|
|
#6 (permalink) | |||||||||||||
|
4. Gelişim Psikolojisinde Yöntemler
Gelişim psikolojisi, doğumdan ölüme uzanan yaşam süresinde fiziksel, zihinsel, duygusal ve toplumsal işlevlerde ortaya çıkan bütün değişimleri araştırır. Gelişim araştırmalarında çeşitli araştırma stratejilerinden, yaklaşımlarından, desenlerinden ya da yöntemlerinden söz edilebilir ve bunlar çeşitli biçimlerde sınıflanabilir. Aşağıda, herhangi bir sınıflama yapmadan, gelişim psikolojisinde sıklıkla kullanılan bazı yöntemler açıklanmaktadır. Deneysel yönteın (experimental method), deneysel varsayımları neden-sonuç ilişkisinin belirlenmiş olduğu kontrollü bir durum içinde sınamaktan ibarettir. İlişkisel yöntem (correlational method), iki ya da daha fazla etken arasındaki ilişkiyi saptamakla uğraşır. Bu yaklaşımda hiçbir şey araştırmacı tarafından değiştirilmez, durum olduğu gibi ölçülür, denekler aynı koşullar altında gözlemlenir, değişkenler arasındaki ilişki genellikle "korelasyon katsayısı" ile bulunur. Örnek olay yöntemi (case study method), tek bir deneğin ayrıntılı biçimde incelenmesi yöntemidir. "Klinik örnek olay incelemesi" bu yöntemin daha derinliğine bir yoludur. "Tek denekli deneysel araştırma", deneysel yöntem ile örnek olay yönteminin tek bir bireyin incelenmesinde birleşmesidir. Bu üç yöntemden herbirinin güçlü ve zayıf yanları vardır; ancak bilim adamlarının yeğledikleri yöntem deneysel yöntemdir, çünkü araştırmacıya neden-sonuç ilişkilerini arayabileceği kontrollü bir durum sağlar. Bu kontrollerin olmadığı ilişkisel araştırma ise sadece değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarabilir, ama neden-sonuç bağlantısını veremez. Gene de ilişkisel yöntem, üzerinde oynanamayan koşullarn araştırılmasında ve doğal çevredeki özelliklerin ölçülmesinde çok önemlidir. Hem deneysel hem de ilişkisel yöntemler, bulguların daha geniş evrene genellenebileceği temsil edici örneklemler kullanırlar. Oysa örnek olay yöntemi bir tek denekle ilgili olduğu için genelleştirme yapamaz; koşullar diğer yöntemlere uygun olmadığı zaman örnek olay yöntemi kullanılabilir. Bununla birlikte, Piaget ve Freud'un kullandığı biçimiyle örnek olay yöntemi önemli kuramlara yol açmıştır (R.M. Liebert ve R.W.-Nelson, 1981). Kullanılan yönteme bakılmaksızın pek çok gelişim araştırması kesitsel, boylamsal ya da sırasal bir desen örgütleyebilir. Kesitsel desen (cross-seetional design), farklı yaş gruplarını seçer ve karşılaştırır. Bu yaklaşımda genellikle her denek için bir tek gözlem vardır. Gelişim değişiklikleri farklı yaşlardan deneklerin incelenmesiyle belirlenir. Bu yöntemin en büyük avantajı aynı yaştakilere bir seferde test verilebilmesidir; en büyük sorunu da, grupların sadece yaşa göre değil, doğum yılına göre de farklılaşabilmesi gerçeğini dikkate almamasıdır. Doğum yılı farklılıkları toplumsal koşullara, eğitim uygulamalarına, siyasal atmosfere ve başarıyı etkileyen diğer değişkenlere ilişkin farklılıklarla bağıntılı olabilir. Farklı zamanlarda doğan bireyler farklı doğum bölüklerine (birth cohorts) mensupturlar. Kesitsel yöntemin sorunu, yaş ile doğum bölüğünü birbirine karıştırmasıdır; yaş grupları burada farklı doğum bölüklerinden seçilmektedirler. Boylamsal desen (longitudinal design), aynı doğum bölüğünden olan bireylerin tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Boylamsal araştırmada aynı denekler değişik yaşlarda birkaç kez gözlemlenir, zaman içindeki davranış değişikliği ya da kararlılığı kaydedilir. Bu tür araştırmanın avantajı yaş değişikliklerinin doğum bölüğü farklılıklarıyla karıştırılmamasıdır; sadece bir bölükten olanlar tümüyle test edilirler. Gene de, en önemli sorun, eğer ele alınan dönem çok genişse, araştırmanın olanaksız ölçüde çok zaman gerektirmesidir. Bir başka sorun, eğer