Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kürtçe Forum > Foruma Kurdi > Çandi Gişti

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 15-01-2007, 11:39 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 1,356
Üye No: 2594
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 3152
Rep Puanı : 314891
Rep Derecesi
Ersin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond reputeErsin has a reputation beyond repute
Varsayılan Türkçe Yazan Kürtlerin Kürtçe Müzik İlgisi ve Kimliği Üzerine


Bilindiği gibi Kuzey Kürdistanlı Kürtlerin, özellikle siyasetçi ve aydınların neredeyse tamamı, anadilleri Kürtçeyi bir kenara atıp kendilerini Türkçe ifade ediyorlar. Uğruna mücadele ettikleri amaçlar ile duruşları arasında büyük mesafeler oluşturuyorlar.

Tabii ki hiçbir şey tamamıyla kendiliğinden veya nedensiz değildir, durumun aslında açıklanabilir makul, ikna edici nedenleri elbette vardır. Ama anlamakta zorluk çektiğim nokta, bu hususta mücadele verenlerin, Kürtlük ve Kürtçe ile olan ilişkilerinin zayıf, hatta belirsiz olduğudur. Üstelik durumlarının farkında oldukları halde bunu inatla umursamamaları ya da düzeltmek için en küçük bir çaba bile sergilememeleri ve Türkçede ısrar etmeleri bana çok tuhaf gelmektedir.




Bu kısa analizde, Türkçe yazan kimi Kürtlerin yazılarında andıkları Kürtçe adları ve sözcükleri nasıl yazdıklarına bakarak aidiyet bağlarını, Kürtlükle ilişkilerini irdelemeye çalışacağım. Bunu yaparken de eleştirel bir tutumdan ziyade, bende oluşan yansımaları ve bunu nasıl anlamlandırdığımı ifade etmeyi deneyeceğim.

Bu yazıyı rahatlıkla ait olduğum dilde yazabilirdim. Hatta anlatacaklarımı Kürtçenin en az iki diyalektinde şık bir şekilde anlatabilirdim. Ama bu yazıyla asıl hitap etmek istediğim kesimin Kürtçe okuma-yazmada, anlamada zorluk çekenler olduğunu düşünerek, gönülsüzce de olsa, Türkçe yazıyorum.

*

Geçenlerde Diyarbakır’da, Kürt siyasal mücadelesinde belli bir geçmişe sahip bir arkadaşla kendisine ait özel araçta seyahat ediyorduk. Arkadaşın Kürtçe kendini ifade etme ve anlama sorunundan dolayı Türkçe konuşuyorduk. Ama aracında bana dinlettiği müzik Kürtçe’ydi ve uzun uzun Kürt müziğinin güzelliğinden, öneminden, sürekli Kürtçe müzik dinlediğinden falan söz etti. Gittiğimiz lokanta da ise Türkçe müzik çalıyordu. Arkadaş garsona “Burası bir Kürt şehri, hepimiz de Kürd’üz, dolayısıyla sizin de Kürtçe çalmanız gerek, yoksa bir daha buraya yemek yemeye gelmeyeceğim…” gibi sözlerle tepkisini dile getirdi. Ben de daha sonra kendisine, böylesi bir duyarlılığı asıl dilde gösterilmesi gerektiğini, çünkü dilin müziği de içine alarak toplumun tüm yaşamını, bütün kültürü kapsadığını, kültürün asıl kaynağının dil olduğunu, ulus demenin aslında dil demek olduğunu söylemeye çalıştım. Bunları dinlemekten rahatsız olan bir edayla konuşmamı kesti ve “Bizi asimile etmişler!…” gibi kestirme sözlerden sonra konuyu değiştirdi.

