|
|
#11 (permalink) | |||||||||||||||
|
bu vereceğim hikayeler ise CRIME NEVER PAYS kitabına aittir..
THE COMPANION Dr.Lyod: Bekar, son 5 yıl St.Mary adlı bir köyde görev yaptı. Miss Jane Hellier: Artist, çok güzel Colanel Bantry: Emekli yüzbaşı Miss Morple: Dedektif Sir Henry Clithering: London’da eski polis Mrs Bantry: Emekli yüzbaşının eşi Miss Amy Durant: an orphant, raised by an uncle. The adress she gave was only a room that rented to put her things. Dr.Lyod tatil için kanarya adalarına gider. Orada otelin lobisinde 2 ingiliz kadınla karşılaşır. Ancak tanışmaz sadece otel kayıtlarından isimlerini öğrenir. Arkadaşlarıyla pikniğe gittikleri birgün sahilde insanların toplanmış olduğunu görür. Sahile geldiğinde İngiliz kadınlardan birisi ölü yatmaktadır sahilde. Kadının arkadaşı kendisini Mary Barton olarak tanıtır. Sahildeki bir kadın ölen kadını arkadaşının boğduğunu söyler ama kimse dinlemez. Doktor da sağ kalan kadının tavırlarından şüphelenir, ama kanıt olmadığından sessiz kalır. Ölen kadının araştırdıklarında hakkında hiç birşey bulamazlar ve olay kapanır. Doktor olayın peşini bırakmaz ve sonuçta görür ki ölen kadın aslında Amy değil Mary’dir. (fakir kadın değil zengin kadın ölür) Fakat kadın kendisini Amy olarak tanıtmıştır. Ancak gerçek adı bu değildir. Gerçekte zengin kadının kuzenidir ve amaç onu öldürüp mirasına konmaktır. Çünkü zengin kadına akrabalık olarak en yakın kişi kendisi ve 8 kardeşidir. İzini tamamen kaybettirmek için intihar etmiş süsü verir. İnsanları inandırır. Avustralya’ya kardeşlerinin yanına döner. Doktor olayı unutmuşken bir gemide doktor olarak çalışmaya başlar. Ve Avustralya’ya vardıklarında limanda Mary olarak tanıdığı kadını görür. Olayı araştırdığında kadın onu evine götürür ve her anlamda bağımlı olan kardeşlerini gösterir. Kadın bütün gerçeği anlatır. Amy olarak zengin kuzenine yaklaşmış, onu öldürmüş ve daha sonra da intihar etmiş süsü vererek insanları aldatmayı başarmıştır. Sağlık yönünden kadın çok kötüdür ve doktor kadının durumuna ve kardeşlerine acıyarak olayın gerçek yüzünü yetkililere bildirmez, onu şikayet etmez. Zaten kadın da altı ay sonra ölür. |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#12 (permalink) | |||||||||||
|
THE CASE FOR THE DEFENCE