bölük farklılıkları varsa bunların ortaya çıkarılamamasıdır. Çünkü sadece bir bölük test edilmektedir, sonuçların genellenebilirliği kuşkuludur. Örneğin, ciddi bir ekonomik çöküntü döneminde büyümüş olan bir bölük sadece bu zamana özgü belirli tutumları yansıtabilir; daha önceki ya da sonraki bölükler için tipik olanı vermez. Sırasal desen (sequential design), pek çok farklı doğum bölüklerinin tekrar tekrar test edilmesi yaklaşımıdır. Böylece sırasal araştırmalar kesitsel yöntemin temel sorununu (yaşın bölükle karıştırılması sorununu), her yaş düzeyinde birden fazla bölüğü ele alarak çözerler; boylamsal yöntemin genelleştirme sorununu da aynı yoldan çözerler (Ph-G. Zimbardo, 1979). Boylamsal ve kesitsel yöntemler insan gelişimi konusunda gözlem yapma ve veri toplamanın temel yollarıdır. Araştırmacı, verileri ilişkisel (correlational) ya da etkensel (factorial) tekniklerle elden geçirerek, niceliksel olarak değerlendirilmiş değişkenler arasında varolan anlamlı ilişkileri keşfedebilir. Aşağıdaki tabloda (Tablo 2) boylamsal ve kesitsel yöntemlerin karşılaştırmalı nitelikleri özetlenmektedir. Tablo 2 Boylamsal ve Kesitsel Yöntemlerin Karşılaştırılması BOYLAMSAL YÖNTEM OLUMLU İlk çocukluk ile yetişkin davranışları arasındaki sürekliliği belirler. Eşdeğer olmayan örneklemle ilgili sorunları önler. Büyüme artışlarını ve örüntülerini betimler. Diğer araştırmalardan daha kesin biçimde neden-sonuç ilişkisini belirtebilir. OLUMSUZ Zaman ve para açısından pahalıdır. Araştırma fonları tükenirse önceki zaman ve para harcamalarını tehlikeye sokar. Harcamalarla ilgili periyodik yeni düzenlemeler gerektirir. Örneklem denek kaybı nedeniyle giderek yanlı hale gelir. Araştırmacıların yeniden test vermek için aynı denekleri sürekli olarak yeniden bir araya getirmeleri gerekir. Test dönemleri arasında deneklerin çevreleri kontrol edilemez. Araştırmacıları vaktinden önce bir araştırma desenine ve kurama bağlı kılar. KESİTSEL YÖNTEM OLUMLU Fazla zaman kaybından korur. Boylamsal araştırmaya göre daha az paraya çıkar. Araştırma görevlileri arasında sürekli ya da uzun vadeli ilişkiyi gerektirmez. Deneklerin yeniden test vermek için istenen yaşa gelmelerine kadar verilerin uzun süre "dondurulması" gerekmez. OLUMSUZ Örneklem gruplarında yer alan değişimin yönünü göstermez. Aynı kronolojik yaşta ama farklı olgunlaşma yaşında olan çocukları bir araya yığar. Böyle bir ortalama alma yolu erinlikteki büyüme atılımıyla ilgili değişimleri gizleyebilir. İncelenen grupların karşılaştırılabilirliği her zaman belirsizdir. Gelişimin sürekliliğini tek bir bireyle ortaya çıktığı haliyle ihmal eder. Kaynak: James W. Vander Zanden, Human Development, 1981. Tablo 3 Gelişim Araştırmaları Desenleri ve Yöntemleri Tip: Kesitsel desen Yöntem: Birçok bölüğü bir seferde gözlemleme Bulgular: Davranışta yaş farklılıkları Avantaj: Çabuk ve ucuzdur Dezavantaj: Farklılıklar gelişimsel değişimlerden çok, bölük değişimlerini yansıtabilir. Tip: Boylamsal desen Yöntem: Bir bölüğü birçok seferde gözlemleme Bulgular: Davranışta zaman içindeki değişimler Avantaj: Gelişimsel eğilimleri gösterir. Bireylerdeki değişimleri gösterir. Dezavantaj: Farklılıklar toplumdaki değişimleri yansıtabilir. Araştırmalar uzun süreli ve pahalıdır. Yinelenen uygulamanın etkisi ve denek kaybı örneklemi bozabilir. Tip: Sırasal desen Yöntem: Birçok bölüğü birçok seferde gözlemleme Bulgular: Davranışta yaşa bağlı değişimler Avantaj: Yaşın, bölüğün ve toplum değişimlerinin etkilerini ortaya çıkarır Dezavantaj: Araştırmalar uzun süreli ve pahalıdır Kaynak: Hoffman ve ark., 1994 Sözü edilmesi gereken son bir araştırma yöntemi daha var. Araştırmacılar, bütün toplumlara, bazı türden toplumlara ve sadece özel bir topluma ilişkin kuramlar oluşturmak