|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||
|
AKYA BALIĞI ![]() TANIYALIM: ![]() Genelde küçük sürüler halinde dolaşır ve yemlenirler, büyük yetişkinler yalnız gezme eğilimindedir. Yurdumuzda üremeleri Nisan ortalarından Haziran sonuna kadar bahar boyunca sürer. Ortalama ömürleri 14 yıl kadardır. Yurdumuz sularında 1 metre boy ve 30-35 kilo ağırlıktan fazlasına pek rastlanmasa da diğer denizlerde 2 metre boya ve 60 kilo ağırlığa kadar çıkarlar. Geçmiş dönemlerde özellikle Ege ve Akdeniz'de profesyonel balıkçılar tarafından yasak zamanlarda, gece kuvvetli ışıklarla balığı kabartmak gibi yasak yöntemlerle aşırı avlanması sonucu sayıca çok azalmıştır. Özellikle Ege'de sahil güvenliğin çabaları ile bu durum bitmese de azalmış ama akya sayısında önemli bir artış da olmamıştır. NERELERDE BULUNUR: Akya sadece yurdumuz sularına özgü değildir. Batı hint okyanusu, Atlantik okyanusu, Arap denizi ve Basra körfezinde de rastlanır. Genelde yaşadığı sularda 50 metreye kadar derinleri iri kırmalık taşlık dipleri tercih etse de; yemlenmek için kıyılara sığlıklara sokulur ve yine kırmalık, taşlık dipli akıntı altı kıyılarda sıkça rastlanır. Çoğu zaman denize dökülen nehirlerin deltalarında acı sulara da girerek buradaki yavru balıklarla yemlenir. Kısaca yavru balıkların bolca olduğu taşlık, kıyının denize dikçe indiği, akıntı alan veya sakin koylar, dere eğızları kıyıdan akya avlamaya çalışan meraklılar için uygun yerlerdir. Kıyılarda oturup denizi seyredenler veya balık avlamaya çalışan amatörler zaman zaman küçük balıkların arasına fırtına gibi dalan suları sıçratarak, yavru balıklara saldıran iri balıklar görebilirler. Bu balık eğer barakuda gibi kolayca ayırt edilebilen bir balık değilse genelde akya veya yakın akrabaları yaladerma ya da sarıkuyruktur. Bu saldırılarda sık sık birden çok balığa rastlanır. Kıyılara sokulup saldırdığı zamanlarda o civarda atıp çekme ile avlanan veya yemli takımlarını suya bırakmış amatörlerin oltalarına da vurup yakalanırlar. Buradan şunu anlıyoruz ki akya kıyıdan da canlı yemli bırakma, şamandıralı takımlarla veya atıp çekme ile de yakalanabilir. Mesela bu yandaki 3,5 kiloluk balık gibi. Buna ava giden avlanır denir. AVLAYALIM: Akya avı da doğal yemlerle veya suni yemlerle yapılan olmak üzere iki ksıma ayrılabilir. Ancak bu sistemler o kadar iç içe girmiştir ki atıp çekme dışında sadece yapay yem veya sadece doğal yem kullanılan sistemdir diye ayrılabilecek bir yöntem yoktur. Bu nedenlu ayrım yapmadan yöntemleri sıralıyoruz. Yine de bundan önce akya için ne yem kullanılır ona bir bakalım. Akyanın yemi tabii ki akyem sınıfından sayılan balıklardır. Zargana, iri istavrit, iri sardalya, uskumru, kolyoz, kefal, ilarya, sarıkanat, lüfer gibi balıklar canlı veya sürütmede bütün ölü olarak kullanılabilir. Yaprak veya tekgöz kesilmiş yemler de sürütmede kullanılsa da canlı veya bütün ölü yemler kadar başarılı olmazlar. Tabii canlı yemin yerini de hiçbiri tutmaz. Ölü bütün veya canlı kalamar da özellikle Akdeniz'de sürütme de akya için başarılı olan bir yemdir. Av yöntemlerine gelince: 1. Bırakma takım: 2. Sürütme: 3. Atıp çekme: 4. Fly takımı: Olarak sayılabilir. Şimdi bunlara sırayla bakalım. 1. Bırakma takım: Yukarıda anlattığımız gibi akya yemlenmek için sığlıklara girerek buradaki yavru balıklara saldırır. Bu alışkanlığı onun kıyıdan bırakma takımlarla kolayca yakalanmasını sağlar. Bunun için rastgele bir koy seçilip eli boş kalınacağına akyanın sık sık yemlendiğinin görüldüğü çok derin olmayan dibi taşlık kırmalık koylar seçilmelidir. Bu başarının yarısıdır. Her koy biribirinin aynı olmaz bu nednele takım "akıntı alan koylar" ve "sakin koylar" için olmak üzere iki türlü düzenlenir. Yukarıda anlattığımız gibi akya yemlenmek için sığlıklara girerek buradaki yavru balıklara saldırır. Bu alışkanlığı onun kıyıdan bırakma takımlarla kolayca yakalanmasını sağlar. Bunun için rastgele bir koy seçilip eli boş kalınacağına akyanın sık sık yemlendiğinin görüldüğü çok derin olmayan dibi taşlık kırmalık koylar seçilmelidir. Bu başarının yarısıdır. Her koy biribirinin aynı olmaz bu nednele takım "akıntı alan koylar" ve "sakin koylar" için olmak üzere iki türlü düzenlenir. ![]() Akıntı alan koylarda takım üstteki gibi düzenlenir. Şimdi bunu biraz açalım. Akıntı açıktan kıyıya doğru ise; yaklaşık 3-4 kiloluk bir ayak taşına bağlanan 150'lik misinanın diğer ucuna resimde görülen ilk şamandıra bağlanır. Ayak taşı ve şamandıra arasındaki mesafenin derinlikten 1-1,5 kulaç kadar fazla olması gerekir. İlk şamandıradan 3-4 kulaç alınarak aynı kalınlıkta misinaya ikinci şamandıra bağlanır. İki şamandıra arasına şamandıraları dengeleyecek ağırlıkta ve mesafede 4-6 adet kıstırma konur. Bu kıstırmalar şamandıraların savrulup uçmalarına engel olacağı gibi yakalanan akyanın ağırlık nedeni ile daha çabuk yorulmasınaı sağlayacaktır. Bundan sonra derinliğe göre 070 parlak misinadan kesilen 1 kulaç kadar bedene bağlanan 5/0-7/0 iğne canlı yemle tercihen kefal, lüfer veya zargana ile yemlenir. Takım hazır. Takımı bırakırken yemin bulunduğu sularda dipten ziyade ortalara yakın şekilde kalmasına ve etrafta kolaylıkla saklanacağı oluşumlar bulunmamasına dikkat etmek gerekir. Takımın tarifinde verilen uzunluklarda koyun derinliği, büyüklüğü ve kıyının durumuna göre değişebilir. Genel prensip olarak koy ne kadar büyükse takım o kadar uzun tutulmalıdır demek doğru olur bu şekilde akyanın ürkmeden rahatlıkla saldırması sağlanır. Şamandıralara gelince. Son yıllarda gittikçe artan bir eğilimle pet şişeler şamandıra olarak kullanılmaktadır. Ucuzluğu, kolay bulunabilmesi ile amatörün her an elinin altında bulunan pet şişeler şekli, şeffaf olması ile de fonksiyonel olarak tercih edilebilir. Yeterki sonradan bunları denize atıp çevre kirliliği yaratmayalım. Koy akıntı almıyorsa, suları sakin ise o takdirde takım daha da basitleşir ve alttaki gibi düzenlenir. ![]() Resimden de görüldüğü gibi bu durumda tek şamandıra işimizi görür. Yine 3-4 kiloluk bir ayak taşına bağlanan 150!lik misinanın diğer ucuna şamandıra bağlanır. Misinanın uzunluğu su derinliğnden çok fazla olmamalı ayak taşı şamandırayı hafiffe batık dengede tutabilmelidir. Bundan sonra 3-4 kulaç uzunluğundaki 070 bedene bağlanan 5/0-7/0 iğne yukarıdaki gibi yemlendikten sonra takım hazır sayılır. Beden şamandıra ipine şamandıradan 1-1,5 metre aşağıda veya orta sularda kalacak şekilde kalacak şekilde önce kazık bağı ile sonra da alttan üstten üçer defa puntalanarak bağlanır. Siz isterseniz bu noktada 5 santimlik üçlü fırdöndü de kullanabilirsiniz. Takımı bırakırken yukarıda anlatılan inceliklere de dikkat etmek gerekir. Bu takımda istenirse ayak taşına bağlanan bir ipin