Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Very Important Person Area > Dersler,Yıllık Ödev, Tez > Diğer Dersler

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 03-03-2008, 11:10 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesaj: 6,465
Üye No: 128013
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 40634
Rep Puanı : 4062685
Rep Derecesi
dojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond repute
Varsayılan KİŞİlİk GelİŞİmİ


Bireyi diğer kişilerden ayıran, kendine özgü ve tutarlı olarak gösterilen davranış özellikleri, onun kişiliğini oluşturmaktadır.

Kişilik gelişiminin farklı dönemler içinde ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bireyin belli bir dönemdeki kişilik özellikleri, onun diğer gelişim özellikleriyle ilişkili bir biçimde oluşmaktadır.

Kişilik gelişimi üzerinde duran kuramlar, dönemler içinde sağlıklı gelişimin ortaya çıkması için gerekli koşullardan söz etmektedirler. Bu koşulların bilinmesi ve olabildiğince sağlanması, öğrencilerin sağlıklı bir kişilik gelişimi göstermelerini destekleyici olacaktır.

Öğretmen, kişilik gelişiminin eğitime yansıması olarak öğrencilerinin kişilikleri üzerinde değer*lendirmeler yaparken, onun gelişim özelliklerinin tümünü dikkate alması gerekir. Bununla birlikte, öğrencilerin içlerinde bulunduğu kişilik gelişimi dönemlerinin özelliklerini bilmek, öğretmenlerin öğrencilerini anlamalarını daha kolaylaştıracaktır.

Kişilik gelişiminde, Freud'un psikanaliz kuramı ile Erikson'un psiko-sosyal gelişim kuramı öne çıkmak*tadır.

A. FREUD'UN PSİKANALİZ KURAMI
Freud, psikolojide etkili kuramlardan biri olan psika*nalizi ortaya atmıştır. Kuram üç bölümde ele alınabilir:
- Bilinç sınıflaması
- Kişiliğin yapısı Psiko-seksüel gelişim dönemleri
Bunlar kuramda bir bütünlük gösterir.

Freud, kişilik ve ahlak gelişiminin büyük ölçüde ilk 6 yılda tamamlandığını, 6 yaşından sonra önemli gelişmeler olmadığını öne sürmektedir. Freud, çocukluğun insan yaşamındaki önemini vurgulamıştır.

1. Bilinç sınıflaması
Freud'a göre insanın bilinçlilik durumu iki bölümden oluşur. Bunlar "bilinç" ve "bilinçaltıdır Bilinç, farkın*da olduğumuz yaşantılar alanıdır. Bilinçaltı ise, bilin*cinde olmadığımız yaşantılar alanıdır; burada, bilinç dışında olan ve özel birtakım tekniklerle bilince çıkarılabilen yaşantılar yer alır.

Freud kişiliği aysberg'e benzetmiş, kişiliğin daha çok bilinç dışı etkenler taralından yönlendirildiğini savun*muştur. Psikanaliz yöntemi, kişinin bilinçdışındaki so*runlarını gün ışığına çıkararak çözümlemeye çalışır.

2. Kişilik yapısı
Freud'a göre psişik veya ruhsal yapı üç kısımdan olu*şur. Bunlar "id", "ego" ve "süper-ego"dur.

Freud, kişilik gelişimini duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almıştır. Bu süreci, id - ego - süperego ilişki*lerindeki denge kavramına bağlamaktadır.

"İd", insanın doğuştan beri sahip olduğu tüm güdüleri*nin toplamıdır. İd, sürekli olarak isteklerine doyum arar.
id, kişiliğin temel taşıdır. Doğuştan getirilir ve ruhsal enerjinin kaynağıdır. Aynı zamanda içgüdülerin de kaynağıdır. Yani insanda bulunan iki içgüdü (libido ve saldırganlık) id'den kaynaklanır. Bu alanda ruhsal enerji, içgüdüler şeklinde ortaya çtkar ve bir an önce doyurulmak ister.

