Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Very Important Person Area > Dersler,Yıllık Ödev, Tez

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 11-02-2008, 04:19 PM   #6 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: deyşta rewanê
Mesaj: 29,628
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 105502
Rep Puanı : 10547108
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


4. Gelişim Psikolojisinde Yöntemler
Gelişim psikolojisi, doğumdan ölüme uzanan yaşam süresinde fiziksel,
zihinsel, duygusal ve toplumsal işlevlerde ortaya çıkan bütün
değişimleri araştırır. Gelişim araştırmalarında çeşitli araştırma
stratejilerinden, yaklaşımlarından, desenlerinden ya da yöntemlerinden söz
edilebilir ve bunlar çeşitli biçimlerde sınıflanabilir.
Aşağıda, herhangi bir sınıflama yapmadan, gelişim psikolojisinde
sıklıkla kullanılan bazı yöntemler açıklanmaktadır.
Deneysel yönteın (experimental method), deneysel varsayımları
neden-sonuç ilişkisinin belirlenmiş olduğu kontrollü bir durum içinde
sınamaktan ibarettir. İlişkisel yöntem (correlational method), iki ya da
daha fazla etken arasındaki ilişkiyi saptamakla uğraşır. Bu yaklaşımda
hiçbir şey araştırmacı tarafından değiştirilmez, durum olduğu gibi ölçülür,
denekler aynı koşullar altında gözlemlenir, değişkenler arasındaki
ilişki genellikle "korelasyon katsayısı" ile bulunur. Örnek olay
yöntemi (case study method), tek bir deneğin ayrıntılı biçimde incelenmesi
yöntemidir. "Klinik örnek olay incelemesi" bu yöntemin daha
derinliğine bir yoludur. "Tek denekli deneysel araştırma", deneysel
yöntem ile örnek olay yönteminin tek bir bireyin incelenmesinde birleşmesidir.
Bu üç yöntemden herbirinin güçlü ve zayıf yanları vardır;
ancak bilim adamlarının yeğledikleri yöntem deneysel yöntemdir,
çünkü araştırmacıya neden-sonuç ilişkilerini arayabileceği kontrollü
bir durum sağlar. Bu kontrollerin olmadığı ilişkisel araştırma ise sadece
değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarabilir, ama neden-sonuç
bağlantısını veremez. Gene de ilişkisel yöntem, üzerinde oynanamayan
koşullarn araştırılmasında ve doğal çevredeki özelliklerin
ölçülmesinde çok önemlidir. Hem deneysel hem de ilişkisel yöntemler,
bulguların daha geniş evrene genellenebileceği temsil edici örneklemler
kullanırlar. Oysa örnek olay yöntemi bir tek denekle ilgili olduğu
için genelleştirme yapamaz; koşullar diğer yöntemlere uygun olmadığı
zaman örnek olay yöntemi kullanılabilir. Bununla birlikte, Piaget
ve Freud'un kullandığı biçimiyle örnek olay yöntemi önemli kuramlara
yol açmıştır (R.M. Liebert ve R.W.-Nelson, 1981).
Kullanılan yönteme bakılmaksızın pek çok gelişim araştırması
kesitsel, boylamsal ya da sırasal bir desen örgütleyebilir. Kesitsel desen
(cross-seetional design), farklı yaş gruplarını seçer ve karşılaştırır.
Bu yaklaşımda genellikle her denek için bir tek gözlem vardır. Gelişim
değişiklikleri farklı yaşlardan deneklerin incelenmesiyle belirlenir.
Bu yöntemin en büyük avantajı aynı yaştakilere bir seferde test
verilebilmesidir; en büyük sorunu da, grupların sadece yaşa göre değil,
doğum yılına göre de farklılaşabilmesi gerçeğini dikkate almamasıdır.

