|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
![]() Kürt diline sahip çıkma mücadelesi 14 Mayıs günü Kürt Dili Bayramı. Geçen yıl KNK aldığı bir kararla, bugünü Kürt Dil Bayramı olarak kabul etti. Türkiye'de ise Kürt Dili ve Eğitim Hareketi (TZP-Kurdî) bu kararı desteklediğini açıkladı. Avrupa'daki Kürt kurumları çeşitli etkinliklerle günü kutlayacaklar. Ayrıca Türkiye'de de TZP-Kurdî birçok ilde bu bayramı kutlamak ve gündemleştirmek amacıyla birçok etkinlik düzenleyecek. Örneğin Van, İzmir, Ankara gibi yerlerde TZP-Kurdî aktivistleri panel, seminer, şenlik, basın açıklamaları yapacaklar. Bayramdan bahsedince akla gelen ilk soru, günün anlam ve önemi oluyor. Her günün bir hikayesi, tarihsel bir geçmişi var. Örneğin 22 Nisan Kürt Gazetecilik Günü. Çünkü ilk Kürt gazetesi Gülistan bu tarihte yayına başladı. Newroz Bayramı deyince aklımıza Newroz söylencesi geliyor. Yani kısacası her günün bir tarihsel arka planı var. Kürt Dil Bayramı olan 14 Mayıs'ın ne yazık ki böyle bir tarihsel arka planı yok. KNK toplatının yapıldığı 13-14 Mayıs tarihlerinden KNK Dil ve Eğitim Komisyonu'nun kurulduğu 14 Mayıs'ı böyle bir bayram için başlangıç olarak kabul etmiş. Bizce eğer bir gün sonrası, yani 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı olarak kabul edilseydi çok daha doğru olurdu. Çünkü Latin alfabesini Kürt diline uyarlayıp ilk kez kullanan Celadet Bedirxan'ın çıkarttığı Hawar Dergisi, 15 Mayıs'ta yayına başladı. Ancak KNK 14 Mayıs'ı uygun görmüş, biz de hayırlı olsun diyoruz. Eğer bugün Kürtçe'nin korunup geliştirilmesine, Kürt dil bilincinin gelişmesine hizmet edecekse, günün şu ya da bu tarih olarak belirlenmesinin fazla değeri yok. Bayramlar toplumsal ihtiyaçlardan doğarlar. Newroz Bayramı bunun en güzel örneği. Kürtlerin geçmişte bu bayrama biçtikleri anlam ile bugünkü anlamı çok farklı. Hatta farklı parçalardaki Kürtlerin kutlama amacı ve biçimi bile birbirinden farklı. Ayrıca bugün kutladığımız birçok önemli gün ve haftanın tarihsel bir arka planı yok. Bugün Türkiye'de yaşayan Kürtlerin böyle bir bayrama ihtiyacı var. Bu ihtiyacın bir ürünü olarak ortaya çıkan Kürt Dil Bayramı, bugünden gelişeceğe benziyor. Bugünün Kürt halkının toplumsal hafızasında yer etmesi, Kürt dilini koruma ve geliştirme mücadelesinin gelişmesine bağlı olacak. Bu mücadelenin gelişmesi ise biraz da Kürt demokratik hareketinin tavrına bağlı olacak. Bu mücadele önemli gelişme dinamikleri içermekle birlikte, önemli engellerle de karşı karşıya. Aslında Kürt halkının kimlik mücadelesinin gelişmesi, biraz bu alanın gelişmesiyle olacak. Özellikle demokratik mücadelenin gelişip güçlenmesi, Kürt halkının kendi diline ve kültürüne pratikte sahip çıkarak onu koruyup geliştirmesine bağlı. Ancak bu alanın gelişmesi, özel ve özgün bir mücadele alanı olarak görülüp örgütlenmesine bağlı. Bu alanı siyasal mücadelenin basit bir eklentisi olarak görmek, Kürtçe eğitim talebini basit bir propaganda sloganı olarak kullanmak, bu alanı geliştirmez. Alanın özgün ve zengin mücadele biçim ve yöntemleriyle geliştirilmesi, halkın dil bilincinin günlük yaşam içinde geliştirilmesi, her