Mrs.Parker: Öldürülen kadın Mrs.Salmon: Öldürülen kadının komşusu, katili kadının evinden çıkarken görmüştür. Adams: Katil zanlısı Henry Mc Dougall : witness, arabayla geçerken katili görür. Mr.Wheeler: Mrs.Parker'in yan komşusu Mrs.Parker gece öldürülür. Karşı komşusu Mrs.Salmon sesi duyup dışarı bakar, ve bir adamı elinde çekiçle Mrs.Parker'in evinden çıkarken görür. Henry Mac Dougall, Mrs.Parker'in komşusudur ve gece geç vakitte evine gelmektedir ve Adam'ın sokakta. Mr.Wheeler yan komşudur, o da sesleri duyar. Bu bilgiler ışığında polis Adams'ı tutuklayıp mahkemeye getirir. En önemli tanık Mrs.Salmon'dır. Çünkü suçlunun yüzünü gördüğünü iddia etmektedir. Mahkemedeki ifadesinde kendisine emin olup olmadığı sorulduğunda, gözlerine çok güvendiğini ve emin olduğunu söyler. Ancak onu bir sürpriz beklemektedir. Çünkü Adams'ın ikiz kardeşi vardır. Mahkeme delil yetersizliğinden Adams'ı serbest bırakır ancak dışarıda halk toplanmıştır. İkizleri arka kapıdan çıkarmayı denerler ama olmaz ve ön kapıdan çıkarken ikizlerden birini halktan birisi yola iter ve otobüsün altında kalarak ölür. Ölen hangisiydi? Suçlu olan mı masum olan mı? Bunu kimse bilemez. Ama siz Mrs.Salmon'un yerinde olsanız geceleri uyuyabilir misiniz.. Hikaye bu cümleyle bitiyor.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#13 (permalink) | |||||||||||
|
A GLOWING FUTURE
Patrica: adamın evlenmek istediği Avustralya’daki kadın Maurice: bir yıl boyunca umut verdiği kadından ayrılıp Patrica ile evlenmek isteyen adam Betsy: Maurice’i bekleyen ve ona aşık kadın Maurice 1 yıldır Avustralya’da çalışmaktadır ve Betsy ile beraberdir. Bir gün Betsy’ye telefon edip Amerika’ya geleceğini söyler. Betsy hazırlık yapar, sevgilisi geldiği için çok mutludur ancak ilk gece Maurice onunla yattıktan sonra sabah kalkıp Avustralya’da sürekli çalışma vizesi aldığını, tekrar oraya gideceğini ve orada tanıştığı bir kızla evlenmek istediğini söyler. Betsy’nin göz kulak olduğu pahalı eşya ve aksesuarlarını toplamaya başlar. Betsy kıskançlık ve sinirden ne yapacağını bilemez. Patrica’ya yani Maurice’in evlenmeyi düşündüğü kıza her şeyi açıklayan bir mektup yazmayı ve bunu eşyaların içine koymayı planlar. Mektupta Maurice’in nasıl biri olduğunu anlatıp ilişkilerinden bahseder ve mektubu paketlerden birinin içine koyar. Kurnaz olan Maurice, Betsy’nin böyle birşey yapacağını düşündüğü için paketleri kontrol eder ve mektubu bulur. Betsy’nin yazdığı mektubu yırtıp, “biricik sevgilime” diye mektup yazar ve Betsy bununla iyice deliye döner. Bir gece Maurice uyurken Betsy üstüne çıkar ve onu öpmeye başlar ancak Maurice onu iter başını kanatır. Eşyaların gideceği günün sabahında tekrar tartışmaya başlarlar ve Betsy bir lambayla Maurice’in kafasına vurarak onu öldürür. Ne yapacağını bilmeden şaşkın bir şekilde kolilerden birini boşaltır ve Maurice’in cesedinin koliye yerleştirir. İçinde Maurice’in yazdığı “bunlar senin için sevgilim” yazılı mektupla birlikte Patrica’ya yollar..