isterler. İşte, kültürlerarası yöntem (cross-cultural method) bu yaklaşımın aracıdır. Bu yaklaşımda, araştırma birimini bireylerden çok kültürler oluşturur. Genellikle, benzer bir kültür alanına giren komşu toplumlardan küçük örneklemler alarak çalışılır. Çocuk yetiştirme geleneklerine, erinlik törenlerine ya da anababa olma özelliklerine ilişkin araştırmalar bu türdendir. Kuşkusuz bu yöntemin de diğerleri gibi bazı sınırlılıkları vardır. Gene de bu yöntem, bulgularını tüm insanlığa genelleyemeyeceği konusunda diğer araştırmacıları uyarması bakımından özellikle yararlıdır. Yaşam döngüsüne ilişkin yukardaki açıklamalarda "yaş" bir değişim endeksi olarak ele alınmıştı. Bir araştırma değişkeni olarak yaşın ortaya koyduğu yöntembilimsel sorunlar ise burada ele alınacaktır. Yaş kendi başına açıklayıcı bir değişken değildir. Bu nedenle yaş değişimleri ve yaş farklılıkları denildiğinde bu bulguların yaşla gelen değişimleri gösterdiği, ama olası nedenlerini vermediği bilinmelidir. Örneğin 20 ve 40 yaşlarındaki insanlar arasında tutum ve değerler açısından ölçülebilen farklar vardır, ancak bu farkların nedenleri belirgin değildir. Yaş endeksini aşarak yaşa bağlı değişimleri safdışı etmeye çalışan araştırma örnekleri vardır. Kesitsel araştırmalar yaşın bir zaman noktasındaki kesitine dayanırlar; farklı yaşlardaki bir örneklem üzerinde çalışılır, bu yolla bulunan farklılıklara "yaş farklılıkları" denir. Yaş endeksini araştıran ikinci yaklaşım boylamsal araştırmadır; bu yaklaşımda bir denek grubu birkaç yıl boyunca periyodik olarak incelenir, bulunan farklılıklar "yaş değişimleri" olarak adlandırılır. Bu yaklaşım, bireysel farklılıkların incelenmesinde ve farklı bireylerin yaşla birlikte nasıl değiştiklerini belirlemede yararlıdır. Ancak boylamsal araştırmaların yetişkin gelişiminde kullanılmasını sınırlayan üç temel güçlük vardır. Birincisi, bu araştırmaların, çok zaman alması ve çok pahalı olmasıdır, geçen zaman içinde denekleri yeniden bulmak da zor olabilir, buna araştırmacının ömrü yetmeyebilir. Yine de boylamsal araştırmalar kesitsel araştırmalardan çoğu zaman daha üstündürler; çünkü bireysel farklılıkları yansıtırlar ve yaşa bağlı diğer açıklayıcı değişkenleri (tıbbi özgeçmiş, geçmişteki yaşantılar, aile geçmişi vb.) ortaya çıkarabilirler, bunlar da incelenen özel yaş değişimlerinin nedenlerini belirlemede yararlı olabilir. İkinci güçlük araştırmacının yaptığı ölçmelerin belirli bir yaşta (çocuklukta ya da ergenlikte) uygun olduğu halde, daha sonraki bir yaşta (yetişkinlik yada ihtiyarlık) uygun olmamasıdır, çünkü bireyin yaşamındaki önemli olaylar birey yaşam çizgisinde ilerledikçe değişiklik gösterebilir. Üstelik, bilim ilerledikçe de araştırılan değişkeni ortaya çıkarmak için yeni teknikler bulunabilir ve bunlar eskilerini geçersiz kılabilir. Üçüncü güçlük, uzun zaman aldığı için deneklerin ölmesi ya da örneklemden çıkmasıdır. Bu güçlüklerin bir çözümü "sırasal yaklaşım" olabilir, bu yaklaşımda bir denek grubu gelişimsel dönüm noktalarının (evlenme, anababa olma, menopoza girme, emekliye ayrılma...) yer aldığı bir zaman döneminde incelenmektedir. Bu yolla, araştırmacıyı ve denekleri uzun süreli bir araştırmaya bağlamadan, boylamsal değişimi ve bireysel farklılıkları saptamak mümkün olabilmektedir. Yetişkinlik ve yaşlılığa ilişkin verilerin çoğu kesitsel araştırmalara dayandığı için, bu yaklaşımın içerdiği güçlükleri de incelemek gerekmektedir. Kesitsel bir araştırmanın kültürel ve tarihsel değişimleri yaş değişiminden ayıramadığı kolayca görülebilir; "yaş" ile "doğum yılı" birbirine karışmıştır, birinin sonuçları diğerinden ayırt edilemez, bu nedenle yaş farklılıkları gerçekte yaşa bağlı güncel etkenlerden çok, bireyin doğum yılıyla ilişkili olabilir. "Doğum yılı"na bağlı etkilere "bölük