıca İranlı Sımail Ağa ve yöredeki Sipki, Celali, Ademi ve diğer aşiretlerle de görüşülmesi kararlaştırılır. Kör Hüseyin pasa, Saidi Nurs-i ile görüşmek üzere Van'a gider.
Hüseyin Paşa ile Said-i Nursi’nin görüşmeleri Pek çok kitapta yer almaktadır. (Necmettin Şahiner’in; Bilinmeyen taraflarıyla Beddiüzzamans.254 ve Burhan Bozgeyik ( Kim Cumhuriyetçi Bediüzzaman mı? Mustafa Kemalmi? )
Her iki kitapta da Saidi Nursi'nin Hüseyin Paşayı adeta azarlayarak Şeyh said Direnişine karşı çıktığı anlatılmaktadır. Bozöyük’ün kitabın da daha da ileri gidilerek, Saidi Nursi’nin, Kürt Halkını; vahşi, kendi kendini yönetmekten aciz,onları ancak ehil ve layık olan Türklerin yönetebileceklerini söylediği belirtilmektedir. Kendiside Kürt olan Saidi Nursi’nin böyle söylemimidir bilmiyoruz fakat inanmak istemiyoruz. Bu Düşünceleri, ancak İslami değerlerden uzak, Kürtleri hakir gören bir Türk ırkçısı, zihniyet söyleyebilir.Bize göre, aşağılayıcı ve azarlayıcı bu sözler Saidi Nursi'nin olmamalıdır.
Bu olayla, ilgili bizim gibi kafasında şüphe uyanan birileri daha vardı. Bu zat (Badiüzzaman Saidi Nursi Mufassal Tarihçe—i Hayatı) adlı kitabı yazan Abdülkadir Badıllı idi. Kendisini Said-i Nursi'yi oturtmak istedikleri Türk ırkçısı ve Kürt düşmanı çizgi konusunda gerçekleri tespit etmek için sarf ettiği gayrette ve gerçekleri bulup bu zihniyetin oyunlarını ve yalanlarını gün ışığına çıkarmasından dolayı kutlamayı bir borç telaki ettiğimi belirtmek istiyorum. Badıllı, bu kitabın da amaçları Badiüzzaman'ın Kürtleri vahşi,çapulcu,hırsız kendi kendilerini yönetmekten aciz gösteren ilkel kafatasıcı bir Türk ırkçısı gibi lanse etmek isteyen bu kişilerin yalanlarını tek tek inceleyip kimi yerde bizzat Bediüzzaman’ın sözleriyle, kimi zaman sözünü ettikleri tanıklarıyla görüşüp yalanlarını ortaya koymuştur. Uzun bir araştırma olduğu için biz sadece Hüseyin Paşa ile, Bediüzzaman'ın görüşme-lerinin tanığı olan Molla Hamit ile yaptığı söyleşiyi aktarmayı yeterli görüyoruz,
"-Bazı dedikodulara medar olmuş Hazreti üstat Bediüzzaman ve Hamidiye Paşası Kör Hüseyin Paşanın mülakat ve muhaberelerinin aslı nedir? Hadise nasıl cereyan etti? Lütfen olduğu gibi anlatırmısınız."
-Molla Hamit:"Ben neşredilmiş bazı kitaplar da benim rivayet-lerim ile ilgili bazı şeyler de dinledim. Çok ilaveler gördüm, çok üzüldüm..Bunları kim böyle nakletti diye Van'da soruşturdum. Hic kimse, ben duydum veya söyledim demedi. Şimdi Hüseyin Pasa ve Üstad Hazretleri’nin görüşme hadisesini aynen anlatacağım, hadise şöyle oldu;
Hasreti Üstad'la birlikte,Erek Dağı'ndaki harabe kilisesinde idik. Günlerden bir gün, ben ve bir ara Hicaz’da kalıp,orada büyük nam vermiş şeyh Ekber-ül Vani lakabı ile anılmış, büyük veli Şeyh Sükrullah Efendi'nin oğlu Esasüddin ile ikimiz Üstad'ın yanında idik,O gün ikimizden başka Üstad'ın yanında hiç kimse yoktu.
