|
|
#6 (permalink) | |||||||||||||||
|
9.Yönetici faktörü
Sporcular için bir başka risk faktörü de yöneticilerdir. Yöneticilerin sporculara karşı davranış şekilleri, sporcuların kişilikleri, deneyimleri, eğitim-kültür düzeyleri ve yaşları oranında sporcuları farklı biçimlerde etkiler. Bir yarışma veya antrenman öncesi yöneticinin gösterdiği tepki sergilediği tavır veya söylediği sözler; o yarışma veya antrenman içerisinde sporcunun olumsuz bir tavır sergilemesine, bireysel ve takı performansını olumsuz yönde etkilemesine, kendisinin., arkadaşlarının veya rakiplerinin sağlığını riske sokacak bir hareketi yapmasına neden olabilir. Ayrıca yöneticinin teknik kadroya, teknik konularda gereksiz müdahalesi ülkemizde yaşanan sorunlardan biridir. Bu müdahalenin sporcular tarafından gözlenmesi de bir olumsuzluktur. Bu beraberinde antrenöre duyulan “saygı”yı ve “güveni” azaltacak bir faktördür. 10.Seyirci faktörü İnsan organizmasının karmaşıklığı ve becerilerin kazanılmasında nelerin etkin olduğu kesin olarak bilinmediği için, seyircinin sporcuyu nasıl ve hangi yönde etkilediğini saptamak güçtür. Ancak seyircinin, yarışma anında sporcunun yaşadığı sterse etki eden bir etken olduğu, strestin derecesinin de öndeneyimleri ve göstermesi gereken görevin zorluk derecesine göre değiştiği gözlenmiştir. Performans anında veya öncesi seyircinin etkisini sporcu tarafından algılanması, sporcunun kişilik yapısına bağlı olduğu gibi seyirciye karşı tepkisinin de ne olacağını belirler. Bu bilgiler çerçevesinde sporcu için risk yaratan faktörlerden birisinin de seyirci faktörü olduğunu söyleyebiliriz. Seyircinin gerek sporcu veya takımın ev sahibi olduğu konumda ortaya koyduğu teşvik edici veya yerici tavır, gerekse de deplasmanlarda ortaya koyacağı olumsuz tezahürat sporcuyu etkileyen faktörlerden biridir. Burada hem olumlu tezahürat, hem de olumsuz tezahürat sporcunun hem performansını, hem de yaralanma riskini etkileyebilir. Kimi sporcu bu tür olaylardan hiç etkilenmezken, kimi sporcu kendi ve takım lehine veya aleyhine yapılan tezahürattan, kaldıramayacağı bir baskının altına girip olumsuz olarak etkilenebilir. Yarışma içinde elleri ve ayakları titreyecek duruma gelebilir. Veya bunun tam tersi olup, yapamayacağı bir hareketi yapmaya kalkabilir. İşte bu noktada seyircinin yaptığı tezahürat zaman zaman sporcunun olumsuz yönde etkilenmesine de neden olabilir. Seyirci karşısında yapılan hazırlık maçlarının artırılması ve zaman zaman antrenmanların seyirciye açık olarak yapılması sporcuların seyirci karşısındaki etkilenme düzeyinin riskini azaltabilir. 11.Süreli sözleşme Sporcuların uzun süreli veya kısa süreli sözleşmeleri onların kişiliklerine gore performanslarını etkiler. Bu bazen çok olumlu, bazen de çok olumsuz etkilere yol açabilir. 12.Kadro değişiklikleri Oyuncu kadrosundaki değişiklikler takımı etkileyen bir faktördür. Bu gerek gelen oyuncunun kim olduğuna veya giden oyuncunun kim olduğuna, kişiliğine ve takıma uyumuna bağlı olumlu veya olumsuz sonuçlar doğurabilir. 13.Belirsizlik durumu Takımdaki gerek oyuncu, gerek teknik kadro, gerek yönetimsel statüde, gerekse maç tarihi , maç yeri gibi çeşitli belirsizlik durumları çoğu oyuncuyu olumsuz yönde etkiler. E.ANTRENMAN İLE İLGİLİ FAKTÖRLER Antrenman dört koşulda yaralanma riski doğurur. Bu koşullardan ilki yeterli ısınma yapılmaması, ikincisi yanlış antrenman yapılması ve üçüncüsü sporcunun sürantrene hale geldiği koşullarda ona yüklenmesidir. Dördüncü ve başlı başına bir risk taşıyan konu ise bilinçsiz ve sistemsiz bir şekilde yapılan ağırlık antrenmanlarıdır. Şimdi bu koşulları sırası ile açmaya çalışalım: 1.Isınma (Warm-up) Sporcunun yapacağı antrenman veya yarışma öncesi gerekli olan ısınmayı yapması gerekmektedir. Yetersiz ve sağlıksız ısınma hem büyük bir yaralanma riskini, hem de yetersiz bir performans ortaya konulmasını beraberinde getirir. Spor sahalarında üç tip ısınma yapan sporcu grubu ile karşılaşırız. Kendi kendine ve sadece kendine özgü hareketlerle ısınma yapan sporcu grubu, ikincisi gruplar halinde