Ruhsal enerji doyurulma istemiyle içgüdü şeklinde or*taya çıkınca, "ego" devreye girer. Ego, kişiliğin yürütme organıdır. Id'in istekleriyle dış dünyanın (yani süper-egonun) bağdaştırılmasına çalışır. Ego, idin isteklerini ge*rektiğinde ertelemeye, hoş yaşantıları seçmeye, hoş ol*mayanlardan uzak durmaya çalışır. Ego akılcı, mantıklı bir kişilik bölümüdür ve bir anlamda kişiliğin karar or*ganıdır,
id'in hangi isteklerinin karşılanacağına "ego" karar verir, idin isteklerini süper-egonun onayından ge*çirerek dış dünyadaki nesnelerle doyurmaya çalışır.

Kişiliğin en son gelişen üçüncü sistemi "süperego"-dur. Süperego, geleneksel ve toplumsal değerlerin içsel temsilcileridir; kişiliğin ahlaki yönünü temsil etmektedir, Süperego, çevre tarafından onaylanmış ölçütlere göre davranmak ister ve toplumsal yasakları içerir.

Süperego, kişinin ana-babası tarafından aktarılan top*lumsal değer yargıları ve ahlak kurallarında karşılığını bulur. Bu anlamda vicdan demektir. Ayrıca süperego-da kişinin ideal benliği de bulunmaktadır. Süperego, toplumun temsilcisi haline gelerek davranışların ahlak hakemi işlevini görür; böylece birey kendi kısıtlamalarına uymaya başlar.

Süperego, "vicdan" ve "ideal benlik"i içerir, ideal benlik, çocuğun nasıl bir kişi olmak istediğine ilişkin düşünceleridir. Çocuk, çevrenin onaylamadığı düşün*ce ve davranışları süperegonun bir parçası olan vic*danına yerleştirerek içsel!eştirmiştir. Bu içselleştirme sayesinde kişi, kimsenin olmadığı durumlarda bile vic*danı sayesinde kendi kendini denetleyerek kurallara uyar. Örneğin, kimsenin görmediği durumlarda bile yerlere tükürmez. Bu davranışıyla ideal benlik, gurur ve kıvanç duygusuyla bireyi ödüllendirir; aksi davra*nışta ise vicdan, kişiyi suçlu hissettirerek cezalandırır.

Bu kişilik bölümleri baskın olduklarında, açıkça fark edilir hale gelirler. Her zaman "kafasına estiği' gibi davranan ve toplumsal kuralları hiçe sa*yan kişilerde İd baskındır; sürekli olarak ahlak kurallarını ve başkalarının ne diyeceğini dikkate alan ve kurallara sıkı sıkıya bağlı kalan kişide süperego baskındır; sürekli olarak akılcı davran*maya çalışan kişide ego baskındır.

Bu kişilik bölümleri baskın olduklarında, açıkça fark edilir hale gelirler. Her zaman "kafasına estiği” gibi davranan ve toplumsal kuralları hiçe sayan kişilerde İd baskındır; sürekli olarak ahlak kurallarını ve başkalarının ne diyeceğini dikkate alan ve kurallara sıkı sıkıya bağlı kalan kişide süperego baskındır; sürekli olarak akılcı davran*maya çalışan kişide ego baskındır.

3. Psikoseksüel gelişim dönemleri

Freud'da psikoseksüel gelişim
Freud'a göre yeni doğmuş bebekler farklı aşamalardan geçerek kişiliklerini geliştirirler. Freud bu aşamaları "psikoseksüel gelişim dönemleri" olarak adlandırır. Freud. psikoseksüel gelişimi beş dönemde inceler. Bunlar; Oral, Anal, Fallik, Latent ve Genital dö*nem şeklinde sıralanırlar. Ancak o, yaşamın ilk altı yılı*na denk gelen gelişim dönemlerinde geçirilen yaşan*tıların önemlerini vurgulayarak, o dönemlerde geçiri*len yaşantıların izlerinin hiçbir zaman tümüyle yok ol*madığını ve yetişkinlik yıllarında da davranışları etkile*meye devam ettiğini öne sürmektedir.