Hüseyin Pasa, iki hizmetçisiyle birlikte üstad'ın ziyaretine geldiler.Atlarını kilisenin kapısı önünde ağaçlara bağladıktan sonra içeri geldiler. Hüseyin Paşa çok uzun boylu ve iri yarı bir insandı. Her bir parmağı benim, bileklerim kadar kalınidi,O gün Paşalık altın madalyalarını da takmış gelmişti.Çok heybetli idi. İçeri girdiler,son derece edep dairesinde Hazret-i Üstad’ın ellerini öptü ve diz çökerek huzurunda oturdu.Biraz sonra bir mendil içinde,tahminen yarım kilo kadar altını çıkarıp oraya bir yere indirdi.
Hazret-i Üstad "O nedir dedi."
Paşa:"Kurban benim helal malımdan zekatimdir,size getirdim" dedi.
Üstad:"Sen kendi yakınlarından,akrabalarından, köylülerinden hiç kimseyi bulunmadın mı ki, ta buraya kadar getirdin?"
Paşa: "Kurban Benim akrabalarımın,yakınlarımın hepsi zengin. Fakir kimse yok. Müstehakkı sizsiniz..."dedi.
Hazret-i Üstad: "Zekatin nakli caiz değildir. Orada bir çok fakir-ler varken, bunca köyü aşıpta buraya kadar niçin getirdin?" dedi.
Hüseyin Paşa:"Seyda, kurban, hiç olmazsa beş on tanesini
kabul ediniz! Burada yanınızdaki talebelerinizin ihtiyaçlarına sarf edersiniz” dedi. Hazreti Üstad: Hayır , mümkün değil, benim zekata ihtiyacım yoktur” dedi. Kabul etmedi.
Biraz sonra,
Hüseyin Paşa: "Seyda sizinle hususi bir istişarem de olacaktır. izin veriniz, talebeleriniz dışarı çıksınlar, hususi konuşmak istiyorum” dedi .
Hazreti Üstat "Hayır, bunlar benim vücudumun parçalarıdır ayrılmaz-lar. Neyin varsa, söyle ! "dedi ,
Hüseyin Paşa : Seyda, eğer bize izin verirseniz isyan edeceğiz. "
Hazreti Üstad : Ne için isyan ediyorsunuz? Ali’nin, Hasan’la kabahati varsa. Haydar, Ömer’e ne yapmış...Arada müslüman kanı dökülecektir...
Hüseyin Pasas "Ruslar bizi vurdu, öldürdü, perişan etti. malımız, canımız telef oldu gitti. Fakat namusumuza bir şey olmadı. Şimdi elimizde kalmış olan bir dinimiz ve namusumuz da gidiyor.
(.. .Filhakika Şeyh Said hadisesi üzerine, hatta daha önceleri de artık zülüm ve namusa tecavüz yer yer işitiliyor. Bir köye bir jandarma gelir, bir eve gider. Ev sahibi koyun keser, her şeyini ortaya kordu. Lakin gelen Jandarma ev sahibine: "Sen bu evrakı falanca yere götür. Seni burada bekleyeceğiz diyor. Maksadı da adamı gönderdikten sonra, namusuna tecavüz etmek. Bu gibi hadiseler çok vuku buluyordu. Nitekim bilahare vuku gelen Zilan Deresi hadisesi böyle bir namus meselesinden meyydana gelmişti . İki , üç jandarmanın bir köyde namussuzca, bir kadına el atmaları üzerine, jandarmalar öldürülmüş, zamanın hükümeti de o bölgede çoluk çocuk demeden, kadın ihtiyar ayırmadan binlerce insanın katliamını reva görmüşlerdi . İşte Hüseyin Paşa bu gibi hadiseleri dile getirmek istiyordu.”Bize izin ver hem piyadelerimiz, hem de süvarilerimiz hazır bekliyor." dedi.
Hüseyin Paşa’nın bu acıklı izahı üzerine Hazret-i Üstad epey uzun bir sükût edip düşündü. Sonra basını kaldırarak gayet lütuf ve mülayemetle:
"Paşa"dedi "Gel bu mesele hakkında Şeyh Ahmet—i Gezeri’nin divanını tefeül edip açalım, divan ne derse, kabul eder misin? "dedi.
Pasa "Evet , eder im. . . "dedi.
Hasreti üstad, cevaben divanı çıkardı ve tefeül ederek açtı.Şu beyit çıktı; Tür kçesi :
Bazıları kiliseden dönüp gelir , müslüman olur.
Bazıları da döner yahudi ma' bedine; gider yahudi olur.