Ancak geç dönemlerde standartlaşmış, uzun yıllar yok sayılmış, konuşulmasına cezaî yaptırımlar uygulanmış, aşağılanmış, horlanmış bir dildir Kürtçe. Kuşkusuz Kürt ulusu tarihsel olarak sosyal, siyasal, coğrafik konumundan ve elbette, büyük oranda dışsal müdahalelerden dolayı, kendine ait ortak bir dil oluşturamamıştır, bundan kaynaklı güçlü bir yazınsal kültüre sahip olamamıştır, ama bu, hiç olmayacak anlamına da gelmez. Kürtçe’deki müthiş sözcük zenginliğini, dilin doğal sistematiğini, deyimsel çeşitliliğini tanıdıkça Kürtlerin ne kadar eski bir ulus olduklarını hiçbir şoven duygulanmaya kapılmadan rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu zenginlik çok zor şartlarda birtakım bireysel gayretlerle büyük oranda günden güne kayıt altına alınmış, kullanılabilir hazır materyale dönüştürülmüş, sürekli modern bir üretim yapılır aşamasına getirilmiştir. Bu konuda çaba yürüten, Kürtçeyi standartlaştıran bütün Kürt şair, edip ve dil sevdalılarına şükranlarımı sunuyorum. Bu dile sevdalıların olağanüstü çaba ve emekleriyle Kürtçe en az üç standarda (Zazakî, Kurmancî ve Soranî) sahip olmuş ve günümüzde kendini modernize etmeyi başarmıştır artık; Kürtçenin bu üç diyalekti hemen hemen bütün disiplinlerde rahatlıkla kullanılabilir bir kapasiteye sahiptir bugün. Örneğin, Soranî diyalektiyle bir devlet yönetiliyor artık, ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim yapılıyor.

Öte yandan Kuzey Kürdistan’da okuyan her Kürt çocuğu, anadilinden kopartılmış ve tüm dünyasını dolduracak şekilde egemen dil olan Türkçe kendisine dayatılmıştır. Bu uygulama sistematik bir politika şeklinde 3-4 kuşak boyunca her gün biraz daha geliştirilerek kendilerine uygulanmıştır, ve en güçlü şekilde devam etmektedir. Dilsel-kültürel aidiyetinden kopartılan savunmasız Kürt bireyi Türkçe’ye sığınmak zorunda bırakılmıştır, bilinçaltı tamamıyla bu dilin işgali altındadır. Kuşkusuz bu bir hükmetme sürecidir; tek tek bireyleri, aileleri, köy, kasaba ve şehirleri, daha sonra bölgeleri ilhak etme sürecidir. Aidiyetten kaynaklı “gerçek irade”yi kıran sistematik bir politikadır bu; kişiliği parçalayıcı, dumura uğratıcı ağır bir süreçtir. Böyle bir süreçten geçirilmiş bireyin aidiyet damarı felce uğratılmıştır, ait olduğu kökenden beslenme durumu kötürümleştirilmiştir...

Ancak dayatılan değerlere bireyi tamamen bağlamak da kolay başarılacak bir iş değildir; tam olarak başkalaştırmak çok zordur. Zor olmuştur, çünkü, böylesi bir uygulamaya tabi tutulan bireyin ait olduğu dil ve kültür canlıdır, üstelik her geçen gün ısrarla gelişmektedir, standartlaşmaktadır. Söz konusu olan bireyler ait oldukları dil ve kültürel değerlerle ilişki kurabilecek şansları her zaman olmuştur, en azından bazıları bu ilişkiyi koparmamakta, ilişkilerini çeşitli biçimlerde sürdürmektedir.

Böylesi bir uygulamaya tabi tutulduklarının farkına varmış, Kürtlük-Türklük farkını bilince çıkarmış, bunun sonucu olarak da ağır bedel gerektiren siyasal bir söylem geliştirmekten geri durmamış, Kürt kitlesine siyasal alanda önderlik etmiş olan bireylerin, kendilerini ifade etme dili, maalesef hep Türkçe olmuştur. İşte bu kategorinin, Kürtlükle, Kürt kültürü ile ilişkileri son derece zayıf bir konumdadır. Bu, “berzah”ta yaşamaktır belki de! Ne cennette ne de cehennemde, muallakta!

Bu konuda dikkatimi çeken genel şey ise, bu kategoride sayılabilecek bireylerin, daha doğrusu birçok Kuzey Kürdistanlı Kürd’ün aidiyetleriyle bağlarını artık sadece müzik üzerinden gerçekleştirme durumuna düşmüş olduğudur. Örneğin Adil Duran’ın
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] sitesinde yayınlanan “Kürt Müziği Kabak Tadı Veriyor !”(1) adlı makalesi ve Medeni Ayhan’ın yine aynı sitede yayınlanmış olan “Kürdistan Ulusal Sanatında Ulusal Ozanımız Şivan Perwer’in Sanatı”(2) adlı makalesi çok ilginçtir. Adı geçen makalelerin genel içeriği, Kürt müziği hakkında dile getirdikleri görüşleri şu an konumuzun dışındadır. Yukarıda kendisinden bahsettiğim arkadaşın Kürt müziğine olan ilgisi ve biçimi, yine bu her iki şahsiyetin de Kürt müziği hakkında yazmaları bana ilginç gelmektedir.