etkileri" (cohort effects) adı verilmektedir (bir "bölük" aşağı yukarı aynı zamanda doğmuş bireylerin oluşturduğu bir gruptur). Boylamsal araştırmalar ise, doğum yılını sabit tutarak, kültüreltarihsel değişimlerin yaş değişimiyle karışmasını engellemek isterler. Ancak bu araştırmalar da "yaş" değişkeni ile "ölçüm yılı" değişkenini birbirine karıştırırlar. Örneğin, 1960-1980 yılları arasında sigara içmedeki ani düşüş yaşla birlikte azalan ciğer kapasitesi ile çakışabilir. Genellikle boylamsal yaklaşımın kesitsel yaklaşıma yeğlendiği söylenebilir. Çünkü ölçüm yıllarına bağlı değişimlerin etkisi doğum yılına bağlı olanlara göre daha kolaylıkla denetlenebilir. Doğum yılına bağlı olarak ortaya çıkan çarpıcı tarihsel-kültürel etkenleri tam olarak kestirmek ve ölçümlerdeki etkisini saptamak çok daha zordur (D.C. Kimmel, 1974). Araştırma türlerini ve yöntemlerini bir arada incelemekte yarar var (bk. Tablo 3). Daha önce de belirtildiği gibi, kesitsel desen, iki ya da daha fazla yaş grubunun aynı anda araştırılması ve sonuçların karşılaştırılmasıdır. Bu karşılaştırma aynı yaşam dönemindeki farklı bölükler (6 yaşındakiler ile 10 yaşındakiler) arasında ya da farklı yaşam dönemlerindeki bölükler (18 yaşındakiler ile 60 yaşındakiler) arasında olabilir. Kesitsel desenin sorunu, yaşla birlikte ortaya çıkan farklılıkların gelişimsel değişim mi, yoksa farklı bölüğün üyesi olmanın mı sonucu olduğunu belirleyememesidir. Söz gelimi, yetişkinlerde ZB puanlarını ele alan kesitsel bir araştırma zekada 40 yaşlarında başlayan düşüşün olduğunu düşünmemize yol açabilir. Oysa 1990 yılında 80 yaşında incelenen kişiler 1910'da doğmuşlardı, 20 yaşında incelenenler ise 1970'de. Bölükler arasındaki bu zaman içinde toplumsal ve kültürel çevreler pek çok bakımdan değişmiştir, dolayısıyla bu değişimler zihinsel becerilerin gelişimini ve korunmasını etkilemiş olabilir. Bu bölük etkisi (cohort effect) sorunu ilgili bölümlerde yeniden ele alınacaktır. Boylamsal desen'de aynı bölükten olan insanlar haftalar, aylar, hatta yıllar boyunca izlenirler. Aynı insanlar kendi kendileriyle örneğin 8 yaşında ve 20 yaşında karşılaştırılırlar. Bu durumda bireydeki değişimler açığa çıkar; bölük farklılıkları da araştırmanın sonuçlarını etkilemez. Ancak bu araştırma türünün de kendine özgü sorunları vardır. Boylamsal araştırmalar gelişimi toplumun havasıyla karıştırabilirler. Söz gelimi, boylamsal bir araştırmada deneklerin uyuşturucu ve alkol kullanımına, 1990'da incelendiklerinde yirmi yıl önce incelendiklerinden daha az yöneldikleri bulunabilir. Bu değişimin yaşlanmanın mı yoksa toplumun yirmi yıl içinde uyuşturucuyu normal görmekten tehlikeli bulmaya doğru değişmesinin mi sonucu olduğu belirsizdir. Tarihsel değişimin davranışı etkilediği bilinmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi, araştırmacılar bu iki araştırma türünün sorunlarından kurtulabilmek için ikisini birleştiren üçüncü bir tür önermişlerdir: Sırasal desen. Warner Schaie'nin ZB puanlarının yaşla birlikte köklü bir biçimde azalmadığını gösteren araştırması sırasal desenin en tanınmış örneklerinden biridir. Bu araştırmada önce iki ya da daha fazla bölüğe kesitsel bir araştırmada test verilmiştir; yıllar sonra aynı bölüklere boylamsal veri elde etmek üzere yeniden test verilmiştir; aynı anda, yeni bir kesitsel araştırma ilk bölüklerden alınan yeni gruplar ve yeni bir bölükten alınan bir grup üzerinde önceki araştırmayı yinelemiştir (Hoffman ve ark., 1994). |
|||||||||||||
|
|
|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
5. Gelişim Kuramları
