Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kürtçe Forum > Foruma Kurdi > Dirok

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 12-08-2008, 01:46 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: ...Wenda...
Yaş: 26
Mesaj: 4,317
Üye No: 166110
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 73919
Rep Puanı : 7391378
Rep Derecesi
Cıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond reputeCıwann has a reputation beyond repute
Varsayılan GerÇek AŞktan İlahİ AŞka Varan "mem Û ZÎn"


GERÇEK AŞKTAN İLAHİ AŞKA VARAN
"MEM Û ZÎN"
Cizre Beyi, Abdal oğlu Mir Zeynuddin'in Zin ve Sitti adlarında çok güzel iki tane kardeşi vardi. Zin beyaz tenli ve beyin canciğeri gibiydi. Siti ise, esmerimsi ve bir selvi gibiydi. Tajdin, Beyin Divan vezirinin oğluydu. Tacdin'in babası İskender'in iki oğlu daha vardi. Bunlar da Arif ve Çeko idi. Tacdin'in kardeşleri Çeko ve Arif tıpkı şahinler gibi kuşları kapıp kaçıracak sekilde kurnazdılar. Hikayenin ana kahramanı Memo ise, Memê alan lakabıyla şöhret bulmuş olup, divan katibinin oğlu ve Tacdin'in ahiret kardeşi ve dostuydu.

O zamanlar baharın müjdecisi olan Newroz bayramında eğlence ve bayram günleri tertip edilirdi. Senenin bu gününde Cizre halkı çoluk-çocuk kıra çıkar, süslenir gençler birbirlerini İslam'a uygun bir şekilde görür, beğenir ve böylece eş bularlardi. İhtiyarlar ve çocuklar da uzun kış günlerini unutmak için Newroz eğlencelerine katılırlardı.

Bey kır eğlencelerine izin verince, herkes giyinip gitti. Memo ile Tajdin kıyafet değistirip kızlar gibi giyinerek çarşıya çıktılar. Çarsıda gezip çalkalanan insanları seyrederlerken, bir anda iki erkek kıyafetli insan gördüler. Onlari görür görmez, ikisi de yere düşüp bayıldılar. Siti ile Zin bu bayan kıyafetli iki erkeği iyice süzerek, onlara sezmeden her ikisi kendi yüzüklerini onlarin parmaklarına geçirip oradan yabancıların gelmesi ile onları terk edip ayrıldılar. Bir iki saat sonra Memo ile Tajdin ayıldıklarında herkesin evine gitmiş olduklarını ve kendilerinin bezgin ve sersem olduklarını gördüler.

-Acaba nerede hastalandık biz. Hangi savaşta yaralandık biz. Diye birbirlerine bu başlarına gelen olayı anlatırlarken...
Tacdin:

- "Kardesim, elinde bir mücevher var ki kendisi bir çıra, yakutu ateş koru, karanlık gecede yakılan bir meşale gibi parliyor ve üzerinde de ZİN adı kazılmış" Dedi. Memo'nun parmağındaki yüzügü görmek için Tacdin elini uzatınca, Memo da onun parmağında bulunan paha biçilmez ve üzerinde maharetle SİTİ yazılmış bir elmas yüzük gördü. İkisi de, hemen kendilerine bu yüzük sahipleri olan Siti ile Zin'in ne yapmış olduklarını derhal anladilar. Bayram eğlencelerinde bu iki genç kızında onlar gibi kiyafet degiştirdiklerini anladilar.

Bir sihirbaz ve cadı görünümünde olan "Heyzebun" adlı dadıları Siti ve Zin'i böyle solgun yüzlü, renklerinin degiştigini görünce, onların hallerini öğrenmek amacıyla:
- Niçin böyle duruyorsunuz?. dedi.