evin bir okula, bir mücadele alanına çevrilmesi bu dilin yaşaması için yaşamsal önemde. Evet, dilin yaşamasından bahsediyoruz artık. Çünkü dilin yaşamını tehlikede görüyoruz. Bunun için de dilin yaşatılması mücadelesinin verilmesi gerektiğini belirtiyoruz. Dilden ve kültürden kopuş... Bu konu sadece bizim gündemimizde değil. Son birkaç yıldır Türkiye'deki Kürtler, özellikle de Kürt diliyle ilgilenen kişi ve kurumlar eskisinden daha fazla Kürtçe'nin ölmesinden bahsetmeye başladılar. Kürt basın yayın organlarında da konu yoğun biçimde işlenmeye başlandı. Son 14-15 yılını Kürtçe çalışmalar içerisinde geçiren biri olarak diyebilirim ki, iki yıl öncesine kadar dilin yok olması, Kürtlerin gündemine gelmiyordu. Kürt dilinin durumu son döneme kadar çok dar bir çerçevede tartışılıyordu. Bu dar çevre Kürt dilini koruma ve geliştirme mücadelesi veren birkaç Kürt kurumunun çevresindeki insanlardı. Biraz da dünyaya yalnızca bu pencereden baktıkları gerekçesiyle diğer kesimler tarafından eleştirilen insanlardı bunlar. Ancak bu dar çevrenin kaygı ve yakınmaları bugün daha yaygın bir çevrede tartışılmaya başlandı. Geçmişte Kürt hareketi içinde Kürt dilinin gelişip güçleneceğine dair güçlü bir umut ve inanç vardı. Bu durum Kürt hareketi strateji değiştirip, ulus-devlet hedefinden vazgeçtikten sonra değişmeye başladı. Çünkü eski paradigma Kürt dilinin geliştirilmesini, ulusal devlet sonrasına bırakıyordu. O zamanki anlayışa göre; bu iş devlet eliyle yapılabilirdi, başka yolu yoktu. Kürt dilinin korunup geliştirilmesi, ulusal devlet tarafından yapılması gereken bir işti çünkü. Böyle görülüyordu. Hâlâ da meseleye bu pencereden bakan Kürtler var. Ancak onlar da aynı kaygılara ortak olmaktan kendilerini alamıyorlar. Çünkü asimilasyon ve oto-asimilasyonun sonuçları gözle görülür bir hal aldı. Herkes çevresinde Kürt dilinden ve kültüründen kopmuş ya da kopmak üzere olan onlarca insan görmeye başladı. Özellikle genç nesiller artık bu dili konuşmaz oldular. Aileler, -bunların içinde yurtsever olup Kürt kimliği için bedel ödemiş olanlar da var- kendi çocuklarına bu dili öğretme gereği bile duymamaya başladılar. Ana dili olarak nitelenen Kürt dili, artık bazıları için 'nine dili' halini almış durumda. Özellikle metropollere göç eden Kürt kitlesi hızla kendi dili ve kültüründen koparak sisteme entegre oluyor. Kültürel entegrasyon bir süre sonra beraberinde siyasal entegrasyonu da getiriyor. Yani asimilasyon ve oto-asimilasyon yalnızca kültürel olarak Kürt hareketinin altını oymuyor, siyasal olarak da hareketin altını boşaltıyor. Yeni paradigma ve dil mücadelesi Ulus-devlet hedefinden vazgeçilmesi, Kürt dilini koruma-geliştirme işini demokratik mücadelenin en önemli görevi olarak demokratik hareketin kadrolarının önüne koydu. 