|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||
|
Günümüzde Sosyal Bilimlerin Yeri
Talha Sargın Günümüz dünyasında sosyal bilimler; atom fiziğinden moleküler biyolojiye, nükleer enerjiden bilgisayar teknolojisine kadar, fen bilimlerinin uygulama sahaları açısından; en Önemli disiplinlerinden daha önemli ve daha geniş bir uygulama alanına sahiptir. Uygulama alanının genişliği derken, toplumun bütününü, yani her kesimden fertlerin etkilenmesini kastediyoruz. Meselâ, bilgisayar teknolojisindeki önemli bir buluş veyahut ilerleme, bir buçuk milyar Çin halkının hayatında ciddi bir değişiklik meydana getirmez. Fakat, eğitim alanında yapılacak köklü bir reformun, Çin halkının hayatında önemli etkileri olacaktır. Belki bu eğitim reformu sayesinde, gelecek nesillerin dünya görüşleri farklılaşacaktır. Eğer bu eğitim reformu, muhtevasından hazırlanış metoduna varıncaya kadar ele alınıp incelenirse, sosyal bilimlerin reforma sinmiş olduğu fark edilecektir. Totaliter devletlerdeki propaganda teknikleri ve demokratik ülkelerdeki seçim, reklamcılık, halkla ilişkiler, psikolojik faaliyetler, sosyal plânlamalar ve eğitim sistemleri, günümüz dünyasında ve insan hayatında meydana getirdikleri değişiklikler yönünden büyük önem taşımaktadır. Yukarıda saydığımız faaliyetler, sosyal bilimlerin uygulama sahalarından birkaçıdır. Büyük mütefekkir M. F. Gülen bu konuda şöyle der: "Geleceğin dünyasını idare edecek ve cihanşümul problemlere çözüm üretecek olan, fen bilimlerinden ziyade, sosyal bilimler ve o sahada yetişen elemanlardır." Bütün dünyada, sosyal bilimlerde hızlı gelişmeler görülmektedir. Artık sanayi devrimi sonunda fen bilimlerine duyulan alâka, şimdilerde hemen hemen bütün dünyada sosyal bilimlere kaymaktadır. Hükümetler sosyal bilimlerle ilgili araştırma enstitüleri kurmakta, büyük organizasyonlarla sosyal bilimcileri bir araya getirmekte; bununla yetinmeyip, sosyal bilimler alanındaki projeleri desteklemek için bütçelerinden hatırı sayılır fonlar ayırmaktadırlar. Sosyal bilimler pratik alanda hızla ilerleme kaydetmelerine rağmen, kısmen subjektif teorik temelleri ve metodolojilerinden dolayı, bilim camiasının büyük çoğunluğu sosyal bilimleri, ikinci sınıf bilimlerden saymaktadırlar. Meselâ, bir araştırma kurumu olan TÜBİTAK kendine ilgi alanı olarak tamamıyla fizik, kimya, matematik, biyoloji gibi bilim dallarını seçmiş ve açtığı proje ve düzenlediği bilim yarışmaları, verdiği burslar ve destekleme kursları, yaptığı araştırmalar hep fen bilimleri sahasında olmuştur. Hattâ, son yıllarda TÜBiTAK'ın bünyesinde sosyal bilimler bölümü açma gayretleri sonuç vermemiştir. Bu bağlamda üzerinde duracağımız temel iki nokta, sosyal bilimlerin "bilimsel" niteliğini ve teorik yönden temellerini incelemek ve pratik alanda toplumdaki fonksiyonlarının neler olduğunu ortaya koymaktır. TOPLUM-SOSYAL BİLİMLER İLİŞKİSİ Toplumun oluşmasında, kültür ve geleneğin; değerler vs. bağlamında, bilginin; bilginin oluşmasında ve birikiminde ise, toplumun çok önemli bir payı vardır. Toplum ve bilginin bu karşılıklı münasebeti, tarihî bir süreç neticesinde geleceğin dünyasında bilgi toplumunun