ortak bir ısınma programını uygulayan sporcular grubu ve üçüncüsü de bir antrenör nezaretinde ısınma yapan sporcular grubu. Sporcular eğitim durumları, spor yaşları, profesyonellik anlayışları ve performans düzeylerine göre ısınma olgusuna üç değişik gözle bakmaktadır. Kimileri için ısınma periyodu, antrenman veya yarışmanın başlangıcında antrenman sürecinde kaytarılacak bir periyottur. Kimi sporcu için ısınma, antrenmanın veya yarışmanın en önemli ve en gerekli parçasıdır. Kimi sporcu için ise ısınma, antrenman veya yarışma öncesi işinin bir parçası olarak yapması gereken bir aktivitedir. Bu konuda literatüre göz atıldığında, yapılan araştırmaların tümünde ısınmanın sportif performansı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Yeterli ısınma ile gerek aerobik (oksijenli) enerji oluşumu,gerekse anaerobik (oksijensiz) enerji oluşumu olumlu yönde etkilenir. Nöro-musküler (sinir-kas) fonksiyonu açısından bakıldığında yeterli ısınma ile kas kuvvetinin arttığı belirlenmiştir. Isınan kas daha fazla gerilebilir ve bunun ötesinde daha süratli kasılabilir. Isınma sonucu kasın elastikiyeti artar, daha büyük eklem amplitüdlerine de (hareket açısı) olanak sağlar. Eklemlerin hareketi ısınma ile kolaylaşır. Ayrıca, ısınma ile hedefe yöneliklilik ve hareketlerin koordinasyonu daha iyi hale gelir. Genel anlamı ile ısınma endürans (dayanaklılık), sürat, kuvvet, sıçrama, esneme yeteneği gibi özellikleri arttırır. Aynı zamanda, ısınmanın sağlık açısından en önemli etkenlerinden biri de ısınma ile kas, ligament ve tendon yaralanmaları gibi sportif yaralanma risklerinin minimalize edilmesidir. Bu nedenle kas bazında ısınmayı değerlendirdiğimizde genel olarak iki temel etki görürüz: a.Olayın profilaktik (yaralanma önleyici) etkisi, b.Olayın performansı (işgücünü) artırıcı etkisi. Özet olarak spor literatürü tarandığında yeterli sürede ve gerekli şekilde yapılmış ısınmanın performans üzerine etkilerinin hep olumlu olduğu görülür (1, 5, 6, 35, 41, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 55, 63,). Isınmaya önem gösteren ve ısınmanın öneminin bilincinde olan sporcu sayısı ülkemizde sınırlıdır. Birçok sporcu yeterli ısınma yapmadan bir yaralanmayla karşılaştığında, ısınmanın önemini fark eder. İşte bu deneyim arzulanmayan ama “deneme-yanılma” metodu ile sporcuya ve takımına pahalıya mal olan bir deneyim arzulanmayan ama “deneme-yanılma” metodu ili sporcuya v takımına pahalıya mal olan bir deneyimdir. Ayrıca, doğrudan yapılan o antrenman veya yarışmayı etkilemese de bir fiziksel aktivite sonrası, soğuma (wvarm-down) çalışması, bir sonraki fiziksel aktivite için önem taşımaktadır. Soğuma fiziksel aktivitelerden sonra gözardı etilmemesi gereken bir çalışmadır. 2. Yanlış antrenman Sporcuya yanlış antrenman yaptırılması onun bir yaralanma riski altına girmesini sağlar. Yoğun olan bölgelerin, aşırı zorlanması laktik asit ile yorgunluğun sınırlarını zorlayan kaslarda çeşitli riskler doğurur. Ayrıca, yine aşırı yüklenilmiş bir sporcuda laktik asit düzeyi yükselmiş ve sınırlarını aşmış ise sporcunun gerek koordinasoynu, gerek hedefleme yeteneği, gerekse dikkati dağılmış demektir. Bu da yapacağı hareketlerde dengesizliğe yol açıp performansını düşüreceği gibi yaralanma riskini de davete yol açar. Kuşkusuz burada sözünü ettiğimiz konu bir antrenman içinde yaşanan, yanlış antrenman konusudur. Antrenmanın yanlış periyotlanması, kuşkusuz varılmak istenen hedeflerin sapmasına neden olur. Yanlış periyatlonan antrenman, yakalanmak istenen performansı olumsuz yönde etkileyen bir faktördür. 3.Sürantrenman (Overtraining) Sporcuların en korkulu rüyası, sürantrene konuma gelmelidir. Bu noktada sürantrenman daha ziyade psişik olarak, antrenman periyodunun genelde sonlarında doğru oluşan kronik (uzun süreli) bir yorgunluğun ifadesidir. Burada kassal faktörler olduğu gibi sinirsel ve psişik faktörler de etkindir. Sürantrene durumundaki sporcuda görülen belirtiler şunlardır: 1.Sporcu huzursuz hale gelir. 2.Çabuk yorulur 3.Baş ve sırt ağrılarından şikayet eder. 4.