|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Kürtçe hikaye ve çocuk ders kitapları alanında uzun bir yol kat eden APEC yayınevi sahibi Ali Çiftçi, Kürt aydınlarını Türkçe konuşmakla eleştirerek, “Bir toplumun öncüsü aydınlardır. Ancak Kürt aydınları Türkçe düşünüyor ve konuşuyor. Bu durum oto asimilasyonun önünü açmıştır” dedi.
Kürtçe hikaye, çocuk ders kitapları, şiir, roman, araştırma-inceleme kitapları yayınlamaya 20 yıl önce başlayan ve Avrupa’nın bazı ülkeleri başta olmak üzere Türkiye’de dağıtım yapan APEC yayınevi, uzun soluklu yayın hayatını günümüze kadar sürdürmeyi başardı. İsveç’in başkenti Stockholm’de bulunan APEC yayınevi, uzun yıllardır Türkiye’ye Kürtçe hikaye kitapları gönderirken sorunlar yaşamış ve geçtiğimiz yıl ise gönderdiği bin kitaba “Atatür’ke hakaret” içerdiği gerekçesiyle el konulmuştu. Yaşadıkları tüm zorluklara rağmen yayın hayatını devam eden APEC yayınevi, şu an Kürtçenin Soranca, Kurmanci lehçelerinde çevirisini gerçekleştirdikleri hikaye kitaplarının yanı sıra, talebe göre birçok dilden de kitap basımı gerçekleştiriyor. Ancak Kürt diline yönelik son yıllarda talebin azaldığına dikkat çeken Çiftçi, oto asimilasyonun giderek hız kazandığının altını çizdi. Çiftçi, APEC’in 20 yıllık serüvenini ve Kürt dilinde yaşanan sorunları ANF’ye değerlendirdi. - İsveç’e ne zaman geldiniz? - Türkiye’ye cunta geldiğinde Kürdistan’da bulunuyordum. Aslen İçanadolu Kürtlerindenim. Cunta ile birlikte Kürdistan’ı terk etmek zorunda kaldım. Anadolu’ya geri döndüm ve 80 yılında toparlanıp İsveç’e geldim. Çünkü Türkiye’de kalma koşulum yoktu. Burada Kürt dernekleri ve kuruluşları vardı. Ancak isim kültür derneği de olsa yine siyasetle bağlantıları vardı. Tabi cunta sonrası siyasi ayrışmalar yaşandı ve bağlı bulunduğumuz hareketlerden koparak burada Kürt kültür derneklerinde çalışmaya başladık. O dönem “Armanc” adında bir dergi vardı. Bu dergi 2-3 bin tiraja sahipti. Öte yandan Kürt sanat yayınevi vardı. Buralarda çalışıyordum. Söz konusu yayın evi ilk kez Pipi gibi hikaye kitaplarını Kürtçeye çevirmişti. Ancak bu kuruluşların arkasında bir siyasi hareketin bulunması özgür ve bağımsız çalışmalarında önüne engel oldu. - Nasıl bir engel? - Guruplar kuruluyordu ve bu guruplar çalışma yürütecekse bir yerlerden karar beklemek zorunda kalıyordu. Kültür faaliyetlerine siyaset karıştı mı, işler asla iyi gitmez. İşte ben bunu anladım ve 1987 yılında çalışmalarımı bağımsız yapmaya karar verdim. Bir basım evi buldum ve “artık ben siyaset yapmayacağım” diyerek işe koyuldum. - Tek başınıza yola çıkmak zor olmadı mı? - Siyasetten koptuğumun hemen akabinde basımevini buldum ve kendi başıma yapmaya çalıştım. Tabi zorlukları vardı. Ancak bağımsız çalışacaktım ve önünde projeler vardı. Kürdistan ve Anadolu’da da bazı deneyimlerim vardı. Bu çalışmaların şahsi de yürütülebileceğini düşünerek hareket ettim. İsveç’te de sunulan imkanlar vardı. Kürt çocukları açısından bakıldığında ise hiç bir çalışmanın olmadığını gördüm. Yani çocuk alanı tamamen boştu. Pedagoji de okumuştum. İki yıl Türk çocuklarına Türkçe dersler de verdim. Ancak Kürt çocuklarına yönelik bir çalışma yoktu. Kürtçe eğitim verebilmek için materyalde yoktu. Tüm bunları yaparken bir taraftan da kreşte