Doğum yılı farklılıkları toplumsal koşullara, eğitim uygulamalarına,
siyasal atmosfere ve başarıyı etkileyen diğer değişkenlere
ilişkin farklılıklarla bağıntılı olabilir. Farklı zamanlarda doğan bireyler
farklı doğum bölüklerine (birth cohorts) mensupturlar. Kesitsel yöntemin
sorunu, yaş ile doğum bölüğünü birbirine karıştırmasıdır; yaş
grupları burada farklı doğum bölüklerinden seçilmektedirler.
Boylamsal desen (longitudinal design), aynı doğum bölüğünden
olan bireylerin tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Boylamsal
araştırmada aynı denekler değişik yaşlarda birkaç kez gözlemlenir, zaman
içindeki davranış değişikliği ya da kararlılığı kaydedilir. Bu tür
araştırmanın avantajı yaş değişikliklerinin doğum bölüğü farklılıklarıyla
karıştırılmamasıdır; sadece bir bölükten olanlar tümüyle test edilirler.
Gene de, en önemli sorun, eğer ele alınan dönem çok genişse,
araştırmanın olanaksız ölçüde çok zaman gerektirmesidir. Bir başka
sorun, eğer bölük farklılıkları varsa bunların ortaya çıkarılamamasıdır.
Çünkü sadece bir bölük test edilmektedir, sonuçların genellenebilirliği
kuşkuludur. Örneğin, ciddi bir ekonomik çöküntü döneminde büyümüş
olan bir bölük sadece bu zamana özgü belirli tutumları yansıtabilir;
daha önceki ya da sonraki bölükler için tipik olanı vermez.
Sırasal desen (sequential design), pek çok farklı doğum bölüklerinin
tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Böylece sırasal araştırmalar
kesitsel yöntemin temel sorununu (yaşın bölükle karıştırılması
sorununu), her yaş düzeyinde birden fazla bölüğü ele alarak çözerler;
boylamsal yöntemin genelleştirme sorununu da aynı yoldan çözerler
(Ph-G. Zimbardo, 1979).
Boylamsal ve kesitsel yöntemler insan gelişimi konusunda gözlem
yapma ve veri toplamanın temel yollarıdır. Araştırmacı, verileri
ilişkisel (correlational) ya da etkensel (factorial) tekniklerle elden
geçirerek, niceliksel olarak değerlendirilmiş değişkenler arasında varolan
anlamlı ilişkileri keşfedebilir.
Aşağıdaki tabloda (Tablo 2) boylamsal ve kesitsel yöntemlerin
karşılaştırmalı nitelikleri özetlenmektedir.
Tablo 2
Boylamsal ve Kesitsel Yöntemlerin Karşılaştırılması
BOYLAMSAL YÖNTEM
OLUMLU
İlk çocukluk ile yetişkin davranışları
arasındaki sürekliliği belirler.
Eşdeğer olmayan örneklemle ilgili sorunları önler.
Büyüme artışlarını ve örüntülerini betimler.
Diğer araştırmalardan daha kesin
biçimde neden-sonuç ilişkisini belirtebilir.
OLUMSUZ
Zaman ve para açısından pahalıdır.
Araştırma fonları tükenirse önceki
zaman ve para harcamalarını tehlikeye sokar.
Harcamalarla ilgili periyodik yeni
düzenlemeler gerektirir.
Örneklem denek kaybı nedeniyle
giderek yanlı hale gelir.
Araştırmacıların yeniden test vermek
için aynı denekleri sürekli olarak
yeniden bir araya getirmeleri gerekir.
Test dönemleri arasında deneklerin
çevreleri kontrol edilemez.
Araştırmacıları vaktinden önce bir
araştırma desenine ve kurama bağlı kılar.
KESİTSEL YÖNTEM
OLUMLU
Fazla zaman kaybından korur.
Boylamsal araştırmaya göre daha
az paraya çıkar.
Araştırma görevlileri arasında sürekli
ya da uzun vadeli ilişkiyi gerektirmez.
Deneklerin yeniden test vermek
için istenen yaşa gelmelerine kadar
verilerin uzun süre "dondurulması" gerekmez.
OLUMSUZ
Örneklem gruplarında yer alan değişimin
yönünü göstermez.
Aynı kronolojik yaşta ama farklı
olgunlaşma yaşında olan çocukları
bir araya yığar. Böyle bir ortalama
alma yolu erinlikteki büyüme atılımıyla
ilgili değişimleri gizleyebilir.
İncelenen grupların karşılaştırılabilirliği
her zaman belirsizdir.
Gelişimin sürekliliğini tek bir bireyle
ortaya çıktığı haliyle ihmal eder.
Kaynak: James W. Vander Zanden, Human Development, 1981.
Tablo 3
Gelişim Araştırmaları Desenleri ve Yöntemleri
Tip: Kesitsel desen
Yöntem: Birçok bölüğü bir seferde gözlemleme
Bulgular: Davranışta yaş farklılıkları
Avantaj: Çabuk ve ucuzdur
Dezavantaj: Farklılıklar gelişimsel değişimlerden çok,
bölük değişimlerini yansıtabilir.
Tip: Boylamsal desen
Yöntem: Bir bölüğü birçok seferde gözlemleme
Bulgular: Davranışta zaman içindeki değişimler
Avantaj: Gelişimsel eğilimleri gösterir. Bireylerdeki
değişimleri gösterir.