Gelişimin araştırılmasında kuramların rolünün ne olduğu konusunda çeşitli yanıtlar vardır. Kuramlar, her şeyden önce olguların düzenlenmesi ve yoğunlaştırılması için temel sağlayan betimleyiciaçıklayıcı bir rol oynarlar. Kuramlar ayrıca gelecek olayları kestirme olanağını da sağlarlar. Ancak bir kuramın "sınanabilir" ve dolayısıyla "reddedilebilir" ya da "yanlışlanabilir" olması da gerekir. Bir psikoloji kuramının diğer psikoloji kuramlarıyla ve disiplinleriyle bütünleşmesi de önemli bir noktadır. Dolayısıyla, kapsamlı bir gelişim kuramının oluşturulmasmda aşağıdaki ilkelerin önemi vurgulanmaktadır: - "Genel bir psikolojik gelişim kuramı, başlangıçta içinde diğer kuramsal ve amprik yönelimlerin bütünleşebileceği halen varolan bir kurama dayanır". Örneğin bir gelişim kuramı, felsefe, sosyal psikoloji, matematik, uygulamalı psikiyatri, psikopatoloji, psikoterapi, eğitim gibi birçok bilgi alanıyla ilişkilendirilebilir. - "Bir psikolojik gelişim kuramı, insan gelişiminin bir alanını odak noktası olarak kabul edip içindeki ve çevresindeki diğer gelişim alanlarıyla bütünleşerek güvenilir biçimde ortaya çıkabilir". Örneğin Piaget'in kuramı bilişsel bir kuramdır, psikolojinin diğer alanlarından (gelişim psikolojisi, öğrenme psikolojisi, sosyal psikoloji) bilişsel alana doğru bir yönelme vardır. - "Bir psikolojik gelişim kuramı geniş sayıdaki disiplinlerden süzülerek ortaya çıkar". Disiplinlerarası bir yaklaşım, genel bir psikoloji kuramı için gerekli daha derin araştıımalara olanak verir. Değişik disiplinler de aynı alan üzerine eğilebilirler, disiplinlerin bir araya gelmesi kuramların birbiri içinde erimesini sağlar, sonuçta kesitsel ve birçok alanı kapsayan ve derinliğe ulaşmayı sağlayan teknikler elde edilebilir. - "Bir psikolojik gelişim kuramı, bireyin öznel olarak yaşadığı tüm psikolojik çevreyi içine alır". Böylece bir gelişim kuramı düşünce, duygu, benlik, ahlak, yaratıcılık, toplumsallaşma gibi gelişim alanlarını, bireyin okul, toplum, kültür gibi ortamlardaki durumunu inceleyebilir. - "Bir psikolojik gelişim kuramı, bir insanın tüm psikolojisi ile ilgili olan mevcut kavramların hepsiyle ilgilenir." Örneğin bir kuram, doğa-kazanım gibi tartışma konularıyla, kritik dönemler, çocuk yetiştirme teknikleri, anksiyetenin gelişimsel işlevi gibi sorunlarla ilgilenir. - "Bir psikolojik gelişim kuramı, sentez ve bütünleştirme özelliğinin yanısıra, bazı uzlaşmaz öğeleri reddetmek zorunda kalabilir". Örneğin, davranışçılığın Piaget'in kuramıyla ters düştüğü açıktır. Ancak, değişik bir yaklaşımla öyle bir reddetme yolu izlemeyebilir ve davranışçı yaklaşımlar safdışı edilmeyebilir. - "Bir psikoloji kuramı belirli uygulamalar için özel bağlantı süreçleri geliştirebilir". Örneğin, bir gelişim kuramının eğitim programları geliştirmede önemli katkıları olabilir. - "Bir psikoloji kuramı bir gelişim evreleri taslağı içerebilir". Evrelerin varlıkları ve özellikleri tartışma konusu olmakla birlikte betimleyici ve açıklayıcı rolleri kabul edilmektedir. - "Bir psikoloji kuramı bütün kültür ve alt kültürlerle ilişkilidir." - "Bir psikolojik gelişim kuramı toplumsal normdan ayrılan bireyin gelişimine de yer vermelidir". Amaç, daha kapsamlı bir insan gelişimi için birçok kaynak ve içgörüden ürün alabilmektir. Karl Popper'in dediği gibi, kuramlar dünyayı bilimsel olarak avlayabilmek için ağ olarak kullanılırlar, bütün çaba ağı daha ince örebilmek olmalıdır (S. ve C. Modgil, 1980). Modern gelişim araştırmalarının çoğu kuramların yol göstericiliğinde yapılmış ve yapılmaktadır. Özellikle dört büyük psikoloji kuramı bütün araştırmaları etkilemektedir. Gelişim psikolojisine yön veren temel kuramlardan biri olgunlaşma kuramı (maturational theory)'dir. Bu kuramın dayandığı temel düşünce, çocukta zaman içinde görülen değişimlerin çoğunun bedendeki özel ve önceden belirlenmiş bir şema ya da plana göre ortaya çıktığıdır. Bu görüşe göre olgunlaşma bu planın doğal açılımının ortaya çıkmasıdır. Bütün gelişimlerin