|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
![]() ‘‘Zamanımı anladım ve çağdaşlarımın ahmaklığını, kibirlerini, hırslarını sömürdüm. Bu, benim bu itirafım acı bir itiraf, görünebilece- ğinden daha acı verici. Ama en azından ve en sonunda dürüst olma gibi bir değeri var.’’ Picasso yirminci yüzyılın en çok para kazanan sanatçısıydı. Sanatı böyle nicelleştirme başarısı da herkesten önce ona aittir. Picasso yalnızca sanat dünyasını bir tecim dünyasına çevirmekle kalmamış, ama hiç tartışmasız yirminci yüzyılın en etkili, en ünlü, en başarılı tecimcilerinden biri olmuştur — yalnızca kendisinin beş para değer vermediği karalamalarını inanılmaz ederlerle satması anlamında değil, ama ahmak Bireyien Değerli yanlarından birinde, Güzellik duygusunda aldatmış olması anlamında. Sorun Picasso’nun düşüklüğü sorunu değildir. Sorun Sanat ve Modern Toplum arasındaki ilişkinin doğasından kaynaklanır. Bu düzeye dek, modern toplum varoldukça gerçek sanat biçimi yürürlükteki ekin için ancak bir gözdağı olacaktır. Modern Toplumun tanıdığı biricik değerin para, biricik ilişki biçiminin alış-veriş olması olgusu karşısında, sanatın sığ burjuva beğeniye uyarlanışı kaçınılmazdır. Sanat toplumsallaşınca, kendini toplumsal ‘değer’lere uyarlayınca bayağılık incelik, tiksinti beğeni olur. Modern sanat barbarlaştırır. ![]() Claude ve Paloma Oyunda. 1950. Kontrplak üzerine yağlıboya ve mine. 461/2 x 571/8" (118 x 145 cm). Picasso’nun başarısını, büyüklüğünü küçümsemenin olanaksız olmasına karşın, Picasso’yu Picasso yapan şey ne yeteneksizliği, ne karaktersizliği, ne de eğitimsizliğidir. Picassoları yaratan tılsımlı güç modern kitle toplumunun değerlerinden başka birşey değildir. Picasso miti estetik bir üstünlüğün değil ama insan küçüklüğünün, pazar ekonomisinin, hiçbir tinsel değere değer veremeyen burjuva sığlığının bir yaratısıdır. ![]() İp Atlayan Kız, 1950. Montaj ya da Assemblaj, 152 x 65 x 66 cm. Paris, Musee. ![]() Modern varoluşta niçin herşey analitik olmak zorundadır? Niçin parçalar yerlerinde olmamalı, niçin bütüne yaşam veren bağ koparılmalı, niçin doğal nesne biçimini, bütünlüğünü, birliğini yitirmelidir? Niçin herşey sökülmeli, yapısızlaştırılmalı, parçalanmalıdır? Yenilik tutkusu bu ayrıştırmacılığın duygusal ve mantıksal zemini olarak görünür: Kaos, uyumsuzluk, belirlenimsizlik, süreksizlik, görecilik, inançsızlık, geçicilik, tözsüzlük, içeriksizlik, çağrışımcılık, atomizm, uylaşımsızlık vb. modernist tinin yenilik dediği şeyi üretmesini sağlayan olumsuz terimleridir. Bireysellik (ya da türlülük, çoğulculuk) her durumda kötü bir tinselliğin dışsal, ezici, yabancı, yalancı birliğine yeğlenmelidir. Batının birlik ilkesi yoktur. İnsan doğasının onuruna, Batıda somut değil ama soyut yeğlenmelidir. Modern dönemde soyutlamanın kuramsal düşüncede olduğu gibi estetik beğeni alanında da başatlık kazanması modern tinin bir kaprisi değildir. Analitik ‘felsefe’ denilen Anglo-Saxon sabuklama Kübizmin sanatta yaptığı aynı soyutlamayı felsefenin kendi alanında yapar, somut olan kavramı değil ama