Siti ile Zin başlarına gelen olayı gizlice dadıya anlattılar. Onların yüzüklerini de dadılarına gösterdiler. Dadı hemen yüzükleri alıp, zamanın falcısına giderek falcıdan her iki erkeğin adlarını ortaya çikarttı. Daha sonra bir hekim kılığına girerek, hastaları şifaya kavuşturmak amacıyla Cizre'nin sokaklarına daldı. Koynuna bir kaç kitap, nester, şişe, kese, bazı ilaçlar almisti. Mahalleleri gezerken, onu gören gençler arkadaşları ve komşuları olan hasta Tajdin ve Memo'ya götürdüler. Yabancı bir doktor kılığında olan Heyzebun:

-<Bizi lütfen yalnız birakınız> dedi. Orada bulunan akrabaları ve diğer gençler odayı boşalttılar. Heyzebun, Tajdin ve Memo'ya her iki kızında sizin gibi aşık olduklarını söyleyerek, güzel bir dille durumlarını onlara anlattı ve değişen yüzükleri bir daha geri istedi. Tajdin inanmaları amacıyla yüzüğünü geri gönderdiyse de, Memo yüzüğünü vermiyerek:

-Bununla yaşıyorum. dedi.

Memo ve Tajdin kadar aşık olan ve inleyen her iki kiz, dadıları Heyzebun'u sabırsızlıkla bekliyorlardı. Dadı dönüşte Siti ve Zin'e durumlarını anlatınca aşkları daha fazla alevlenmiş oldu.

Aşkları had safhasına ulaşan Memo ile Tajdin, kalkıp arkadaşlarına giderek, başlarına gelen macera ve halleri onlara anlattılar. Bunu duyan arkadasları önce Tajdin için olmak üzere bazı büyük Cizre alimleri, adliyecileri ve beylerden birer grup alarak, zamanın Cizre Bey'i Mir Zeynuddin'in huzuruna dünür olarak çıktılar. Böylece Siti'yi Tajdin'e istiyorlardı. Bey de:

-Layik gördüğünüz üstündür, vekil kimse gelip otursun. dedi.

Tajdin'in vekili olan kardesi Çeko Bey'in eteğini öperek, kabullendi. Bunun üzerine hepsi Bey'e teşekkür ederek, davullar, rubablar ve çalgılar çalınarak düğün şerbeti içilmeye baslandi. Sonra Bey, altın ve gümüş tabaklar içinde bir gök tabakası kadar geniş ve zengin bir sofra çekti.

Davul, zurna, ud, keman, tanbur, çeng, santur ile neyler çalındı. Memo ve Tajdin giyinmiş olarak Mir Zeynuddin'in elini öperek eğlence meclisine katıldılar. Böylece Tajdin ve Siti için yedi gün yedi gece düğün yapıldı. Gerdeğe girdiklerinde, gerçek dost ve arkadaşı olan Memo, Cizre yöresinin bir adeti olmak üzere dış kapıda onları silahıyla bekledi.

Soyca Botan'lı olmayıp, aslen şimdi İran'da bulunan bir köy olan Merguverli Bekir adında fitneci, dedikoducu, fesatçı, aldatıcı, ikiyüzlü olan bir adam vardi. Bu Bekir hem Bey'in kapıcısı (dergehvan), hem de kahvecisi idi. Halk bunu "Beko" olarak da çağırırdı. Bu adamın kötülüklerini bilen Tajdin. Bey'e kaç kez bu adamın bu kapıya layık olmadığını ve kapıcılıktan alınmasını söylüyordu. Ancak Bey:

-Değirmenimiz onunla dönüyor. Köpekler de kapıcıdırlar. Derdi.

Huylarinda daima seytanlık gizli olan Bekir, Bey'i sinire getirmek için bir gün şöyle dedi:

-Bey'im, Siti'yi siz çok telef verdiniz. Kayser, Kisra, Fagfur isteseydi böyle çabuk vermezdiniz. Dedi.

Bey şöyle cevap verdi:

-Ey bedbaht, Tajdin ve Memo'yu onlara değişirmiyim? Savaş olduğunda bize iki yüz esir getiriyorlar.