ucu karaya alınarak mümkün olduğu takdirde yakalanan balık karadan çekerek de çıkartılabilir. Her iki yöntemde de koyun büyüklüğüne bağlı olarak birden fazla takım bırakılabilir. Tabi koyun yapısı, derinlikler de takımı standart olmaktan çıkarır her duruma uygun değişiklikleri yapmak zorunludur; bunları da ancak zamanla tecrübe ile öğrenmek mümkündür. Yakalanan akya bunu anlayınca ilk aşamada açığa dönerek derine kaçmaya çalışacaktır; ama ayak taşının ve kıstırmaların ağırlığı ile fazla uzaklaşamadan çabuk yorulacaktır. Size de şamandıraya ulaşıp balığı almak kalır. Akyanın yemlendiği yerler biliniyor ise bu takım yüksek verimi ile sizin yüzünüzü ağartacaktır. Atıldığı yere göre eğer yem biraz derince düşerse orfoz, sinarit gibi başka balıkları da bu takımla almak mümkündür. Derine bırakma durumunda beden de yem diba yakın olacak şekilde monte edilmelidir. Bu durumda da akya alma şansı vardır. Bu takımların yapılıışında ihtiyacınız olacak tüm düğümleri düğümler sayfamızda bulacaksınız. ![]() Bırakma takımların birinci ve tek yemi canlı yemdir. Başta zargana, lüfer, kefal gibi balıklar olmak üzere istavrit, sardalya, kolyoz, gümüş gibi akyem olarak kullanılan balıklar seçilmelidir. Yemler ve yemleme sayfasında canlı yemlerin iğneye nasıl takılacağı konusunu genişçe açıklamıştık. Burada da bazı ince ayrıntı ve farklılıklara değineceğiz. Örneğin akyanın severek yediği yemlerdem olan lüfer yandaki şekilde iğneye canlı olarak takılabilir. İlkinde iğne her iki çeneye de geçecek şekilde alt çeneden saplanıp üst çeneden çıkartılır. Bu şekilde takılan lüfer sürütme yemi olarak da kullanılabilir. Eğer iğne iri ve balık da sarıkanat gibi ise o takdirde iğne sadece alt çeneye saplanıp ağzının içinden çıkartılır. Bu şekilde takılan yem sürütmeye pek uygun olmayacaktır. Ağzını kapatamayan yemin sürütülürken midesine dolacak su çabucak ölmesine neden olur. Diğer bir yöntem de iğneyi balığın ilk sırt yüzgecinin hemen önünden veya altından saplamaktır. Bu şekilde takılan canlı yem hem bırakma takımlarında hem de sürütmede kullanılır ve uzun süre canlı kalır. İğneyi balığın gövdesine saplarken çok derine girmemeye ve orta kılçığını (omurilik) zedelememeye dikkat etmek gerekir. Bu şekilde iğneye takılan bir istavrit bozmasının kısa videosunu seyretmek için ya resmi yada linki tıklayın. Başka bir yöntemde de iğne yem balığın burun delikleri hizasından bir taraftan saplanıp diğer taraftan çıkartılır. 2. Sürütme: Akya balığının avında en sık kullanılan yöntem aslında budur. Yem olarak da başta canlı zargana olmak üzere kefal, lüfer, uskumru ve kalamar kullanılır. Kalamar ölü bütün veya canlı kullanılırken diğer yemler canlı tercih edilmelidir. Mümkün değilse ölü bütün son çare yaprak yem kullanılabilir amam bunlar aynı verimi göstermez. Sürütmede yapay yem de kullanılır. Söğüt yaprağı 5 numara kaşık, 20-25 santimlik uskumru desenli, siyah veya mavi sırtlı, turuncu ve kırmızı başlı yapay balıklar da iş yapar. ![]() Akya için tavsiye edilen yapay yemli sürütme yukarıdaki gibidir. Klasik bir takımdır, genelde el oltası olarak düzenlenir; açıkçası ben pek sevmiyorum. Yine de senelerdir akya için yapılıp kullanıldığından buarada değinmeden geçmeyeceğiz. Takımın yapımı diğer balıklarda anlatılandan pek farklı değildir. Sadece akya daha iri sert bir balık olduğundan kalınlıklar arttırılmıştır. Açıkçası burada belirtilen kalınlıklardaki takım ile de balığa hiç şans tanınmamaktadır. Geleneksel olarak buna yakın kalınlıklarda düzenlenen takımı ben daha ince olarak donatmanızı tavsiye ederim; mesela olta en fazla 100, kolçak 90-100, beden de 70-80 derim. Bunun daha sportmence olduğuna inanıyorum. Akya gibi büyük sayılacak avlarda nisinayı mantara sarmak doğru olmaz, kaloma yetiştiremezsiniz. Olta en az 200 metre olmalı ve sandala monte edilmiş bir çıkrığa sarılmalıdır. Çıkrığın her yöne dönebilen, istendiğinde dönüşü ve misina vermesi frenlenebilecek tipten olmasında yarar var. Bunu sizin düşünüp sandalınıza göre yapmanız veya yaptırmanız gerekecektir. İlk vuruştan sonra yakalandığını anlayınca derine dalmaya çalışacak akyanın bu sert tepkisini karşılamak için de sandalın içine 25-30 metre kadar misina sağılmalıdır. Bu misina içinde su olan ufak bir kova veya leğene sağılırsa da karışmaz. Takım makinalı kamışlı olarak düzenlenirse bu defa tek ağırlıkla takımı dengelemek gerekecektir. Bu takımın kamışı deniz tipi orta seri, tercihen hepsi olmasa da uç halkasının makaralı tipten olması tavsiye edilir bu yoksa 2,4 metre ağır seri 200-300 gr., atarlı bir kamış da iş görür. Makina çıkrık tipi olmalıdır, sabit makaralı tipten makinalara yeteri kadar misina saramazsınız, bu durumda da balığı kontrol edemezsiniz. Makinalı takımda olta kalınlığı hiç bir zaman 050-052'den fazla olmamalıdır, beden de 045 civarında olmalıdır. Son yıllarda özellikle yanbancı amatörler arasında daha da ince olta kullanarak şok beden denilen kalın beden kullanımı yaygınlaşmaktadır. Bu sistem altta bahsedilen "downrigger-derinlik kontrollu derin su sürütme aleti" kullanımı anlatılırken genişçe açıklanmıştır. Makinalı takım kullanılması durumunda balık tekneye yanaştırıldığında bedenin elle toplanarak balığın alınması gerekir. Takım istendiğinde bütün ölü veya canlı yemle de yemlenebilse de genelde kaşık ile sürütülür. Civarda çıkan balıkların büyüklüğüne göre bazen tek 5 numara gümüş renkli söğüt yaprağı kaşık veya peşpeşe eklenmiş iki adet 4-5 numara kaşık da kullanılabilir. İki kaşık kullanıldığında iğneyi son kaşıkta bırakmak alışkanlık olmuştur. Akyanın ağzı büyük olduğundan ve hırsla saldırdığından tek iğne yeterli de olur. Büyük balık beklentisi varsa 5 numara kaşığın iğnesini bir veya iki numara büyük galvaniz kaplı üçlü iğne ile de değiştirmek yararlıdır. Son yıllarda piyasada oldukça yaygınlaşan kaşıkların gümüş rengi ağır basıp çeşitli desenlere sahip olanlarının uygun boydakileri de kullanılabilir. Akyanın severek yediği yemlerden olan kalamar taklidi yemler de özellikle Akdeniz veya Güney Ege'de iyi sonuç verecektir. Ama uygun boyda olanları oldukça pahalı olan bu yemlerin dibe taktırılması, kaybedilmesi de büyük üzüntü olacaktır. Yukarıda açıklandığı şekilde düzenlenen makinalı veya el oltası olarak düzenlenen takım taşlık kırmalık diplerde, yarbaşları civarı gibi yerlerde 8-12 kulaç derinliklerde tekneden 30 kulaç kadar salınarak saatte 2-3 mil süratle gezdirilir. Sürütme esnasında takımın dibe yakın gelmesi ancak dibe sürtünerek takılmamasına dikkat edilmelidir. Hafif kalıp uçarsa da olmaz bu defa da ağırlığı arttırmak gerekir. Yani sulara, derinliklere göre en uygun durumu deneyerek bulmak gerekecektir. ![]() Sürütme takımı alttaki gibi de düzenlenebilir. Bu