Öte yandan sadece adını andığım siyasallaşmış kategorinin dışında olan ama Kürtçeden kopartılmış, Kürt kültürüne yabacılaşmış çok sıradan bireylerde de Kürt müziğini dinleme isteğinin abartılı olduğunu gözlemek mümkündür. Yani bu özellik sadece siyasallaşmış bir kategori olan, ama Kürtçe ve Kürt kültüründen uzaklaşmış bireylerde değil, aslında, genel olarak aidiyetinden kopmuş bireylerde rahatlıkla gözlenebilir.

Peki bu konumda olan bireylerin aidiyetlerine yönelik bağları neden sadece müzikle sınırlı kalmaktadır?

Kanımca birey olarak aidiyetine yabancılaşma sürecinde, psikolojik anlamda bir geçiş sürecinde bulunmaktan dolayı, yani “kopuş” ve “intibak” etme sürecinin travmatik hezeyanlarından kaynaklı ruhsal açlığı giderme gereksinimleridir bunlar. Henüz tamamen kopmamış aidiyet duyusu damarlarının kendilerini yaşatma direnişidir. Müziğe kolay ulaşmak da duygusal alanda aidiyetle bağlantıya uzun süre yaşama şansı verir. Bu, halk oyunları, örneğin, halay (govend) için de geçerlidir. Örneğin, Karadeniz’in yerleşik halkı, yani Pontuslar, büyük oranda Türkleştirildikleri halde hâlâ horon tepmekteler, bundan vazgeçmeyecekler. Müzikleri ise, sözleri Türkçeleştirilmiş olmasına rağmen hâlâ canlı. Türkleştirilmiş olsalar bile Pontuslar varoldukça horonları da, müzikleri de hep kalacaktır; ama dilleri, yani Pontuslukları, tarihe gömüldü! İşte bu durum, Kuzey Kürdistanlı Kürtlerin geleceği hakkında bize fikir verdiği kanısındayım.

Elbette müzik dinlemek tatmin edici, hoş, tatlı bir gereksinimdir. Dediğim gibi müziğe ulaşmak için çok özel veya zahmetli bir çabaya da gerek yoktur. Sözgelimi müzik dinlemek ile okuyup anlamayı karşılaştırdığımızda, okuma ve anlamanın özel ve zahmetli; müzik dinlemenin ise dinlendirici, hoş, rahatlatıcı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Fakat birey ait olduğu dil ve kültür ile sadece müzik üzerinden bağlı kalmışsa, bu, aidiyetinden artık epey bir mesafe uzakta olduğunu, yabancılaşmanın belirli bir dereceye ulaştığını bize gösterir. Tabiri caizse bu, imanın en zayıf halkasıdır artık.

Bu konuda beni şaşırtan asıl nokta ise Kuzey Kürdistanlıların anadillerine yönelik soğukkanlı vurdumduymazlıklarıdır. Örneğin, bu konuda eğer “Neden anadilinizde konuşmuyorsunuz?” diye soracak olursanız, size son derece rahat bir şekilde, hiç sıkılmadan, asimile olduklarını, bu konuda eksikliklerinin olduğunu, bunun farkında olduklarını, falan anlatırlar. Anlatırlar ama sadece anlatmakla kalırlar, kişiliklerinde bunu gidermek için çaba harcayan bir Kürde rastlamış değilim.

Şimdi adını andığım makalelerde kullanılan Kürtçe adların yazılış biçimlerine bakalım. Adil Duran makalesinde Kürt müzisyenlerini anarken adlarını kendince orijinalindeki gibi, yani Kürtçe yazmaktadır. Örneğin “Meryem Xan, Kawis ağa, M. Arif Cizrevi ve daha niceleri…” diyor. Daha sonra “Değerli Şıvan Perwer, Baran, Brader, Brindar, Nizamettin Ariç, Canê, Gülüstan Perwer, Said Gabbari, Şéxo, Aram Dikran ve diğer kürdistanlı sanatçıların…”(*) diye devam etmektedir. Bunlardan “Nizamettin Ariç” Türkçe bir adlandırmadır. Ama diğerleri Kürtçe adlandırmalardır ve Adil Duran sadece bunlardan “Canê” adını doğru yazabilmiştir. Bunun da tesadüf olabileceğini, yani bilinçli bir yazılım olduğunu kabul etmek biraz zor. Çünkü diğerleri tamamen yanlış. Sözgelimi “Gülüstan” adını ele alırsak bu formu hiçbir dilde bulamayız. Örneğin Türkçe’de “Gülistan” formu vardır, Kürtçenin bütün diyalektlerinde ise “Gulîstan” şeklinde yazılır ve telaffuz edilir.