Bununla da Bey'e tesir edemeyen dedikoducu Bekir, artık baska şeyler tasarlayarak ağız değiştirdi:

-Efendim, Tajdin kendi tarafından Zin'i Memo'ya vermiş.Dedi.

Bey:

-Neden bana sormadı acaba .Benden kalmamış mı korkusu?

Bekir:

-Bilmiyor musunuz sayın Bey'im, orası öyledir. yiğittir, gençtir, beyzadedir.

Bey:

-Gönlümde gerçekten Zin'i Memo ile şereflendirip vermek vardi. Artik atalarım Hz.Halid'in ruhlarına and içerim ki; Zin'i karı olarak Memo'ya vermiyeceğim. Başından bezmiş olan varsa, İŞte Zin istesin bakalim. Dedi.

Cizre Kalesi ile Dicle Nehri arasında kalan yerde büyük bir bahçe bulunurdu ki bu bahçede türlü türlü agaçlar, evcil ve yabani hayvanlar bulunur beslenirdi. Bu bahçeye Bey bahçesi olmak üzere (Rezê Mîran) denilirdi. O kadar agaçlar, güller çeşit çeşit bitkiler sıktı ki insanlar içinde birbirlerini görmezlerdi.

Bir gün Bey ve Cizre halkının tamamı kıra ve av avlamaya giderler. Memo o gün bir yere ayrılmaz. Zin ise, hükümdar olan ağabeyi Mir Zeynuddin'in bahçesine gider. Çoktandır Zin'i takip eden Memo, Zin'in bahçeye girdiğini görünce, gizliden kendiside bahçeye dalar. Kara bahtlı olan Zin, Memo'yu görünce birden yıkılıverir yere. Memo bu sırada onu görmez gül ve reyhanları seyrederek söyle der:


"Ey gül! Gerçi sen de nazeninsin,

Sen nerde, Zin'in yüzünün rengi nerde?

Ey gül!Gerçi senin güzel kokun var,

Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.

Fakat siz yarimin zülfüne benzemezsiniz.

İkiniz de arsız ve haz versiniz.

Ey bülbül! Gerçi sen de aşk adamısın,

Kırmızı gül mumunun pervanesisin.

Benim Zin'im senin kırmızı gülünden daha sendir.

Benim bahtım da senin talihinden daha karadır.

Ey sonucu iyi olan bülbül! Asıl bülbül benim.

Boşuna kendini niçin kötü adlı yapıyorsun.

İlk baharda gül bahçeleri

Bir değil, yüzbinlerce gül verirler.

Benzerleri çok olan yerler

Huri ve Melek bile olsalar

Sebep olmaz onlar hiçbir yerde

Çünkü bulunurlar her yerde

Bir tane olsa, eşsiz ve emsalsiz olsa

O da Zin gibi ve Ankara gibi perde arkasında olsa

Aşık o zaman neyle teselli bulur?

Sabretmeden, ölmeden çaresi nedir onun?"



Durumdan habersiz olarak Memo böyle söylenirken, ikiyüz kişinin nedimeliğini yaptığı Zin'i görür ve dayanamayıp yere yuvarlanır. Zin'in ayakları önüne yığılır, kalır. Yere düşünce, Memo'nun ayakları Zin'e değdiğinden Zin'e ayılır. Yanında Memo'yu görünce acep hayalmıdır? Gerçek mi? Rüya mı görüyorum, yoksa hakikatmı? diye telaşa düşer. Memo'nun ellerini avucuna alırken, Memo onun zülüflerinin kokusundan ayılır. Önce el işaretleri ile, sonra dilleri çözülünce konuşurlar. Üzerlerinden geçen kazaları yeniden binlerce sünnetle eda ederler.