takıma yeldirme veya uzun olta da denmektedir. Bu takımda da istenirse kaşık, kalamar gibi yapay yemler kullanılsa da canlı yem tercih edilir. Her iki takımda da yapay yem kullanıldığında Akdeniz'li balıkçılar arasında sırtı çekmek denir. Doğal yemlerlle ise takıma göre sürütme, yeldirme, uzun olta da denir. Canlı yem olarak da başta zergana olamk üzere lüfer ve kefal de kullanılabilir. Ölü bütün yem olarak bu balıklar da kullanılabileceği gibi özellikle Akdeniz'de akya kalamara da hayır demez. Bu takımın donatımını verirken yukarıdaki tavsiyemize uyarak daha ince düzenledik. Siz her zaman olduğu gibi kendi tecrübeniz ve bilginizle takımda değişiklikler yapabiirsiniz. Kolçak isteğe bağlıdır koymasanız da olur ama ağır takımlarda mücadele uzun sürebileceğinden takımda fazlaca burulma olabilir bunların oltaya mümkün olduğunca az geçmesi için ben tavsiye ederim. Tabii olta yine mantara sarılmamalı en az 200 metre uzunlukta yukarıda anlatılan şekilde çıkrığa sarılmalı yeterince kaloma bırakılmalıdır. Yine de farklı yerlerde farklı tecrübeler edinmek mümkündür. Mesela Akdeniz'de (Kıbrıs) akyaya sürütme yaparken olta fazla olmuyor. Derinlikten bir iki kulaç kadar daha uzun hazırlanan oltanın diğer ucuna irice bir şamadıra bağlanıyor. Son zamanların modasına uygun olarak bu şamandıra pet şişe oluyor tabii. Akya yakalanınca olta şamandıra ile birlikte suya atılıyor. Şamandırayı sürükleyen akya uğraşsa da derine dalamıyor, bu uğraş içinde de şamandıranın baskısı ile çabucak yoruluyor; amatöre de şamandırayı takip edip durunca gidip almak kalıyor. Yeldirme şeklinde düzenlenen ağır takımlarda üçlü fırdöndü yerine yandaki gibi çelik bir ek halkasına takılmış üç adet daha küçük fırdöndü kullanılabilir. Bu daha sağlam olur, ayrıca daha da kolay temin edilebilir. Canlı yemin takılacağı son kısım yeme göre farklılıklar gösterebilir. Buradaki iki iğneli takım zargana içindir. Üç iğne tavsiye edilse de her batırılan iğne canlı yemi daha fazla hırpalayıp daha çabuk ölmesine neden olacağından ben tavsiye etmem akyaya tek iğne yeterlidir. İğnelerden ilki hareketli ve küçüktür, 3 numaradan pek büyük olmaz. Balığı yakalayacak son iğne ise 7/0 veya 8/0 dır. Bu bedenin yapılışı lüfer sayfalarında uzunca anlatılmıştır. Biraz kalın olmaktan başka farkı olmayan akyaya düzenlenecek takım için tekrar etmiyoruz. Daha önce lüfer bahsinde anlatılmış olsa da zargananın takılışı alttaki resimde tekrar gösterilmekte ve açıklanmaktadır. Biliyoruz ki akya, sarıkuyruk kadar olmasa da kalamar da sever ve yer; o halde bu takımın yemi ölü bütün kalamar da olabilir ve yeri gelmişken kalamarın takılışını da aşağıda açıklıyoruz. Kalamarın farklı şekillerde takılışı aşağıda açıklanmaktadır. Eğer yem lüfer, kefal gibi bir balık olacaksa onu zaten üstte açıklamış, bir de film koymuştuk. ![]() Kalamar iğneye değişik şekillerde takılabilir. Üstte soldaki şekilde iğne mantosunun ucundan biraz aşağı saplanarak takılmaktadır. Bu hem kolay hem de çok çabuk bir yoldur. Etrafta balık varsa fala detay girmeden çabucak yemlenen takım suya atılabilir. Kalamarı bu şekilde takarken kalamar canlı da olabilir ve uzun süre canlı da kalabilir. Kalamar ölü ise sağlama almak için iğne bir kere saplandıktan sonra ileri sürülüp döndürülerek tekrar saplanabilir. Biraz daha zor ama daha güvenli bir yöntem de üstte sağdaki gibidir. Bedene (070-080) 7/0-8/0 iğne bağlandıktan sonra. beden boylamasına kalamarın yanına yatırılır. İğne dirseği kalamarın gözleri hizasında kalacak şekilde boy alınır. Bu şekilde iğnenin yerinde kalmasını temin eden ve kendisi kalamarın mantosu altında kalan takozun beden üzerindeki tam yeri tespit edilmiş olur. Takoz olarak plastik veya ağaç kullanılabileceği gibi amaca göre kıstırma da kullanılabilir. Plastik ve ağaç kullanılıyorsa alttan ve üstten stoper düğümlerle yerine tespit edilir. Kıstırma kullanılıyor ise önce çok hafif ezerek misinayı tutması sağlandıktan sonra aynı stoper düğümlerle emniyete alınır. Daha sonra bedenin boş ucu kalamarın mantosu altından sokularak tepeden çıkartılır. Bunun için kalamarın tepesinin hafifçe kesilmesi gaerekir veya bunu özel yem takma şişi ile tepeyi parçalamadan dikkatlice de yapabilirsiniz. Tepeden çıkan uç yavaşça çekilerek takozon yerine oturması ve iğneyi sabitlemesi sağlanır, bu durumda iğnenin dirseği kalamarın gözleri hizasında kalacaktır. İğne bir lastikle sabitlenip bedenin boşta kalan ucuna da bir kasa yaptınız mı yem hazır demektir. Dikkat ederseniz gene tek iğne kullandık, benzer şekilde çift iğne kullanmak mümkün olsa da akya için tek iğne yetecektir. Bu durumda kalamar üstte sağdaki 2 numaralı şekildeki gibi görünür. Bu resimde aslında iğnenin ucu ve bedenin boş kısmı dışında takoz, stoperler ve iğne sapı kalamarın mantosu altında kalır görünmez. Kalamarın tentüküllerini (kollarını) koparmamalısınız. Peki kalamarı, hem de canlı kalamarı nereden bulacağız. Onu da bizim Serdar'a anlattırdık. TIK'layın okuyun. Bu takımın kullanılışı da ilk takımda anlatıldığı gibidir. Genel olarak uzun oltanın kullanılışına daha önce de değinmiş olsak da akya'ya uzun olta yaparken dibin durumu daha fazla önem kazanır. Sık sık iri taşlık ve kayalıklarla karşılaşma ihtimali olduğundan takımın da sık sık dibe takılması söz konusudur ve takım kaybedilmesi mümkündür. Bu nedenle amatör, sürütme yaparken iskandilin devamlı olarak dibe sürünmemesine bir miktar yukarıdan gelmesine dikkat etmelidir. İskandilin ağırlığı sulara göre 250-400 gram arasında değişebilir. Böylece de av oldukça dikkat gerektirir ve yorucu da olabilir. Ayrıca akya, sarıkuyruk gibi iri balıklar el oltası ile avlanırken, adı üstünde el oltası ama olta çıplak elle tutulmaz. Ya olta eldiven giymek şartı ile avuç içinde sıkmadan serbestçe tutulur ya da parmaklara bez sarılır veya eldiven giyilir ne olursa olsun misina parmağa sarılarak takım sürütülmez. Deri eldivenler bu iş için oldukça uygundur. Buna dikkat etmezseniz misina elinizi ciddi şekilde keser. Balığı çekerken de oltayı ele, bileğe sarmamalı, yere serilen misinaya basmamalı karıştırmamaya dikkat etmelidir. Balık aniden kaloma isterse gene bir kaza olabilir. Sürütme konusunda bu sayfada anlattılarımız aslında uzun yıllardır Türk amatör balıkçıları tarafından bilinen ve uygulanan klasik yöntemlerdir. Bunlardan ilki el oltası ve makinalı takım olarak düzenlenebilse de ikincisi daha çok el oltası olarak düzenlenmeye uygundur. Son yıllarda balık bulucu sonarların gelişmesi ve ucuzlaması amatörlerin de birer balık bulucu edinerek kullanmalarını sağladı. Diyelimki balık bulucunız açık sürütme yapıyorsunuz hedefiniz de akya, sarıkuyruk gibi iri bir balık. 