oluşmasında önemli bir fonksiyon icra eder. İşte, toplum ve bilginin kesiştiği veya âdeta iç içe girdiği bu noktada sosyal bilgi kavramı ortaya çıkar. Toplumsal bilgi de diyebileceğimiz bu bilgi, belli bir medeniyet merhalesinden sonra, medeniyetin kültür potası içerisinde eriyip. yeni bir biçim kazanır ve sistemleşerek kurumlaşır. Dolayısıyla toplumsal bilginin sis-temleşmiş ve kurumlaşmış şekli olan ve o toplumun problemleri (açıklama ve düzenleme) karşısında tavır atışını yansıtan "kurumlaşmış toplumsal bilgi" sadece bir topluma değil, bütün toplumlara ve özellikle belirli bir medenileşme sürecini tamamlamış olanlara ait bir özelliktir. Batı medeniyetinin "kurumlaşmış toplumsal bilgi" şekli diyebileceğimiz günümüz sosyal bilimleri veya sosyal bilgiler anlayışı, Batı medeniyeti içinde tarih boyunca Yunan. Roma. Rönesans, modern Batı çizgisinde gelişmiştir. Bu değişim süreci çağımızda da Kıta Avrupa'sı ve Anglosakson farklılaşma şeklinde (açıklamacı ve yorumlamacı) devam etmektedir. Ancak, bazılarına göre sosyal bilimler, modernleşme ile birlikte 19. yüzyıldan itibaren Batı'da ortaya çıkmıştır. Bunun kaynağında, 19. yüzyılda yaşanan bilgi felsefesi alanındaki değişimin ve bu felsefeye yön veren tabiî bilimlerdeki gelişmenin tesiri yatmaktadır. Tabiat bilimlerine benzemeye çalışmanın bedeli olarak, pozitivistik metotların sosyal bilimlerde benimsenmesiyle ortaya çıkan kabullen günümüzde Batı bilim camiasında ve bütün dünyada ciddî tartışmalara ve krizlere sebep olmaktadır. SOSYAL BİLİMLERİN 'BİLİMSEL' NİTELİĞİ "Sosyal bilimler" kavramı, kolayca izah edilemeyen bir kavramdır. Çünkü öncelikle neyin sosyal olduğuna ve neyin bilim olduğuna karar vermek ve arkasından "sosyal bilimler" kavramını bilimsellik kaygısıyla açıklamak problemi vardır. Üstelik bilim camiası da, bu konuda bir uzlaşmaya varamamıştır. Maksadımız, söz konusu problemlere çözüm getirmek değil, sosyal bilimlerin bilimselliği konusunda teorik bir analizde bulunmak ve bilgilendirmektir. Bir Batılı bilim adamı sosyal bilimleri üç ana başlık altında toplar: 1. Tamamen sosyal bilimler, 2. Yarı sosyal bilimler, 3. Sosyal etkileri olan bilimler. Tamamen sosyal bilimler, kendi aralarında: a) Klâsik sosyal bilimler b) Modern sosyal bilimler, olmak üzere ikiye ayrılır. Klâsik sosyal bilimlerde siyaset. iktisat, tarih ve hukuk yer almakta, modern sosyal bilimler ise sosyoloji, antropoloji, kriminoloji gibi bilimleri ihtiva etmektedir. Yarı-sosyal bilimlerde ise, ahlâk, pedagoji, felsefe ve psikoloji yer alırken, sosyal etkileri olan bilimler grubuna biyoloji, coğrafya, sosyal patoloji, lengüistik (dil bilim) ve sanat girmektedir. Diğer bütün bilimler gibi sosyal bilimler de, kâinatta bir düzen bulunduğunu ve bu düzenin keşfedilebilir ve anlaşılabilir olduğunu kabul eder: İşte burada sosyal teori devreye girer. Sosyal teori, bu keşfe kılavuzluk etmek ister. Bilindiği gibi, bir bilimin var olabilmesi için birtakım teorik kabuller gerekmektedir. Bunlar: 1. İncelenecek şeyin varlığı, 2. Onun, hakkında bilgi edinebilecek özelliklere sahip olunması. 