Bey, avdan döndüğünde, davul-zurnalarla karşılanır. Yakaladıkları ceylanları, kurtları, tilkileri bahçeye salmalarını emreder. Bahçe kapısının kilitli olmadığını gören Bey şüphelenir ve girer. Bakar ki biri abaya sarılıp oturmuş bahçeye. Benden habersiz kimdir bu zamanda bahçeme girmiş. Ögrenmek için biraz yaklaşır ve Memo'yu görür. Memo söyle der:

-Bey'im, biliyorsunuz ben hastayım. Sizin ava gittiğinizi duyunca benimde canim sıkıldı. Sonra kendimi burada buldum. der

Bey der ki:

-Bari bahçede bir şeyler avladın mı?

-Ben, bu bahçede bir ceylan buldum. Zülüfleri siyah, kokusu güzel, siz geldiğiniz için gizlendi. Sen gelmeden o açıktaydı.

Tajdin bu sözleri işitince, yanında abasının altında Zin'in gizlendiğini anladı. Bey'e Memo'nun hasta ve saralı olduğunu söyleyip, Ordan meclise gidip divan kurarlar. Tajdin Bey'i aldatıp meclise götürdükten sonra, Memo'ya gelip:

Kardeşim ne haldir? diye sorar. O da abasının altından Zin'in saç örgülerini gösterir. Tajdin bu durumu görünce hemen eve koşar. Karısı Siti'ye Kur'an-i Kerim (Bir Rivayete Göre bu Tarihi Kur'an-ı Kerim Mushafi Reş tir) ve altın beşikteki çocuğu alıp çıkmasını söyler. Memo ile Zin zor durumda olduklarını karısına anlatır. Tajdin bu sırada evini ateşe verir. Feryadını yükseltti. Kabileler, aşiretler ve herkes yangın söndürmeye koşarlarken, Bey ve hizmetçilerde saray ve bahçeyi boşaltarak yangına doğru gittiler. Böylece Memo ile Zin'in kurtuluşu ve gerçek dostluk için Tajdin evini feda etti. Emsali görülmemiş bir dostluk örneğidir.

Zin ve Memo'nun aşkından haberdar olan Bekir hemen Bey'e ulaşarak olup bitenleri anlatır. Bey de, bunu öğrenmek için bir hal çaresi aramasını emreder. Bekir dedi ki:

-Beyim kendisiyle satranç oynayın. Satranca davette eğer beni yenersen istediğini alırım, diye söylersiniz. Böylece esas amaç belli olur.

Gizlice Memo'yu bahçeye çağırtır. Meşrubatlar ve meyveler hazırlanır, yiyilir, içilir. Bir ara Bey Memo'ya:

-Bu gün bizim seninle savaşımız vardır. Kalk da karşıma geç, şüphesiz seninle savaşacak olan benim, Ey alnı açık seninle şartımız, sen ne istersen bizim için de gönül dileği.Der.

Bu sınavın sonucunun çok kötü olacağını düşünen Bey'in çok güzel ve yiğit olan oğlu "Gırgin" Bunları duyunca hemen Tajdin'e koşup haber verir. Tajdin de Çeko ve Arif'i yanına alarak gelir.

Beraber üç el satranç oynadıklarında, Memo çok müthiş bir satranç oyuncusu olduğundan Emir Zeynudin'i üç el yener. Bunu gören şeytan ruhlu Bekir, Bey'e yerlerini degiştirmelerini söyler. Yerlerini değistirdiklerinde Memo'nun yüzü Zin'in oturduğu pencereye geldiğinden, Aşkı dolayısıyla satrancı unutur. Memo, fiil ve feres'i bedeva elinden çıkartıp, böylece altı el yenilir. Bey de, tam böyle yenilmiş. Sevgilisi karşısında oturup şaşırmış Memo'ya sevgilisinin kim olduğunu ve mutlaka getireceğini söyler. Beko önceden tedbirli olduğundan, hemen lafı yapıştırır. Sevgilisinin dudagı benekli ve döğmeli bir kapkara arap kız oldugunu söyler. Bunları duyan Memo kızar ve şuurunu kaybederek:

-Asla, Bekir'in söylediği gibi değil, Padişah kız saraylı olup temiz soylu ve ismi de Zin'dir.