Dezavantaj: Farklılıklar toplumdaki değişimleri yansıtabilir.
Araştırmalar uzun süreli ve pahalıdır. Yinelenen uygulamanın
etkisi ve denek kaybı örneklemi bozabilir.
Tip: Sırasal desen
Yöntem: Birçok bölüğü birçok seferde gözlemleme
Bulgular: Davranışta yaşa bağlı değişimler
Avantaj: Yaşın, bölüğün ve toplum değişimlerinin
etkilerini ortaya çıkarır
Dezavantaj: Araştırmalar uzun süreli ve pahalıdır
Kaynak: Hoffman ve ark., 1994
Sözü edilmesi gereken son bir araştırma yöntemi daha var. Araştırmacılar,
bütün toplumlara, bazı türden toplumlara ve sadece özel bir
topluma ilişkin kuramlar oluşturmak isterler. İşte, kültürlerarası
yöntem (cross-cultural method) bu yaklaşımın aracıdır. Bu yaklaşımda,
araştırma birimini bireylerden çok kültürler oluşturur. Genellikle, benzer
bir kültür alanına giren komşu toplumlardan küçük örneklemler
alarak çalışılır. Çocuk yetiştirme geleneklerine, erinlik törenlerine ya
da anababa olma özelliklerine ilişkin araştırmalar bu türdendir. Kuşkusuz
bu yöntemin de diğerleri gibi bazı sınırlılıkları vardır. Gene de
bu yöntem, bulgularını tüm insanlığa genelleyemeyeceği konusunda
diğer araştırmacıları uyarması bakımından özellikle yararlıdır.
Yaşam döngüsüne ilişkin yukardaki açıklamalarda "yaş" bir değişim
endeksi olarak ele alınmıştı. Bir araştırma değişkeni olarak yaşın
ortaya koyduğu yöntembilimsel sorunlar ise burada ele alınacaktır.
Yaş kendi başına açıklayıcı bir değişken değildir. Bu nedenle yaş
değişimleri ve yaş farklılıkları denildiğinde bu bulguların yaşla gelen
değişimleri gösterdiği, ama olası nedenlerini vermediği bilinmelidir.
Örneğin 20 ve 40 yaşlarındaki insanlar arasında tutum ve değerler açısından
ölçülebilen farklar vardır, ancak bu farkların nedenleri belirgin
değildir. Yaş endeksini aşarak yaşa bağlı değişimleri safdışı etmeye
çalışan araştırma örnekleri vardır.
Kesitsel araştırmalar yaşın bir zaman noktasındaki kesitine dayanırlar;
farklı yaşlardaki bir örneklem üzerinde çalışılır, bu yolla bulunan
farklılıklara "yaş farklılıkları" denir. Yaş endeksini araştıran
ikinci yaklaşım boylamsal araştırmadır; bu yaklaşımda bir denek grubu
birkaç yıl boyunca periyodik olarak incelenir, bulunan farklılıklar
"yaş değişimleri" olarak adlandırılır. Bu yaklaşım, bireysel farklılıkların
incelenmesinde ve farklı bireylerin yaşla birlikte nasıl değiştiklerini
belirlemede yararlıdır. Ancak boylamsal araştırmaların yetişkin
gelişiminde kullanılmasını sınırlayan üç temel güçlük vardır. Birincisi,
bu araştırmaların, çok zaman alması ve çok pahalı olmasıdır, geçen
zaman içinde denekleri yeniden bulmak da zor olabilir, buna araştırmacının
ömrü yetmeyebilir. Yine de boylamsal araştırmalar kesitsel
araştırmalardan çoğu zaman daha üstündürler; çünkü bireysel farklılıkları
yansıtırlar ve yaşa bağlı diğer açıklayıcı değişkenleri (tıbbi
özgeçmiş, geçmişteki yaşantılar, aile geçmişi vb.) ortaya çıkarabilirler,
bunlar da incelenen özel yaş değişimlerinin nedenlerini belirlemede
yararlı olabilir. İkinci güçlük araştırmacının yaptığı ölçmelerin
belirli bir yaşta (çocuklukta ya da ergenlikte) uygun olduğu halde,
daha sonraki bir yaşta (yetişkinlik yada ihtiyarlık) uygun olmamasıdır,
çünkü bireyin yaşamındaki önemli olaylar birey yaşam çizgisinde ilerledikçe
değişiklik gösterebilir. Üstelik, bilim ilerledikçe de araştırılan
değişkeni ortaya çıkarmak için yeni teknikler bulunabilir ve bunlar
eskilerini geçersiz kılabilir. Üçüncü güçlük, uzun zaman aldığı için
deneklerin ölmesi ya da örneklemden çıkmasıdır. Bu güçlüklerin bir çözümü
"sırasal yaklaşım" olabilir, bu yaklaşımda bir denek grubu gelişimsel
dönüm noktalarının (evlenme, anababa olma, menopoza girme,
emekliye ayrılma...) yer aldığı bir zaman döneminde incelenmektedir.