Aşağıda kısaca bu gelişim dönemlerinin özelliklerine değinilmiştir.
a. İlk gelişim dönemi oral dönemdir. Bu dönem doğumdan 18. aya kadar uzanan süreyi kapsar.
Yeterince beslenemeyen ya da kendi başına beslenebilecekken bile annesi tarafından uzun süre emzirilmeye devam eden bebeklerde güvensiz ve bağımlı bir kişiliğin çekirdekleri oluşur.

b. İkinci gelişim dönemi anal dönemdir. 18 ay ile 3 yaş arasında yer alır. bu dönemde, baskıcı, katı bir disi*plin anlayışı ya da çocuğu tümüyle başıboş bırak*ma, bağımsızlık duygularının gelişmesini geciktirir.
c. 3-7 yaşları arasına denk gelen dönem fallik dö*nemdir. Merakı yüzünden cezalandırılan, sorduğu sorular ve davranışları için kınanan çocuklar, yetiş*kinlik döneminde uygun cinsel kimliği benimse*mekte sorunlarla karşılaşabilirler.

d. Dördüncü gelişim dönemi latans dönemde oral, anal ve fallik dönemlerde geliştirilen özelliklerin yeni bir özümlemesi yapılarak, kazanılan özellikler pekiştirilir.

e. Ergenlik yılları ve daha sonrasına uzanan son gelişim dönemi olan genital dönemde ise, kişilik, bir çocuk kişiliğinden yetişkin kişiliğine dönüşür. Genital dönemde özellikle fallik dönemde kişiliğe eklenen öğelerin niteliği, ergenlik dönemindeki gelişimin niteliğini belirler.

Freud'a göre ilk üç döneme oranla son iki dönemin kişilik üzerindeki etkileri daha azdır.

Freud'a göre ahlaki gelişim ile kişilik gelişimi arasında bir paralellik söz konusudur; iki gelişim de belli evre*lerden geçerek gerçekleşir. Bu evrelerden 3-5 yaşlarına denk gelen fallik dönemde çocuklar anne babala*rıyla duygusal bir çatışma yaşarlar. Onlara karşı duy*duğu bu olumsuz duygulardan dolayı kendini suçlu hisseder. Bu suçluluk duygusu Freud'a göre vicdan gelişiminin temelini oluşturur. Çocuk bu suçluluktan kurtulmak için anne ve babasının davranışlarını taklit eder. Böylece erkek çocuklar babalarıyla, kız çocuklar anneleriyle özdeşleşmeye, kendi cinsiyetlerine uygun davranışları benimsemeye ve toplum tarafından belir*lenmiş kurallara uygun rolleri oynamaya başlarlar.

Freud, psıkoanalitik temele dayanan kişilik kuramında kliniğine gelen hastalan ile yaptığı çalışmalardan yola çıkarak, bu hastaların üzerinde uyguladığı hipnoz, rüyaların yorumlanması, serbest çağrışım gibi psikoanalitik temelli tekniklerden yararlanmıştır. Bu nedenle kuram, sağlıklı kişilik*ten çok hastalıklı kişiliğin nasıl oluştuğunu açıkla*makta olduğu, kuram geliştirilirken objektif verilere dayanılmadığı, kişilik gelişiminde yaşamın ilk alfa yılına özel bir önem verilerek, daha sonraki dönemlere ait yaşantıların fazla önemsenmediği gibi eleştirilerle karşı karşıya kalmıştır.

B. ERİKSON'UN PSİKO-SOSYAL GELİŞİM KURAMI
Erikson da Freud gibi kişilik gelişimini belirli dönemler içinde ele alır. Birey gelişim dönemleri içinde iler*ledikçe kendini daha iyi anlamaya, dış dünya ile kur*duğu ilişkileri yeniden gözden geçirerek, onlara yani anlamlar kazandırmaya başlar.

Erikson, insanın diğer insanlarla ilişki içinde geliştiğini öne sürmüş ve başkalarıyla ilişkilerin Önem kazandığı bir gelişim kuramı ortaya atmıştır. Sosyal çevre içinde yer alan anne-baba, öğretmenler ve arkadaşlar, çocuğun psiko-sosyal gelişiminde gerekli rol oynarlar. Kişilik gelişiminde sosyal çevreye verdiği önemin yanı sıra, biyolojik temelli doğuştan getirilen bazı özellik*lerin de üzerinde duran Erikson, epigenetik bir temel ile kişilik gelişimini açıklamaktadır.

Epigenetik açıklamaya göre, kişiliği oluşturan benlik gelişimi anne karnındaki bebeğin gelişimine benze*mektedir. Doğum öncesi dönemde bebeğin organla*rının belirli zaman dilimleri içinde oluşup şekillenmesi gibi, benlik gelişimi de belirli zaman dilimleri içinde aşamalı bir oluşum (epigenetik) içinde biçimlenir.

