Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Dans

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 27-01-2007, 02:53 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jun 2006
Konum: Rotterdam Nederlands
Yaş: 29
Mesaj: 3,386
Üye No: 6272
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 1373
Rep Puanı : 136762
Rep Derecesi
Kajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond reputeKajîn Jîr has a reputation beyond repute
Varsayılan Dans: O Büyülü Yürüyüş...


Zil, şal ve gül...
Bu bahçede raksın bütün hızı.
Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı...
Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
Neşesiyle Endülüs, bu akşam bu zildedir''
Yahya Kemal Beyatlı

Uçucu bir şey bu sözünü ettiğimiz... Gün doğumunun o anlık sihri gibi, tüm boşluğa süzülüveren... İnsanlık tarihi kadar yaşlı. Yine de dişi. Hiçbir duygu yok kanına girmediği. Kimi zaman aşık, kederli, hırçın. Her zaman baştan çıkarıcı... Parmak uçlarında yükselip yaşama dair ne varsa alıp getiriyor... Sınır tanımıyor. Din, dil, ırk... Akla gelen ne varsa bizi bizden ayıran, hepsini ortadan kaldırıyor. Tek vücutta kıvrılıp birleşiyor herkes. Dans bu; su perilerinin dilinden bir tek o anlıyor....

Dünden Bugüne Dans...
Dans, binlerce yıldır aynı tutkuyla yaşama bağlı... Baleden, tangonun yakıcı teline dek uzanıyor geçmişi... Bugüne gelene dek, kılıktan kılığa girdi. Yıllar boyu farklı bedenlerde dillendirdi öyküsünü. Ama hep aynı şeydi söyledi. İzini sürenleri hep yaşama davet etti.

Dans üzerine yapılan pek çok araştırma var. Yine de, “dans ne zaman doğdu”, “ilk dans eden insan kimdi”, gibi soruların yanıtı yok. Son olarak İsrailli bir araştırmacı dansın tarihteki büyülü adımlarının peşine düştü. Hebrew Üniversitesi'nden Arkeolog Dr.Yusuf Garfinkel Balkanlar ve Ortadoğu’da 400'ü aşkın arkeolojik tableti inceledi. Ve dansın 9 bin yıllık bir geçmişi olduğunu kanıtladı. Ancak, “Dansın tarihi çok daha eskilere uzanabilir” diyor Garfinkel. Çünkü henüz söz yokken, dans vardı. Tıpkı Homeros’un M.Ö. 8. yüzyılda söylediği gibi: “Önce dans vardı”

Dans birçok kişi tarafından sanatın atası olarak kabul ediliyor. İlkel toplumlarda duyguları dile getirmenin en iyi yöntemi olarak sahneye çıkıyor dans. Kabilelerde, ayin, büyü ve ibadet etmek için kullanılıyordu. Doğaüstü güçlerle ilişki kurmanın bir yoluydu dans.
Sosyal bir iletişim aracı, toplumsal ritüellerin parçası. Buğdayı ekme ya da hasat vakti geldiğinde herkes toplanır, önce dans eder, ertesi gün işe girişirdi. Ritmi ve hareketleri destekleyen ilk araçlar, el çırpma, vurmalı çalgılar, kaval ve flüt oldu. Yaklaşık 5 bin yıl önce devletlerin ortaya çıkması, ardından da yazının icadıyla birlikte dans figürleri çanak çömleklerden silindi. Yine de insanoğlu dans etmekten vazgeçmedi...

Sanatların En Yücesi...
Bir savaşın kazanılması, başarıyla sonuçlanan zorlu bir av, ilkbaharın gelişi, sağanak yağmur insanların dans etmesi için yeterli nedenlerdi.

Tıpkı Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in öykülediği gibi yüzüne yağmur damlaları değince sözcükleri, dansı, sonra da adını anımsayan; Homeros olmuşluğunu yeniden belleyen, ölümsüzlük ırmağını tatmış talihsiz mağara adamı gibi biz de, su perilerinin ruhumuza fısıldadığı, içimize serpelediği sihirli dürtüyü hatırlamak için doğadan yardım aldık yıllar boyu. Kah yağmur dansı yaptık, kah güneşin sıcaklığını kutsadık... Ama bir şekilde anlattık meramımızı... Minnettarlığımızı. Yaşama arzumuzu.