doğal süreçlerin ve biyolojik planların açılımıyla kendi kendine düzenlendiğini savunan bu görüş Arnold Gessell tarafından geliştirilmiştir. Gessell, öncelikle çocukların fiziksel ve devinimsel gelişimini incelemiş ve -çok az bir muhalefete karşı- pek çok kabul görmüştür. Buna karşılık, kişilik ve zihin gelişimine ilişkin olgunlaşmacı görüş şiddetle eleştirilmektedir. Sigmund Freud'un geliştirdiği psikanalitik kuram (psychoanalytic theory), insanın psikolojik bakımdan evrensel ilkelere uygun olarak geliştiğini kabul eder. Ancak Freud bir bireysel kişiliğin işlevsel yönlerinin toplumsal bir bağlam içinde biçimlendiğine de inanır. Freud'un gelişimciIere en önemli katkısı, tüm yaşam boyunca sürecek örüntülerin oluşmasında erken yaşam deneyimlerinin önemini vurgulamasıdır. Toplumsal öğrenme kuramı (social learning theory) geleneksel davranışçılığı aşarak, kişisel ve çevresel etkenlerin hepsinin birbiri içine girmiş belirleyiciler olarak etkide bulunduğunu savunur. Davranışın çevreden etkilendiği doğrudur, fakat çevre de kısmen bizim tarafımızdan yaratılır. Bu yaklaşım son derece etkili olmuştur, çünkü toplumsal gelişim süreçlerinin etkisiyle doğrudan ilişkilidir. Psikolojik gelişimi kavramanın bir başka yolu da düşünme ve bilme süreçlerinin gelişimini araştırmaktır. Bilişsel gelişim kuramı (cognitive-developmental theory)'nın en önemli adı Jean Piaget'tir. Piaget'in çalışmaları toplumsal ve ahlaksal gelişimin de bilişsel temelleriyle anlaşılabileceğini göstermiştir. Bilişsel gelişim kuramı, temeldeki yapı ile yaşantı arasındaki dinamik etkileşimi vurgular; bilişsel yeteneklerin gelişimine ve zihnin simgesel tasarımları anlama ve kullanma becerisine önem verir. Gelişim, ilerleyici (progressive), sırasal (sequential) ve kuşaklar boyunca aynı örüntüyü izleyen bir oluşumdur; aynı zamanda döngüsel (circular)dir, çünkü her kuşak olgunlaştıkça gelecek kuşağı büyütür. Yaşam döngüsünün doğası konusunda yazarlar, filozoflar, toplumbilimciler çeşitli görüşler ortaya atmışlardır. Yaşam döngüsünün ilerleyen ve sırasal değişimleri konusunda, bu değişimlerin neden bir sıra ile meydana geldiği, ne kadarının biyolojik ne kadarının toplumsal ya da psikolojik etkenlerle belirlendiği, bu değişimlerin bütün kültürlerde ve bütün bireylerde aynen ortaya çıkıp çıkmadığı... sorunlarını açıklayan tek bir kuram henüz ortaya atılabilmiş değildir. Bununla birlikte, özellikle evrelere dayalı gelişim kuramlarının tüm yaşam döngüsünü kapsayacak biçimde kuruldukları söylenebilir. Sigmund Freud, Erik Erikson ve Jean Piaget insan gelişimini evrelere ayırarak inceleyen en önemli evre kuramcılarıdır. Daha önce belirtildiği gibi, evre kuramcıları gelişimi, görece sırasal, ani ve sabit bir değişimler dizisi olarak görürler. Evre kavramı, insan gelişimi çizgisinin aşamalı düzeylere bölündüğü görüşüne dayanır. Freud, her insanın oral, anal, fallik, lalent ve genital olmak üzere bir dizi psikoseksüel evreden geçerek geliştiğini, ancak bu gelişmede özellikle yaşamın ilk yıllarının önemli olduğunu kabul eder. Her evre, bireyin bir sonraki
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||||
|
Yaşam Süresinde Gelişim Evreleri
EVRE: DOĞUM ÖNCESİ EVRE Yaş dönemi: Gebelikten doğuma Temel özellikler: fiziksel gelişim Bilişsel evre PİAGET: - Ruhsal-cinsel evre FREUD: - Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: - Ahlak evresi KOHLBERG: - EVRE: BEBEKLİK Yaş dönemi: Doğumdan yaklaşık 18'inci aya Temel özellikler: Gelişmiş hareket; basit dil; toplumsal bağlanma Bilişsel evre PİAGET: Duyusal devinimsel Ruhsal-cinsel evre FREUD: Oral; anal Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Güven/Güvensizlik Ahlak evresi KOHLBERG: Ahlak-öncesi (Evre 0) EVRE: ERKEN ÇOCUKLUK Yaş dönemi: Yaklaşık 18'inci aydan