örnek
Erikson'un psiko-sosyal gelişim kuramına göre, kişilik gelişimi aşağıdakilerden hangilerine bağlı olarak ortaya çıkar?
A) Biyolojik temeller - sosyal çevre
B) Kişiler arası ilişkiler -fiziksel çevre
C) Kişisel deneyimler - fiziksel çevre

D) Ahlak gelişimi - psikoseksüel temeller
E) Psikoseksüel temeller - biyolojik temeller
(2002 - KPSS) Cevap A

Erikson Freud'dan farklı olarak, kişilik gelişiminde ağırlığı sadece çocukluk yıllarına vermez; kişilik gelişi*mini yaşam boyu süren bir süreç olarak kabul eder. Sağlıklı kişilik gelişimi üzerinde daha fazla duran Erik*son, sosyal çevrenin kişilik gelişimi üzerindeki etkileri*ni de daha fazla vurgulamaktadır.

Erikson kuramında psiko-sosyal gelişimi 8 dönem halinde ele alınmıştır. Bu dönemlerin genel özellikleri verilmiştir. Her dönem, o dönemde çözülmesi gereken problem ve olası durumlarla ifade edilmiştir.

- Kişilik bu dönemlerin tümünde gelişimini sürdürür. Bir dönemde olumsuz yaşanan denge, sonraki bir dönemde olumlu yöne çevrilebilir. Örneğin çevre*sine güvenemeyen bir çocuk, bir sonraki dö*nemde ilgi ve bakını sağlanırsa insanlara karşı güven geliştirilir.

- Erikson, gelişimin hiyerarşik bir sıra ile ortaya çık*tığını ileri sürmektedir. Birbirini izleyen gelişim dönemlerinde ilerledikçe, birey doğuştan saptan*mış ve giderek daha geniş bir çevreyle etkileşimi*ni sağlayan potansiyeli ile benliğini geliştirir.
- Erikson'a göre kişilik, doğumdan ölüme kadar ge*lişimini sürdürür. O, yaşamın bir bölümünün öteki bölümlerinden daha önemli ya da kritik olmadığı inanandadır. Bu görüşüyle "yaşam boyu gelişim" ilkesini ortaya atan ilk psikologlardan biridir.

***Erikson'un kuramını Freud'un kuramından ayıran en önemli özellik de budur. Erikson, gelişimin ye*tişkinliğe kadar sürdüğünü savunurken. Freud, gelişimi yaşamını ilk birkaç yılıyla sınırlar.

Üzerinde durduğu önemli konulardan biri, "yetenek" kavramı ve kişisel yeterlilikle ilgilidir. Bir gelişim aşaması başarı ile sürdürülmüş ise. kişi "güçlenmiş yetenek duyguları" ile öne çıkar. Aşama, başarı ile geçirilmemiş ise, "aşağılık" duyguları kendini göstermeye başlar.

- Erikson insan gelişiminin, bazı sorunların önemli olduğu dönemlerden oluştuğunu öne sürmüştür. Ona göre bu aşamaların her birinde psikososyal bir bunalım veya çatışma yaşanır. Erikson'a göre bunalım bir dönüm noktasıdır. Bu dönüm noktası, gelişim potansiyelinin yüksek olduğu zamanlarda bile kişinin, çevrenin olumsuz etkilerine karşı oldukça incinebilir durumda olmasıdır. Çatışma daha çok, istenen niteliklere erişmek ile ona erişememek arasındaki savaşımdır.

***Erikson'a göre psiko-sosyal gelişim iki yönden kültürle ilişkilidir:
1. Her kültürün, çocuğun her yaştaki davranışlarını yönlendiren kendine özgü bir yönetimi vardır.
2. Her kültürde, zamanla değişmeye bağlı olarak kültürel görecelilik vardır. Bir kuşağın gereksinimlerini karşılayan kurumlar sonraki kuşak için yetersiz olabilir. Böylelikle sağlıklı bir kişilik gösterebilmeleri için çocuklara öğretilmesi gereken konuların hepsi değişikliğe uğrar.


dojehist is offline  
Eski 03-03-2008, 11:12 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesaj: 6,465
Üye No: 128013
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 40634
Rep Puanı : 4062685
Rep Derecesi
dojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond repute
Varsayılan


Erikson'da Kişilik Gelişimi Aşamaları

1. Bebeklik (O-1,5 yaş) -Temel Güvene Karşı, Güvensizlik-
Yaşamın kazanılan ilk olumlu duygusu temel güven duygusudur. Bu duygunun temelleri anne ya da onun yerine geçen kişi ile bebek arasındaki etkileşim sıra*sında atılır.