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#14 (permalink) | |||||||||||
|
RICOCHET
Owen: çiftliğin sahibi iki kardeşten birisi. Kardeşinin karısı olan Rhiannon’a aşık. Kardeşini ortadan kaldırmak istiyor. Ayrıca kardeşinin karısıyla ilişkisi var. Huw: çiftliğin sahibi iki kardeşten ikincisi. Eşi Rhiannon’u çok seviyor. Margo: normalde Huw ve Rhiannon’un kızı olarak biliniyor ama aslında Owen ve Rhiannon’un kızı. Beth: çiftlikteki bir koyun köpeği. Margo bu köpeği çok seviyor. Rehiannon: Huw’un eşi. Kocasının kardeşiyle yasak aşk yaşıyor. Huw ve Owen iki kardeştir ve ortak olarak bir çiftlikleri ve sürüleri vardır. Bugüne kadar Owen hep Huw’un gölgesinde kalmıştır. İkisi de aynı kızı severler ama Rhianon Huw’u tercih eder ve onunla evlenir. Ancak, aradan 5 yıl geçmesine rağmen çocukları olmaz. Bir gün Owen eski günlerden ve ona olan aşkından bahseder ve ikisi kardeşinden gizli aşk yaşamaya başlarlar ve bu aşktan Margo doğar. Huw, Margo’yu kendi çocuğu olarak bilmektedir ancak gerçek böyle değildir. Ayrıca, Huw ile Rhiannon evlendiklerinde çiftliğin en güzel evine yerleşirler ve Owen çiftliğin en berbat yerinde yaşamak zorunda kalır. Bütün bunlara katlanmaktayken sürüleri şap hastalığına yakalanır ve resmi olarak hastalığın yayılmaması için sürünün yok edilmesi gerekmektedir. Owen resmi görevlilere haber vermeden sürüyü kendisi iyileştirmek ister. Huw buna karşı çıkıp Owen’ın bütün engellemelerine rağmen görevlileri arar ve görevliler sürüyü ortadan kaldırır. Sürüyle beraber çoban köpeği Beth ve çiftlikteki bütün hayvanlar güvenlik nedeniyle yok edilir. Owen bütün bu olanlara çok kızar ve Huw’u ortadan kaldırmak için plan kurmaya başlar. Bunun için Rhiannon’dan yardım ister ama kadın buna karşı çıkar. Owen da planı kendisi kurar. Kardeşini çiftlik hakkında konuşma bahanesiyle evine çağırır. Kapıya bir tuzak kurar: silahı öyle bir yerleştirir ve iple tetiği öyle bir bağlar ki kapı açılır açılmaz kapıyı açan kişi ölecektir. Abisini evine çağırıp kendisi Pazar ayinine gider. Yaptığı plana göre abisi intihar etmiş gibi görünecektir. Ayinde kardeşini soran herkese çok üzgün gözüktüğünü, sürünün yok edilmesinden dolayı yıkıldığını söyler. Ayinden sonra kardeşinin öldüğünden emin olarak evine gelir. Yine de temkinli davranarak pencereden içeri girer ve çoban köpeği ile kızını kanlar içinde yatıyor görür ve her şeyi anlar. Abisi onu kandırmış ve eve gelmemiştir ama kapıyı ilk açan kişi olan köpek ve kızı ölmüştür. Kardeşi çoban köpeğini saklamış ve öldürülmesine izin vermemiştir. Köpek de tutulduğu yerden kaçıp kendisini çok seven kızı bulur ve kız da köpeğinin döndüğünü göstermek için amcasına gelir. Köpek büyük heyecanla kapıyı açmak için kapıya atlar ve Owen’ın kurduğu tuzakla vurulmuştur. Bunları anladıktan sonra vicdan azabına dayanamayarak silahı kafasına dayar ve intihar eder. Silahın sesiyle kızı uyanır. Meğer kız ölmemiş sadece ölen köpeğine sarılıp uyuyakaldığı için üstü kan olmuştur. Kız ağlayarak Huw’un evine gider ama Huw kardeşini hiç merak etmez ve kızını bulmanın rahatlığıyla uyumaya gider.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#15 (permalink) | |||||||||||
|
THE FOUNTAIN PLAYS