çalışıyordum. - Çocuk kitapları fikri oradan mı geldi? - Evet. Rindo, Hemma gibi kitapların fikirleri oradan geldi. O kitaplarda bir pedagoji vardı ve çocuklar kendini o kitaplarda görebiliyordu. İlgilerini çektiğini görünce neden Kürtçe yayınlanmasın? dedim. Çünkü çok büyük bir zahmeti yoktu ve çocukların dili çok iyi kullanılmıştı. Sadece çevirisi yapılarak basımı gerçekleşecekti. - Kürt çocukları için hikaye kitabında sözünü ettiğiniz pedagojik dili yakalamak zor olmadı mı? - Kesinlikle çok zordu çünkü geçmişte bu dilde bir hikaye kitabı çıkmamıştı. Bu zorluktan hareket ederek işin sadece benim ve bir iki kişinin üzerinden yürünemeyeceğini anladım ve redaksiyon ekibi oluşturmaya karar verdim. En büyük amacım ise Kürtçenin her lehçesinden kişilerin redaksiyon ekibinde yer almasıydı. Çocuk dilini yakalamak çok zordur. Öte yandan Kurmanci lehçesinde birçok kelime netleşmiş değildi ve dil muğlaktı. Dil her bölgenin şivesine göre değiştiği için ortak bir dil yakalamakta oldukça zorluk çekildi. Çünkü bu kadar kelime dağarcığının içinde hangisinin doğru olduğunun anlaşılması gerekiyordu. Bu nedenle redaksiyonda bulunan arkadaşlarımız ilk dönemlerde büyük zorluklar yaşadılar. - Peki kitaplar yayınlandıktan sonra bu konuda nasıl bir tepki aldınız? - Çok fazla eleştiri aldık ve halende alıyoruz. Tüm Kürtlerin anlamasını sağlamak ve doğru kelimelerin kullanmak oldukça zordu. Öte yandan çocuk kitabı olduğu için yazıların melodik özellikleri olmalıydı. Soracağımız kimsede yoktu. Hatalar ve doğrularla büyük tecrübeler aldık. Kurmanci ve Sorani ekibimizle halende birlikte çalışıyoruz. Bizlere gelen olumlu yada olumsuz tepkiler çalışmalarımız üzerinde olumlu yönde büyük rol oynadı. Redaksiyonumuzda sürekli bizim yanımızda yer aldı ve halende bizimle yürüyorlar. APEC’in bugünlere gelmesinde Amed Tigris gibi arkadaşlarımızın büyük emeği var. Tabi tüm bunlara rağmen halende çok eksikliğimiz var. - Başladığınız günden bugüne kadar kaç çocuk hikaye kitabının çevirisini yaparak yayınladınız? - 88-89 yılında “Rindo” serisini çıkarmakla işe başladık. 90-91 yılında ise “Emma” kitabının çevirisine başladık. 95-96 yılında ise “Manga Sor” kitabının serisini çıkardık. Halende “Emma ve Rindo” serilerimiz devam ediyor. Özellikle “Rindo” çok beğeni topladı. Halende beğeni ile çocuklar tarafından okunuyor. Bu kitabın beğenilmesinin en büyük nedeni ise isminin Kürtçe olmasıydı. - Çeviri yaparken kitabın adını da değiştirebiliyor musunuz? - Tabi ki. Gerek duyulursa kahramanın da adını değiştiriyoruz. Kürt dilinde kahraman isimleri belirliyoruz. Bazen kitap çevirilerimizi olduğu gibi yapmıyoruz. Kürtçe karakterler kullanıyoruz. “Rindo” adı daha çok sevimli, şirin anlamına geliyor ve herkesin sevdiği, doğruları yapan Kürt bir karakter. Avrupa’da ve Kürtlerin bulunduğu ülkelerde bulunan tüm ailelerde diyebilirim ki “Rindo kitabı” var. Talep çok fazla. Özellikle İsveç’te çok fazla dağıtım yaptık. Türkiye’de ise dağıtımı rahat yapılamadı. Çünkü gönderdiğimiz kitaplar çoğu kez engellenerek depolarda tutuluyor. Güney Kürdistan’da da birçok kütüphanede bizim kitaplarımız yer alıyor. Dağıtımını ise daha çok ilk dönemlerde Kürt dernekleri üzerinden ve düzenlenen etkinliklerde stant açarak yaptık. 