3. Bizim, bilgi edinme işini yapabilecek durumda bulunması, 4. Varılan sonuçların bilimsel geçerlilik kazanabilmesi için. aynı teorik kabulleri ve onlardan hareketle varılmış sonuçlan kabul edecek bir topluluğun olmasıdır. Bu durumda insanın aklına "sosyal bilimler niçin uğraştıkları bilimin niteliği hakkında birbirlerinden ayrılırlar?" sorusu gelmektedir. Bu sorunun cevabı, onların teorik kabullerinin farklılığında yatmaktadır. Kâinat hakkındaki görüşlerin ve düşüncelerin farklılığı, genel olarak bilim ve bilim teorisi konusunda da farklılık doğurmaktadır. Sosyal bilim teorilerinin de birbirlerinden farklılık arz etmelerinde, bunların temellerini oluşturan, Batı'nın materyalist ve idealist dünya görüşleri arasındaki farklılık ve çatışmaların tesirleri vardır. Materyalizm ve onun en Önemli kaynağı mesabesindeki pozitivizm, sosyal bilimlerin konusu olan toplumun, fen bilimlerinin konusu olan tabiat ile temelde aynı olduğunu ileri sürmektedir. Pozitivizmin temellendirdiği sosyal teorinin ana ilkelerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: 1. Sosyal bilimler ve tabiat bilimleri arasında esaslı bir fark yoktur. Bu nedenle sosyal bilimlerin gayesi, bilimsel tabiat kanunlarıyla aynı objektif konuma sahip kanunlar formüle edebilmek olmalıdır. 2. Bu kanunlar sosyal olayları veya açıklama araçlarıdır. Açıklanacak olay veya vakıa determinist (eşit şartlar altında aynı sebepler aynı neticeleri doğurur) ön kabulün getirdiği bir zorunluluk durumuna indirgenmiştir. 3. Sosyal gerçeklik; gözlenebilen ve ölçülebilen şeylerle ilgili kavramlar vasıtasıyla bilinebilir. 4. Sosyal bilimler, açıklanacak olay veya vakıa olarak "bu nedir?", "nasıl olmuştur?" sorulan üzerinde durabilir. Nasıl olması gerektiği konusunda ise hiçbir şey söyleyemez; çünkü bilim, değer yargılarından bağımsız olmalıdır. Batı düşüncesindeki temel ayırımın diğer yüzünü temsil eden idealizmin temellendirdiği sosyal tesirin öne sürdüğü temel düsturlar ise şöyle özetlenebilir: 1. Sosyal ve tabiî bilimler arasında esaslı bîr fark vardır. 2. "Yorumlama", sosyal gerçeği açıklama usulüdür. 3. Sosyal gerçeklik, gözlenebilen ve ölçülebilen şeylerle ilgili kavramlarla değil, yorumlamayı ve anlamayı mümkün kılan kavramlarla bilinebilir. 4. Sosyal bilimler, değer yargısından bağımsız değildir. Görüldüğü gibi, idealizmin sosyal dünyası pozitivizminkinden oldukça farklıdır. İdeolojik peşin hükümlü sosyal bilimciler, sosyal davranışın evrensel ve genel geçer kanunları üzerinde durmayıp, daha çok insanların hareketlerini mânâlandırmakla ilgilenirler. SOSYO KÜLTÜREL BOYUTU Sosyal bilimler sadece bilimsel kriterlerin ürünü olarak görülemez. Aksine, ihmal edilemeyecek Ölçüde bir sosyal boyuta sahiptir. Bu da, pozitivist sosyal bilimcilerin idealize ettikleri "objektiflik" problemini gündeme getirir. Bir Batılı düşünürün şu tespitleri konumuza açıklık getirebilir: "Fen bilimlerindeki meslektaşlarının aksine toplumun tabiatını araştıran sosyal bilimcinin bizzat kendisi de, deney tüpünün içinde bir atomdur. O, bizzat toplumun bir üyesidir ve bu durum onun toplum hakkındaki vazgeçilmez kaynağıdır. Bu sebepten dolayı şurası kabul edilmiştir ki, sosyal olayı açıklamaya