Ben ise, ne onlardanım ne de bunlardanım.
Bana meyhane kapısı kafidir.Bu tefeülden sonra,
Üstad Hazretleri: işte gördünmü Paşa1 n, simdi ne sizdenim, ne de onlar danım" dedi^
Hüseyin Paşa: Seyda, sen benim kolumu kanadımı soğuttun. Ben, şimdi aşiretime dönsem, "Paşa korktu, onun için vazgeçti diyecekler "dedi .
Hazreti Üstad: "Evet ; korktu, onun için vazgeçti desinler, ama kan döktü demesinler "dedi. Ve en son, Hüseyin Paşa veda edip ayrılırken de,
Hazret- i Üstad Paşa’ya üç. Defa;
"Pasa kan dökme, kan dökme, kan dökme ! diye tekrarladı.
Hüseyin paşa, döndü, gitti kuvvetlerini dağıttı. Dolayısıyla Van bölgesinde bir hâdise vuku bulmadı.
İşte Hüseyin Paşa ve Üstad Hazretlerinin görüşme hadisesinin ve muhaverelerinin aslı budur."
Bediüzzaman’dan başka Hüseyin Paşa, kayın pederi ve yörede önemli bir dini otorite olan Şeyh Fehime Arvasi ile de görüşmüş O da Hüseyin Paşaya karsı çıkmıştır.
Hüseyin Paşa bu çabaları gösterdiği sırada, Şeyh Said ayaklanması zamansız bir şekilde bir provakasyonla patlak verir. Henüz gerekli ittifakları ve organizeyi yapamamış Hüseyin Paşa da, iki arada bir derede kalır.
Ayaklanma liderlerinden Cibriyanlı Halit Bey'in tutuklanıp götürüldüğü sırada, Hüseyin Paşaya haber gönderip kendisini kurtarmasını istediği, Hüseyin Paşanın kayıtsız kaldığı şeklinde idialar da vardır.
Halit Bey'in O günün koşullarında, tutuklu olarak askerlerin arasında götürülürken, Hüseyin Paşaya nasıl, kimin vasıtasıyla haber gönderdi? Böyle bir imkanı nasıl bulabil? O sırada gittiği Güzergahtan yüzlerce kilometre uzakta olan Hüseyin Paşa, böyle bir haberi alabilir mi? Almış olsa bile, O günün koşulların da, kendisine nasıl yardım edebilirdi. Bunların iyi analiz edilmesi gerekir. Dolayısıyla bu iddialar, kasıtlı ve maddi temelleri olmayan iddialardır.
Bir diğer iddia da, Şeyh Said ayaklanmasında İran'a geçmek isteyen direnişçilerin, yollarının Haydaranlılar, yada Hüseyin Paşanın nüfuzunda ki aşiret mensuplarınca kesilerek, geçişleri-nin engellendiği seklindedir. İhsan Nuri'ye mal edilen bu iddia kesinlikle yalandır."Med Yayınlarınca basılan İhsan Nuri Paşa Ağrı Dağı isyanı” adlı kitap’ta; Büyük yalanlar ve düzmece iddialar vardır. Hüseyin Paşa ile ilgili bölümde; Yanlış duyumlara ve uydurmalara dayalı olarak bazı olaylara da değinilmekte, ve bütün bu yalanlarda İhsan Nuri’ye atfen verilmektedir. Mesela;Ferzende Beyin Şeyh Said İsyanı'ndan sonra, yani Ağrı Direnişine katılmadan önce İran’a geçtiklerin de İran askerleriyle çıkan çatışmada öldürüldüğü belirtilmektedir. Oysa aynı kitapta ferzende Bey’in Ağrı da ki pek çok faaliyetleri anlatılmaktadır. Bu bilginin İhsan Nuri’ye ait olması mümkün mü? İhsan Nuri yıllarca kendisiyle birlikte Ağrı’da faaliyet yürüten Ferzende gibi birisi için nasıl böyle söylemiş olabilir. Yine; hacı Musa Bey'in yurtseverliği anlatılmakta, oysa, yurtseverliğini kanıtlayacak bir bilgiye yer verilmemektedir. Yani kasıtlı bir şekilde birilerini aklama, birilerini de karalama çabası vardır, İhsan Nuri'nin anılarının örjinal ve tahribatsız olarak anlatıldığı kitap Emin Karaca'nın AĞRI ETEKLERİNDEKİ ATEŞ adlı kitabıdır, Bu sorumsuzca tahribatları yapanları kınıyoruz.
O günün koşullarıyla olaya bakıldığında, İran'a geçişteki kilometrelerce süren dağlık,sarp ve pek çok aşiretin yaşadığı bir güzergahta, iyisiyle, kötüsüyle, hırsızıyla, kaçağıyla, hainiyle pek çok insanın yaşadığı tabiidir.Ayrıca, Önlerinin Tendürekte keskoilerce kesildiği bilinmektedir. Daha sonra anlatılacağı gibi, bu bölgede bizzat Hüseyin Paşanın direnişe katılmak için Kayseri'de sürgünden firar edip, Ağrı'ya gelen iki oğlu ve bir torunu da bölgedeki bazı kişilerin desteğiyle öldürülmüşlerdir. Hatta Hüseyin Paşanın kendisi de bir Kürt tarafından öldürülmüştür.
Yine Zilan katliamında, Keskoi aşiretinin pek çok insanı öldürdükleri ve mallarını talan ettikleri de bir gerçektir. Bu olayda ki mağdurların önemli bir kısmı Hüseyin Paşanın akrabalarıdır.
Fakat,koşullar ne olursa olsun Hüseyin Paşanın direnişe katılmada kararsız kaldığı bir gerçektir. Bu. da önemli bir olumsuzluktur; Ama, sürgüne gönderilmesini hazmetmemesi ve 90 yaşında iskana tabi tutulduğu yerden direniş için, bin bir güçlükle Ağrı’ya geçmek için, firarı da hiç şüphesiz olumlu bir davranıştır.