2000'li yılların başında Kürt toplumunun en dinamik kesimleri olarak üniversitelerde okuyan Kürt gençleri bu işin öncülüğüne soyundular. Gençler, Kürt dilinin üniversitelerde seçmeli ders olması için dilekçe kampanyası örgütlediler. Bu mücadelede birçok öğrenci okuldan atıldı, gözaltına alındı, işkence gördü, tutuklandı. Kampanya, desteklemek amacıyla Kürt ailelerin il milli eğitim müdürlüklerine verdikleri Kürtçe eğitim talep eden dilekçelerine rağmen, kalıcı bir sonuç vermeden sona erdi. Bu kampanya, çalışmayı yürütenler arasında pratik karşılığı olmadığı için, kalıcı bir mücadele ve kurumlaşmaya dönüşmeden sona erdi. Yine de kampanya Kürt dilinin gündemleşmesi açısından olumlu rol oynadı. Ayrıca Kürtçe yayın ve öğrenime imkan veren yasaların çıkmasında olumlu işleve sahip oldu. Fakat binbir güçlükle açılan Kürtçe kursların 2004 yılında merkezi bir kararla kapatılmasından sonra, bu güçlü umut ve inanç yerini derin bir umutsuzluğa bıraktı. Çünkü Kürtler toplum olarak bu alandaki gerçeklikleriyle yüzleşmek durumunda kaldılar. Ortaya çıkan tablo kimseyi mutlu etmedi, bu yüzden de kurslar ortak kararla kapatıldı. Aslında bu karar Kürt siyasal kadrolarındaki anlayışı tahlil etmek açısından hayli önemli veriler sunuyor. Kursların açılış şekli ve kurslara yönelik beklentiler, bunları açanların zihniyetlerini göstermesi açısından ilginçtir. Kursların açılışını bir siyasal şova çevirenler, açılışlara katılan birlerce kişiden sadece birkaç yüzü bu kurslara kayıp yaptırınca şaşırıp kaldılar. Bu durumu bir mücadele gerekçesi olarak görüp, bu alanı özgün bir mücadele alanı olarak örgütlemek yerine, kursları kapatarak bu alandaki mücadeleyi paydos etmeyi daha uygun buldular. Çünkü, son 15 yıldır siyasal kadrolarda bu alana yönelik hakim tavır, gözlerini gerçekliğe kapatmak olmuştur. Verili gerçeği görmezden gelmek, bugünün mücadelesini bilinmez bir geleceğe ertelemek, kendi günlük yaşamında Kürt dili ve kültüründen derin bir kopuşu yaşamak, Kürt siyasal kadrolarının temel tavrı ve yaklaşımı olmuştur. Bugün de içinde bulunulan durum budur. İşin ilginç tarafı, siyasal literatürde devleti ve devletçiliği reddedenler, iş dil meselesine gelince sorumluluğu devlete atmaktan vazgeçemiyorlar. Temel yaklaşımları; dikkatleri asimilasyon politikalarına çekerek, oto-asimilasyonun üzerini örtmek, günlük yaşamsal görevlerinden kaçarak, Kürt dilinin korunması ve geliştirilmesi işini bilinmez bir geleceğe ertelemek, hatta bunu devletin zoruyla yapmayı gerekli ve vazgeçilmez görmek olmuştur. Bugün Kürtler çok önemli bir yol ayrımındadırlar. Ya Kürt dilinden, kültüründen vazgeçip, süreç içinde ulusal demokratik taleplerinden koparak egemen sisteme entegre olacaklar, ya da kendi diline ve kültürüne dört elle sarılarak, bu alandaki mücadeleyi özgün bir mücadele alanı olarak örgütleyip, siyasal mücadelenin de önünü açacaklar. Teknolojik gelişmelerin yarattığı araçlar hem asimilasyon politikalarına güç katıp oto-asimilasyonla birlikte klasik araçlar ve yaklaşımlarla artık önünde durulamaz bir düzeye ulaştırmış, hem de Kürt dilinin ve kültürünün korunması ve geliştirilmesi için önemli imkanlar yaratmıştır. Öte yandan Kürtler artık çokdilli bir toplumdur. Kürtçe'ye mahkum ve mecbur değiller. Ancak ahlaki ve vicdani bir sorumlulukla bu dili koruyup geliştirebilirler. Bu görevi yerine getirmek bir inanç ve bilinç işidir. Bu inancı ve bilinci geliştirmek de bir mücadele işidir. Ekonomik bakış açısıyla