|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||
|
Gülümseyin...
![]() Dijital fotoğraf makinesi esas olarak görüntü yakalayan bir cihazdır. Analog – dijital dönüştürücüsü sayesinde algılanan veriler yukarıda açıklanan bilgisayar ortamına uygun biçime dönüştürülür ve fotoğraf makinesinin depolama sisteminde saklanır. Daha sonra bu veriler bağlantı araçları ile bir takım harici cihazlara aktarılır. Genellikle bir bilgisayara ancak isterseniz dijital bir yazıcıya yada televizyona da aktarabilirsiniz. Görüntüyü yakalama işini bir çeşit silikon yongası yapar: CCD (Charge Coupled Device ) Silikondan üretilen her şey gibi CCD’ler de her geçen gün daha da küçülüyor ve ucuzluyor. Dijital fotoğraf makinesinin piyasaya çıktığı ilk günlerde CCD’lerin sağladığı çözünülürlük genellikle 493x 373 pikseldi (183889 piksel) ki bu çözünürlükte resimler bilgisayar ekranında dahi çok şahane görünmüyorlardı. Peki bu CCD’ler tam olarak nedir? CCD 1969 yılında Bell Laboratuvarlarında George Smith ve Willard Boyle tarafından geliştirilen hepsi birbirine bağlı birçok yarıgeçirgen kapasitörden oluşan bir cihazdır. Kapasitörlerden akım geçiyor, bu kapasitörler çiftler halinde bulunuyor, bu nedenle cihazın adı Charge Coupled Device (ikili akım cihazı ). Her bir kapasitörde ayrı bir akım vardır ve bir de akımı bir kapasitörden diğerine zaman kontrollü olarak aktarmaya yarayan bir kontrol devresi bulunur. Papaz kaçtı oyununa benziyor. Herkesin bir akımı var ve bir sinyal ile herkes elindeki akımı bir sonrakine verirken bir önceki akımı kabul ediyor. Dijital fotoğraf makinalarında iki karşılıklı sıra halinde CCD’ler bulunur. Üstteki sırada ışığa duyarlı kapasitörler yer alır (foto diyot olarak da anılan katı MOS kapasitörler ) ve bunların herbiri diğer sıradaki karşılığına bağlıdır. Her çift görüntünün bir pikselini oluşturur. Işığa duyarlı kapasitörler üzerlerine odaklanmış olan bir mercek aracılığıyla ışınlara maruz bırakılır ve böylece bir akım oluşturulur. Ne kadar çok ışına maruz bırakılırsa o kadar çok akım oluşur. Akım ikinci sıraya geri aktarılır ve burada CCD dizisinden geçen akım paketleri teker teker dışarı bir akım-gerilim dönüştürücüsüne gönderilir. Böylece analog elektrik sinyallerinden oluşan bir resim elde etmiş olursunuz. Elde edilen veriler bir analog-dijital dönüştürücüden geçirildikten sonra dijital biçime girer ve artık bu verileri sıkıştırabilir depolayabilir ve genellikle üzerlerinde değişiklikler yapabilirsiniz. RENKLENDİRME Aslında şu ana kadar elde edilen tek renkli bir resim. Renkli görüntüler elde etmek için bunun üzerine biraz daha çalışmak lazım. Bunu yapmanın en kolay yolu, ancak en pahalı ve çok karmaşık sisteme ihtiyaç duyulan yolu, gelen ışığı bir prizma ve bir filtre düzeneği aracılığıyla açtırmak ve kırmızı, yeşil ve mavi renk bileşenlerini ayrı CCD’lere göndermek. Ancak çok karmaşık bir sistem olduğundan ve dolayısıyla çok pahalı olduğundan bu üçlü CCD sistemi genellikle yalnızca profesyonel video kameralarda ve çok gelişmiş sabit kameralarda kullanılıyor. Daha mütevazı bir çözüm ise tek CCD kullanmak ve her bir piksel biriminin önüne minyatür bir renk filtresi yerleştirmektir. Böylece bir dizi dikey kırmızı, yeşil ve mavi şerit elde edilir. Pikseller üçlü gruplar halinde toplanır ve her bir pikselin kendi açıklık/karanlık değeri olmasına karşın oluşan renk üçünün ortalamasıdır. Mavi piksel azami düzeyde, kırmızı ve yeşil pikseller sıfırdaysa her üç piksel mavi sayılır. Ancak diğer iki piksel sayesinde ton farkı sağlanır. Ortaya çok garip sonuçlar çıkabiliyor ancak dijital fotoğraf makineleri daha iyi çözünürlük sağladıkça ve her bir dikey şerit daha az yer kapladıkça bu durum sorun olmaktan çıkıyor. Nasıl Kullanırım? Dijital fotoğraf makinelerini kullanmak genellikle çok basittir. Flaş bildiğimiz elektronik flaşlar gibidir, kocaman bir kapasitör yüklenir ve düğmeye basıldığında büyük bir akımı küçük flüoresan bir tüp içinden serbest bırakır. Fotoğraf makinesi, yeterince aydınlık olduğunu yada flaşa gerek olmadığını düşünse de siz flaşın gerekli olduğunu görüyorsanız flaşı makinenin rızası olmasa da kullanmanızı