10 kulaç derinlikte dibe yakın gidiyorsunuz, başka referans olmadığından dip tek referans oluyor tabii. Birden balık bulucu ekranında iri balıkların 5 kulaç gibi orta sularda gezindiklerini gördünüz. Oltayı o derinliğe indirip nasıl sürüteceksiniz? Yada 5 kulaçta sürüttüğünüzü nereden bileceksiniz? Mümkün değil. Bu basit örnek aslında bir şeylerin eksikliğini gösteriyor. Yabancı amatörler bu ve buna benzer başka sorunların çözümü için "Downrigger" dedikleri derinlik kontrollu derin su sürütme aletleri kullanıyorlar. Bu aletin tanıtımını burada değil de olta çeşitleri ve uygulamaları sayfasının sürütmeler bölümünde yaptık, kullanımı ve değişik uygulamalarını da sarıkuyruk sayfasında anlattık. Akya gibi büyük ve güçlü balıkların avında uygulanacak sürütme teknikleri ve yapay yem renkleri konularında sitemiz okurlarından usta balıkçı Nasuhi Albulak kendi tecrübelerini anlatan yazılar yollamış. Çok değerli bilgiler içeren bu yazılara linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ayrıca balıkların oltaya vuruşlarının arttığı solunar saatler ile ilgili bir yazısı daha var Nasuhi bey'in ona da site okurlarından gelecek yazılara ayırdığımız USTANIN SÖZÜ sayfasından ulaşabilirsiniz. Ben bu yazılardan çok yararlandım siz de yararlanacaksınız. Nasuhi beye teşekkürler. Açıkdeniz Olta Balıkçılığında Çekme (troll) Tekniği Balık Avında Yapay Yemlerde Görüntü, Renk Ve Işık Faktörü 3.Atıp Çekme: Aslında atıp çekmeler akya için standart uygulama değildir. Yani uzun olta yapıp akya avına gidilir de atıp çekme takımını alıp "ben akya yakalamaya gidiyorum" pek denmez. En azından iri bir akya hedeflenmez. Ama balıkçılıkta "olmaz" olmaz. Atıp çekme daha çok kıyıdan yapılır: Sandalla denize çıkma şansı varsa zaten dedik ya kimsenin aklına atıp çekme gelmez. Yukarıda anlattığımız gibi akya sık sık küçük koylara, sığlıklara, dere ağızlarına yemlenmeye girer işte bu tür yerlerde atıp çekme yaparak akya yakalama şansı vardır. ![]() Burada konu mankenimiz Celalettin Yürekli. Mersin'de kıyıdan sahte balık çekme yöntemiyle yakaladığı 27 kiloluk akyayı omuzuna vurup verdiği poz yanda. Balığın ve tabii Celalettin'in diğer resmi ve yakalama hikayesi resimler sayfamızda var. Dönelim atıp çekmeye. Dediğimiz gibi akya avı için standart bir yöntem olmadığından denenmiş standart bir takım da yoktur ama kolaylıkla hazırlamak da mümkündür elbette. Atıp çekme takımı için 2,4-2,7 metre boyunda, 30-60 veya 40-80 testli kaliteli bir kamış ve tercihen çıkrık tipi atıp çekme (atış tipi) makina gerekecektir. Atış tipi makinayı oltayı tanıyalım sayfasında tanıtmıştık. Bu yoksa 040 misinadan 100 metre saracak kapasitede normal makina (sabit makaralı) da kullanabilirsiniz. Daha kalın misinaya ihtiyacınız olmayacaktır, yandaki balık 045 misina ile alınmış. Atıp çekmenin yemleri başta yapay balıklar olmak üzere gümüş renkli parlak metalik söğüt yaprağı veya benzer şekilli kaşıklar da olabilir. Yapay balıkların uskumru desenlisi, sırtı siyah veya mavi renklisi, kırmızı kafalı veya turuncu renklileri iş görür. Bunların yüzer veye dengelenmiş tipleri tercih edilmelidir. Eğer civarda akya varsa Rapalanın ratling modeli (içinde ufak boncuklar olan çekilirken şakırdayan), veye su üzerinde kalan özel ağız yapısı nedeni ile çekilirken suları şapırdadıp kaçışan yavru balıkları taklit eden tipi, ki buna popper deniyor, balığın ilgisine çekebilir. Popperi çekerken ilk olarak sertçe makina sarılıp kamışın ucunuda sallayarak suyu şapırdatması sağlanır, kısa bir süre beklenerek aynı hareket tekrar edilir. Kaşık kullanılıyorsa atıştan sonra biraz beklenerek kaşığın dibe yakın olacak şekilde batması sağlanır, sonra yavru balıkları taklit edercesine hem kamışın ucu ile sıçratılarak hem de hızlıca sarılarak 6-7 metre çekilir tekrar durarak kaşığın batması beklenir aynı hareket tekrar edilir. Bu şekilde kullanım aslında palamut balığı için kullanılan yünlü veya seğirtme zokaları andırır. Akya sert, çevik ve çok hareketli bir balık olduğundan balığı çekerken takımın çok iyi kullanılması makinanın fren tertibatının balığın ataklarına göre sık sık ayarlanması gerekecektir. 4,Fly takımı ile avcılık: Palamut sayfasında denizlerde kullanılan fly takımlarına kısaca değinmiştik. Burada tekraralamıyoruz isterseniz oraya bakabilirsiniz. Akya için fly takımı ile avlanmak genelde pek yaygın değildir ama sarıkuyruk, lampuka ve ton balıkları tüm dünyada fly takımı ile yaygın şekilde avlanmaktadır. Açık denizde fly takımı ila avlanmanın ilk şartı bol bol yemleme yapmaktır. Bu arada balıklara "sen gel sen yanaşma" diyemeyeceğiniz için yemleme bölgesine hangi balığın geleceğini kontrol edemezsiniz yani akya da yemlenen yere yanaşır bu arada fly takımına da vurabilir. Akya için kullanılacak fly takımı palamutta bahsedilenin aynısı olabileceği gibi istenirse biraz daha ağır takım da donatılabilir. Biz aynı takımı tavsiye ediyoruz ancak sadece bedende ufak bir değişiklik yapacağız. Deniz avlarında bedenin halka halka içinden geçirilerek bağlandığını bunun tespit edilen balığa göre bedeni çabucak değiştirme şansı verdiğini anlatmıştık. İşte akya geldi siz yemlemeye devam edip çabucak alttaki bedeni takın ve atın. ![]() Son olarak; eğer bu beden yoksa palamut için tavsiye edilen de aynen kullanılr. Yalnız akya için yanar döner rennkleri daha fazla olan daha parlak flylar tercih edilmelidir. YAKALANAN BALIĞIN SUDAN ÇIKARTILMASI: Akya iri bir balık olduğundan bu konu önemlidir. İlk olarak balık yakalandığında istediği kalomayı kontrollu şekilde verip tekne ile üstüne dönmekte yarar vardır. Yalnız burada kontrolu kaçırmamaya oltayı boşa çıkarmadan gergin tutmaya dikkat edilmelidir. Akya aniden yükselerek takımı boşa çıkartabilir bu durumda süratle takımın boşu alınarak olta gerilmeli, balığa baskı yapılmaya devam edilmelidir. Böylece hem balığın daha çabuk yorulmasına çalışılır hem de bir şekilde iğneyi atmasına zaman bırakılmaz. Bu prensipler aslında tüm büyük balıklar için aynıdır. Bu şekilde mücadele edilerek yorulan balık tekneye yanaştırılınca yanda resmi olan uygun boydaki bir kakıç balığın kafası, solungaç kapakları civarına saplanır. Kakıcı saplarken acele etmemeli rastgele savurarak balığın karnı, sırtı gibi yerlere saplamamaya dikkat etmelidir. Bu şekilde balığı kontrol etmek zorlaşır. Tekne müsait ise kakıç yardımı ile balık içeri alınır gerekir ise ikinci bir kakıç da kullanılabilir. Tekne ufak ise kakıçlanan balığın solungaçlarından bir sopa ile sokulan ip ağzından çıkartılır, bu ipli yaklaşık 2 metre boyundaki sopaya "uçkurluk" denir, diğer bir iple de kuyruğuna yarım kazık bağı ilmeği atılarak balık baştan ve kuyruktan tekneye asılarak yedeğe alınır. Bu durumda balığın acı çekmemesi için başına sert bir cisimle vurulara öldürülmesi insanca olur. ![]() Eğer uygun boyda bir kepçe var ise 10-15 kiloluk balıklar kepçe yardımı ile de alınabilir. Akya büyük ekonomik önemi olan balık değildir, ekenomik değeri daha çok yöreseldir. Yukarıda da anlatıldığı gibi bir dönem aşırı avlandığından sayıca da azalmıştır. Eti lezzetli olmakla beraber Karadeniz'de çıkan lüferi palamutu tumaz. Tavası, haşlaması, şişi yapılır. |