soyut duyu-verisini, evrensel düşünceyi değil ama tekil duyusal öğeyi saltıklaştırır. Bütünü söker, dağıtır, parçalar, ve bu postmodern yöntemle dirimli olan bütünü dirimsiz bileşenlerine ayrıştırır, onu anlamsızlaştırır, saçmalaştırır, çirkinleştirir. Bütünün estetik ve ussal uyumu yerine, duyusalın ve düşünselin birliği yerine, dışsal ve kübist bitiştirmeyi, tutturmayı, yapıştırmayı geçirir, ve bunun için yöntemini her durumda kaotik çağrışım süreçlerinde ve onu denetleyen yabanıl bilinçaltı etmenlerinde bulur. Böyle ilkelliğin gizini anlamak güç değildir. Modern Akademik ‘sanat’ ve ‘felsefe’ kurumlarında Sanat ve Felsefe de tüm değerlerinden, tüm idealist güdülerinden soyutlanırlar ve tecimsel amaçların sıkıdisiplini altında öğretilmeye uygun analitik, bağsız, tutarsız biçimlere indirgenirler. Gevşerler, hafiflerler. Varoluşunu duyarlığın, duyuncun ve ussal düşüncenin barbarlaşmasına koşullu kılan bir toplumda, eğitimi baştan sona pazar kurallarına uyarlayan bir akademide, Sanat ve Felsefe de çirkinin ve yalanın aklanışına hizmet etmeye ayarlanırlar. Güzellik ve Gerçeklik onları reddeden kurumsallık tarafından ancak karşıtlarına çevrilerek öğretilebilirliğin alanına getirilebilirler. Bu modern soytarılık oyununda, kitle toplumu kitle felsefecilerinin, kitle sanatçılarının kitlesel üretimine de gereksinir. Bunlar bir yandan ekin işleyiminin gündelik gereksinimlerine yanıt verirken, aynı zamanda Güzelin baskılanışında sürekliliği sağlarlar. Bir yandan yalancı çözümlemelerle usu uyuşturmayı sürdürürken, aynı zamanda toplumsal aptallaşmanın sürekliliğini güvenceye alırlar. Modern toplum tek-boyutlu ussallığında bir tutarsızlık başyapıtıdır, tüm parçaları uyumsuzluk içinde işleyen bir düzensizliktir. Modern ‘sanat’ın güzeli konu almaması bir başka olanaklı sorunu da çözer çünkü güzellik duygusallığa yol açar. Duygu ise tam olarak modern toplumun yararcı törelliğinin işlemesini önleyecek etmendir. Benzer olarak, modern ‘felsefe’ gerçekliği konu alamaz çünkü gerçeklik ussallığa götürür. Us ise tam olarak modern toplumun gerçekliksiz varoluşu için birincil gözdağıdır. Modernizm duyguyu reddettiği yerde usu, ve usu reddettiği yerde duyguyu reddetmek zorundadır. Us ve Duygu ve Duyarlık bir ve aynı İdeanın anlatımlarıdır. Felsefeyi, Sanatı ve Sevgiyi püskürten bu uygarlık düşmanı, bu barbarlık dostu tutumlar, bu analitik, atomik, soyutlamacı eğilimler bir ve aynı usdışı bütünün sakınımı için zorunludurlar. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Modernizmin kendine özgü bir sürekliliği vardır: Tözsüz Sürekli Yenileşme Picasso süreklidir — yenilikte. Onun sürekliliği modern varoluş tarafından serseme çevrilen ve usunda ve ruhunda dayanıklı hiçbirşey, değerli hiçbirşey saklamayı başaramayan bireyin sürekliliğidir. Tözsel olmayanın, hiçbir öğesi sağlam olmayanın, her zaman yeni olanı arayanın sürekliliğidir. Onunki öyle bir akışkanlıktır ki akanın kendisi bir hiçliktir. Girdiği ırmak Herakleitos’un ırmağı değildir çünkü yalnızca tözü olan Logos’tan değil ama başka her tözden