90’lı yıllardan 96 yıllarına kadar Kürt kitapları çok fazla talep görüyordu. Ancak son yıllarda bu satış düştü. Talepler azaldı. - Bu kadar yoğun talep görürken neden son yıllarda bir düşüş yaşanıyor? - En büyük nedeni yaşanan asimilasyondur. Öte yandan siyasi gelişmelerinde etkisi çok büyüktür. 90’lı yıllarda insanlar tüm baskılara rağmen çocuklarıyla Kürtçe konuşuyordu. Bir dönem sonra Kürdistan’ın kurulması fikrinin değiştirilmesiyle birlikte ruhlarda bir kırılma yaşandı ve bu Kürt dilinde çok büyük oranda yansımasını buldu. Özellikle Avrupa’da çocukları ile Kürtçe konuşan aileler yavaş yavaş çocuklarını bu kez Türkçe dil derslerine göndermeye başladı. Kürtçeye yönelik talepler çok azaldı. Siyasi harekette bir kırılma yaşanınca asimilasyonda hız kazandı. Kürtlere yönelik yaşanan asimilasyon bu kez oto asimilasyona dönüştü. Öte yandan devletin yürüttüğü asimilasyon politikaları Kürt çocuklarının üzerinde büyük etki yarattı ve Kürt dilinin okunmasında ciddi bir gerileme yaşanmaya başlandı. - Sorani lehçesinde de aynı sorun yaşanıyor mu? - Soranlar arasında çocuklarına kendi anadillerinde hikaye kitabı okuma kültürü yıllardır gelişkin bir yöntemdir. Çünkü orda herkes kendi anadilinde konuşma ve yazma özgürlüğüne sahip. En büyük sorun Kuzey Kürdistan’da yaşanmaktadır. Çok az aile çocuklarıyla Kürtçe konuşuyor. Bu durum dilin gerilemesine ve unutulmasına zemin oluşturmaktadır. Hep devletin Kürtçe dilini serbest bırakması talep edildi ve böylesi bir beklenti içine girildi. Halklar kendi dilini koruyarak geliştirmelidir. Kendi anadilinizi bilmediğiniz taktirde hiç bir zaman talebinizde yerini bulmaz. Hatta öyle bir duruma gelinildi ki anne ve babaların çocuklarıyla diyalogları koptu. Çocuklarla ortak bir dili yakalanamıyor. Her Kürç çocuğu bulunduğu ülkenin dili ile büyümeye başladı. Çünkü anne ve baba çocuğuyla kominikasyon geliştirmemiş ve anadili ile iletişim kurmamış. Bunun birçok örneğini yaşıyoruz. - Kürt aydınlarının Türkçe konuşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? - Bir toplumun gelişmiş kişileri bir toplumu ileriye taşır. Ancak Türkiye’de bulunan Kürt aydınları da Türkçe konuşuyor. Yaşamın tüm alanında Türkçe kullanılıyor. Aydınlar topluma öncülük yapmadığı sürece toplumda bir gelişme yaşanmaz. Türkçe yazan ve konuşan Türk’tür. Türkçe konuşulması Kuzey Kürdistan’da modernizm olarak ele alınıyor. Diyarbakır’a gittim ve orda Türkçe konuşmalarını eleştirdiğim için yoğun tepki gördüm. Türkçe onlara göre gelişmenin adımıdır. Oysa kendi anadilini konuşmayan bir toplum asla mücadelesinde başarılı olamaz. Özellikle Kürtçe konuşanlarda “ilkel milliyetçilik” olarak değerlendiriliyor. Ancak bu değerlendirmenin altında başka düşünceler yatmaktadır. Çok büyük ve yanlış bir düşünce hakim. Madem öyle o zaman Türkler Kürtçe öğrensin. Bir insanın kendi anadilini konuşmasının tepki görmesi en büyük hakarettir. Sınırların artık anlamını yitirdiği bu çağda halkları birbirinden ayıranda dilidir. Her halk kendi öyküsüyle mutludur. Artık arınma dönemi yaşanmalıdır. Dile sahip çıkmak milliyetçilik değil insanlığını korumadır. Türklere düşen ise Kürtlere yol açıp dillerini geliştirmelerini sağlamaktır. Eğer insani düşünüyorlarsa bunu sağlasınlar. - Türkiye’ye gönderdiğiniz