|||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
Sarı Kuyruk Balığı
TANIYALIM: Tüm dünyada ılıman iklim kuşağıdaki denizlerde yaşayan amatör balıkçılar tarafından iyi bilinen zevkli avı nedeni ile sık sık peşine düşülen sarıkuyruk ülkemizde de Ege ve Akdeniz'de yaşamaktadır. Diğer yaygın olarak bilinen ismi saldırganlığı, küçük balıkları hışımla saldırıp avlaması nedeni ile avcı'dır. Yabancı kaynaklarda greater amberjack, amberjack (ABD, İng., seriola, yellow tail (İsp., İtl.), manali, mineri (Yun.) isimleri ile bulunabilir. Sırtı mavimsi gri koyuca yanlara doğru zeytin yeşilimsi karnı gümüşi beyazdır. Zeytin yeşili renk ilk bakışta hakim renk olarak göze çarpar. Vücudunun ortasında kuyruğa doğru kehribar (amber) renkli bir çizgi vardık ki bu çizgi balığa amberjack adını verir. Sırt yüzgeçi çifttir birincisi ufak ilk ışınssal bir yüzgeçken ikincisi ilk ışınları uzun sonrakiler kısa kuyruğa kadar uzanan bir şekildedir. Anal yüzgeci ikinci sırt yüzgecinden daha geriden başlar kuyruğa kadar uzar. Tüm yüzgeçleri esmercedir. Yan yüzgeçleri pek gelişmiş gibi durmasa da diğer yüzgeçleri ve çatal kuyruk yüzgecinin oldukça gelişmiş olması sarıkuyruğa mükkemel manevra ve hareket yeteneği sağlar. Yanal çizgisi belirgince solungaç kapağının üzerinden başlayıp kuyruğa doğru düzgün bir şekilde ulaşır. Pulları ufak olup vücuduna çok iyi işlemiştir. Kafası vücuduna oaranla gözleride kafaya oranla normal büyüklüktedir. Ağzı çok büyük olup kofana, palamut gibi iri balıklara dahi saldırmasına yeter. Dişleri yakın akrabası akya da olduğu gibi takım kesecek şekilde değildir. ![]() Akyadan aşağı kalmayacak kadar kıyıcı ve yırtıcıdır. Başlıca gıdasını hamsi. çaça, istavrit, uskumru, lüfer, palamut gibi pelajik balıklar ile kalamar ve iri karides gibi deniz canlıları oluşturur. Kalamarın bol olduğu sularda kalamar en iyi yemlerden sayılır. Küçük sürüler halinde bulunabileceği gibi tek olarak da rastlanır. Küçükleri su üzerinde yüzen yosun toplulukları, batıklar civerında da sürüler halinde bulunabilir. Hayat hikayeleri akya ile aynıdır. Ortalam olarak 60-70 santim boyda 8-12 kiloluklarına rastlansa da, 150 santim boya ve 50 kiloya kadar olanları da nadir değildir. Okyanuslarda 190 boya 80 kilo ağırlığa ulaşanları vardır. Akyanın yakın akrabası olan sarıkuyruğa akya ile aynı yer ve zamanlarda rastlanır. Yani nerede ve ne zaman akya yakalıyorsanız orada ve o zaman sarıkuyruk yakalama şansınız da aynıdır. Aynı yerde hen akya hem de sarıkuyruk yakalarken güçlü olan balıkların verdiği heyecan ve yorgunlukla çoğu zaman balıklar karıştırılmakta hepsi aynı balıkmış gibi akya veya avcı ismi ile anılmaktadır. Oysaki dikkatle bakıldığında arada bariz farklar vardır ve iki balık kolayca ayırt edilebilir. Alttaki resimde bu farklar görülmektedir. ![]() İlk fark birinci sırt yüzgeçlerinde göze çarpar. Akyanın birinci sırt yüzgeci sadece sekiz dikenden oluşur oysa ki sarıkuyrukta ufak da olsa yelpaze şekilli birinci sırt yüzgeci görülür. İkinci bariz fark da ikinci sırt yüzgeci ile anal yüzgeçlerin başlama noktasıdır. Akya da bu iki yüzgeç hemen hemen aynı hizadan başlarken sarıkuyrukta anal yüzgeci ikinci sırt yüzgecinden oldukça geriden başlar. Ayrıca akyanın hem anal, hem de sırt yüzgecinin uçları sarıkuyruğa oranla daha uzun ve sivridir. Üçüncü fark da her iki balıkta oldukça belirgin olan yanal çizgidir. Akyanın yanal çizgisi düzgün olmayan bir şekilde inişli çıkışlı kırık bir hat gibi uzanırken, sarıkuyrukta bu çizgi solungaç kapağının üzerinden başlayıp düzgün bir şekilde kuyruğa kadar uzanır. Bu özelliklere dikkat ettiniz mi balıkları karıştırmanız mümkün değildir. Ancak bu karışıklık o kadar yaygındır ki bugün Türkiye'de yayınlanmış olan bu sitede zaman zaman referans olarak kullandığım bazı balıkçılık kitaplarında dahi sarıkuyruk resmi akya olarak yayınlanmaktadır. Bu balık da ne yazık ki hem yurdumuzda hem de yabancı sularda aşırı avlanmanın kurbanlarındandır. Sayıca oldukça azalmıştır. Yapay olarak üretimi yapılmaktadır. Özellikle Japonya bol miktarda sarıkuyruk üretip pazarlamaktadır. NERELERDE BULUNUR: Akya sayfasında akyanın nerelerde ve ne zaman bulunduğu uzun uzun anlatıldığından ve sarıkuyruk da aynı yerde aynı zamanda hatta daha bol miktarda bulunacağından burada tekrarlamıyoruz. İsterseniz akya sayfasına bakabilirsiniz. ![]() Üstte resmi olan balık Sinan Terek tarafından 15 Eylül 2002 de Çanakkale/Seddülbahir'de yakalanmıştır. Aynı yer ve zamanda akya da yakalanmaktadır. AVLAYALIM: Sarıkuyruğun avcılığı da akyadan ayrılmaz aynı takım ve yemle sarıkuyruk da yakalanır. Ayrıca donatılan bir takım da yoktur. Yemler de aynıdır. Sarıkuyruk kalamara biraz daha fazla ilgi gösterebilir. Fly ile avlanmada sarıkuyruk daha popüler olup literatürde de daha fazla yer işgal eder. Bütün bu takımlar ve yemler akya sayfasında uzunca anlatıldığından gereksiz tekrarlardan kaçınıp burada bir kere daha anlatmıyoruz. İsterseniz akya sayfasına bakabilirsiniz. Burada akya sayfasında bahsedilen olta takımları ve uygulamaları sayfasında da tanıtılan bir takımı ve buna ait teknikleri biraz daha derinlemesine anlatacağız. Bu takım yabancı amatörlerce "downrigger" olarak adlandırılan sürütmelerde kullanılan bir alet yardımı ile oluşturulur. Bu alete biz "derinlik kontrollu derin su sürütme aleti" diyeceğiz. Peki neden bu takımı burada tanıtıyoruz. Bu takım tatlı sularda da kullanılmaktadır ama özellikle denizlerde sarıkuyruk, wahoo ve ceylan gibi balıkların avında yaygın olarak kullanıldığından biz de burada anlatmayı uygun bulduk.