Çok terleme olur 5.Nefes darlığı görülür 6.Düzensiz uyku durumu ortaya çıkar 7.Yarışma arzusu azalır 8.İştah azalır 9.Kilo kaybı gündeme gelebilir 10.Sabahları taşikardi görülür, yani nabız sayısı artar . 11.Sürantrene durumu olduğunda, antrenör mutlaka spor hekimi ile işbirliği yapmalıdır. Antrenmanların dozu iyi ayarlanmalı, öncelikle yoğunluk düşürülmeli, uyku düzene sokulmaya çalışılmalı, beslenmeye dikkat edilmeli, antrenmansezonu sporcu için cazip şekle getirilmelidir. Arada sırada program dışı izinler verilmeli veya değişik aktiviteler gündeme getirilmelidir. Burada en iyi ilaç antrenman sayısını azaltmak,belirli antrenmanları iptal etmektir. Bununla beraber değişik ortamlarda yürüyüş ve değişik aktiviteler yapılmalıdır. İşte, sporcunun böyle bir ortama yükseltmektedir. 4.Ağırlık antrenmanları Ağırlık çalışmaları sırasında bazı noktalara dikkat edilmez ise sporcuların yaralanma risklerinin artması söz konusudur. Bunların ilki ağırlık çalışması öncesi mutlaka iyi bir ısınma ve stretching (irme) çalışması yapılmalıdır. Genel ısınmanın dışında eğer özel bölgelere yönelik bir ağırlık çalışması yapılacak ise o bölgeler de özel olarak ısıtılmalıdır. Çalışmalar sırasında eğer serbest ağırlık ile çalışılıyorsa, ağırlık mutlaka vücuda yakın tutulmalıdır. Serbest ağırlıkların bağlantı ve sıkıştırma yerleri, her kaldırma öncesi kontrol edilmelidir. Ağırlık çalışmaları sırasında nefes alma verme düzenli olarak yapılmalıdır. Ağırlık çalışmaları sırasında sporcuların birbirlerine kesinlikle şaka yapmaları engellenmelidir. Bir başka önemli nokta da ağırlık çalışmalarında uygulanan programın amaçlanan hedeflere yönelik dizayn edilmesidir. Ağırlık çalışmalarında bu noktalara dikkat edilmemesi hem hedeflenen performansa erişilmesini engeller, hem de beraberinde yaralanma riski getirir. F.ÇEVRE İLE İLGİLİ FAKTÖRLER Antrenman veya yarışmanın gerektirdiği bireysel ve çevresel koşullar ile antrenman veya yarışmanın yapıldığı ortamın çevresel koşulların farklılık göstermesi durumunda yaşananlar da sporcunun performansına etki eden faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. 1.Circudian Ritm İnsan vücudu 24 saatlik bir gün periyodu içinde pek çok fizyolojik ve psikolojik ritmler yaşar. Bu ritmlerin tümüne circudian ritm, adı verilir. Burada insan vücudunun nörö-müsküler (sinir-kas) koordinasyon, fiziksel çalışma kapasitesi (PWS-Physical work capacity), reaksiyon süresi (reaction time), kas dayanıklılığı, kavrama kuvveti, ana eklemlerdeki hareketlilik, vücut ısısı, kalp vurum sayısı, kan plazma volümü, oksijen kullanımı ve protein konsantrasyonu vb değerleri değişik ritmler içerisindedir. İnsan vücudunun bir günün 24 saati boyunca bir süre yüksek verim ve canlılık, başka bir süre de düşük verim ve yavaşlama gösteren üçyüzbinin üzerinde fizyolojik fonksiyonu olduğu bilinmektedir. Örneklenirse acil enerji kaynağı olan karaciğer glikojen deposu sabahın geç saatlerinde en yüksek düzeyindeyken, gecenin yarısına doğru da azalmaya başlar. Spor sırasında vücudun adaptasyon için kas tonusu ve kuvvetine etki eden endokrin sisteminde özel circudian ritmler de bulunur. Bunlardan bazılarını örneklenmeye çalışarak; kortisol hormonu, her sabah uyandıktan sonra maksimum düzeye çıkar ve akşam minimum düzeye iner. Yorgunlukta yakından ilgili bir hormon olan melatonin, yemek yeme alışkanlıkları ile gece ve gündüz siklusuna bağlı değişiklikler gösterir. Bu yüzden antrenmanın veya yarışmanın yapılacağı saatlerdeki vücudun circudian ritmi performans üzerinde olumlu veya olumsuz etkiye neden olur. Saat farklarının oluştuğu antrenman ve yarışma ortamlarında sporcular risk altına girerler. Burada alışık olunmayan saatlerde yapılan antrenman ve yarışmalarda performans düşüklüğü ve sakatlanma riski yükselmesi söz konusudur. Bu nedenle antrenmanların yapıldığı saatler, yarışmanın yapılacağı saatlere denk getirilmeye çalışılmalı ve böylece, vücudun o saatteki circudian ritmine uyumu sağlanıp, riskler edilmemesi, sporcunun düşük performans sergilemesine ve artan yaralanma riskine yol açar. 