de yoksundur. Bunun dışında, Picasso süreksizdir, kopuktur — uygarlıktan, sanatın sürekliliğinden, güzelliğin sürekliliğinden. Picasso da yapıtları gibi bir Paradigmadır: Tıpkı modern fiziği bilimsel süreklilikten koparan Einstein gibi, tıpkı niceliğin sürekliliğini uzaydan ve matematikten silip atan Hilbert gibi: Tıpkı insanlığın törel sürekliliğini kesintiye uğratan Anglo-Saxon yararcısı ve Amerikan pragmatisti gibi. Modern fizik, modern estetik, modern törellik YENİdirler. Bir birikim ve gelişim sürecine ait değil ama onun ötesinde ve üzerindedirler. Yeni bir bilim kavramına, yeni bir sanat ve yeni bir törellik kavramına anlatım verirler. Onlarda Kavramın kendisi yeni bir ‘kavram’ olur — eytişimsiz, karşıtlıksız, ve süreksiz. ![]() Modern toplum Aydınlanmış toplumdur, orada herkes kendi bahçesini eker, kendi bencilliği ile oyalanır. Orada pazar kurallarının düzenlediği toplumsal işlere ve ilişkilere inancın ve duyuncun kesinlikle burnunu sokmaması istenir. Ve orada geleneğin boş tinsel değerlerinden kurtarılan modern toplum bireysel varoluşa yararlık değerleri tarafından, tüketim değerleri tarafından belirlenen bir anlam verir. Duyguda diretmek, sevmek modern toplumsal varoluşa meydan okumak demektir: Seven insan sömüremez, aldatamaz, saldırganlaşamaz. Eğer aptalca severse, hasta olur. Modern roller için gereken duygu Sevgi değil ama Nefrettir. Bu düzeye dek, birey sevgiden ne denli uzaklaşırsa, duygusunu ne denli bastırırsa, modern toplumun oyununu o denli pürüzsüzce, o denli etkili olarak oynar, ve hırs, kazanç, saldırganlık, yokedicilik dürtülerinin özgürlüğü bireysel başarının vazgeçilmez koşulu olur. Böyle toplum inanç topluluğundan bambaşka birşeydir. Sözcüğün en gerçek anlamında özdekçidir. Bu insanlık-dışı varoluşta saf duyunç kaçınılmaz olarak anlamsızlıktan, değersizlikten, saçmalıktan yakınır. Modernizmden nefret bir varoluşçu başkaldırıya yoğunlaşır. Ama bu yakınma yakındığı toplumun kendisinin kategorilerine bağlı olarak düşündüğü sürece anlamsızı, saçmayı doğrulamanın ötesine geçerek neyin anlamlı, değerli ve gerçek olduğunu görmeyi başaramaz, modernist düşmanı ile işbirliği yapmayı, idealizm ve romantizme saldırma olanağını seçer. Yontudan mimariye, şiirden müziğe dek her sanat dalında yer alan evrensel çirkinleşme süreci egemen bir sınıfın ya da hükümetlerin komplosu değildir. Modern sanatın sıradanlığın, sığlığın ortak beğenisini yansıtması, halksal Güzellik duyusuna anlatım vermesi ya da sanatın kendini görgüsüz popüler beğeniye indirgemesi de söz konusu değildir. Pop sanat elbette çirkinin sanatı değildir. Çirkini beğenmek duyarlığın a priorisine, insan doğasının, insan özünün kendisine aykırıdır. Çirkini beğenmek ve Güzellikten tiksinmek özel bir ruhsal bozukluğu, bir duyarlık başkalaşımını gerektirir. Ve bu estetik indirgeniş özel bir entellektüeller sınıfına, ideolojiyi, nihilizmi, fanatizmi, sadizmi de üreten bir nefret ekinine aittir. Eğer Uygarlık kavramını modern Batı toplumunun sözde uygarlık durumu ile özdeşleştirmeyeceksek, eğer kavramı kendi