meseleye bakıp, 'bu dil bana ne kazandıracak' diye yaklaşmak doğru değildir. Toplumun kendi varlığını koruması buna bağlıdır. Ayrıca dili ihtiyaç haline getirmek, yaşamın bütün alanlarında hakim kılmak, statüsünü yükseltip popülerleştirmek bizim elimizde. Kapitalizm çağında artık doğal, kendiliğinden varolan ihtiyaçlardan bahsedemiyoruz, sermaye bazı şeyleri toplumun ihtiyacı haline getirebiliyor. Bu dili bir ihtiyaç haline getirmek bizim elimizde. Bu dile sahip çıkmak, onu geliştirmek için, klasik milliyetçi argümanlara da ihtiyacımız yok. Artık çağımızda tekdillilik cahillik/bilgisizlik, çokdillilik gelişmişlik olarak görülüyor. Kürtler bugün doğal olarak çokdillidir. Sistem bizi tekdilliliğe, yani cahilliğe mahkum etmeye çalışıyor. Bunu kabul edemeyiz. Ayrıca dilimiz bizim toplumsal belleğimizdir. Bütün kültürel ve toplumsal değerlerimizi, yaşayış tarzımızı, ruhsal şekillenişimizi bu dile borçluyuz. Bu dilin yokolması bu değerlerin yok olması anlamına geliyor. Buna izin veremeyiz. Dengbêjlerimizden; çîrok, stran ve destanlarımızdan vazgeçemeyiz. Cegerxwîn, Melayê Cizîrî, Ehmedê Xanî, Feqiya Teyran, Ebdula Goran, Hejar Mukriyanî, Şêrko Bêkes, Rojan Barnas okuma ayrıcalığından; Ciwan Haco, Şivan Perwer, Xelîl Xemgîn'î dinleme güzelliğinden vazgeçemeyiz. Çocuklarımızı da bu güzelliklerden mahrum bırakamayız. Kürt Dil ve Eğitim Hareketi, bu amaç ve bu inançlarla Kürt dilini koruma ve geliştirme mücadelesi veriyor. Bu mücadele zengin Anadolu ve Mezopotamya topraklarını diller ve kültürler mezarlığına çeviren asimilasyoncu güçlere karşı olduğu kadar, kendi görevlerinden kaçan, kendi anasının ak sütü gibi helal olan ana dilini çocuklarına öğretmekten imtina eden zihniyete de karşıdır. Kürt Dil Bayramı bu amaca hizmet ettiği için önemli ve kutsal bir gündür. Tüm halkımıza ve diğer kardeş halklara kutlu olsun. Sami Tan* *İstanbul Kürt Entüsü Başkanı / TZP- Kurdî Dönem Sözcüsü Bu mesaj en son " 17-05-2007 " tarihinde saat 01:06 PM itibariyle berxwedan tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
zımaneme rumetameye......
her duyarlı kürt bireyi duyarlılığını bu konudaki düşüncelerini ortaya serese mutlaka bi yerlere varılacaktır.... düşünmekle bitmiyo uygulamak gerek..... özellikle büyük kentlerdeki vatandaşlarımızın avantajları çok oluyo..bi şekilde kendilerini göstermeleri gerekli..... konu ve duyarlılığın için tşk...
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
sed caran hemma emé bivejın ziman rumete..u nizanım çı u çı.....
lé bele tiştek tune di desté meda......di peşiyi da bi kurdi bi axafın...paşiye çi dibejın bejin.... .. . ji dıl kes naveje..........rewş ne başe....... .
__________________ Bu mesaj en son " 17-05-2007 " tarihinde saat 12:19 PM itibariyle PCkopat tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Türkiyeli aydının Kürtlere ve Kürt kültürüne bakışı | MÊVAN | Genel Kültür | 26 | 04-05-2008 08:38 PM |
| Avrupa Kürtleri | MÊVAN | İlginç Konular | 5 | 06-03-2008 01:40 PM |
| Kürt sanatında üretim krizi | MÊVAN | Müzik Sohbet | 0 | 02-05-2007 01:37 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.