2.Jet lag (Zaman değişimi) Jet lag genelde uzun süreli uçak yolculukları sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Burada belirli zaman farklılıkları olan bölgeler arasında yapılan uçak yolculuğu sonrası ortaya çıkan fiziksel ve mental (zihinsel) uyumsuzluk söz konusudur. Ani zaman değişimi içsel vücut ritmlerini etkileyerek, karışıklık yaratır. Özellikle doğu ve batı yönünde uzun uçuşlar yapılmış ise uyuma ve uyanık olma siklusu bozulur. Ve meydana gelen fizyolojik değişiklikler sonucu jet lag oluşur, ve sonuçta yorgunluk, depresif duyguların oluşması, baş ağrısı, konsantre olamama, iştah kaybı, uyku bozuklugu, kuvvet kaybı gibi olumsuz belirtiler ortaya çıkar. Bunlar Jet lagın habercileridir. Vücudun eski durumuna kavuşması ve eski ritmini yakalaması için uçuş süresine bağlı olarak birkaç gün gerekebilir. Jet lag, bireyleri farklı derecelerde ve farklı şekillerde etkiler. Bu etkilemede şu faktörler söz konusudur: a. Yaş, b.Önceki uyku alışkanlığı, c.İçe/dışa dönük kişilik. Burada uyum süresi uçuş yönüne ve süresine bağlıdır. Batı yönüne doğru yapılan bir uçuş sonrası uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının yaklaşık yarısı kadar bir sürede sağlanabilir. Doğu yönüne doğru yapılan uçuşta ise uyum, uçulan iki yer arasındaki saat farkının 1,5’e bölümü sonucu ortaya çıkan sürede gerçekleşir. Kuzey veya güney yönüne doğru yapılan uçuşlarda bu uyum. Kolaylıkla bir duş alınarak, yemek yenilerek ve kısa bir uyku ile sağlanır. Bu nedenle ülkemiz koşullarını değerlendirdiğimizde Amerika’dan gelen oyuncularda bu konu göz önüne alınmalıdır. Onların uçuş yönü batıdan doğuya doğru olduğu için en az iki ülke arasındaki saat farkının 1,5’e bölümü sonucu ortaya çıkan süre, o sporcunun uyum için gerekir. Bu konu uluslar arası yarışmalarda ülkemizi temsil eden takımların veya sporcuların yurtdışı deplasmanlarında da geçebilir. Burada uçuş yönleri, süreleri ve saat farklılıkları göz önüne alınıp, ona göre seyahatler ve günlük programlar yapılmalıdır. Burada diyet açısından bazı önlemler alınmalıdır, seyahatten bir gün önce sporculara karbonhidrat yönünden zengin besinler verilmeli, uzun uçuşlar sırasında sporcuların dehidratasyonlarına (su kaybetmelerine) engel olmak için meyvesuları, made suları içmeleri sağlanmalıdır. Sporcuların bu tür seyahatlerde dehidratasyona neden olabilecek ve onu artırabilecek çay, kahve ve alkol gibi içeceklerden kaçınmaları sağlanmalıdır. Jet lag, gözardı edilmemesi gereken performans düşürücü ve yaralanma riskini artırıcı bir faktördür. 3.Yükseklik Bilindiği gibi deniz seviyesinden yukarılara çıkıldıkça, hava basıncı azalır ve doğal olarak da havanın içindeki oksijen miktarı düşer. İnsan organizmasının bu koşullara adaptasyonu, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısını artırarak olmaktadır. Yaklaşık yirmibir günlük bir sürede bu oksijen azlığına bağlı olarak ortaya çıkan hipoksi, vücuttaki birtakım mekanizmaları uyararak kandaki hemoglobin miktarının artmasını sağlar. Sonuçta kandaki hemoglobinin miktarının artmasına bağlı olarak, kalp vurum sayısı ve soluk alma sayısı eski haline döner. Bu durum belirli bir süre için sporcu normal seviyeye inince, özellikle dayanaklılık gerektiren durumlarda avantaj sağlar. Ülkemiz özelinde birçok takım sezonu, yükseklik çalışması yaparak açmaktadır. Bir takım tüm sezonu göz önüne alıp, yükseklik çalışması yapmaya çıkmış ise bunun hiçbir yararı yoktur. Çünkü, üç haftalık süre içinde yüksekliğe adapte olan ve hemoglobin miktarını artıran organizma, deniz düzeyine inince; eski durumuna dönüp, deniz seviyesine uyum sağlar. Doğal olarak da hemoglobin miktarı eski düzeyine döner. Bir tek maç yapılacak ise, (o maç deniz düzeyine inildiğinde kimi araştırmacılara göre ilk üç dört gün içinde; kimilerine göre de ilk altı yedi gün içinde yapılmalıdır) o zaman bir avantaj söz konusu olabilir. Bu arada bu tür bir dağ kampının tüm sporcuları bir arada tutma, gün boyu o branşa yönelik teorik çalışma yapma olanağı ve de yaz sıcağından belirli oranda kurtulma olanağı