Annenin bebeği büyütürken benimsediği tutum, be*bekte temel güven ya da güvensizlik duygularının filiz*lenmesine yol açar.

Eğer bu dönem iyi geçirilirse temel güven duygusu edinilir, iyi geçirilemezse güvensizlik duygusu edinilir
Anne bebeğini yeterince besler, sevgi ve ilgi gösterir, bir sıkıntısı olduğunda bebeğinin yanında olur, ona şefkat gösterir ve onu korursa, bebeğin tüm metabolizmasının uyumlu çalışmasını sağlayacaktır, Bebek de buna karşılık kendini güvenli ve rahat hissederek annesine bağlanacak, annesi yanında iken hoşnutluğunu gülücükleri ile ifade edecektir. Sonuç olarak anne ile bebek arasında oluşan olumlu ilişki, bebekteki temel "güven" duygusunun çekirdeğini oluşturur.

Ancak, anne-bebek arasındaki ilişki sağlıksız ise, yani bebek ihtiyacı olduğunda annesini yanında bulamaz ya da zihinsel, fiziksel yetersizliği nedeni ile annesi tarafından sağlanan uyarıcıları alamazsa, kendisini güven ve rahatlık içinde hissedemez. Böyle bir durum*da da, Erikson'a göre "güvensizlik" duygularının i!k tohumları atılacaktır.

Bu dönemde anne bebek ilişkisi, başkalarına ve ken*disine karşı duyacağı güven duygusunun temelini oluşturur. Bebeğin gereksinimlerine gösterilen duyarlı özen ve anne ile sağlıklı ilişkiler, sürekli bir güven duy*gusunun oluşmasında temel öğedir. Anne bebek arasındaki bu ilişki aynı zamanda başkalarına karşı güvensizlik ve kendine karşı güven eksikliğinin de kaynağını oluşturur.

Çocukta güçlü bir güven duygusu, umut'un geliş*mesine neden olur. Umut, bir kişinin gereksinimlerinin karşılanacağına olan sürekli bir inanç duygusudur. Be*bek, anne babasına güven duymakla haklı olduğunu öğrendikçe, umudunun, gerçekleştirebilecek bir he*def olduğunu öğrenmeye başlar.

2. İlk Çocukluk (1,5-3 yaşlar) -Özerkliğe Karşı, Kuşku ve Utanç
Bu dönemde çocuklar inatla bir şeyi ellerine alır, inatla onu savunur ve korur veya istemedikleri şeyleri de inatla atarlar.

Çocuk, özerk bir biçimde davranmaya ve bu bağımsız eylemlerinden zevk almaya başlar. Çocuğa kendi eylemlerini kontrol etme olanağını vermek, "özerklik" duygusunun gelişmeye başlamasını sağlayacaktır.

Aşırı koruyucu ya da baskıcı bir çocuk yetiştirme tutu*mu çocuğun özerk olma çabalarını engelleyecek, an-ne-babanın aşırı kontrolü, çocuğun kendi kapasitesine yönelik kuşkulara düşmesine ve "utanç" duymasına yol açacaktır. Çocuğun davranışlarınıçok sıkı bir bi*çimde denetleyen, hoşgörüsüz davranan, "mükem*mel" davranışı elde etmek için sık sık cezaya başvuran anne-baba tutumu, çocukta "tek başına hiçbir şeyi beceremem" duygusunu oluşturarak; kuşku ve utanç duygularını ortaya çıkaracaktır.

Öte yandan "çok ufak, zarar görür" kaygısıyla, çocu*ğun özgürce davranmasına olanak tanımayan aşırı koruyucu ana-baba tutumu da özerklik duygusunun gelişmesini engelleyecektir.