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Palamut Balığı TANIYALIM Türkiye deniz balıkçılarının düşlerini süsleyen, özellikle İstanbul balıkçıları için İstanbul'un tarihi kadar eski olan palamut amatörleri peşinde koşturan balıklardandır. Dilimizde yaşına dolayısı ile boyuna göre değişik isimlerle anılır en bilinen isimleri çingene palamutu, palamut ve toriktir. Tüm isimlerinin listesi ve boyuna sınıflandırılması alttaki tablodaki gibidir. Bu arada palamut yabancı amatörlerin de bilip tanıdığı bir balık olarak bonito, Atlantic bonito (İng., USA, İsp.), bone jack (USA), palamida (Yun), pelamide (Alm., Rom.) isimleri ile de anılır.Palamut balığının isimleri AğırlığıYaşı Boyu İsmi 5-15 santim0Palamut vanozu, gaco 15-25 santim Kiloda 3- 5 adet0-0.5Çingene palamutu 25-35 santim Kiloda 1-2 adet0.5-1Palamut 35-45 santimTanesi 1,5-2 kilo1-1.5Kestane palamutu45-55 santimTanesi 2-2,5 kilo1.5-2Zindandelen55-65 santim Tanesi 2,5-4 kilo2-3Torik 65-70 santimTanesi 4-5 kilo4-5Sivri70-75 santimTanesi 5,5-7 kilo6Altıparmak75 santim+7 kilodan fazla7+Peçuta Vücudu uzunca, hafifçe yanlardan basık, füze şeklindedir.Tüm vücudu iyi işlemiş küçük pullarla kaplıdır; yalnız kafasının arka tarafı ve göğüs yüzgeçleri çevresindeki pullar daha iridir. Kafası ve ağzı oldukça büyük, gözleri iridir. Ağzında alt ve üst çenelerde üstte 16-26 altta 12-24 adet olmak üzere sivri konik dişler bulunur. Araları açık ve daha çok batıcı yapıya sahip olduğundan bu dişler takım kesemez. Bazen damakta geri dönük avı tutmaya yarayan (vomer) dişlere de rastlanır. Rengi sırtında koyu mavi-yeşil veya çelik mavisi renkte, yanları ve karnı beyazdır. Sırtından karnına doğru eğimli olarak uzanan koyu renkli -12 adet çizgi palamutu yakın akrabası olan diğer ton balıkları ve uskumrulardan ayırıcı işerettir. Pasifik ve Hint okyanusunda yaşayan palamutlarda (Sarda orientalis, Sarda chiliensis lineolata, Sarda chiliensis chiliensis, Sarda australis) bu çizgiler biraz daha yataya yakın olacak şekilde farklıdır; ülkemiz sularında olmadıklarından ve amatör açısından çok büyük farklılıklar göstermediklerinden bu balıkları tanıtmıyoruz. Sırt yüzgeci çifttir. Önde bulunan sırt yüzgecinin bir kılıfı vardır; balık öldüğünde yüzgeç bu kılıf içine çekilerek kaybolur. İkinci sırt ve anüs yüzgecinden sonra çatal kuyruğa kadar 7-10 adet yalancı yüzgeç palamutun scombridae familyası üyesi olduğununun göstergelerindendir. Yüzgeçleri vucuduna oranla fazla gelişmiş olmamakla beraber palamut çok hızlı yüzebilen, seri manevralar yapabilen bir balıktır. Yüzme kesesi bulunmaz. İki yaşını tamamlayıp torik olan palamutlar cinsel olgunluğa erişirler. Üremeleri yurdumuzda Ege ve Akdeniz'de Mayıs, Haziran aylarında olur. Yumurtalarını Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz'de döktükleri sanılmaktadır. Yine de son yıllarda Karadenize çıkış yapan torik sayısı yok denecek kadar azaldığından Marmara ve Karadeniz'de yumurta dökümünün gerçekleştiği şüphelidir. Marmara ve Karadeniz'de yumurta dökümü gerçekleşiyor ise Akdenize oranla daha düşük sıcaklıklar söz konusu olacağından yurtlama işlemi Ağustos'a kadar sürebilir. Bir dişi 500,000 ila 2,000,000 yumurta dökebilir. Yumurtalar pelajiktir genelde yüzeyden 4-5 metre derinde yüzerler. Kuluçka süresi 4 gündür. Yumurtadan çıkan yavrular planktonlarla ve ile fırsatta da küçük balıklarla beslenmeye başlarlar. Yurdumuz sularında Eylül sonunda 10-15 santim boya ulaşmış olurlar. Korkunç yırtıcıdır genelde hamsi, çaça, gümüş, istavrit, uskumru gibi kendinden ufak balıklarla beslenir, kalamar, sübye ve karidese de hayır demez severek yer, bu nedenle bütün kalamar ile yemlenmiş ama başka balıkları amaçlayan (mesela akya) oltalara vurduğu da olur. Büyük sürüler halinde yaşar ve yemlenirler. Kendi türünün ufaklarını da yiyerek yamyam özellikler gösterirler. Yemlenirken su üzerine sıçrarlar veya su yaparlar bu durum balığın yerini belli eder. Yemlenmediği zamanlarda genellikle daha derinlerde gezinir. 200 metre derinliklere kadar iner. Genelde sabah erken saatlerde ve güneş batımına yakın daha aktif olarak yemlenirlerse de gün boyu yem peşinde koşarlar ve av verirler. Ömürleri 9 yıl kadardır. 90 samtim boyu, 10 kilo ağırlığa erişebilirler. FOA kayıtlarında Karadeniz'de 85 santim boy 5 kilo ağırlık; Batı Atlantik'te de 91,4 sntim boy, 5,4 kilo ağırlık (boylar çatal kuyruk boyudur) rapor edilmektedir. 2002 yılı sonu itibarı ile geçerli IGFA (International Game Fishing Association) rekoru 8,4 kilodur. Sadece yurdumuza özgü bir tür değildir. Su sıcaklığı 12-27 derece olan denizlerde yaşar. Göçmen balıklardandır; yurdumuzdaki göç alışkanlığı balığın peşinde olan amatörlerin kolaylıkla palamutları bulabilmeleri için göçleri "nerelerde bulunur" başlığı altında anlatılmaktadır. ![]() NERELERDE BULUNUR Günümüzde Ege ve Akdeniz'de kışlayan palamut ve torikler Nisan ayından itibaren Çanakkale boğazı, Marmara denizi, İstanbul boğazı yolu ile yazı geçirmek ve beslenmek üzere Karadeniz'e çıkmaya başlarlar. Çıkışta sahile yakın ve zaman zaman oynağa kalkarak genelde Trakya sahillerine sokulmadan İstanbul boğazına girerler. Boğazda daha derinlerden Karadenize çıkarlar. Bu dönemde yumurta döktüklerinden ve amatör balıkçılık sirkülerine göre avcılığı yasak olduğundan çıkışıları o kadar ilgi çekmez. Temmuz sonu Ağustos başına doğru Karadeniz'de havaların serinlemesi ile öncelikle palamutlar İstanbul boğazına girmeye başlarlar. Bu giriş eskiden orkinosların Karadeniz'de boğaz girişini kapatması ile ölüm kalım yarışına dönüşürdü. Boğaza giremeyen sürülere katılan diğer sürüler ile çok büyük palamut sürüleri oluşurdu. Boğaza ilk giren sürüler orkinoslar tarafından çevrilip sıkıştırlırsa mecburen boğazda kalır av verirlerdi; orkinoslar yoksa sürüler boğazda fazla kalmadan süratle Marmara'ya inerler. Marmara'da genelde güney sahiller boyunca ilerlerler, Trakya kıyılarına genelde Tekirdağ civarında yanaşırlar. Çanakkale boğazını takiben Ege ve Akdeniz'e açılırlar. Ege'de Ağustas ayından itibaren görülmeye başlayan ve av veren palamutlar bu ilk sürülerin balıklarıdır. Orkinos baskısının az olduğu yıllarda ilk iniş yapan sürülerden sonra gelen sürüler İstanbul boğazında ve Marmara'da daha fazla kalır yemlenir ve bolca av verirler. Eskiden toriğin az olduğu yıllarda bazı palamut sürüleri Ege'ye inmez Marmara'da kışlarlardı. Orkinoslu kısımları geçmiş zaman olarak anlattık, çünkü artık eskisi gibi İstanbul boğazında ve Marmara'da orkinos baskısı yok, bu nedenle de palamutlar fazla oyalanmadan İstanbul boğazı, Marmara ve Çanakkale boğazı yolu ile Egeye açılırlar. Marmara'da kışlayan sürüler de artık yok. Bu yolda boğazlarda ve Marmara'da su yüzeyine çok yakın seyrederek ya kızartı (Kızartı: Su yüzeyine yakın yüzen balıklardan dolayı su üstünde oluşan çok hafif dalgalanmalar ile sürünün olduğu yerde su daha koyu renkli görünür. Alışkın gözlerin kolayca seçip balığın yerini tespit ettiği bu koyuluğa kızartı denir.), veya oynağa kalkarak, yemlenirken su üstüne sıçramalar yaparak yerlerini belli ederler ve amatör profesyonel balıkçılara av verirler. Torikler ise daha geç, Eylül sonundan sonra Karadeniz'den inişe başlarlar. Palamut gibi orkinos sürülerini ve çevirmelerini aşan ilk torikler hızla Marmara'ya çıkar adalar civarına yayılıp hem yemlenir hem peşindeki orkinoslara yem olur, Trakya sahillerine pek sokulmadan daha çok doğu ve güney Marmara sahilleri boyunca Ege'ye açılırlar. Eskiden bu sürülerin bir kısmı