Bu yolla, araştırmacıyı ve denekleri uzun süreli bir araştırmaya
bağlamadan, boylamsal değişimi ve bireysel farklılıkları saptamak
mümkün olabilmektedir.
Yetişkinlik ve yaşlılığa ilişkin verilerin çoğu kesitsel araştırmalara
dayandığı için, bu yaklaşımın içerdiği güçlükleri de incelemek
gerekmektedir. Kesitsel bir araştırmanın kültürel ve tarihsel değişimleri
yaş değişiminden ayıramadığı kolayca görülebilir; "yaş" ile "doğum yılı"
birbirine karışmıştır, birinin sonuçları diğerinden ayırt edilemez,
bu nedenle yaş farklılıkları gerçekte yaşa bağlı güncel etkenlerden
çok, bireyin doğum yılıyla ilişkili olabilir. "Doğum yılı"na bağlı
etkilere "bölük etkileri" (cohort effects) adı verilmektedir (bir "bölük"
aşağı yukarı aynı zamanda doğmuş bireylerin oluşturduğu bir gruptur).
Boylamsal araştırmalar ise, doğum yılını sabit tutarak, kültüreltarihsel
değişimlerin yaş değişimiyle karışmasını engellemek isterler.
Ancak bu araştırmalar da "yaş" değişkeni ile "ölçüm yılı" değişkenini
birbirine karıştırırlar. Örneğin, 1960-1980 yılları arasında sigara içmedeki
ani düşüş yaşla birlikte azalan ciğer kapasitesi ile çakışabilir.
Genellikle boylamsal yaklaşımın kesitsel yaklaşıma yeğlendiği
söylenebilir. Çünkü ölçüm yıllarına bağlı değişimlerin etkisi doğum
yılına bağlı olanlara göre daha kolaylıkla denetlenebilir. Doğum yılına
bağlı olarak ortaya çıkan çarpıcı tarihsel-kültürel etkenleri tam olarak
kestirmek ve ölçümlerdeki etkisini saptamak çok daha zordur (D.C.
Kimmel, 1974).
Araştırma türlerini ve yöntemlerini bir arada incelemekte yarar
var (bk. Tablo 3). Daha önce de belirtildiği gibi, kesitsel desen, iki ya
da daha fazla yaş grubunun aynı anda araştırılması ve sonuçların
karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırma aynı yaşam dönemindeki farklı
bölükler (6 yaşındakiler ile 10 yaşındakiler) arasında ya da farklı
yaşam dönemlerindeki bölükler (18 yaşındakiler ile 60 yaşındakiler)
arasında olabilir. Kesitsel desenin sorunu, yaşla birlikte ortaya çıkan
farklılıkların gelişimsel değişim mi, yoksa farklı bölüğün üyesi olmanın
mı sonucu olduğunu belirleyememesidir. Söz gelimi, yetişkinlerde
ZB puanlarını ele alan kesitsel bir araştırma zekada 40
yaşlarında başlayan düşüşün olduğunu düşünmemize yol açabilir.
Oysa 1990 yılında 80 yaşında incelenen kişiler 1910'da doğmuşlardı,
20 yaşında incelenenler ise 1970'de. Bölükler arasındaki bu zaman
içinde toplumsal ve kültürel çevreler pek çok bakımdan değişmiştir,
dolayısıyla bu değişimler zihinsel becerilerin gelişimini ve korunmasını
etkilemiş olabilir. Bu bölük etkisi (cohort effect) sorunu ilgili
bölümlerde yeniden ele alınacaktır.
Boylamsal desen'de aynı bölükten olan insanlar haftalar, aylar,
hatta yıllar boyunca izlenirler. Aynı insanlar kendi kendileriyle
örneğin 8 yaşında ve 20 yaşında karşılaştırılırlar. Bu durumda bireydeki
değişimler açığa çıkar; bölük farklılıkları da araştırmanın sonuçlarını
etkilemez. Ancak bu araştırma türünün de kendine özgü sorunları
vardır. Boylamsal araştırmalar gelişimi toplumun havasıyla karıştırabilirler.
Söz gelimi, boylamsal bir araştırmada deneklerin uyuşturucu
ve alkol kullanımına, 1990'da incelendiklerinde yirmi yıl önce
incelendiklerinden daha az yöneldikleri bulunabilir. Bu değişimin
yaşlanmanın mı yoksa toplumun yirmi yıl içinde uyuşturucuyu normal
görmekten tehlikeli bulmaya doğru değişmesinin mi sonucu olduğu
belirsizdir. Tarihsel değişimin davranışı etkilediği bilinmektedir.
Yukarıda açıklandığı gibi, araştırmacılar bu iki araştırma türünün
sorunlarından kurtulabilmek için ikisini birleştiren üçüncü bir tür
önermişlerdir: Sırasal desen. Warner Schaie'nin ZB puanlarının yaşla
birlikte köklü bir biçimde azalmadığını gösteren araştırması sırasal desenin
en tanınmış örneklerinden biridir. Bu araştırmada önce iki ya da
daha fazla bölüğe kesitsel bir araştırmada test verilmiştir; yıllar sonra
aynı bölüklere boylamsal veri elde etmek üzere yeniden test verilmiştir;
aynı anda, yeni bir kesitsel araştırma ilk bölüklerden alınan
yeni gruplar ve yeni bir bölükten alınan bir grup üzerinde önceki
araştırmayı yinelemiştir (Hoffman ve ark., 1994).

MÊVAN is offline  
Eski 11-02-2008, 04:20 PM   #7 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: deyşta rewanê
Mesaj: 29,628
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 105502
Rep Puanı : 10547108
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