Medeni Ayhan da makalesinde andığı Kürt sanatçıların adlarını çeşitli formlarda yazmıştır. Örneğin, “Şivan” adını hem “Şivan”, hem “Şıvan” şeklinde yazmıştır. “Perwer”i ise hem “Perwer” hem “Perver” şeklinde yazmıştır. Diğer bazı Kürt sanatçıların adlarını ise, “Arifê Cizrawî”yi “Arife Cizrevi” şeklinde, “Hesenê Cizrawî”yi “Hesen Cizrevi” şeklinde, “Seîd Axayê Cizîrî”yi “Sait Ağaye Ciziri” şeklinde, “Meyrem Xan”ı hem “Meyremhan” hem de “Meyremxan” şeklinde, “Cegerxwîn”*i “Cegerxwin” şeklinde, “Ehmedê Xanî”yi “Ehmede Xani” şeklinde, “Leyla Ferîqî”yi “Leyla Feriqi” şeklinde, “Merziye Rezazî”yi “Merziye Rızazi” şeklinde, “Nazê Xanim”ı “Nazi Xanım” şeklinde, “Tara Caf”ı “Tara Kaf” şeklinde, “Mehemed Şêxo”yu hem “Muhammed Şexo” hem “Mihemed Şexo” şeklinde yazmıştır. Listeyi daha uzatmak mümkündür; ama sadece birkaç adın yazılışına değinmem yeter sanırım. Medeni Ayhan, bunlardan sadece “Ciwan Haco” adını doğru yazmıştır.

Medeni Ayhan, yaklaşık 1000 yıl önce yaşamış olan ilk Kürt şairi Babe Tahirê Hemedanî’yi de “Baba Tahir” şeklinde yazıp onu müzisyen olarak anıyor. Belirtmem gereken diğer ilginç bir nokta ise, Medeni Ayhan tanınmış İtalyan tenoru Luciano Pavarotti adını iki kez anarken, her ikisinde de doğru bir şekilde, yani “Pavarotti” şeklinde yazmıştır.

İşte, belki de sadece ayrıntı sayılabilecek bu durumdan kaynaklı bir çok soru aklıma gelmektedir: Bir Kürt aydınının, halkının ulusal değerleri adına siyasal mücadele yürüten bir Kürdün, belli formasyona sahip bir Kürdün Kürtçe alfabeden dahi haberdar olmaması, Kürtçe alfabeyi tanımaması, bilmemesi, öğrenme zahmetine katlanmaması, doğru kullanmaması, tanınmış Kürt sanatçılarının adlarını dahi doğru yazamaması ne anlama geliyor? Bunu nasıl izah edebiliriz acaba?

Sadece adını andığım bu iki makalede değil, şimdiye kadar okuduğum bu kategorideki Kürtler tarafından yazılmış kitapların ekseriyetinde, eğer Kürtçe bir ad varsa, mutlaka bu tür bir hatayla yazılmıştır. Bu, Kuzey Kürdistanlı birçok kişinin ortak durumudur. Ve kanımca Kürt mücadelesinin genel karakteristik yapısı, niteliği hakkında da bizi aydınlatan bir göstergedir.

Kürtçe Latin alfabesi tıpkı Türkçe’deki gibi fonetik bir alfabedir. Yani dildeki her sese karşılık bir harf vardır. Ve her ikisi de çok kolay kavranılan alfabelerdir.

Türkçe alfabe 29 harften, Kürtçe alfabe ise 31(**) harften oluşuyor. Bunlardan 23 tanesi (Aa, Bb, Cc, Çç, Dd, Ee, Ff, Gg, Hh, Jj, Kk, Ll, Mm, Nn, Oo, Pp, Rr, Ss, Şş, Tt, Vv, Yy, Zz) her iki alfabede de aynıdır. Türkçe’de bulunan 3 harf (Ğğ, Öö ve Üü) Kürtçe’de hiç yok. Öte yanda Kürtçe’de bulunan 6 harf (Êê, Îî, Qq, Ûû, Xx, Ww) da Türkçe’de hiç yok. Türkçe’deki “İi” harfine karşılık Kürtçe’de “Îî” sesî vardır. Türkçe’deki “Iı” sesine karşılık ise tıpkı İngilizce’deki gibi Kürtçe’de büyük harf “I” şeklinde, küçük harf de “i” şeklinde yazılır. Türkçe’deki “Uu” sesine yakın Kürtçe’de “Ûû” harfi, “Üü” sesine yakın olarak da “Uu” harfi kullanılıyor. Bu her dört ses (î, i û, u,) Türkçe’ye karşılık gelen seslerden az farklı telaffuz edilmekteler.