Marmara'da, Ocak ayında gelen ve daha yavaş iniş yapan toriklerin bir kısmı da kış yumuşak ise İstanbul boğazı ve Marmara'da kışlardı. Şimdi ne o kadar orkinos baskısı var ne de Marmara ve İstanbul boğazında kışlayan torikler var. İnişler balıkların doğrudan Ege'ye çıkması ile sonuçlanıyor. Bu arada Marmara'da pek görünmeyen Orkinoslar Çanakkale boğazında ve Ege denizine çıkışta palamutları, torikleri karşılayarak hem iniş yapan sürülerin oyalanarak av vermelerine neden olurlar, hem de orkinosların kendisi av verir. İster Ege akdeniz'de ister Karadeniz ve boğazlar bölgesinde olsun lodos havalarda palamutu açık denizde bulmak mümkündür Karadeniz'den boğaza dahi pek girmez, bu da tabii eğer balığı avlamaya gideceksek daha büyük tekne demektir; rüzgar kuzey yönlü ise kıyılara daha yakın yerlerde ve İstanbul boğazının Karadeniz girişinde palamuta rastlanır.Derin su balığı olmasına rağmen yemlenirken daima su üstüne çıkar bu nednele de palamutu genelde derinlerde değil su üstüne yakın aramak gerekir. ![]() AVLAYALIM Palamut avcılığı tüm yırtıcı balıklarda olduğu gibi iki kısıma ayrılır doğal ve yapay yemlerle avcılık.Doğal yemlerle avcılık 1.Zokalı takım Yapay yemlerle avcılık 1. Çapari 2. Atıp çekmeler (kaşık, yünlü, seğirtme, yapay balık) 3. Sürütme 4. Fly takımı ile avcılık Doğal yemlerle palamut avı için "günümüzde geçerliliğini yitirmiş kullanılmayan bir yöntemdir" dense yeri vardır. Balık sayısındaki azalma özellikle gece ışıkla yemliye çıkan amatörlerin sık sık boş dönmesine neden olmuştur. Zaten oldukça zor ve yorucu olam gece yemciliği sadece palamutta değil lüfer avında da cazibesini kaybetmiştir. Çocukluğumda denizi ışıl ışıl aydınlatan lambacıların dönüşlerindeki verim ve neşeyi gençliğimde ne yazık ki ben yaşayamadım eskiler de o günleri bir daha bulamayınca gece yemciliği yavaş yavaş nostaljik bir yöntem olarak anılarda yerini almaktadır. Gündüz yemciliği de pek verimli olmadığından terk edilmektedir. Bu yöntemlere kısaca göz atacağız. Günümüzde en geçerli olan palamut avı yöntemi çapari ile yapılanıdır. Yalnız, paraketeye izin vermeyen amatör balık avı sirküleri, 50-70 iğneli çapari ile avlanmayı serbest bırakırken palamutta en fazla toplam 5 kilo, orkinoslarda 1 adet sınırlamasını da getirmektedir. Dededen kalma çapari bir sürü iğnesi ile amatörün serbestçe kullanımına bırakılırken, en az 50 iğneli çapariyi sürüten amatör de yakalanan balıklar ve vicdanı ile başbaşa kalmaktadır. Benim tecrübem ve gördüğüm bu durumda vicdan, sirküler ve tabi çapariye vuran palamutlar kaybetmektedir. Ne çıkarsa, ne kadar çıkarsa doğruca livara girer, kim ne derse desin bu böyle olmaktadır. Hata nerede dersiniz? Doğal yemlerle avcılık Yukarıda doğal yemlerle yapılan avcılığa kısaca değinmiştik şimdi de bakalım nasıl oluyormuş bu iş!1. Zokalı Takım ![]() Doğal yemlerle palamut avcılığının yurdumuzda özellikle Marmara denizi ve İstanbul boğazı civarında uygulanan bu yöntemde kullanılan takım lüfer zokalı yakımını andırır. Tek farkı daha ağır takım olmasıdır; bu da tabii ki daha kalın misinalar, daha büyük zoka ve iğne, daha büyük derinlikler demektir. Palamutun veya toriğin hedeflenmesi durumlarında da takım kendi içinde bazı farklılıklar taşır. Alttaki tabloda bu farklılıkları görüyoruz. TakımPalamutTorikOlta045-050070-090Kolçak045-050070-090Kıstırma30-50 gr.40-60 gr,Fırdöndü2-2,5 santim3-4 santimBeden040-045050-060Zoka3/0 İğneli 50-60 gram5/0 iğneli 70-80 gram Zokalı takımın yemleri her iki balık içinde tabii ki istavrit, hamsi, uskumru, kolyoz gibi akyem olacak balıklardır. Yemler iriliklerine göre iğneye bütün ölü, şakşak veya yaprak olarak takılırlar. Bütün veya şakşak yemleri tercih etmekte yarar vardır. Torik için bazen palamut filetosu da yaprak kesilerek kullanılabilir.Takımın kullanılışı lüfer bahsinde anlatılan zokalı sarkıtmada olduğu gibidir. Burada tekrarlamaya gerek görmüyoruz isteyen lüfer sayfasından bakıp öğrenebilir. Yalnız palamut genelde 50-60 kulaçlarda yatak yaptığından yakamoz alsa bile 15 kulacın üzerine pek yükselmez bu da lüferden daha derine olta indirmek demektir hepsi o. Bir de oldu ki torik yakalarsanız ellerinizdeki misina kesikleri siz o geceyi uzun zaman hatırlatacaktır. Gündüz yemli avcılığı da gece ile aynı şekilde yapılır. Gündüzleri balığın kalın olta iplerini seçerek oltaya vurmayacağı inancı ile daha ince misinalar kullanılması adet olmuştur. Bu nedenle "gündüz yemciliği daha fazla ustalık ister" denir, bu da takımı koparmadan balığı sandala alabilmek anlamındadır. Bu takım her zaman geleneksel Türk balık avcılığı uygulamalarına göre el oltası olarak ve tabii zokalı düzenlenmiştir. Dileyen bence makinalı takımla da deneyebilir, hatta balığın bol olduğu dönemlerde değişik uygulamalar da denenebilir düşüncesindeyim. Deneyen olup bildirirse biz de bilgileniriz. Yapay yemlerle avcılık 1. Palamut çaparisi Bu çapari herkesin bildiği istavrit çaparisine benzemez ağır takımdır; yapımı ve kullanımı oldukça zordur. Çaparinin ne olduğunu nasıl olduğunu hem olta çeşitleri ve uygulamaları sayfasında hem de istavrit sayfasında anlattık ama palamut çaparisi ağır takım olarak bazı özellikler ve incelikler taşıdığından tekrar hem yapımına hem de kullanımına detaylı olarak değineceğiz. Ayrıca burada anlatılan çapari palamut için sürütülürken veya ufak tefek değişikliklerle yazılı orkinos, tombik, akpalamut gibi ufak ve orta boy orkinosları da yakalayacağından oldukça geniş kullanım alanlı bir takımdır. Palamut çaparisi genellikle tek tip ve kalınlıkta olmaz, her derde deva bir palamut çaparisi yoktur. Bunun nedeni balığın göçe başladığı Ağustos ayı ortalarında ufak olması, gittikçe daha büyük boydakilerin göçe devam etmesi ve nihayet Ocak ayında toriklerin görünmesidir. Çapariler de bu göç takvimine uygun olarak gitikçe kalınlaşırlar. Altta hem resim hem de tablo yardımı ile bu farklılıkları gösteriyoruz. Çingene PalamutuPalamutTorikOlta060-070090-120120-150Kolçak060-070090-120120-150Fırdöndü4 santim5-6 santim7 santim+Beden050-060070-090080-090 çift katİğne2/03/05/0İlk olarak köstekler balığın boyuna göre, büyük balık için daha uzun olacak şekilde ve yukarıda verilen tablodaki kalınlıklara uygun olarak, 25-40 santim boyda kesilir. Aslında köstek için kesilen misina normalde düğüm payları da düşünülerek bitmiş halinde planlanan boyundan daha uzun kesilmelidir. Bu fark sizin düğümü atarken ne kadar boş uç bırakarak düğümü bitirdiğinize bağlıdır; ben mesela genelde oldukça fazla boş uç bırakır çok misina ziyan ederim. Köstek olarak kesilen misinanın her iki ucuna da birer köstek başı düğümü atılır. Düğümler iyice sıkıştırılmalı, en iyisi misina düğümü sıkmadan önce iyice ıslatılarak yumuşatılmalı ondan sonra