çalışan 19. yüzyılın sosyal teorisyenleri. açıklamalarında aynı zamanda iyi bir toplum anlayışına da. katkıda bulunmuşlardır, ilk mânâsıyla ifade ettiğimiz şekliyle, toplumun yapısını açıklayıcı teoriler, ideal toplum hakkındaki teorilerle iç içedir." Fen bilimlerinin insanlığa ve topluma fayda sağlama açısından müşahhas ürünleri vardır ki. biz buna teknoloji veya teknolojik ilerleme diyoruz. Bu açıdan fen bilimlerinin belirli bir fonksiyonu vardır. Aynı şekilde, sosyal bilimlerin ve sosyal bilimcilerin de mevcudiyetlerini meşru kılabilmeleri, "Sosyal bilimler bize ne sağlar?" sorusuna verebilecekleri cevaba bağlıdır. "Bilgi, fakat ne için?" sorusu birçok sosyal bilimciyi meşgul etmiştir. Bu meseleye Batı dünyası, sosyal bilimlere toplum içi ilişkileri düzenleme fonksiyonunu yükleyerek çözüm bulmuştur. Toplum içi İlişkilerin düzenlenmesinde hukuk özel bir yere sahiptir. Bunun yanında, günümüzde "sosyal plânlama", "sosyal mühendislik" gibi kavramlar ve kurumlar, sosyal bilimlerin düzenleyici fonksiyonuna birkaç misal teşkil etmektedir. Modern toplumlarda sosyal bilimciler "uzman" olarak gerek politika oluşturmada ve gerekse günlük politikaların yorumlanıp uygulanmasında etkin rol üstlenmektedir. ...VE NETİCE Sosyal bilimlerin teorik temellerinin subjektifliğine rağmen, üstlendikleri fonksiyonlar yönüyle son derece önemli oldukları bîr gerçektir. Bu gerçeğin ışığında: Ortaçağ'da Batı'nın o karanlık devresinde, en parlak dönemini yaşayan İslâm medeniyetinin düşünürleri, ilim adamları (âlimler), eski Yunan, Hint, İran medeniyetlerinin yazma eserleriyle karşılaştıklarında onları bir kenara atmamışlar, anlamak ve incelemek için bu eserleri tercüme etmişlerdir. Çünkü onlar biliyorlardı ki, bu eserlerde İslâm inancına ve düşüncesine aykırı fikirlerin yanında, istifade edilebilecek fikirler de olabilirdi. Eserlerin zararlı yönleri İslâmî inanış ve düşünce karşısında varlığını sürdüremedi, faydalı tarafları da İslâm medeniyeti potasında eriyip işlerlik kazandı. Günümüzün gelişen iletişim teknolojisiyle birlikte âdeta küçük bir köy hâline gelen dünyamızda medeniyetlerarası iletişim ve etkileşim çok daha güçlü ve önemli durumdadır. Dolayısıyla Batı Medeniyeti'nin bir ürünü diyebileceğimiz "sosyal bilimler" konusundaki tavrımız ne tamamen karşı çıkma şeklinde, ne de taklit ve aşağılık duygusu içinde olmalıdır. Sahip olduğumuz değerlerin, inançların, sosyal ve kültürel dinamiklerimizin gücüne güvenerek, kendi medeniyet potamız içinde sosyal bilimlere yeni bir biçim kazandırmalı, yeni misyonlar yüklemeliyiz. Varsa, zararlı yönlerini medeniyet imbiğimizden geçirerek ayıklamalı, faydalı yönlerinden istifade etmeliyiz. |
|||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Sosyloji ile ilgili temel kavramlar | MÊVAN | Diğer Dersler | 0 | 30-10-2007 12:38 AM |
| SosyalleŞmenİn İkİ Fonksİyonu | Global | Diğer Dersler | 0 | 19-06-2007 11:15 PM |
| Sosyal Psikoloji Kuramında Temel Gerilim Alanları | Global | Diğer Dersler | 2 | 19-06-2007 06:12 PM |
| Eğitim Sosyolojisi | berxwedan | Diğer Dersler | 1 | 07-04-2007 04:47 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.