sağladığı göz önüne alınmalıdır. İşte bu nedenlerden ötürü eğer bir sporcunun veya takımın yarışacağı ortam deniz seviyesinden yüksekte ise yukarıda sıralamaya çalıştığımız riskler onu bekler. Sonuç olarak diyebiliriz ki, aerobik gücün etkin olduğu spor dalları için yükseklik eğer gerekli adaptasyon sağlanmadıysa, performanıs düşürücü bir risk taşımaktadır. Anaerobik etkinliğin yoğun olduğu dallarda ise hava miktarı, dolayısıyla sürtünme az olacağı için bir avantaj gündeme gelir . Ayrıca bu noktadaki aşırı yüklenme, adaptasyon sağlanmadığı için yetersiz performans sergilenebileceği gibi onun yaralanma riskinin artmasına neden olabilir. 4.Sıcak (Isı çarpması) Vücudun aklimatize (iklime uyum) olmadığı aşırı sıcak ortamlar sporcular için önemli bir riski de beraberinde getirir. Bu risk “ısı yaralanmaları”dır. Hem egzersiz sırasındaki vücudun iç ısısının artışı, hem de vücudun alışık olduğundan daha sıcak bir ortamda egzersiz yapma zorunluluğunun olması, gerekli önlemler alınmaz ise vücut ısısının yükselmesine bağlı bazı bozukluklara yol açar. Vücudun ısı düzenleme mekanizmasının iç (aşırı egzersiz) ve dış (aşırı sıcak) faktörlere bağlı olarak gereksinime yanıt vermeyecek hale gelmesi sırasıyla şu sorunları getirir: 1.Isı krampları: Özellikle egzersize en yoğun olarak katılan m.gastroknemius’da (baldır kası) ağrılı spazmlar şeklinde ortaya çıkar. Bu temelde çalışan kasta su ve Na (sodyum) kaybı sonucu ortaya çıkmış lokal bir elektrolit eksikliğine veya sıvı volüm problemine bağlıdır. 2.Isı yorgunluğu: Sıcak ortamlarda ortaya çıkan aşırı yorgunluk hissi, dinlenme ve sıvı alımı ile giderilir. 3.Isı bitkinliği: Yorgunluk, bitkinlik, vücut ısısı yükselmesi, dehidratasyon (su kaybı), bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, baş dönmesi, iştah kaybı, bol terleme ve kas krampları şeklinde ortaya çıkar. Genelde kan volümündeki azalmaya bağlıdır. Hemen egzersiz kesilip, gölge bir yerde dinlendirilmeli, ağızdan veya damardan su ile elektrolit takviyesi yapılmalıdır. 4.Isı çarpması: İç ısının çok yükselmesi sonucu ortaya çıkan, ısı ile ilgili sorunların en ağırıdır. Davranış bozuklukları, emosyonel tutarsızlıklar, histerik ağlamalar, ilgisizlik , sorulan sorulara yanıt vermeme, zaman ve yer bakımından oryantasyon hissini kaybetme, istem dışı dışkılama, kuru sıcak bir deri, terleme kesilmesi, yüksek rektal ısı, tansiyon düşmesi bazen kan şekeri düşüklüğü, sonunda bilinç kaybı ve dolaşımsal kollaps şeklinde ortaya çıkar. Rektal ısının 41 derecenin üzerinde birkaç dakikadan fazla kalması karaciğer, böbrek ve beyinde geri dönüşümü mümkün olmayan zedelenmelere yol açabilir. Ölüm riski bile gerekli önlemler alınmaz ise söz konusudur. Eğer tanı gecikirse ve iki saati geçer ise ölüm oranı 7/10’dur. Sporcu derhal soyulmalı ve soğutulmalıdır. En iyi soğutma vücuda su püskürterek veya vantilatörle yapılandır. Sporcularda büyük sağlık riski yaratabilen ısı ile ilgili yaralanmalar şöyle önlenebilir: 1. Sporcu iyi bir aklimatizasyon yani ısıya uyum periyodundan geçmelidir. 2. Antrenmanlar sırasında sık sık gölgede dinlenme verilmelidir. Efordan evvel, efor sırasında ev sonra uygun miktarlarda su ve tuz verilmelidir. 3. Her gün tartılmalı ve 24 saat içndeki aşırı bir kilo kaybı göz önüne alınmalıdır. 4. Isı ve rutubetin yüksek olduğu dönemlerde fiziksel aktivite sınırlandırılmalıdır. 5. Antrenman saatleri sıcaklığın daha az olduğu saatlerde tercih edilmelidir. 6. Sporcular olabildiğince açık renkli giysiler tercih etmelidir. 7. Sporcuların tercih ettiği giysiler derinin rahat hava almasını sağlayacak şekilde olmalıdır. Isıya uyum: Sporcuların ısıya uyumu yani ısıya aklimatizasyonu 4-8 gün arasında bir periyodu kapsar. Bu sorunlar sonuçta beraberinde düşen performans ve yukarıda sıralamaya çalıştığımız sağlık risklerini getirir. 