değerinde tutacaksak, modern estetik çürümenin Uygarlaşmanın bir sonucu olmadığı, tam tersine Uygarlık Düşmanlığının bileşenlerinden biri olduğu vargısına ulaşırız. Öteki bileşenler arasında bilgiden korkan kuşkuculuk, bilimden nefret eden pozitivizm, değerleri değersizleştiren nihilizm, tinselliği bütününde yoksayan materyalizm vardır. Batı Uygarlığı anlatımını her zaman bir Batı ‘Uygarlığı’ anlatımı olarak anlamalıyız. Hiç kuşkusuz Galileo ve Kepler, Descartes, Hegel, Spinoza, Mozart, Beethoven, Goethe, Schiller, Waterhouse, Bouguereau, Alma-Tadema, Maxwell ‘Batılı’ felsefeciler, ‘Batılı’ sanatçılar, ‘Batılı’ bilimcilerdir. Ama tümü de ödünsüz ussalcılıklarından ve idealizmlerinden ötürü Batı uygarlığının düşmanları olarak görülürler, tümü de bu uygarlığın asıl sözcüleri tarafından horlanırlar, karalanırlar. ‘Uygarlığa’ değil ama Uygarlığa, Batıya değil ama İnsanlığa aittirler. Buna karşı, evrensel usdışına anlatım verdikleri düzeye dek Picassolar ve Matisseler, Sartre ve Einstein, Locke ve Hume, Nietzsche ve Russell ve benzerleri aynı usdışı yolunun yolcularıdırlar, pozitivizmleri, nihilizmleri ve kübizmleri ile sözcüğün en gerçek anlamında modern Batı uygarlığının ‘felsefi,’ ‘sanatsal,’ ‘bilimsel’ temsilcileridirler. ![]() |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
güzel bir yazı ama havada kalan bişeyler var..çirkin ve güzel arasına konan o keskin çizgi ile ilgili olarak... Picassoyu bir tecimci olarak görebilirsiniz ve hatta o da kendini böyle gösterebilir, lakin eserlerini çirkin olarak nitelendirmek yada pop arta çirkin değil demek...
Aslında sorun güzelliğin ne olduğuna ilişkin ... nedir güzel olan? bu soruyu sorduktan hemen sonra ardından şu soru gelir aklınıza kime göre güzel,neye göre güzel, güzelliğin izafi olan bu durumu onu tanımsız kılar, ayrıca zamanla değişen bir kavramı nasıl tanımlayabilirsiniz ki zaten? Aristo tanımlamadı mı zamanında derseniz gülerim sadece =) ayrıca sanat eseri "güzellik" olgusunu neden barındırmak zorunda kalsın ki?Sanat doyurucu estetik yaşantı için vardır ve doyurucu estetik yaşantı güzellik etkisi oluşturmak zorunda değildir =) çirkin sanat....olabilir =) Aztek sanatını bilir misiniz mesela? güzellikten yoksundur...çoğu toplumda , çoğu kez sanat yapıtının yarattığı estetik yaşantı korkutma,tiksindirme,irkiltme boyutlarındadır...Özde duygu yani başka bir değişle... "neden yapı bozumculuk" diyor yazar...neden olmasın? |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Tarİhsel SÜreÇ İÇİnde Postmodernİst SÖylem | PCkopat | Genel Kültür | 5 | 07-10-2008 01:11 AM |
| Hangi uzantılı Dosayayı Hangi Programla Açacaksınız ? | €urotash | Bilgisayar Yazılım ve İşletim Sistemleri | 0 | 02-08-2007 10:03 PM |
| Habgi uzantıyı hangi programla açağını bilmiyorsan tıkla. | phantomsahin | Program Download | 2 | 08-06-2007 11:17 AM |
| Estetik (sanat FeLsefesi) | Global | Felsefe | 1 | 27-05-2007 05:17 PM |
| Resim'e ve Heykel'e Alternatifler | xecê | Heykel | 3 | 03-04-2007 12:40 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.