Bey bunu duyunca hemen hizmetçilere öldürmelerini söyler. Fakat orada hazır olan Tajdin, Çeko Ve kardeşleri hemen bağırıp, hizmetçileri durdurtarak şöyle derler:

-Sizler Memo'yu tutuklayıncaya kadar, Sizlerden üç yüz kişi yaralanacaktir. Ve bizleri de siz parçalamadıkça Memo'ya bir şey yapamazsınız. Ancak, elimiz Bey'in önünde bağlıdır. İşte boğaz, işte el, ayak ve işte zincir.derler.

Bey, bu sefer, Memo'nun ellerini bağlattırıp zindan'a gönderir. Memo bir sene kadar zindanda kalır. Daha sonra Tajdin ve kardeşleri Bey'e değerli bir ihtiyar gönderip, Memo'yu serbest bırakmasını söyler. Bekir buna da mani olarak, Bey'in aklına girerek şöyle der:

-Efendim bunlardan kurtulmak istersen Memo'ya ya bir zehir içirmelisin veyahut Zin'i zindana yanına göndermelisiniz. Memo, Zin'e o kadar aşık ki, bunca hasretten sonra görmeye dayanamayıp ölecektir.dedi.

Emir Zeynuddin dini duyguları için onu zehirlemek istemez. Ancak bu planını gerçekleştirmek için hiç gitmediği kardeşi Zin'in odasına geceleyin gider. Zin Bey'i görünce Beylere yakışacak şekilde edeple oturur. Bugüne kadar Memo hadisesini Zin'in yüzüne vurmayan bey, artık olayı anlatmaya başlar Zin utancından ve üzüntüsünden yüzüstü bayılıp yere yığılır. Ağzından ve burnundan kanlar akar. Bu durumu gören Bey büyük bir üzüntüye dalar. Geç vakitlere kadar bacısın baş ucunda ağlar. Ev halkı saatlerce geciken Cizre Bey'inin durumunu öğrenmek amacıyla, merakla kapıya gelirler. Bakarlar k; Zin yerde baygın ve kanlar için, Bey'de baş ucunda ağlamaktadır. Yoksa öldürdünüz mü? Diye sorarlar. İşte tam bu sırada dışarıdan bir gizli ses duyulur.

-Memo öldü!

Bu gizli seste zalim Bekir idi.

Bu sesi, baygin olan Zin işitir işitmez kalkar ve oturup, ağabeyi olan Bey'e bir çok keramet nevinden cümle kullanır. Mem ile Zin'in aşklarının maddi bir aşk olayı olmadığını, bu aşkın manevi bir aşk olduğunu, Mem ile Zin'in dünya malında gözleri olmadığını, birbirlerine kara sevdayla bağlandıklarını Öğrenen Bey, Bekir'le kurduğu o lanet planından vazgeçer. Zin'e de artık seni Memo'ya verdiğini, düğününüzü bugünlerde yapacağını ve bu güne kadar çektirdiği acılar için özür dileyerek, Allah'tan affını diler.

(Bey'in konuşmasını dinleyen Bekir, hemen Memo'nun zindanın penceresinden sihirli ve zehirli olan şişeyi Memo'nun üzerine fırlatmıştır.)

Zin, Bey'in bu gerçek düşüncesini öğrenir öğrenmez, hemen süslenerek Bey'den Memo'yu görme izini ister. Zin yanına dadısı ve kız kardeşi Siti ile beraber zindana giderler. Kapıda Memo'yu tarif ederek onunla görüşeceklerini söyler. İçerideki mahpuslar birlikte şöyle anlatırlar:

-Memo düne kadar aramızdaydı. Fakat dün akşam pencereden vücudu üzerine bir yeşil toz ve ışık topluluğunun geldiğini gördükten sonra, konuşmaz olmuş. Dediler.