5.Soğuk Soğuk ve rüzgarlı ortam, yapılan sportif aktivitelerde gerek sportif yaralanmalara yol açıcı, gerekse performansı dtüşürücü bir riski beraberinde getirir. Burada sporcuların soğuk algınlığı gibi sağlık sorunlarının oluşabileceği aşikardır. Ayrıca, bu soğuk ortama, yeterince ısınmama eklenince çeşitli sakatlıklara ortam hazırlanır. Soğuk, zorlanma tipi kas yaralanmasına yatkınlığı artırıcı bir ortam yaratır. Böyle bir ortamda vücutun ısısının azalması, vücudun oksijen kullanımını da düşürür. Performans azalır. Bu tür ortamlarda yapılan yarışma ve antrenmanlarda sıcaklığı tutucu kıyafetler tercih edilmelidir. Bu kat kat tutuculuk vücuda pamuklu veya yünlü giysilerle tercih etmelidir. Mümkün olabildiğince ıslak giyeceklerden kaçınılmalıdır. 6.Dehidratasyon Vücudun su kaybetmesine dehidratasyon adı verilir. Dehidratasyon akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Egzersiz sırasında terle, yapılan egzersizin süresi, şiddeti ve ortam sıcaklığına bağlı olarak az veya çok su kaybedilir. Bu su kaybı karşılanmazsa dehidratasyon oluşur. Buna akut dehidratasyon adı verilir. Bu su kaybı durumu 24 saatten fazla sürerse, kronik dehidratasyon oluşur. Dihidratasyonun sporculardaki etkileri şunlardır: 1.Kan volümünde azalma, 2.Rektal ısıda artış 3.Nabız sayısında yükselme 4.Erken bitkinlik 5.Efor süresinde kısalma 6.İş gücünde düşüş, (Örneğin vücut ağırlığının yüzde 2’si kadar su kaybı, iş gücünü yüzde 20 düşürür. 18 derecelik sıcaklık ortamında yüzde 4-5 su kaybı ise iş gücünü yüzde 40 düşürmektedir.) 7.Sportif performans düşer. 8.Yüzde 10 oranındaki su kaybı dolaşımsal kollapsa yol açar 7.Hava kirliliği Gün geçtikçe artan sanayileşme, kente göçün getirdiği kalitesiz yıkıt kullanımı, arıtma tesislerinden yoksun çarpık sanayileşme, her gün trafiğe binlerce aracın katılımı insanların yaşadıkları ortamda hava kirliliğini yaratan bazı faktörlerdir. Kirli hava genel olarak sğlıklı kişileri etkilediği gibi spyorcularda da sinir kas, kardiyovasküler (kalp-damar), solunum, renal sistemlerin işlevlerini bozar. Solunum yolları epitelinin zedelenmesi, mukoza çıkarımının artması, trakeadaki silier hareket (tüycüklerin hareketi) bozulur. Hava yolununu kollapsa girmesine yol açar. |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
G.ALIŞKANLIKLAR İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
Sporcu, spor yaşamı boyunca belirli alışkanlıklar kazanır. Bu alışkanlıkların büyük bölümü ona olumlu katkılarda bulunurken, bazı alışkanlıklar sporcuyu olumsuz olarak etkilemektedir. Bu bölümde, sporcuyu sağlık riski altına sokan ve performansını olumsuz etkileyen faktörleri sıralamaya çalışacağız. 1.Alkol Alkol alındığı miktara bağlı olarak gerek uyarıcı, gerekse uyuşturucu etki yapan bir maddedir. Bilindiği gibi alkol karaciğerde çözülüp yağa dönüşür ve enerji oluşumunda da bir etkinliği yoktur. Alınma dozuna göre merkezi sinir sistemi üzerinde uyuşturucu etkisi vardır. Sporcunun konsantrasyonunu bozar. 1982 yılında Amerikan Spor Hekimliği Koleji alkol üzerine şunları söylemekteydi: a.Alkolün kısa süreli etkisi reaksiyon zamanı, el-göz koordinasyonu, denge ve kompleks koordinasyon gibi özellikleri geciktirici ve bozucudur. b.Enerji metabolizması, maksimal oksijen kullanımı, kalp atım hızı, kalp atım hacmi, kas kan akımı ve solunumsal dinamikleri olumsuz yönde etkiler. c.Kuvvet, güç, dayanıklılık ve sürati azaltabilir. d.Uzun süreli kullanımında karaciğer, kalp, beyin, kas hastalıkları ve ölüme yol açabilir. İşte, bu nedenlerden ötürü alkol, sporcunun performansını olomsuz yönde etkileyen ve yetersiz performansa bağlı yaralanma riskini artıran bir faktör olarak değerlendirilmelidir. 2.Sigara Sigaranın insan sağlığına verdiği zararlar ortadadır. Bunun dışında sportif performansı da olumsuz yöndt etkiler. Özellikle aerobik gücün etkin olduğu sportif aktivitelerde, sigaranın zararı ve performansa olumsuz etkisi daha belirgindir. Sigara içindeki nikotin, akciğer alveollerinin (hava keselerinin) tam olarak şişmesini sağlayan surfaktan isimli maddenin salgılanmasını azaltır. Bu da alveollerin tam olarak şişmesini ve de oksijen ile çevresindeki kapiller (kılcaldamarlar) içindeki kanın birleşme oranını, yani oksijen taşıma kapasitesini düşürür. Ayrıca, sigara dumanında yüzde 4 oranında bulunan