İşte, hepsi bu kadar!

Bir dakikada öğrenilebilecek bir alfabeyi, Kürtçe alfabeyi öğrenemeyen, doğru kullanamayan; ama Kürtlük mücadelesini yürütmeye çalışan birçok Kürdün; kendi dil ve kültüründen bu denli uzak olması bana kötü bir çelişki gibi görünmektedir. Bundan dolayı her türlü gerçeklikleri su götürür gibi gelmektedir, onlara güven duyma konusunda zorlanmaktayım. Mücadeleleri, bütün çabaları bana “sanki”, “gibi” gelmekte! Böyle bir mücadelenin başarıya ulaşabileceğini beklemek de saflık olmalı herhalde. Farkında oldukları halde bu esas konuya kulaklarını tıkamaları, bu konuda kafalarını kuma gömmeleri bana tuhaf gelmektedir. Kürtçe adları bu şekilde yazmaları, bana anadilleriyle alay ediyormuşlar gibi, anadillerine hakaret ediyormuşlar gibi gelmektedir. Oysa asimilasyon politikasına uğramış her Kürt bireyinin bilinçaltındaki dilsel tahribatları düzeltmenin, kendi aidiyetinde kendini yeniden var etmenin, kendi pratiğimden çıkarsama yaparak söylersem, hiç de olağanüstü çaba gerektiren bir şey olmadığını rahatlıkla söylemeliyim. Eğer birey samimi bir şekilde isterse çok kısa bir sürede Kürtçeyi günlük yaşamında, kitle içerisinde, yazınsal olarak kullanabilir bir düzeye gelebilir. Böylesi bir süreçten başarıyla geçecek bir birey için artık Türkçe hasım bir dil olmaktan, aidiyetimizi yok eden katil bir dil olmaktan çıkıp bireyin bilgisel donanımını güçlendiren bir avantaja dönüşecektir.

Kendimizle tutarlı olmanın, bir mücadeleyi doğru yapmanın ilk yolu, dilimizle doğru bir ilişki geliştirmektir.

alıntıdır...

Ersin is offline  
Eski 04-07-2008, 03:56 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesaj: 1
Üye No: 27573
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
MySQL is on a distinguished road
Varsayılan


çok güzel bir yazı gerçekten,birçok kişiye ders niteliğinde
teşekkürler ersin hewal

MySQL is offline  
Eski 04-07-2008, 04:18 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Nov 2007
Konum: TaяîYé WéLaT...
Mesaj: 7,008
Üye No: 178683
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 158377
Rep Puanı : 15836846
Rep Derecesi
*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute*rojda* has a reputation beyond repute
Varsayılan


çok güzel bir yazı olmuş..tşkler heval..

__________________
*rojda* is offline  
Eski 04-07-2008, 05:26 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2008
Mesaj: 1,073
Üye No: 342782
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 21023
Rep Puanı : 2102140
Rep Derecesi
Şêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond reputeŞêrê Girêdayî has a reputation beyond repute
Varsayılan


Xwedê ji te razî be..

mijarkî gelek girîng e!

erê, ku em zimanê xwe re xwedî dernekevin, kesek dernakeve..

__________________
Şêrê Girêdayî is offline  
Eski 19-07-2008, 05:05 PM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Mar 2007
Mesaj: 2
Üye No: 88679
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
jahro47 is on a distinguished road
Varsayılan


bu yazıyı kim yazmış bilmiyorum .konuyu açan arkadaş yazarın adını bana gönderirse sevinirim. zira bu cevabı kendisine de göndermek isterim . yazıyı okudum .baştan sona lafa kalabalığı . evet türkiyedeki kürtlerin kürtçe yazımında sorun var bunu kabul ediyorum . aidiyet konusunda da sorun var ama bu konu verilebilecek son örnek medeni ayhan dır . ayhan ın aidiyeti sorgulamak onun yaptıklarından bi haber olmak demektir. hatta kara cahilliktir. bir makaledeki yazım hatalarından bu sonuca varmak da kara cahilliğin dik alasıdır.

jahro47 is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Türkçe yama arşivi ercan_511 Program Download 7 11-11-2008 12:21 AM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 06:45 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.