Ümetçi bir devlet yapısı içinde,feodalitenin egemen olduğu, dolayısıyla feodal çelişki ve çatışmaların hüküm sürdüğü cahil ve geri bir toplumda, o topluma egemen kişilerden bu günkü
Anlayış ve kriterlere uygun bir davranış beklemek yanlıştır. Doğal olarak onların da davranışların da çıkarları ve kendi realiteleri belirleyici olmuştur. Bu nedenle pek çok olumsuzluk yaşanmış ve birileri de bu olumsuzlukları kullanmışlardır.
Bu konuda “Devletlerarası sömürge Kürdistan “adlı kitabında (236-244) îsmail Beşikçi bu konuya kapsamlı bir şekilde yer vermektedir.
"...Birincisi 1925 Şeyh Said Kürt ayaklanması ile ilgili:
1925 sırasında, Kürt ayaklanmasına katılan veya katılmayan, aşiret reisi, şeyh., toprak ağası gibi unsurları, dört grupta toplayabiliriz,
1. Harekete doğrudan doğruya katılanlar,
2. Merkezi otorite yanında yer alanlar,
3. Hareketle uzak, yakın hiçbir ilgisi almayıp hareket bölgesi içinde olanlar,
4. Hareketle ilgisi olmayıp hareket, bölgesi dışında alanlar,
Birinci grupta 5-6'sı hariç olmak üzere Hami diye Alayları'nın hepsi vardır. ikinci grupta, Norşin Şeyhleri, Küfrevi Şeyhleri ve Hizan Şeyhleri vardır. Garzan'da Cemilé Çeto, Batman’da Emin Ramanlı vs. Üçüncü grupta örneğin Zilan bölgesi yer almaktadır. Dördüncü bölgede, Anadolu'nun ve Kürdistan’ın öteki yerlerinde yer alan Kürt toplulukları vardır.
Burada üzerinde durulması gereken son derece ibret verici bir olay vardır. Gerek harekete, organik bir biçimde, dişiyle, tırnağıyla, beyniyle, yüreğiyle katılan, gerek katılmayan karşı duran ve devlet yardımcılık eden aşiret reislerinin şeyhlerin vs. hepsinin de, idam edildikleri veya sürgün edildikleridir. Örneğin; Cemilé Çeto, Kürt ayaklanması sırasında merkezi otoriteye çok büyük yardımlarda bulunmuştur. Mustafa Kemal, kendisine (Kardeşim) diye mektuplar yazmıştır. O da Mustafa Kemal’e (Kardeşim) diye mektuplar yazmıştır. Fakat kendisi idamdan, ailesi de sürgünden kurtulamamıştır. Aynı şekilde Emin Ramanlı da devlet kuvvetleri yanında yer aldığı halde, daha sonra devlet kuvvetleri tarafından vurulmuştur...
Norşin ve Küfrevi Şeyhleri de devlet yanında yer almalarına rağmen sürgün edilmekten kurtulamamışlardır.
Üçüncü kategorideki bölgelerde yer alan insanlar da hem katliama ve soykırıma uğramışlar. hem de sürgün edilmişlerdir. Zilan Deresi ayaklanma bölgesi olmadığı halde, büyük bir soykırımla karşılaşmıştır. Soykırımdan geriye kalanlar da sürgün edilmiş-lerdir. Bunun yanında, dördüncü gruptan da sürgün edilenler ve cezalandırılanlar vardır.-
Burada, sürgünlerle yargılanmaları birbirinden ayırmak gerekir. Ayaklanmalar sırasında, devlet tarafından suçlu görülen Kürt ileri gelenlerinden bir kısmı Suriye'ye kaçmışlardır, istiklal Mahkemeleri onlar hakkında da'dava açmıştır. Fakat bu insanlar Suriye'de olduğu için yargılanamamışlardır. “
Şeyh Said ayaklanmasına, daha sonra kendileri de ayaklanacak olan Dersimliler, destek vermemişlerdir. Daha sonra Dersim ayaklanmasına da, suni Kürtler destek vermemişlerdir.
Şeyh Said isyanında, isyana karşı olan Haco Ağa, daha sonra T.C'nin kendisine yönelmesi ile Suriye'ye geçmiş ve Hoybun Cemiyeti içinde yer alarak,, Hoybun faaliyetlerine önemli katkı vermiştir. Şeyh Said ayaklanmasın da yer alan, daha sonra direnişin bastırılmasıyla İran'a gecen Şeyh Said' in oğulları Ali rıza ve Selehattin Efendiler, Ağrı direnişi sürerken T.C. nin Direnişi kırmak için çıkardığı aftan faydalanmak için Türkiye'ye gelip teslim oldular. Ve yargılanıp, mahkûm oldular. Yine ilk Ağrı direnişçisi, Bro'ye Heske Teli (Brahim Ağa), Şeyh Said isyanına karsı olmuş, Ama T.C kendisini sürgüne göndermek isteyince ayaklanmayı başlatmıştır. Simdi bütün bu şahsiyetler ve Aşiretler için yalnızca hain, ya da yalnızca Yurtsever mi demeliyiz?
Şüphesiz olaylara objektif olarak bakılmalı, olaylar ve olgular zaman, mekan şartları içinde incelenmelidir. Bu günün bakış açısıyla, Yüzyıl öncesi analiz edilmemeli. O günün koşulları ve bakış açısıyla bakılmalı, birilerini kahraman yapma amacıyla, birilerini de hain görme çabasına girilmemelidir.