Mr. Spiller: eski bir mahkum ve hapisten kaçmış. Durumu oldukça iyi. Güzel bir evde yaşıyor. Evinin bahçesinde yenilikler yapmaktan hoşlanıyor. Ronald Proudhood: Mr. Spiller’in kızının nişanlısı. Spiller onu pek sevmiyor. Mrs. Digby: zengin bir dul. Mr. Spiller onunla evlenmek istiyor. Mr. Gooch: Mr. Spiller ile dost. Sık sık eve gidip geliyor. Kaba birisi. Mr. Spiller’ın arkadaşları çok şaşırıyor öyle biriyle arkadaşlık yaptığına. Mr. Spiller zengin ve rahat bir hayat sürmekte olan bir adamdır ama herkesten sakladığı sırrı vardır. Eski bir mahkumdur ve hapisten kaçmıştır. Mr. Gooch ise onun hapis arkadaşıdır ve ona kaçmasında yardımcı olmuştur. Bir akşam Mr. Spiller yine arkadaşlarını, dostlarını yemeğe çağırır ve evinin bahçesine yaptırmak istediği fıskiye hakkında fikirlerini sorar. Her kafadan bir ses çıktıktan sonra karar verirler ve yemeğe geçerler. Yemekten sonra Mr. Gooch içkisini bahçede içmek istediğini söyler ve çıkar. Diğerleri de briç oynamaya başlarlar. Saat 10:30 gibi Mrs. Digby sıkılır ve gitmek istediğini söyler. Mr. Spiller’ın damat adayı da 10:40 gibi gider ama Mr. Gooch hala ortalıklarda yoktur. Mr. Spiller onu aramak için bahçeye çıktığında onun da geldiğini görür. İki adam salonda konuşmaya başlarlar. Gooch Spiller’a mahkum iken numarası olan rakamla hitap eder ve Spiller ona susmasını işaret eder. Bu arada Gooch sarhoştur. Gooch Spiller’dan 5 bin dolar istemektedir. Zaten susması için spiller ona ayda belli bir miktar rüşvet vermekte, bunun yanında kendisine istediği zaman evine gelebilmesi için izin vermiştir. Gooch, fıskiye yaptıracağına kendisine para vermesini ister. Spiller ise zaten çok para verdiğini sadece 500 dolar daha verebileceğini söler ve tartışma büyür. Spiller yavaşça Gooch’a vurur ama Gooch aniden yere yıkılır ve ölür. Spiller ne yapacağını düşünürken aklına bir plan gelir. Bahçeye çıkıp Gooch’u arar gibi yapmak için arkadaşına seslenir. Sonra karısının eski tekerlekli sandalyesiyle Gooch’u fıskiyenin içine taşır ve orada sızıp kafasını taşa vurarak öldüğü süsü verir. Tüm bunlar olup biterken herkes uyumaktadır. Ertesi sabah dedektifler gelip araştırma yaparlar ve Spiller’in dahiyane fikri onları kandırmayı başarır. Spiller artık çok mutludur ve Mrs.Digby’ye evlenme teklif etmeyi düşünmektedir. Artık arada bir engel kalmamıştır. Maddi açıdan çok büyük sorun olan Gooch ortadan kalkmıştır. Tam Digby’yi beklerken hizmetçilerden birisi gelir ve odasını değiştirmek istediğini söyler. Sebebi sorulduğunda geceleri odasının önünden Gooch’un hayaletinin geçtiğini söyler. Öyle imalarda bulunur ki işlenen cinayetten haberi olduğu anlaşılır. Spiller’dan maaşını iki katına çıkarmasını ve kendisine hafif işler yaptırmasını aksi halde gidip polise her şeyi anlatacağını söyler ve Spiller’ı tehdit eder. Spiller bir beladan kurtulup başka bir belaya atlamıştır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Sınıf ve Devrimcilik | zilan_80 | Felsefe | 0 | 10-02-2008 10:47 PM |
| Hayvanlar Aleminin Sınıflandırılması | SeReN | Biyoloji | 1 | 05-02-2008 08:31 PM |
| İÖLP 1.sınıf Reading Kelimeleri | İsyan Ateşi | Diğer AOF Bölümleri | 0 | 31-01-2008 08:44 PM |
| TDT- Türkiye İŞÇİ Sınıfı Tarihi | marx47 | Genel Kültür | 1 | 15-11-2007 11:12 AM |
| C++ MESAJLAR ve MFC MİMARİSİ | bereday21 | C / C++ / C# | 4 | 15-12-2006 11:42 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.