Yüzyıllar geçtikçe dans etme nedenlerimiz değişti. Dans, yeni nitelikler kazandı. Hindistan ve Japonya'da ise, sanatların en yücesi sayıldı. Mısırlı, İbrani, Romalı, Bizanslı ve Yunanlılar adımlarını ve beden hareketlerini belirli kurallara bağladılar.

Ortaçağ boyunca gelişmesini sürdüren dans, dinsel niteliklerinden yavaş yavaş sıyrıldı. Başlıca sahne gösterisi haline geldi. Parmak ucunda dans, bir sanat dalı olarak Rönesans’ta çıktı sahneye. 16. yüzyılda Fransa ve İtalya'da besteciler, sadece dans için yapıtlar bestelemeye başladı. Tüm dünyada yaygınlaşan dans, sınırlarını öylesine genişletti ki, cüretkar havaya kaldırma figürlerini içeren “volta” dansını çok seven İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, bu tavrıyla çevresindeki din adamlarını dehşete düşürüyordu.

Eski dans tarzları, 19. yüzyılda yeniden biçim değiştirdi. Repertuvarlar baştan başa yenilendi. Etnografiye ilginin artması ve aristokratların ülkeden ülkeye geziler yapması sonucunda başka ülkelerin dansları öğrenildi.

Akademik dansın katı ilkelerinden sıyrılan modern dans, 20. yüzyılın başında ortaya çıktı. Isadora Duncan, eski Yunan'dan esinlenerek yeni bir anlatım tarzına yöneldi. “Serbest dans” olarak adlandırılan bu biçim, ünlü sanatçı Mihail Fokin'in dans anlayışını etkiledi. Ama modern dansa yön veren akım Alman anlatımcılığı oldu. Zengin bir dil kullanarak her türlü hareket biçimine yer veren modern dans, çağımızın en önemli anlatım araçlarından birine dönüştü.

Salon Dansları...
Salon dansları durur mu? Onlar da birer birer çıktılar sahneye... 19. yüzyılın başlarında İngiltere'de soyluların katıldığı balolardan geliyordu pek çoğu. Kimi, geleneklerine sıkı sıkıya bağlıydı. Vals, Foxtrot, Tango, Rumba, Cha Cha Cha, Swing, Samba, Mambo, Bolero ve Paso Doble bunlar arasında. Country, Arjantin Tangosu, Merengue, Polka, Salsa, ve Flamenko gibi birçok dans ise geleneksel olmayanlar arasında yerini aldı.

Hele bir tanesi vardı ki, hiçbiri tutkunun yanına onun kadar yaklaşamadı. Aşkı onun gibi anlatamadı. Arjantin’de doğup, kısa zamanda tüm dünyayı dolaştı. Adı; Tango’ydu. Öyküsü tıpkı kendisi kadar dokunaklı. Buenos Aires'in varoşlarındaki yaşam mücadelesi ona hayat vermiş. Ama mütevazı günlerini geride bırakması fazla zaman almadı...

Herşey 1900’lerin ilk yıllarında başladı. Tango; hırçın ve melankolik bakışlarıyla çıktı sahneye. Saçlarının arasında bir çiçek vardı; kıpkırmızı... Eteklerini savurdukça etrafa, tüm salon aşk kokardı. Romantizm, melankoli ve aşk... Herkes farklı bir sözcükle tanımlıyor Tango’yu. Çünkü bu dansa, bambaşka duygular hayat veriyor. Tango aslında varolan tüm duyguları ve daha fazlasını içinde barındırıyor. Ünlü Tango söz yazarı ve bestecisi Enrique Santos Discepolo Tango’yu, 'dans ederek anlatılan üzgün bir düşünce' sözleriyle tanımlıyor. Hüzün ve melankoli dansı olarak anılan Tango, aşkın ve tutkunun da sözcülüğünü üstleniyor.

Kışkırtıcı figürlerle dolu Tango, Paris'in yüksek sosyete mekanlarına hızla tırmandı. Fokstrot ile birlikte Avrupa üzerinden dünyaya yayıldı. Ancak Tango'ya hayat verenlerin gözünde varoş barları, onun gerçek evi olmaya devam etti.