5. Gelişim Kuramları
Gelişimin araştırılmasında kuramların rolünün ne olduğu konusunda
çeşitli yanıtlar vardır. Kuramlar, her şeyden önce olguların
düzenlenmesi ve yoğunlaştırılması için temel sağlayan betimleyiciaçıklayıcı
bir rol oynarlar. Kuramlar ayrıca gelecek olayları kestirme
olanağını da sağlarlar. Ancak bir kuramın "sınanabilir" ve dolayısıyla
"reddedilebilir" ya da "yanlışlanabilir" olması da gerekir.
Bir psikoloji kuramının diğer psikoloji kuramlarıyla ve disiplinleriyle
bütünleşmesi de önemli bir noktadır. Dolayısıyla, kapsamlı
bir gelişim kuramının oluşturulmasmda aşağıdaki ilkelerin önemi
vurgulanmaktadır:
- "Genel bir psikolojik gelişim kuramı, başlangıçta içinde diğer
kuramsal ve amprik yönelimlerin bütünleşebileceği halen varolan bir
kurama dayanır". Örneğin bir gelişim kuramı, felsefe, sosyal psikoloji,
matematik, uygulamalı psikiyatri, psikopatoloji, psikoterapi, eğitim
gibi birçok bilgi alanıyla ilişkilendirilebilir.
- "Bir psikolojik gelişim kuramı, insan gelişiminin bir alanını
odak noktası olarak kabul edip içindeki ve çevresindeki diğer gelişim
alanlarıyla bütünleşerek güvenilir biçimde ortaya çıkabilir". Örneğin
Piaget'in kuramı bilişsel bir kuramdır, psikolojinin diğer alanlarından
(gelişim psikolojisi, öğrenme psikolojisi, sosyal psikoloji) bilişsel alana
doğru bir yönelme vardır.
- "Bir psikolojik gelişim kuramı geniş sayıdaki disiplinlerden
süzülerek ortaya çıkar". Disiplinlerarası bir yaklaşım, genel bir psikoloji
kuramı için gerekli daha derin araştıımalara olanak verir. Değişik
disiplinler de aynı alan üzerine eğilebilirler, disiplinlerin bir araya
gelmesi kuramların birbiri içinde erimesini sağlar, sonuçta kesitsel ve
birçok alanı kapsayan ve derinliğe ulaşmayı sağlayan teknikler elde
edilebilir.
- "Bir psikolojik gelişim kuramı, bireyin öznel olarak yaşadığı
tüm psikolojik çevreyi içine alır". Böylece bir gelişim kuramı düşünce,
duygu, benlik, ahlak, yaratıcılık, toplumsallaşma gibi gelişim alanlarını,
bireyin okul, toplum, kültür gibi ortamlardaki durumunu inceleyebilir.
- "Bir psikolojik gelişim kuramı, bir insanın tüm psikolojisi ile
ilgili olan mevcut kavramların hepsiyle ilgilenir." Örneğin bir kuram,
doğa-kazanım gibi tartışma konularıyla, kritik dönemler, çocuk yetiştirme
teknikleri, anksiyetenin gelişimsel işlevi gibi sorunlarla ilgilenir.
- "Bir psikolojik gelişim kuramı, sentez ve bütünleştirme özelliğinin
yanısıra, bazı uzlaşmaz öğeleri reddetmek zorunda kalabilir".
Örneğin, davranışçılığın Piaget'in kuramıyla ters düştüğü açıktır. Ancak,
değişik bir yaklaşımla öyle bir reddetme yolu izlemeyebilir ve
davranışçı yaklaşımlar safdışı edilmeyebilir.
- "Bir psikoloji kuramı belirli uygulamalar için özel bağlantı
süreçleri geliştirebilir". Örneğin, bir gelişim kuramının eğitim programları
geliştirmede önemli katkıları olabilir.
- "Bir psikoloji kuramı bir gelişim evreleri taslağı içerebilir".
Evrelerin varlıkları ve özellikleri tartışma konusu olmakla birlikte
betimleyici ve açıklayıcı rolleri kabul edilmektedir.
- "Bir psikoloji kuramı bütün kültür ve alt kültürlerle ilişkilidir."
- "Bir psikolojik gelişim kuramı toplumsal normdan ayrılan bireyin
gelişimine de yer vermelidir". Amaç, daha kapsamlı bir insan
gelişimi için birçok kaynak ve içgörüden ürün alabilmektir. Karl Popper'in
dediği gibi, kuramlar dünyayı bilimsel olarak avlayabilmek için

