|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||||
|
Bir bomba sesiyle irkildim yine bu sabah. Her yerde kan, gözyaşı... Savrulmuş etrafa insanlarımın parçalanmış cesetleri; ağlıyor yine çocuklarım; çıplak, yalın ayak cesetlerin başında…Yapayalnız bir başına. Bedenimde bir parça koptuğu anda… Kalktım tüm yorgunluğumla; acılarla, yaralarla irkildim. Kalktım tekrar dirilmek için. Mazlum çığlıklarıyla koyuldum yola, belki beni anlayan birini bulurum umuduyla. Ardımda ağlayan yetim, zavallı yavrular, talan edilmiş topraklar, acılar, çileler, kederler…
Duysun beni Müslüman halklar! Duysun beni uzakta kalanlar! Geliyorum halimi anlatmak için…Geliyorum kendimi duyurmak için, yaralarımı soracaklara kendimi anlatmak için. Dolaştım bir bir Müslüman diyarları, aklıma geldi Resul’ün sözü:"Müslümanlar bir bedenin azaları gibidirler.." Bu umutla yola koyuldum benim dertlerimle kimler dertleniyor diye? Yaklaştım Şam'a doğru, dertleşeceğim bir kardeşi bulmanın sevinciyle umudum artıyordu: ŞAM: Ehlen ve sehlen (hoş geldin kardeş). FİLİSTİN : Hoş bulduk. ŞAM: Nasılsın Filistin kardeş? FİLİSTİN : Nasıl olayım., hiç iyi olmadım ki… Her gün bombalar yağarken üzerime, halkımdan binlerce insan; kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürülürken ben nasıl iyi olabilirim ki. ŞAM : Biliyorum, alıyorum haberlerini, biz de senin için çok üzülüyoruz, ama elimiz kolumuz bağlı yardım edemiyoruz. Bil ki dualarımız hep seninle… Buruk ayrıldım Şam diyarından. Hep umutla gittim kardeşlerime, dualarla ayrıldım yanlarından…İslam ülkelerinin tümünü emperyalizmin baskı ve zulmü altında gördüm. Bu zulümlerden en büyük pay da bana düşmüştü: Ey yerlerin ve göklerin sahibi! Resulün ümmeti ne halde şimdi. Küfür bir olup parçalamışken tüm bedenleri, sen imanla doldur tüm mazlum yürekleri.. deyip yoluma devam ettim. Aman Allah'ım bu bağrı yanık seste nereden geliyor? Yoksa bu insanımın sesi mi? Yok yok bu daha acı… Hiç duymadığım bir ses bu.. Var mıydı benim dışımda böyle ağıtlar yakan. Gitmeliyim yanına, sormalıyım neden bu ağıt diye: Rabbim ne kadar güzel bu topraklar, bulutları delen görkemli dağlar, yemyeşil ağaçlar, ülkeyi kucaklayan bu iki nehir ne de coşkulu akıyor. Sanki cennetten bir parça. Bu güzellikler içinde bu ağıt da ne? Kimsin sen, bu ağıt niye? Ax lê dayê, ax lê dayê Bê kes mame li vî dınyayê Dewlemen dê wê dinyayê Bê dewlet maye li Mezra Botanê Ey ağıt yakan kardeş; bana kendini tanıt? Yüzyıllardır acı çekmiş, halkı kıyımlardan geçmiş, yüzlerce katliama maruz kalmış, sürgünlerle yaşamış, toprakları gasp edilmiş, malları ellerinden alınmış, varlığı hiçe sayılmış, bölünmüş-parçalanmış, yapayalnız kalmış peygamberler diyarı Kürdistan'ım. FİLİSTİN: Kürdistan mı? Yoksa Kürdistan dedikleri sen miydin? Ben de her gün insanları öldürülen, toprakları Siyonistlerce gasp edilen, vurulan, topraklarından atılmak istenen, kutsal Mescidi Aksa'yı bağrında taşıyan Filistin'im. KÜRDİSTAN: Seni en iyi anlayan benim. Bunların tümünü ben de yaşadım. Bilirim bu mazlumiyetin ne demek olduğunu. FİLİSTİN: Sen beni nasıl anlayacaksın ki.. Ben Sabra ve Şatilla'da bine yakın insanımı birden kaybettim. Bir çoğunun kimliği tespit edilemedi bile. Ve daha nice katliamlar gerçekleştirilmiş topraklarımda. Nerde görülmüş bunca acı. KÜRDİSTAN: -Sen de Halepçe'yi duydun mu? On beş dakika içerisinde kimyasal bombalarla öldürülen beş bin insanımı duydun mu? Enfal operasyonlarında 180 bin insanımı öldürdüler. Ki bin köyüm haritalardan silindi bu operasyonda. Niceleri sakat kaldı, aklını yitirenler, toprakları çoraklaştırılanlar… daha anlatamadığım nice zulümler… FİLİSTİN: Ben hiç duymadım. Peki