düğüm son haline sıkılmalıdır. Kalın misinalarla çalışıldığından düğümlerin sıkıştırılmasında zorluklar çıkması çok normaldir. Burada dikkat düğümleri tamamlanmış tüm köstekler çok ufak farklılıklar hariç hepsi aynı boyda olmalıdır. Bu da tamamsa ilk olarak kösteğe tüyler ve iğne bağlanır. Tüylerin ve iğnenin birlikte nasıl ibrişim ile bağlanacağını olta takımları ve uygulamaları sayfasının çapari kısmında uzun uzun anlattık tekrarlamıyoruz; ama diyoruz ki DİKKAT atılan her yarım kazık bağı, yapılan her sarım çok düzgün olmalı iyice sıkışması sağlanmalı, kısaca hafif takıma oranla çok daha fazla özen gösterilmeli. Yalnız tüylere biraz daha değineceğiz. Palamut çaparisinde kullanılan tüyler ya uçucu su kuşlarının (kaz, ördek gibi) boyun veya kanat altı tüylerinden ya da horozun boyun tüylerinden yapılır. Uçucu su kuşlarından alınan tüylerle yapılan çaparilerin daha uzun ömürlü olduklarına inanıyorum. Horozun boyun tüyleri kullanılacak ise 6-7 adet, diğer kuşlardan alınacak tüyler kullanılacaksa genelde 4-5 adet yeterli olur. Tüyler iğneye genelde bombeli kısımları iğnenin ağzına dönük olacak şekilde (üstteki resimdeki gibi) bağlanılır, bu şekilde daha oynak olurlar. İğneye bağlanan tüylerin düğüm dışına taşan kısımları tam dipten kesilmez ise sürütme sırasında iğneye taklalar attırabilir balık vurmaz. Renk seçimi de ayrı bir konudur. Genelde hep anlatılan sabah erken saatlerde palamutun beyaz tüye, gün içinde de kırmızı veya turuncu tüye daha fazla vurduğudur. Soğuk havalarda daha koyu renkli tüyler daha iyi çalışır iddiası da vardır. Bakın size bir sır vereyim aramızda kalsın "ben artık palamut çaparisini hazır alıyorum", geçen yıllarda İstanbul'da eski ve iyi bilinen bir malzemeciden bir seferinde kırmızı tüylü palamut çaparisi istedim "..kırmızı tüylü palamut çaparisi olmaz ki abi.." cevabını karşısında mecburen beyazları aldık. Bir de yandaki çapariye bakın. O çapari Kıbrıs'ta palamut çaparisi olarak biliniyor ve kullanılıyor. Oldukça da başarılı hatta sık sık tombik de alıyor bu nedenle de köstekler 070. Tüylere dikkat, rengarenk ama iş yapıyor. Kıssadan hisse beyaz tüy, kırmızı tüy konusu Karadeniz ve İstanbul balıkçıları arasında daha yaygın olabilir ama bu işte kesin sınır yok. Siz bence her rengi deneyin, hatta yandaki gibi renkli çapariler yapın. Beyaz tüyleri kınaya yatırarak renkli tüyler elde edebilirsiniz mesela. Ama bu kadar uğraşamıyorsanız, olanaklarınız sınırlı ise; beyaz tüy veya horozun kırçıllı boyu tüylerinden kullanın, çapariye günün erken saatlerinde başlayın, gün içinde de aynı takımla devam edin.İş geldi kösteği bedene bağlamaya, yani en zor işe. Tek kat kösteklerde ilk olarak köstek üzerine bir kazık bağı atılır, bağın iyice sıkıştığı köstek başı düğümünün beden üzerine oturduğu kontrol edilmelidir. Bunu sağlamak için misinanın ıslatılması gerekebilir, çalışırken ellerinizin misina tarafından kesilmemesi için de ele bez sarılması veya deri eldiven giyilmesi yararlı olabilir. Kazık bağı sıkıştıktan sonra önce iskandil tarafından köstek bedene üç sarım ile puntalanır, puntaların iyice sıkışmesı sağlandıktan sonra aynı puntalama olta tarafında da yapılıp sıkıştırılır. Düğüm bitince üzerine ya şeffaf oje ya da daha iyisi bir kaç damla süper yapıştırıcı sürülerek kuruması beklenir. Bu, düğümlerin kaymadan yerinde kalmasına büyük derecede yardımcı olacaktır. İkinci kösteği ilk kösteğin bitiminden 2-3 santim alta aynı yöntemle bağlayıp bu işlemi 50 kere yaptınız mı çapari neredeyse hazırdır. Köstekleri bağlamadan önce bedeni misinanın şekil değiştirme (sünme) noktasına kadar gerdirip köstekleri o şekilde bağlamak da tavsiye edilmektedir. Bu şekilde gerilen bedene bağlanan kösteklerin yer yapacakları, gerginlik kalkınca iyice sıkışacakları söylenir. Ben denemedim. Yine de gerginlik kalktıktan sonra oje veya yapıştırıcı uygulaması yapılmalıdır. Torik çaparisinde çift kat beden kullanıldığından burada sistem biraz daha farklıdır. İlk olarak köstek başı düğümü iki misina arasına sokulur. Daha sonra ya ibrişim ya da 020 misina ile köstek iki beden arasında sıkıca puntalanır. Son olarak kösteği kendisi ile yukarıda anlatılan şekilde alttan ve üstten beden üzerine puntalar vurulur. Yapıştırıcı veya oje sürülüp kuruması beklenir ve ikinci kösteğe geçilir. 020 misina ile puntalama yapmadan doğrudan kösteğin kendisi ile doğrudan alttan üstten puntalama yapılabilse de bu ilk yöntem kadar güvenli değildir. Bu şekilde köstekler dizilerek hazırlanan bedenin hem iskandil hem de olta tarafına birer kasa yapılır. Kolçaktan bedene geçiş yapan fırdöndü genelde kopçalı olur ve oynağa çatıldığında balıkla dolu çapari çekilip tekne içindeki kazıkların üzerine serilip (bu sistemi başka balıklarda mesele lüfer ve izmaritte de anlattık) kopçadan ayrılan oltaya ikinci çapari takılır, oynağı kaçırmadan ava devam edilir. Bu eskiden oltacılıktan ekmek yemek mümkün iken profesyonellerin kullandığı sistemdir. Benden bir tavsiye: Köstekleri hazırlarken iğne bağlanan taraf aynı şekilde hazırlandıktan sonra beden tarafına köstek başı düğümü yerine ufak bir kasa yapın. Beden üzerinde de sarma bir köstek kasası oluşturun ve kösteği kasa kasa içinden geçirerek bedene tutturun. Yandaki resim gibi yani. Bu yolla kösteklerin kayması, sıyırıp dökülmesi riski çok azaltılmış olur. İğne bir şekilde sıyırsa, sıyıran köstek çıkartılıp bedendeki kasa üzerine yedek kösteği takmak ta 20 saniyeyi geçmez. Torik çaparisinde de bedeni 150 numara tek kat kullanıp aynı yöntemi uygulamak mümkündür. En azından yeni başlayan, takım yapmaya meraklı amatörler elleri alışana kadar daha az hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Burada bahsedilen tüm düğümleri sitenin düğümler sayfasında bulabilirsiniz.Palamut çaparisi genelde 50 iğneli olarak hazırlanır. Alışkanlığınıza göre daha fazla iğne de olabilir de, 50 den az tavsiye edilmez. Siz bunları boşverin çok iğneli çapariyi kullanmak çok zor olur işinize geliyorsa siz 25 iğneli kullanın ama bundan da aşağı inmeyin derim. Gelelim çaparini kullanılışına. Çaparini en uygun saati sabah gün ağarırken veya akşam güneş batışına yakın saatlerdir. Bununla birlikte gün boyu çapari ile avlanmak mümkündür. Sulara göre 200-400 gram ağırlık takılan çapari 2-4 km/saat hızla seyreden sandalın arkasından bırakılmaya başlanır. Her 10-15 iğnede bir salma durdurularak çaparinin yüzlemesi sağlanır bir aksilik olup olmadığına bakılır; her şey normalse salmaya devam edilir. Salma işi çapari tekneden 30 kulaç açılana kadar sürer ve 2-3 km/saat hızla çaparinin sürütülmesine devam edilir. Sürütme sırasında takım bazen 35 kulaca kadar salınır bazen 20-25 kulaca toplanır. Sık sık da çalınarak tüylere su içindeki küç |