JİYAN ADAR is offline  
Eski 06-12-2007, 05:33 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: BURASI 4. KOĞUŞTUR BENİM ABİM...!!!!!!!
Mesaj: 1,181
Üye No: 174436
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 10434
Rep Puanı : 1043185
Rep Derecesi
JİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond repute
Varsayılan


yaw onlar bun tazıları hiç okumuyorlarmı..

__________________
JİYAN ADAR is offline  
Eski 10-12-2007, 05:52 PM   #3 (permalink)
AKK
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Konum: ZAP
Mesaj: 1,994
Üye No: 25234
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 32942
Rep Puanı : 3293844
Rep Derecesi
AKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond reputeAKK has a reputation beyond repute
Varsayılan


zor spas delalo..paylasimlarin super otesi..cok degerli...
okunmasi dilegiyle..

guncel.

__________________
AKK is offline  
Eski 11-12-2007, 02:43 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: BURASI 4. KOĞUŞTUR BENİM ABİM...!!!!!!!
Mesaj: 1,181
Üye No: 174436
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 10434
Rep Puanı : 1043185
Rep Derecesi
JİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond reputeJİYAN ADAR has a reputation beyond repute
Varsayılan


spas hevalê hêja

__________________
JİYAN ADAR is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Dİlİmİz KÜrtce Ersin Dirok 16 15-11-2008 07:23 PM
Orta anadolu Kürtleri hakkında !!! önemli bir makale rozarin Genel Kültür 42 10-09-2008 01:51 AM
Kürt Karşıtlığı ve Nedenleri Üzerine Rockurd Genel Kültür 1 19-09-2007 08:25 PM
Kürt sanatında üretim krizi MÊVAN Müzik Sohbet 0 02-05-2007 01:37 AM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 10:05 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.