yaklaşık 6'ıncı yıla Temel özellikler: İyi gelişmiş dil; cinsel tip; grup oyunu; okula hazırlığın bitişi Bilişsel evre PİAGET: İşlem-öncesi Ruhsal-cinsel evre FREUD: Fallik; Oedipal Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Özerklik/Kuşku; Girişim/Suçluluk Ahlak evresi KOHLBERG: İtaat ve ceza (Evre 1); Karşılıklılık (Evre 2) EVRE: GEÇ ÇOCUKLUK Yaş dönemi: Yaklaşık 6'ıncı yıldan yaklaşık 13'üncü yıla Temel Özellikler: Birçok bilişsel süreç yetişkin düzeyinde (işlem hızı hariç); oyun grubu Bilişsel evre PİAGET: Somut işlem Ruhsal-cinsel evre FREUD: Örtülü dönem Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Çalışkanlık/Aşağılık duygusu Ahlak evresi KOHLBERG: İyi çocuk (Evre 3) EVRE: ERGENLİK Yaş dönemi: Yaklaşık 13'üncü yıldan yaklaşık 20'inci yıla Temel özellikler: Erinlikle başlar, olgunlukla biter; yüksek bilişsel düzeylere ulaşma; anababadan bağımsızlık; cinsel ilişki evreye geçmeden önce çözmek zorunda olduğu bir çatışma içerir. Bilişsel evre PİAGET: Soyut işlem Ruhsal-cinsel evre FREUD: Genital evre Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Kimlik/Rol karışıklığı Ahlak evresi KOHLBERG: Yasa ve düzen (Evre 4) EVRE: GENÇ YETİŞKİNLİK Yaş dönemi: Yaklaşık 20'inci yıldan yaklaşık 45'inci yıla Temel özellikler: Meslek ve aile gelişimi Bilişsel evre PİAGET: - Ruhsal-cinsel evre FREUD: - Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Yakınlık/Yalıtılmışlık Ahlak evresi KOHLBERG: Toplumsal anlaşma (Evre 5) EVRE: ORTA YAŞ Yaş dönemi: Yaklaşık 45'inci yıldan yaklaşık 65'inci yıla Temel özellikler: Meslekte en yüksek düzey; kendini değerlendirme; "boş yuva" bunalımı; emeklilik Bilişsel evre PİAGET: - Ruhsal-cinsel evre FREUD: - Ruhsal-Toplumsal evre ERİKSON: Üretkenlik/Kendine dönüklük Ahlak evresi KOHLBERG: İlkeli evre (Evre 6 ve 7, ikiside ender) EVRE: İLERİ YAŞ Yaş dönemi: Yaklaşık 65'inci yıldan ölüme Temel Özellikler: Aileden, başarılardan tad alma; bağımlılık; dulluk; kötü sağlık Bilişsel evre PİAGET: - Ruhsal-cinsel evre FREUD: - Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: Bütünlük/Umutsuzluk Ahlak evresi KOHLBERG: - EVRE: ÖLÜM Yaş dönemi: - Temel özellikler: Özel anlamda bir "evre" Bilişsel evre PİAGET: - Ruhsal-cinsel evre FREUD: - Ruhsal-toplumsal evre ERİKSON: - Ahlak evresi KOHLBERG: - Kaynak: Ph. G. Zimbardo, Psychology and Life, 1979. Psikanalitik geleneğe bağlı bir kuramcı olan Erikson sekiz psikososyal evre ayırt eder; birey bunların her birinde başarıyla çözmek zorunda olduğu temel bir çatışma yaşar. Erikson'un kuramı, kişinin yaşam süresi (life span) boyunca yer alan sürekli bir kişilik gelişimi sürecinden söz ederek Freud'un kuramını aşar. Piaget, büyümekte olan çocuğun içinde yaşadığı dünyaya nasıl uyum sağladığı sorununu temel olarak alır ve dört bilişsel gelişim evresi saptar. Kohlberg, Piaget'i izleyerek, ahlak alanında altı evreli bir gelişim kuramı oluşturmuştur. Tablo 4'te, yaşam süresinde ortaya çıkan gelişim evreleri belli başlı kuramlar açısından, bu evrelerin yaklaşık yaşları ve temel olayları belirtilerek gösterilmektedir; Tablo 5 kuramları karşılaştırmaktadır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#10 (permalink) | |||||||||||||
|
Gelişim Kuramları
BİYOLOJİK KURAMLAR: Gelişimin Doğası: Doğa Rehber Süreç: Olgunlaşma Birey: Etkin Gelişimin Biçimi: Evre Odak: Yapıda ve davranışta gözlenebilir değişimler PSİKODİNAMİK KURAMLAR: Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım Rehber Süreç: Olgunlaşma Birey: Etkin Gelişimin Biçimi: Evre Odak: Kişilik yapısında içsel değişimler KOŞULLANMA KURAMLARI: Gelişimin Doğası: Kazanım Rehber Süreç: Öğrenme Birey: Edilgin Gelişimin Biçimi: Sürekli Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler BİLİŞSEL TOPLUMSAL ÖĞRENME KURAMLARI: Gelişimin Doğası: Kazanım Rehber Süreç: Öğrenme Birey: Ilımlı etkin Gelişimin Biçimi: Sürekli Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMLARI: Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım Rehber Süreç: Olgunlaşma Birey: Etkin Gelişimin Biçimi: Evre Odak: Zihinsey yapıda içsel değişimler BİLGİ-İŞLEM KURAMLARI: Gelişimin Doğası: Kazanım Rehber Süreç: Öğrenme Birey: Etkin Gelişimin Biçimi: Sürekli Odak: Davranışta gözlenebilir değişimler KÜLTÜREL-BAĞLAMSAL KURAMLAR: Gelişimin Doğası: Doğa ve kazanım Rehber Süreç: Olgunlaşma ve öğrenme Birey: Etkileşimci Gelişimin Biçimi: Sarmal Odak: birey ile toplum arasındaki ilişki Kaynak: Hoffman ve ark., 1994 Gelişim alanında "olgunlaşma kuramı" (A. Gesell) ve "etolojik kuram" (K. Lorenz ve N. Tinbergen) genellikle biyolojik kuramlar olarak adlandırılır. Freud'un "psikoseksüel kuramı" ve Erikson'un "psikososyal kuramı" psikodinamik kuramlar çerçevesinde yer alır. Bilişsel kuramlar grubunda Piaget'in "bilişsel gelişim kuramı", Kohlberg'in "ahlak gelişimi kuramı" ayrıca "toplumsal biliş kuramları", "bilgi-işlem kuramları" bulunur. Öğrenme kuramları içinde "koşullanma kuramları" (Pavlov, Watson, Skinner) geleneksel kuramlardır, bunları "toplumsal öğrenme kuramları" (Dollard, Miller) izler; bu grupta en yeni akım "bilişsel toplumsal öğrenme kuramı" (Bandura) olarak ortaya çıkar. Gelişim alanında son olarak kültürel-bağlamsal kuramlar'ı buluyoruz; Vygotsky'nin "toplumsal-tarihsel kuramı" ve Bronfenbrenner'in "ekolojik kuramı" bu grupta yer almaktadır (bk. Tablo 5). Bütün bu kuramlar insan gelişiminin düzenli olduğu, dolayısıyla davranışın önceden kestirilebileceği sayıltısına dayanırlar. Bir ayrıksılık dışında bütün kuramlar bireyi etkin bir varlık olarak görürler. Bir kuramın insanın doğasını, gelişimin özünü nasıl gördüğü sorusu kuramların değerlendirilmesinde en önemli noktadır (bu temel görüşler aşağıda kuramlar karşılaştırılırken açıklanmaktadır). Kuramların Karşılaştırılması Önceki sayfalarda kısaca özetlediğimiz gelişim kuramlarını burada daha ayrıntılı biçimde ele alacak ve aralarındaki ilişkileri de araştıracağız. Böylece, gelişimin duygusal, bilişsel, toplumsal boyutları arasındaki ihmal edilemez bağları da görmüş olacağız. Bu arada kuramlara yöneltilen temel eleştiriler de ortaya konmuş olacaktır. Ancak bu ayrıntılara girmeden önce kuramların gerisinde yer alan dünya görüşlerini incelemekte yarar görüyoruz. Perlmutter ve Hall'ın (1992) belirttiği gibi, gelişimciler, gelişme süreçlerini açıklamaya yönelik kuramlarını kurarken insanın doğasına ve davranış süreçlerine ilişkin değişik modellere dayanırlar. Her model farklı bir dünya görüşünü temel alır ve gelişimi temsil edecek farklı bir analoji kullanır. Böylece, gelişimciler tarafından temel alınan dünya görüşü onların gelişimin değişik yönlerini tanımlama, araştırma ve yorumlama yollarını etkiler. Perlmutter ve Hall bellibaşlı üç model olduğunu söylemektedir: Mekanistik, organizmik, diyalektik (başka yazarların başka sınıflamalar yaptığı gözden kaçırılmamalı). Onlara göre bu modellerin hiçbiri ne doğru ne de yanlıştır; ama herbiri gelişimi anlamada rehber olarak kullanılabilir (bk. Tablo 6. Okuyucunun Tablo 5 ile Tablo 6'yı birlikte incelemesi yararlı olacaktır).
__________________ |
|||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Gelişim Dönemleri | carsı | Genel Sağlık | 0 | 05-10-2007 10:28 PM |
| Bebeğiniz neler yapabilir? | Ararat | Çocuk | 4 | 03-09-2007 10:57 AM |
| Gelişim (Gelişme), Ve Temel Kavramları | Heval | Genel Kültür | 0 | 21-04-2007 12:46 PM |
| Gelişim ve Öğrenmenin Temel Kavramları | rojekanu | Felsefe | 1 | 22-02-2007 07:53 PM |
| bebeğiniz neler yapabilirr?? | PCkopat | Çocuk | 12 | 03-02-2007 11:17 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.