ağ olarak kullanılırlar, bütün çaba ağı daha ince örebilmek olmalıdır
(S. ve C. Modgil, 1980).
Modern gelişim araştırmalarının çoğu kuramların yol göstericiliğinde
yapılmış ve yapılmaktadır. Özellikle dört büyük psikoloji
kuramı bütün araştırmaları etkilemektedir.
Gelişim psikolojisine yön veren temel kuramlardan biri olgunlaşma
kuramı (maturational theory)'dir. Bu kuramın dayandığı temel
düşünce, çocukta zaman içinde görülen değişimlerin çoğunun bedendeki
özel ve önceden belirlenmiş bir şema ya da plana göre ortaya
çıktığıdır. Bu görüşe göre olgunlaşma bu planın doğal açılımının ortaya
çıkmasıdır. Bütün gelişimlerin doğal süreçlerin ve biyolojik planların
açılımıyla kendi kendine düzenlendiğini savunan bu görüş Arnold
Gessell tarafından geliştirilmiştir. Gessell, öncelikle çocukların
fiziksel ve devinimsel gelişimini incelemiş ve -çok az bir muhalefete
karşı- pek çok kabul görmüştür. Buna karşılık, kişilik ve zihin gelişimine
ilişkin olgunlaşmacı görüş şiddetle eleştirilmektedir.
Sigmund Freud'un geliştirdiği psikanalitik kuram (psychoanalytic
theory), insanın psikolojik bakımdan evrensel ilkelere uygun olarak
geliştiğini kabul eder. Ancak Freud bir bireysel kişiliğin işlevsel
yönlerinin toplumsal bir bağlam içinde biçimlendiğine de inanır. Freud'un
gelişimciIere en önemli katkısı, tüm yaşam boyunca sürecek örüntülerin
oluşmasında erken yaşam deneyimlerinin önemini vurgulamasıdır.
Toplumsal öğrenme kuramı (social learning theory) geleneksel
davranışçılığı aşarak, kişisel ve çevresel etkenlerin hepsinin birbiri
içine girmiş belirleyiciler olarak etkide bulunduğunu savunur. Davranışın
çevreden etkilendiği doğrudur, fakat çevre de kısmen bizim tarafımızdan
yaratılır. Bu yaklaşım son derece etkili olmuştur, çünkü
toplumsal gelişim süreçlerinin etkisiyle doğrudan ilişkilidir.
Psikolojik gelişimi kavramanın bir başka yolu da düşünme ve
bilme süreçlerinin gelişimini araştırmaktır. Bilişsel gelişim kuramı
(cognitive-developmental theory)'nın en önemli adı Jean Piaget'tir.
Piaget'in çalışmaları toplumsal ve ahlaksal gelişimin de bilişsel
temelleriyle anlaşılabileceğini göstermiştir. Bilişsel gelişim kuramı,
temeldeki yapı ile yaşantı arasındaki dinamik etkileşimi vurgular; bilişsel
yeteneklerin gelişimine ve zihnin simgesel tasarımları anlama ve kullanma
becerisine önem verir.
Gelişim, ilerleyici (progressive), sırasal (sequential) ve kuşaklar
boyunca aynı örüntüyü izleyen bir oluşumdur; aynı zamanda döngüsel
(circular)dir, çünkü her kuşak olgunlaştıkça gelecek kuşağı büyütür.
Yaşam döngüsünün doğası konusunda yazarlar, filozoflar, toplumbilimciler
çeşitli görüşler ortaya atmışlardır. Yaşam döngüsünün ilerleyen
ve sırasal değişimleri konusunda, bu değişimlerin neden bir sıra
ile meydana geldiği, ne kadarının biyolojik ne kadarının toplumsal ya
da psikolojik etkenlerle belirlendiği, bu değişimlerin bütün kültürlerde
ve bütün bireylerde aynen ortaya çıkıp çıkmadığı... sorunlarını açıklayan
tek bir kuram henüz ortaya atılabilmiş değildir.
Bununla birlikte, özellikle evrelere dayalı gelişim kuramlarının
tüm yaşam döngüsünü kapsayacak biçimde kuruldukları söylenebilir.
Sigmund Freud, Erik Erikson ve Jean Piaget insan gelişimini evrelere
ayırarak inceleyen en önemli evre kuramcılarıdır. Daha önce belirtildiği
gibi, evre kuramcıları gelişimi, görece sırasal, ani ve sabit bir değişimler
dizisi olarak görürler. Evre kavramı, insan gelişimi çizgisinin
aşamalı düzeylere bölündüğü görüşüne dayanır. Freud, her insanın
oral, anal, fallik, lalent ve genital olmak üzere bir dizi psikoseksüel
evreden geçerek geliştiğini, ancak bu gelişmede özellikle yaşamın ilk
yıllarının önemli olduğunu kabul eder. Her evre, bireyin bir sonraki

__________________
MÊVAN is offline  
Eski 11-02-2008, 04:21 PM   #8 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: deyşta rewanê
Mesaj: 29,628
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 105502
Rep Puanı : 10547108
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


Alıntı:
ikinizede tşk ederim....
eyvallah heval

__________________
MÊVAN is offline  
Eski 11-02-2008, 04:22 PM   #9 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: deyşta rewanê
Mesaj: 29,628
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 105502
Rep Puanı : 10547108
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