sağlayan bir seçenek hep vardır. Çok aydınlık olmayan bir ortamda fotoğraflarını çektiğiniz kişilerin göz kapakları sonuna kadar açıktır ve bu durumda flaşın göz retinasından yansıması sonucu kırmızı gözlü arkadaşlarınız olur. “Kırmızı göz önleme” sistemi ise esas flaş patlamadan önce bir dizi küçük flaş patlatılır ve böylece fotoğrafı çekilen kimselerin hafifçe gözlerini kapatmalarına neden olur. Bir çok dijital fotoğraf makinesinde klasik vizörün yerini likit kristal (LCD) ekranlar almıştır. Bu ekranların bir çok avantajı vardır. Birincisi tam olarak fotoğraf makinesinin gördüğünü görürsünüz; klasik fotoğraf makinelerinde sizin gördüğünüzle makinenin gördüğü açı hafif de olsa farklıdır ve yakın mesafelerde bu farklılık daha da belirginleşir. Diğer bir avantajı ise fotoğraf makinesini suratınıza yapıştırmadan fotoğraf çekebilmenizi sağlamasıdır. Tepeden bir poz almak ve köşenin öbür tarafını çekmek için çok avantajlı değil mi? Ancak LCD ekranın dezavantajları da vardır. Bunu önlemek için büyük çabalar harcanmasına karşın parlak gün ışığında LCD ekranda herhangi bir şey görmek mümkün değil. En güzel ve renkli fotoğraflar çekebileceğiniz ortamlarda neyin fotoğrafını çektiğinizi maalesef göremiyorsunuz. Diğer bir sorun ise çok fazla pil yemeleri. Yalnızca ekranı çalıştırırsanız durumu idare edebilirseniz ancak ekranın arka plan ışığını yaktığınız takdirde pilleriniz büyük bir hızla tükenecektir. ![]() Hikaye şu: Fotoğraf çekmeye hazır olduğunuzda, fotoğraf makinesi odaklanamaya karar verir ve gerekli ayarı yapar, mevcut aydınlanmayı ölçer ve mercek açılımını ve beyaz dengesini ayarlar, flaşı yükler, CCD’yi yükler ve görüntüyü CCD ile yakalar, analog sinyali dijitale çevirir, dahili bir geçici belleğe kaydeder, verileri sıkıştırır (genellikle JPEG olarak) ve uzun süre saklanacakları bir flaş bellek sistemine (genellikle Smart Media, Compact Flash ya da Sony Memory Stick gibi uygun bir ortama) aktarır. Ve siz fotoğrafı çektikten sonra neden bir bekleme süresi olduğunu merak edersiniz! Flaş bellek, bu arada, akıllı kredi kartları, Cine5 Decoder kartları ya da bunlar gibi sistemlerde kullanılan kalıcı bir bellek sistemidir. İçeriğini saklamak için harici bir enerji kaynağına ihtiyaç duymaz, küçüktür ve sağlamdır. ![]() CCD, SUPER CCD Ve Ötesi Mevcut teknolojinin elektronik anlamda sınırları var, bunu anlamı ise CCD’lerin hiçbir zaman üç milyon pikselden fazla (4’e üçlük bir orantı ile 2000x1500) çözünürlük sağlamasının pek mümkün görünmediğidir. Üç milyon pikselin üzerine çıkıldığında, CCD’nin duyarlılığı, dinamik ölçütleri ve sinyal/parazit oranı bozuluyor. Fujifilm bu sorunu,piksel dağılımını yeniden tasarlayarak ve ışığa duyarlı kapasitörlerin (yada fotodiyotların) şeklini değiştirerek çözmüş bulunuyor. CCD ızgarasını bir arı kovanına benzeten ve üst sıradaki fotodiyotların şeklini kareden sekizgene dönüştüren Fuji firması, yarattığı Super CCD’nin, iki milyon piksel bir CCD kullanarak 4.3 milyon piksel (2400x1800) etkin çözünürlük sağladığını iddia ediyor. Bu müthiş bir şey, ancak ortalama bir fotoğraf makinesinden elde edilen fotoğrafta yaklaşık 20 milyon piksel olduğu düşünülürse (daha geniş renk yelpazesi de cabası), en azından profesyonel kullanımda, CCD’nin film şeridini tahtından indirme olasılığı daha uzun süre olmayacak gibi. Mevcut yapısı ile dijital fotoğraf makinelerinin geleneksel film şeridi kullanan makinelerin yerini alması mümkün değil; film banyosu günlerinin resmen sona erdiğini ilan edebilmemiz için dijital görüntüleme teknolojisinin bir sıçrama yapmasını bekliyoruz. ![]() |
|||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dijital Fotoğraf Terimleri | berxwedan | Diğer Dersler | 1 | 01-11-2007 02:04 AM |
| DİJİTAL KAMERALAR Önemli Özellikleri | bLackS | Digital Dünya Hakkında Herşey | 5 | 18-09-2006 05:44 PM |
| Dijital Video Sıkıştırma Tekniğinin Temelleri | berxwedan | Digital Dünya Hakkında Herşey | 2 | 18-09-2006 02:18 PM |
| Bir Fotoğraf Çekerken Dikkat Edilmesi Gereken 10 Altın Kural... | Mete_ | Sınırsız Muhabbet Burada | 3 | 17-09-2006 11:13 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.