ben niye hiç duymadım? Haberdar olmadım. KÜRDİSTAN: Duyurmadılar ki . İsmimi bile duyurmadılar, yaşananları mı duyursunlar. Beni, halkımı, ırkımı, dilimi, topraklarımı yok saydılar. Halkım kendi vatanında esir edilmişti. Kendi dilimi konuştuğum her kelime başına ceza verdiler. Her gün binlerce insanım işkence tezgahlarından geçti, faili meçhullere götürüldü, sebepsiz yere öldürüldüler. İti ite kırdırma dediler ve halkımı birbirine düşürdüler. Kendi savaşlarında da halkımı ön saflara dizdiler. Zafer, onlara; kayıp, halkıma oldu. Bağımsızlık vaatleriyle aldatıldılar. Halkım ırkından dolayı hep hakir ve bitmez tükenmez çilelere reva görüldü. FİLİSTİN: Ey Kürdistan kardeş belli ki sen de büyük acılar çekmişsin, derin yaralar almışsın. Ben bütün bunları yeni öğrendim. Şimdi seni daha iyi anlıyorum. Benim başıma sadece bunlar gelmedi. Peki benim üzerime kurulan ayrım duvarlarını duydun mu? Duvarın yanındaki tarlaya yerleştirilen mayınları duydun mu? Bize kendi topraklarımızda bir hapis hayatı yaşatıyorlar. Hepimiz esir gibiyiz. Özgürlüğümüzün çemberi ayrım duvarlarıyla gittikçe daraltılıyor. Özgürlüğümüze vurulan bu kelepçenin ne anlama geldiğini bir ben bir de halkım görüyor, biliyor. KÜRDİSTAN: Hayır kardeşim, ben seni çok iyi anlıyorum. Bizler de defalarca parçalandık, bölündük, kardeşlerimizle aramıza dikenli teller, mayınlar girdi. Baba bir tarafta oğul bir tarafta; dayı bir tarafta, yeğen bir tarafta birbirimize hasret kaldık. Sen hiç şahit oldun mu, tel örgüler arasında yapılmak zorunda kalınan bayram görüşmelerine(!). Bilir misin bu bölünmüşlük sadece topraklarıma değil, halkımın beynine de işlendi. Topraklarım üzerindeki bu sınırlar ve halkımın beynindeki bu parçalanmışlık sonucu halkımın kendi ırkına dahi yabancılaştığını kendi kültürüne ve değerlerine yabancılaştığını... FİLİSTİN: ....................... KÜRDİSTAN: Neden sustun? Neden konuşmuyorsun? FİLİSTİN: Anlayamıyorum. Bütün bunlar bir halka yapılabilecek en büyük zulümdür. Size hiç mi sahip çıkan olmadı? KÜRDİSTAN: Hayır, her gelen bana kurtuluşu vaat ederken, benden büyük parçalar aldı, götürdü. Şimdiye kadar Rabbimin Yardımıyla ve desteğiyle ayakta kalmayı başarabildim. Ama umudum tükenmiş değil. Tarihe damgasını vuran mücadeleci bir halk gerçekliğim var benim. Halkım sürekli özgürlüğü için çalışıp çabalamıştır. Ve bir gün bu emeğimizin karşılığını bulacağımızdan umutluyuz. FİLİSTİN: Benim halkımda sürekli özgürlük mücadelesini vermiştir.Fakat ben dünyada yalnız olduğumu sanıyordum.Sizin çektikleriniz yanında kendi mazlumiyetimi unuttum. Peki sence biz ne yapabiliriz ey Kürdistan kardeş? Nasıl bu zulmü üzerimizden def edip, halklarımızın kurtuluşuna vesile olabiliriz. KÜRDİSTAN: Şu anda yapabileceğimiz tek şey azmimizi artırmak, inancımızı sağlamlaştırmak, her birimizin kendi safında özgürlük umudunu yitirmeden büyük bir çalışma ortaya koymasıdır.Gel kardeşim seninle beraber Rabbimize yönelip dua edelim. Eminim ki Rabbim bizlere yardım edecektir. Bu zulümleri yapanları da cezalandıracaktır. Bir ayeti kerimede Allah'u Teala zalimlerin hükmünü şöyle belirler:"... Allah'ı sakın zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir |
|||||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| cıwan haco şarkı sözleri.... | *RoJaVa* | Kürtçe Lyrics | 6 | 09-01-2009 10:28 AM |
| Ciwan Haco Full Şarkı Sözleri...!!! | Bycomputer | Kürtçe Lyrics | 10 | 09-01-2009 10:25 AM |
| Şivan Perwer Fun Club | ByMixture | Fun Club | 268 | 28-09-2008 06:05 PM |
| Bihara xweş çima divêt ne baş be | tubiranes | Helbesten Kurdi | 0 | 11-09-2007 11:17 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.