Yaşam Süresinde Gelişim Evreleri

EVRE: DOĞUM ÖNCESİ EVRE
Yaş dönemi: Gebelikten doğuma
Temel özellikler: fiziksel gelişim
Bilişsel evre PİAGET: -
Ruhsal-cinsel evre FREUD: -
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: -
Ahlak evresi KOHLBERG: -
EVRE: BEBEKLİK
Yaş dönemi: Doğumdan yaklaşık 18'inci aya
Temel özellikler: Gelişmiş hareket; basit dil;
toplumsal bağlanma
Bilişsel evre PİAGET: Duyusal devinimsel
Ruhsal-cinsel evre FREUD: Oral; anal
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Güven/Güvensizlik
Ahlak evresi KOHLBERG: Ahlak-öncesi (Evre 0)
EVRE: ERKEN ÇOCUKLUK
Yaş dönemi: Yaklaşık 18'inci aydan yaklaşık 6'ıncı yıla
Temel özellikler: İyi gelişmiş dil; cinsel tip;
grup oyunu; okula hazırlığın bitişi
Bilişsel evre PİAGET: İşlem-öncesi
Ruhsal-cinsel evre FREUD: Fallik; Oedipal
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Özerklik/Kuşku;
Girişim/Suçluluk
Ahlak evresi KOHLBERG: İtaat ve ceza (Evre 1);
Karşılıklılık (Evre 2)
EVRE: GEÇ ÇOCUKLUK
Yaş dönemi: Yaklaşık 6'ıncı yıldan yaklaşık 13'üncü yıla
Temel Özellikler: Birçok bilişsel süreç yetişkin
düzeyinde (işlem hızı hariç); oyun grubu
Bilişsel evre PİAGET: Somut işlem
Ruhsal-cinsel evre FREUD: Örtülü dönem
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Çalışkanlık/Aşağılık duygusu
Ahlak evresi KOHLBERG: İyi çocuk (Evre 3)
EVRE: ERGENLİK
Yaş dönemi: Yaklaşık 13'üncü yıldan yaklaşık 20'inci yıla
Temel özellikler: Erinlikle başlar, olgunlukla biter;
yüksek bilişsel düzeylere ulaşma; anababadan bağımsızlık;
cinsel ilişki evreye geçmeden önce çözmek zorunda olduğu



bir çatışma içerir.
Bilişsel evre PİAGET: Soyut işlem
Ruhsal-cinsel evre FREUD: Genital evre
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Kimlik/Rol karışıklığı
Ahlak evresi KOHLBERG: Yasa ve düzen (Evre 4)
EVRE: GENÇ YETİŞKİNLİK
Yaş dönemi: Yaklaşık 20'inci yıldan yaklaşık 45'inci yıla
Temel özellikler: Meslek ve aile gelişimi
Bilişsel evre PİAGET: -
Ruhsal-cinsel evre FREUD: -
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Yakınlık/Yalıtılmışlık
Ahlak evresi KOHLBERG: Toplumsal anlaşma (Evre 5)
EVRE: ORTA YAŞ
Yaş dönemi: Yaklaşık 45'inci yıldan yaklaşık 65'inci yıla
Temel özellikler: Meslekte en yüksek düzey; kendini
değerlendirme; "boş yuva" bunalımı; emeklilik
Bilişsel evre PİAGET: -
Ruhsal-cinsel evre FREUD: -
Ruhsal-Toplumsal evre ERİKSON: Üretkenlik/Kendine dönüklük
Ahlak evresi KOHLBERG: İlkeli evre (Evre 6 ve 7,
ikiside ender)
EVRE: İLERİ YAŞ
Yaş dönemi: Yaklaşık 65'inci yıldan ölüme
Temel Özellikler: Aileden, başarılardan tad alma;
bağımlılık; dulluk; kötü sağlık
Bilişsel evre PİAGET: -
Ruhsal-cinsel evre FREUD: -
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Bütünlük/Umutsuzluk
Ahlak evresi KOHLBERG: -
EVRE: ÖLÜM
Yaş dönemi: -
Temel özellikler: Özel anlamda bir "evre"
Bilişsel evre PİAGET: -
Ruhsal-cinsel evre FREUD: -
Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: -
Ahlak evresi KOHLBERG: -

Kaynak: Ph. G. Zimbardo, Psychology and Life, 1979.
Psikanalitik geleneğe bağlı bir kuramcı olan Erikson sekiz psikososyal
evre ayırt eder; birey bunların her birinde başarıyla çözmek zorunda olduğu
temel bir çatışma yaşar. Erikson'un kuramı, kişinin yaşam süresi
(life span) boyunca yer alan sürekli bir kişilik gelişimi sürecinden söz
ederek Freud'un kuramını aşar. Piaget, büyümekte olan çocuğun içinde
yaşadığı dünyaya nasıl uyum sağladığı sorununu temel olarak alır ve
dört bilişsel gelişim evresi saptar. Kohlberg, Piaget'i izleyerek, ahlak
alanında altı evreli bir gelişim kuramı oluşturmuştur.
Tablo 4'te, yaşam süresinde ortaya çıkan gelişim evreleri belli
başlı kuramlar açısından, bu evrelerin yaklaşık yaşları ve temel olayları
belirtilerek gösterilmektedir; Tablo 5 kuramları karşılaştırmaktadır.

__________________
MÊVAN is offline  
Eski 11-02-2008, 04:24 PM   #10 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: deyşta rewanê
Mesaj: 29,628
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 105502
Rep Puanı : 10547108
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


Gelişim Kuramları
BİYOLOJİK KURAMLAR:
Gelişimin Doğası: Doğa
Rehber Süreç: Olgunlaşma
Birey: Etkin
Gelişimin Biçimi: Evre
Odak: Yapıda ve davranışta gözlenebilir değişimler
PSİKODİNAMİK KURAMLAR:
Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım
Rehber Süreç: Olgunlaşma
Birey: Etkin
Gelişimin Biçimi: Evre
Odak: Kişilik yapısında içsel değişimler
KOŞULLANMA KURAMLARI:
Gelişimin Doğası: Kazanım
Rehber Süreç: Öğrenme
Birey: Edilgin
Gelişimin Biçimi: Sürekli
Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler
BİLİŞSEL TOPLUMSAL ÖĞRENME KURAMLARI:
Gelişimin Doğası: Kazanım
Rehber Süreç: Öğrenme
Birey: Ilımlı etkin
Gelişimin Biçimi: Sürekli
Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler


BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMLARI:
Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım
Rehber Süreç: Olgunlaşma
Birey: Etkin
Gelişimin Biçimi: Evre
Odak: Zihinsey yapıda içsel değişimler
BİLGİ-İŞLEM KURAMLARI:
Gelişimin Doğası: Kazanım
Rehber Süreç: Öğrenme
Birey: Etkin
Gelişimin Biçimi: Sürekli
Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler
KÜLTÜREL-BAĞLAMSAL KURAMLAR:
Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım
Rehber Süreç: Olgunlaşma ve öğrenme
Birey: Etkileşimci
Gelişimin Biçimi: Sarmal
Odak: birey ile toplum arasındaki ilişki
Kaynak: Hoffman ve ark., 1994
Gelişim alanında "olgunlaşma kuramı" (A. Gesell) ve "etolojik
kuram" (K. Lorenz ve N. Tinbergen) genellikle biyolojik kuramlar
olarak adlandırılır. Freud'un "psikoseksüel kuramı" ve Erikson'un
"psikososyal kuramı" psikodinamik kuramlar çerçevesinde yer alır.
Bilişsel kuramlar grubunda Piaget'in "bilişsel gelişim kuramı", Kohlberg'in
"ahlak gelişimi kuramı" ayrıca "toplumsal biliş kuramları",
"bilgi-işlem kuramları" bulunur. Öğrenme kuramları içinde "koşullanma
kuramları" (Pavlov, Watson, Skinner) geleneksel kuramlardır,
bunları "toplumsal öğrenme kuramları" (Dollard, Miller) izler; bu
grupta en yeni akım "bilişsel toplumsal öğrenme kuramı" (Bandura)
olarak ortaya çıkar. Gelişim alanında son olarak kültürel-bağlamsal
kuramlar'ı buluyoruz; Vygotsky'nin "toplumsal-tarihsel kuramı" ve
Bronfenbrenner'in "ekolojik kuramı" bu grupta yer almaktadır (bk.
Tablo 5). Bütün bu kuramlar insan gelişiminin düzenli olduğu, dolayısıyla
davranışın önceden kestirilebileceği sayıltısına dayanırlar.
Bir ayrıksılık dışında bütün kuramlar bireyi etkin bir varlık olarak
görürler. Bir kuramın insanın doğasını, gelişimin özünü nasıl gördüğü
sorusu kuramların değerlendirilmesinde en önemli noktadır (bu temel
görüşler aşağıda kuramlar karşılaştırılırken açıklanmaktadır).
Kuramların Karşılaştırılması
Önceki sayfalarda kısaca özetlediğimiz gelişim kuramlarını burada
daha ayrıntılı biçimde ele alacak ve aralarındaki ilişkileri de
araştıracağız. Böylece, gelişimin duygusal, bilişsel, toplumsal boyutları
arasındaki ihmal edilemez bağları da görmüş olacağız. Bu arada kuramlara
yöneltilen temel eleştiriler de ortaya konmuş olacaktır. Ancak
bu ayrıntılara girmeden önce kuramların gerisinde yer alan dünya görüşlerini
incelemekte yarar görüyoruz. Perlmutter ve Hall'ın (1992)
belirttiği gibi, gelişimciler, gelişme süreçlerini açıklamaya yönelik

kuramlarını kurarken insanın doğasına ve davranış süreçlerine ilişkin
değişik modellere dayanırlar. Her model farklı bir dünya görüşünü
temel alır ve gelişimi temsil edecek farklı bir analoji kullanır. Böylece,
gelişimciler tarafından temel alınan dünya görüşü onların gelişimin
değişik yönlerini tanımlama, araştırma ve yorumlama yollarını etkiler.
Perlmutter ve Hall bellibaşlı üç model olduğunu söylemektedir:
Mekanistik, organizmik, diyalektik (başka yazarların başka sınıflamalar
yaptığı gözden kaçırılmamalı). Onlara göre bu modellerin hiçbiri
ne doğru ne de yanlıştır; ama herbiri gelişimi anlamada rehber olarak
kullanılabilir (bk. Tablo 6. Okuyucunun Tablo 5 ile Tablo 6'yı birlikte
incelemesi yararlı olacaktır).

__________________
MÊVAN is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Gelişim Dönemleri carsı Genel Sağlık 0 05-10-2007 10:28 PM
Bebeğiniz neler yapabilir? Ararat Çocuk 4 03-09-2007 10:57 AM
Gelişim (Gelişme), Ve Temel Kavramları Heval Genel Kültür 0 21-04-2007 12:46 PM
Gelişim ve Öğrenmenin Temel Kavramları rojekanu Felsefe 1 22-02-2007 07:53 PM
bebeğiniz neler yapabilirr?? PCkopat Çocuk 12 03-02-2007 11:17 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 12:58 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.