hikaye kitaplarına el konuldu... - Evet. Sürekli bu sorunları yaşıyoruz. Tüm yasal düzenlemelerle kitaplarımızı gönderdik. Ancak resmi yollarla gönderdiğimiz kitaplarımızın yerine ulaşmasında büyük sorunlar yaşadık. Kitapların çevirisi bile istendi. Bir yıl boyunca bu sorunu yaşadık ve kitaplarımız bir depoda tutuldu. Daha geçtiğimiz gün kitapların verildiği söylendi ama halende verilip verilmediğini bilmiyorum. Kitapların ulaşmasında çıkan temel sorun ise kitapların Kürtçe olmasıydı. Bir yıl kitapların tutulması nasıl açıklanabilir? Bunlar tabi bizim önümüzde büyük engeldir. Bunu aşmak için çaba sarf ediyoruz. Bir yayınevinin bastığı kitaplar dağıtıma giremedim o zaman ekonomik olarak ta çok büyük zorluklar yaşanır. Bizde bunun zorluğunu yaşıyoruz. Engellemelerdeki asıl amaçta burdur. - Peki bu engeli nasıl aşıyorsunuz? - Yayınevininin açıldığı dönem kendimizi finanse edebilmek için birde basımevi açtık. Yaşayacağımız engelleri biliyorduk ve bunun önlemini aldık. Tüm basımı kendiniz yapıyoruz. İsveç devletinde aldığımız projeler bize sadece ek destek oldu. Birçok basımevi gibi sadece projeye dayanmadık. Çünkü projelere bağlı kalmak kapanmayı da beraberinde getirir. APEC’in bu kadar yıl ayakta kalmasının en büyük nedeni de budur. - Peki neden APEC? Tercih ettiniz isim ne anlama geliyor? - Birçok kişi bir anlam arıyor ve soruyor. Açıkçası şirketimi kurmaya giderken hiç isim üzerinde düşünmedim. Ancak işlemleri yaparken şirketi isminin zorunlu olduğunu söylediler. Ne isim kuracağım üzerinde bir süre düşündüm. Kürdistan’ın birçok dağı aklıma geldi. Orda bulunan görevliye birçok isim saydım. Görevli bana uluslararası anlaşılacak bir isim olması önerisinde bulundu. Görevli çok düşündüğümü ve işin içinden çıkamayacağımı görünce, “eşinin ve çocuklarının adın nedir?” diye sordu. İsimleri söyleyince bana, “Çocuklarının ve eşinin baş harflerini alarak bir isim oluşturabilirsin” dedi. Böylece benim, eşimin, kızımın ve soyadımızın baş harflerini bir araya getirdik. APEC’in serüveni de böylece başlamış oldu. |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
Oysa kendi anadilini konuşmayan bir toplum asla mücadelesinde başarılı olamaz
ınsallah tc de benımseyecek artık cok kulturluluk polıtıkasın we bu sayede okullarda kurtce egıtım werılmeye baslanacak o zaman cocuklarımızda anadılımızı akademık olarak ogrenecekler we bu soledıgım yakındır ben ınanıyorum ben yasıyorum ana dılımı bılmemenın acısını ama cocuklarım bunu yasamayacak zor spas
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
gerçekten büyük bir başarı.... ve mantıklı hareket etmiş çiftçi.... ve aydınlar konusunda kesinlikle haklı....
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dİlİmİz KÜrtce | Ersin | Dirok | 16 | 15-11-2008 07:23 PM |
| GeÇmİŞten GÜnÜmÜze KÜrtler | JuSTiN__TiMM | Genel Kültür | 9 | 05-02-2008 09:16 AM |
| Kürtçe kitapların serüveni kitaplaştı | Kajîn Jîr | Kitap Tanıtım Ve Eleştiri | 1 | 23-10-2007 01:37 AM |
| Kürtçe kitap bölümü açıldı | Kajîn Jîr | Genel Kültür | 4 | 24-05-2007 01:30 PM |
| Malmîsanij’den Kürtçe Kitap Yayımcılığının Tarihi Üzerine Yeni Bir Kitap | berxwedan | Kitap Tanıtım Ve Eleştiri | 1 | 29-12-2006 10:14 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.