kabonmonoksit de, hemoglobin ile oksijenden daha kolay birleşebildiği için kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Sigaranın damar sertliği ve böbrekler üzerine yıkıcı etkileri de saptanmış gerçeklerdir. Bir başka kaynakta da sigaranın maksimal oksijen kullanımını yüzde 4-5 düşürdüğü söylenmekte ve yarışma öncesi son sigara içiminin en az 12 saat önce olması gerektiği belirtilmektedir. Sigaranın insan sağlığına verdiği zakarlaradan doğal olarak sporcu da etkilenmektedir. Ayrıca bu etkilenmelerin yanı sıra onun performansını da sigara olumsuz yönde etkiler. Kuşkusuz antrenörler bu konuda sporcularına gerekli uyarıyı yapmaktadır. Ancak özellikle kendilerinin de sporcu karşısında sigara içmekten kaçınarak örnek olmaları gerekir. 3.Beslenme Sporcunun beslenme alışkanlığı onun peformansını etkileyen bir faktördür. Bilindiği gibi sporcu, beslenme işini kampların dışında tek başına yapar. Bu nedenle beslenme konusunda oluşturacağı alışkanlıkların, sağlıklı temellere dayanması gerekir. Genel beslenme alışkanlığının dışında, yarışmaveya antrenman öncesi yenilen son öğünün içeriği ve de yarışma sırasında alınan içecekler de sporcunun performansını etkiler. Bu noktada sporcunun beslenme alışkanlığı, yanlış bilgi, yanlış alışkanlıklar, kuvvet antrenmanlarını yapıldığı dönemdeki diyetin içeriği, son öğünün yarışma veya antrenmandan önce alınma süresi, yarışma veya antrenmandan helen önce yenilen ve içilen maddelerin içerikleri hep sporcunun performansını etkiler. Bu konuda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. 4.Kilo kaybı Sikletlerin önemli olduğu güreş, boks, judo gibi spor dallarında yaşanan risklerden biri de süratli “kilo kaybı”dır. Sporcular genelde uzun süre gerektiren bilimsel yöntemleri bir kenara bırakıp, büyükten, ağabeyden görme kilo kaybı yöntemlerini alışkanlık haline getirirler. Bilindiği gibi fazla kilonun iki kaynağı vardır. Bunlar vücut yağını kaybetmek uzun süre gerektirirken, vücut sıvısını kaybetmek dehidratasyon ile daha kolaydır. Çoğu sporcu besin, sıvı sınırlaması, termal veya ezgersiz yoluyal terleyerek kilo kaybetmeyi alışkanlık haline getirir. İşte tercih sonucu yaşanan özellikle akut dehidratasyon (Süratlı kilo kaybı) beraberinde şu sorunları getirir: 1.Kas kuvvetinde azalma, 2.İş performansında azalma, 3.Plazma ve kan volümünde azalma, 4.Submaksimal efor sırasında kalp işlevinde azalma, nabızda yükselme, düşük atım volümü ve düşük kalp dakika volümü, 5.Özellikle besin sınırlanmasında, oksijen kullanımında azalma, 6.Isı düzenleme mekanizmalarında azalma 7.Böbrek kan akımında ve filtrasyonunda azalma 8.Karaciğer glikojen deposunda azalma 9.Vücutta elektrolit kaybında artma İşte bu nedenler sporcunun sergileyeceği performansı düşürür ve yaralanma riskini arttırır. 5.Ergojenik yardım Ergojenik yardım performansı artırmak amacıyla yardımına başvurulan bazı besin maddeleri ve yöntemlerdir. Gerçek ergojenik yardımcılar kuvveti, dayanıklılığı, hızı ve beceriyi sürekli olarak artıran yöntemlerdir. Bunlar sentetik madde olmadıkları için doping sayılmazlar. Spor dünyasındaki sporcular bazı alışkanlıklarla, bazı maddeler kullanır. Bu maddeler genelde bira mayası, polen, protein tozları vb maddelerdir. Bu maddeleri sporcular kulaktan dolma alışkanlıklarla kullanırlar. Bu maddelerin bir uzman denetiminin dışında kullanılması, bazı sağlık sorunlarına yol açacağı gibi performansı da olumsuz yönde etkileyebilir. 6.Doping Doping başlı başına sporcuların karşısındaki en büyük tehlikedir. Spor sahalarında yaratacağı etik kurallarındaki eşit koşullarda yarışma ortamını bozmasınnın dışınnda, insan sağlığı üzerine olumsuz etkileri tartışmasızdır. Dopingin insan vücudu üzerine olumsuz etkileri, bir dönemler Alman bilim adamlarının ortaya attığı otomatik savunma mekanizması teorisi ile değerlendirilmiştir. Burada kullanılan doping maddeleri ile insanın istemli olarak devreye sokmadığı rezervler devreye girmektedir. Otomatik savunma mekanizması teorisine göre doping alımı sonucunda organizmanın bilincinin ve isteminin dışında