Erikson, tuvalet eğitimi sırasında çocuk azarlanırsa, ayıplanırsa, utanç ve kendi bedeninden kuşku duygu*larını geliştirir düşüncesindedir.
Özdenetimin öğrenilmesi, bir bağımsızlık duygusu geliştirir Utanç duygusu çocukta sürekli güvensizlik duygusu yaratır. Bu dönemde özgür seçimler yapmak, kendini denetlemek ve uygulamaya koymak becerisini göstermek demektir. Çocuk kendi başına davranmak yeteneğini kazandıkça özgür seçimler yapabilmek, ken*dini sınırlamak ve uygulamak yeteneğini kazanır,

3. Oyun Çağı (3 - 6 yaş) -Girişimciliğe Karşı, Suçluluk Duygusu-
Bu dönemde çocuk hareketli, meraklı ve öğrenmeye isteklidir; çevresindeki olayları anlayabilmek için sürekli sorular sorar, girişimlerde bulunur.

Eğer çocuk sorduğu sorular yüzünden azarlanır, dav*ranışları eleştirilirse girişkenliği engellenmiş ve suçluluk duyguları geliştirilmiş olur. Suçlanan çocuk, araş*tırmadan vazgeçerek kendi kabuğuna çekilebilir.

***Erikson. bu dönemde cinsiyetin keşfedildiğini, me*rak duygusunun yoğun olduğunu söyler. Merak duygusunun ve cinsiyetin keşfinin doğrudan bir sonucu olarak, çocuğun cinsellikle ilgili sorular sorması olacaktır. Eğer anne baba çocuğun bu türden sorularına uygun cevaplar verebilirlerse, çocuğun girişimciliği desteklenmiş olur. Eğer, "ayıp, ayıp" bunlarla ilgilenme!" gibi engelleyici bir tavır takınırlarsa, çocuk bu konuları merak etmenin suç olduğu hissine kapılır.

Çocuğun araştırma girişimlerini destekleyerek, sor*duğu sorulara anlayabileceği biçimde uygun cevaplar veren, sevecen ve ilgili yetişkin modeller olan anne-babalar, çocuğun bu dönemi başarıyla allatarak bir sonraki döneme ilerlemelerine yardımcı olurlar. Bura*da amaç, önündeki hedefleri güvenle ve hiçbir ceza*landırma korkusu duymaksızın izlemek becerisini gös*termektir.

Bu dönemde oyun, çocuğun gelişimi için yaşamsal önem taşır. Oyunla, çocuk gerçeğin üstesinden gel*meyi öğrenir; gelecekte üstleneceği rollerin provasını yapar.


***Erikson'a göre okulöncesi dönemde sağlanan uygun çevresel koşullar kendine güven, bağım*sızlık, özerklik, girişimcilik gibi kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyen duyguların kazanılmasın*da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenlerle de çocuk gelişimi ve psikolojisi alanında çalışan uz*manlar okulöncesi döneme özel bir önem vere-:ek, bu dönemin gelişim sürecindeki kritik yerini vurgularlar.

4. Okul Çağı (6-15 yaş)
-Çalışma ve Başarılı Olmaya Karşı, Aşağılık Duygusu-
Bu dönemde ilköğretime başlayan çocuk için artık oyun oynamak 9ski çekiciliğini kaybetmiş, yerini bir şeyler üretmek, yaptığı işlerle başarılı olmak isteği almıştır.

Yetişkinler dünyasına olan merak iyice artmıştır. Çocuk, yetişkinlerin kullandığı araçların nasıl kul*lanıldığını, yaptıkları işlemin nasıl yerine getirildiğini öğrenmek ister. Yaptığı işlerde başarılı oldukça kendine olan güveni artar; çocuğun kendine olan güveni arttıkça da, çalışma ve başarılı olmaya doğru güdülenme düzeyi artış gösterir.

Erikson bu dönemi, çalışkanlık duygusunun edinildiği dönem olarak tanımlamıştır. Çocuk okuma, yazma, hesap gibi bilgileri edinirken, kendisi ile aynı yaşlarda olan diğer çocuklarla kendini karşılaştırır ve kendisinin çalışkan olup olmadığına karar verir. Çocuk kendini başkaları ile karşılaştırdığında eğer çalışkan olduğu izlenimi