Aşk için Dans...
Tango bunca yıllık yolculuğunda yalnız değildi elbet. Aşktan söz ederken Flamenko’ya da çok söz düşecekti...

Sahi... “Sen hiç aşk için dans ettin mi? ”

Saura’nın ünlü filmi Carmen’deki Cristina Hoyos’un bu sorusuna Antonyo Gades, dansıyla yanıt veriyor. İhtiraslı. Aşık. Bedeninin her kıvrılışı duygularını açığa vuruyor: Aşk, şiddet, acı, tutku... Dansın sözcüklere sığmayan bir sihri var. Flamenko yüzlerce yıldır aynı coşkuyla dile getiriyor bu sihri. Muzip ve tutkuyla konuşuyor...

Kendine has bir Güney İspanya sanatı olan Flamenko’nun kökü milattan önce 1100'lere kadar uzanıyor. Şarkı, dans ve gitarla hayat buluyor. Flamenko, Güney İspanya'nın kendi folklorik müziği ile çingenelerin aynı kültürden yarattığı müziğin birlikteliğinden doğmuş. Popüler halk müziği, çingene müziğinin gelişimini etkilemiş ancak o günlerde bu müzikle bağdaşmıyor. Bu iki müziğin birleşmesi, günümüzün Flamenko müziğini ortaya çıkarıyor.

Bu kadar değildi dansın söyledikleri. Söyleyecekleri... Daha keder vardı, yalnızlık vardı dilinin altında. Hatta ölüm acısını anlatmanın en insancıl yolu yine danstı. Hele Savaş yıllarında... O zamanlar acıları unutmanın yolunu danstan başka ne gösterebiliyordu ki bize? 1920’lerde Josephine Baker’in öncülüğünü yaptığı çarliston, II. Dünya Savaşı’nda yitirdiklerini unutmak isteyenlerin gözdesi oluverdi.

Sallan Yuvarlan
Swing ve boogie-woogie derken, kuvvetli bir rüzgar esmeye başladı Latin Amerika’dan. Ve 1950’lerin başında cha cha, samba, mambo gibi hareketli danslarla tüm dünyaya egemen oldu. Ancak sıcak Latin müziğinin hükümranlığı uzun sürmedi. Tahtını sessizce Rock and roll’e bıraktı. Amerikan yaşam biçimini yansıtan Rock and roll, dünyayı ayağa kaldırdı. “Sallan ve yuvarlan” 60’lı yılların yeni ilahıydı.

Birbirini sakınan tutkulu figürlerin sesi çıkmaz oldu uzun bir dönem. 1970’lerden itibaren daha akrobatik figürler öne çıktı. Neyse ki, son yıllar eski görkemli günleri çağrıştırıyor. Tango’nun kışkırtıcı kıvraklığı, Latin esintileri dans tutkunlarını yine soluksuz bırakıyor...

Yaşamın büyülü yürüyüşü dans...
İnsanoğlunun en saf, en yalın ifade biçimi.
Doğanın; rüzgarın, dalgaların, ağaçkakanların ya da sudaki kabarcıkların sesine ilk kulak veren, onlarla dans eden ilk çılgın kimdi bilinmez...
Ama belli ki, bu büyük kaşifin ruhu, genlerimizde saklı. Su perilerinin sırrıyla içimizi ısıtıyor...
Binlerce yıldır süregelen bir tutku dans.
Ve kutsanmayı hak ediyor.

Pınar Arat

Kajîn Jîr is offline  
Eski 07-02-2007, 07:50 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Konum: Mardin
Mesaj: 1,926
Üye No: 23530
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 56823
Rep Puanı : 5681911
Rep Derecesi
Asur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond reputeAsur-Banipal has a reputation beyond repute
Varsayılan


Sps Xwes Hewl Kajİn...

__________________
Asur-Banipal is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Dans Stİllerİ Kajîn Jîr Dans 1 08-03-2007 04:07 PM
Balede Koreograf Ve Notasyon Kajîn Jîr Opera ve Bale 1 18-02-2007 04:05 PM
Dans stili kişiliğinizi ele veriyor Kajîn Jîr Dans 0 27-01-2007 02:38 PM
Dans Kajîn Jîr Dans 0 27-01-2007 02:05 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 01:01 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.