bir zorlanması oluşmuktadır. Bu zorlanma, alınan maddenin ölçüsüne ve vücudun dayanma gücüne göre sonu ölümle sonuçlanan dramatik tablolar yaratabilir. Araştırmalarda dopingi maddelerinin grubuna göre insan vücuduna verdiği çeşitli zararlara kısaca değinirsek; örneğin amfetamin grubu maddelerin alınması ile, organizmanın yorgunluk duygusunun ortadan kalkması sonucu belirgin bir ekonomi kaybı olur. Dinlenme kapasitesi belirgin oranda düşer. Taşikardi (çarpıntı), hipertansiyon (yüksek tansiyon), aşırı terleme, kas tonusunda (geriminde) artış, sinirlilik, sindirim bozukluğu ve cinsel fonksiyonlarda bozulmayı ortaya çıkarır. Kas yapıcı diye de tanımlanan anabolizan grubu maddelerin alınması sonucunda da iskelet, karaciğer, böbrek ve cinsel organlarda ileri derecede tahribata yol açılmaktadır. (Bkz. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] ) 7.Cinsel yaşantı Genel olarak muhafazakar toplum yapımız içinde sporcuların eğitilmediği ve her zaman bir soru işareti şeklinde kafalarında kalan konulardan birisi de cinsellik konusudur. Sporcuların bu konudaki bilgi birikimleri spor dallarına göre büyük farklılıklar gösterir. Pratikte birçok sporcu bu konuda deneyimli sporcu ağabeylerinin/ablalarının öğütleri çerçevesinde bilgilenir. Bu konuda yapılan araştırmalar bir cinsel ilişki sırasında harcanan enerji değerinin, birkaç basamak merdiveni hızlı çıkmaya eşdeğerde olduğu yolundadır. Cinsel birleşme sırasında kalp vurum sayısı yaklaşık 100-120 arasında olmaktadır. Cinsel ilişkiden sonra yeterli toparlanma süresi verilirse, fizyolojik açıdan bir zararı olmayacağı ortadadır. Ayrıca araştırmalar yarışmadan 24 saat önce ve 24 saat sonra cinsel ilişkinin herhangi bir fizyolojik soruna yol açmadığını gösterir. Pratikte spor dallarına ve o dalın sosyal yaşamdaki değerlerine göre sporcular belirli cinsel yaşantılarını belirli alışkanlıklarla sürdürü. Burada birkaç risk söz konusudur. Gerekli önlemlerin alınmadığı ilişkilerde ortaya çıkabilecek bulaşıcı rahatsızlıklar sporcular için bir sağlık riski taşır. Diğer bir risk, bazı sporcuların cinsel yaşantıya tub gibi bakmaları sonuc uoluşan yarışma öncesi dönemde uzunca bir süre ilişkiye girememenin getirdiği gerilimlerdir. Bazı sporcularda özellikle de bekar sporcularda cinsel yaşantı sorumsuzca ve doyumsuzca sürdürülen bir hale gelir. İşte bu iki uç nokta; sporcuların gerek çeşitli gerilimleri yaşaması, gerekse aşırı yorgunluğun oluşmasına neden olup onların performansların olumsuz yönde etkiler. 8.Dini alışkanlıklar Bazı sporcular dini inançları gereği bazı alışkanlıklar geliştirir. Örneğin, Ramazan ayında oruç tutan profesyonel sporcular vardır. Oruç gereği gün boyu aç kalma doğal olarak sporcunun performansını etkiler. Sporcunun antrenman ve yarışmada daha düşük bir performans sergilemesine neden olur. Ayrıca, açlığa bağlı olarak düşen vücut direnci bazı yaralanmalraa karşıda vücudu dirençsiz bırakır. Bazı yabancı sporcularda da, bazı kutsal günlerde yeterli performans ortaya koyamama gibi bir risk söz konusudur. Birçok Amerikalı sporcu Pazar günü yarışma ve antrenman yapmaktan hoşlanmaz. Benzer durum Cumartesi günleri için de bazı Yahudi sporcularda söz konusudur. 9.Uyku düzeni Bazı sporcuların uyku düzenleri(erken yatma, geç yatma, uyuyamama) ile ilgili alışkanlıklarındaki değişiklikler doğal olarak onların performansını etkiler. 10.Rutindeki değişikler Sporcunun alışkın olduğu rutin düzendeki değişikler, onu yapısına gore olumsuz etkileyebilir. (Not: Bu bölümle ilgili Kaynakça, iç faktörler sayfasında yer almaktadır)
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Risk.... | eylem güzeli | Makaleler | 5 | 13-04-2007 09:39 PM |
| Kalbinizi Sağlıklı Tutun | Siyah_LaLe | Genel Sağlık | 2 | 02-04-2007 03:17 PM |
| Jinekolojik Check-Up Nedir? | Roj73 | Genel Sağlık | 1 | 07-03-2007 09:31 AM |
| Risk Nedir ? [Cevaba Dikkat] | Roj73 | Sınırsız Muhabbet Burada | 1 | 15-12-2006 08:45 PM |
| Angina Pectoris | paradox | Genel Sağlık | 4 | 24-09-2006 08:36 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.