Bunu duyan Zin, yanındakileri bırakarak zindanın içine iner. Memo'yu dürterek konuşmak ister. Memo şöyle der:

-Sen beni görmek için değil, tatlı canımı almak için gelmişsin.

Zin:

-Hadi kalk yiğidim, zincirleri çözüp, Bey'in huzuruna çıkalım, iznimizi verdi.

Memo:

-Ölümü olan Bey, Bey değildir. Biz Beylerbeyinin huzuruna çıktık. Diyerek ölür.

Ölüm haberi saraya ve şehre yayılınca Tajdin koşup gelir ve Bekir'i karşısında bulur. Bekir'e şöyle seslenir:

-Ey maksatları meneden! Memo ölür de sen sağ mı kalacaksın? Der ve kılıcını çekerek Bekir'in kafasını gövdesinden ayırır. Halk Bekir'in öldürülmesini Bey'e ulaştırarak, Tajdin'in üzüntüsünden aklını kaçırabilecegini ve başka kazaların elinden çıkabileceğini söyler. Tajdin zincirlenir.

Bu acıklı aşk olayına tümüyle üzülen Cizre halkı, Memo'nun ölümüyle bir yasa bürünmüşlerdi Hatunlar, perdeliler, örtülüler, fesliler, peçeliler ve herkes matem için karalar giydiler. Hatta daha öncesi siyah çarşaf yokken, o günden itibaren çarşafları siyah giyme adeti ortaya çıkarıldı.

Bu sırada, Memo'nun yıkanması ve kefenlenmesi bitmiş, saraydan çıkarılmaktadır. Tajdin üsten bakıp Memo'nun tabutunu tüm şehrin eli üzerinde görünce hıncından zincirleri kırıp, koşarak ölüye doğru gider. Ölüyü taşıyanları iteleyerek, cenazeyi başına bırakır. Bu sırada Zin ağıtlar yakarak cenaze ile mezara gitmektedir. Tajdin'de bu arada sakinleşir. Memo'yu Abdaliye Medresesi'ne götürüp, gömme hazırlıkları yaptıkları bir sirada, iki oduna bağlı bir ölünün bir kaç kişi tarafından taşınıp oraya doğru getirildiği görülür bunu gören Bey sinirlenerek:

-Bu mezar Müslümanların mezarıdır. O şeytanı aramıza almayın. Der

İlahi aşka varan Zin, ağabeyinin yanına giderek:

-Beyim, Memo'nun bulunduğu şehitlikten Bekir'i sakın mahrum etme. Bizi o köpek korudu.

Bizi kıyamete kadar kapı eşiginde o koruyacaktır. Der. Bekir lehinde güzel cümleler kullanır. Böylece Bekir'i bir köşeye gömerler.

Zin eve dönmeyerek devamlı mezar başında ağlar ağıtlar yakardı. Şöyle derdi

"Hey! vücudumun, canımın ve mülkümün sahibi

Ben bahçeyim, sen de bahçıvan

Senin bahçen sahipsizdir

Sen olmazsan onlar neye yarar. der

Bu acıya daha fazla dayanamayan Zin, Dicle'den atlayarak intihar ederek öldü. Onuda Memo'nun yanına gömdüler.


_______SON_______

Cıwann is online now  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
SADDAM Gerçekten idam edildi Mi !!! Qerejdağ İlginç Konular 9 24-07-2008 06:17 PM
Gerçek Nedir? Global İlginç Konular 5 24-01-2008 08:30 AM
görelilik teorisi renuma Fizik 1 29-10-2007 12:42 PM
Harita Bilgisi berxwedan Coğrafya 6 23-10-2007 07:50 PM
Siyahın Duvar Kağıtlarına Kattığı Duygu EquaL Duvar Kağtları, Fotoğraflar 10 19-09-2007 06:47 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 11:59 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.