|
|
#6 (permalink) | |||||||||||||||||
|
12 yaşındaki Uğur ve babasını evlerinin önünde kurşuna dizen polislerin suçsuz bulunması, Kaymaz ailesini şok etti. Artık adalete güvenleri kalmadığını belirten Kaymazlar, “mahkeme bize ikinci acıyı yaşattı” dedi. Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde özel harekatçı polisler tarafından örgüt üyesi oldukları iddiasıyla 12 yaşındaki Uğur ve babası Ahmet Kaymaz’ı öldüren polislerin beraat etmesine tepki gösteren Kaymaz ailesi, mahkemenin ‘katil polisleri’ ödüllendirdiğini belirterek, verilen karar karşısındaki şaşkınlıklarının halen devam ettiğini söyledi. Anne Makbule Kaymaz, “bize ikinci acıyı mahkeme yaşattı” diyerek tepkisini dile getirdi. Uğur Kaymaz ile babası Ahmet Kaymaz’ı öldüren 4 polis hakkında açılan dava, 21 Şubat 2005 tarihindeki ilk duruşmasının ardından güvenlik gerekçesiyle Mardin’den Eskişehir’e alınmıştı. Çarşamba günü Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 polis hakkında “Meşru müdafaa sınırının aşılması suretiyle müstakil faili belli olmayacak şekilde adam öldürme” suçlamasıyla açılan davada tutuksuz yargılanan Mehmet Karaca, Yaşafettin Açıkgöz, Seydi Döngel ve Salih Ayaz, yapılan incelemelerin ardından suç unsuru olmadığı gerekçesiyle beraat ederken, 12 yaşında 13 kurşun ile öldürülen Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz ise ‘terörist’ olarak nitelendirildi. ![]() ‘Başka annelerin yüreklerini yakacaklar’ Kamouyunda büyük tartışmalara ve tepkilere neden olan 12 yaşındaki Uğur ve babasını öldüren 4 polisin beraat olayının ardından yıkıldıklarını belirten Kaymaz ailesi halen şokta. Uğur Kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, kararın Türkiye devletine yakışmadığını belirterek, “Yüreğimizi yaktılar, evimizi yaktılar. Bize bu acıyı yaşatan polisler nasıl olur da serbest kalır? Hukuk yok mu bu ülkede, adalet yok mu? Benim oğlumu ve eşimi benden alan polisler serbest bırakıldı ve belki başka annelerin yüreklerini yakacaklar. Bu karar bu ülkenin ne kadar adaletsiz ve hukuk dışı yürütüldüğünü gösterdi bize. Bizim ne acı yaşadığımızı bilmediler görmek istemediler” şeklinde tepki gösterdi. ‘İkinci acıyı yaşattılar’ Eşinin ve oğlunun öldürülmesi olayından bu yana büyük acılar yaşadığını belirten anne Kaymaz, “Benim oğlum nasıl terörist olur, küçük elleri nasıl silah kaldırır, çatışma çıkarabilir? Eğer öyle olduğuna inanıyorlarsa o zaman yakalasalardı, cezaevine gönderselerdi. Ama öldürdüler küçüçük çocuğu ve katilleri şimdi serbest. Mahkemenin bu kararından sonra kanım dondu ve halen kendime gelmiş değilim. Bize bu karar ile birlikte ikinci bir acı çektirildi” dedi. Uğur’u büyük acılarla yetiştirdiğini belirtirken gözyaşlarını tutamayan anne Kaymaz, şunları söyledi: “Oğlumu ben bir sürü dert ile büyüttüm. Ama devlet aldı onu benden. Bu acı nasıl unutulur. Eşimin ve oğlumun gölgeleri halen gözümün önünde. Öldürüldükleri günü, oğlumun yerdeki halini hiç unutamıyorum. Yemek bile yememişlerdi daha ve aç öldüler. Anne acısı, evlat acısı nedir bilmiyor mu bu polisler? Ama davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götüreceğiz ve sonuna kadar davamızın takipçisi olacağız.” ‘O 4 polis de evlat acısı yaşasın’ Uğur Kaymaz’ın babaannesi Emine Kaymaz, 3 yıldır yaşadıklarını gözyaşları içinde şöyle anlattı: “Öldürdüler onları. Bugün de onları öldüren polisler serbest bırakıldı. Zaten baştan beri serbesttiler. Biz acı yaşadık, bizim oğullarımız öldürüldü ama yine suçlu olan biz olduk. Adalet yok bu ülkede, insanlık yok bu ülkede. Bizim ne acılar çektiğimizi bilmiyorlar. Ben bu polisler mahkemedeyken onlar için beddua etmiyordum. Çünkü diliyordum ki onlar cezalarını çeksinler ve pişman olsunlar. Ama bırakıldılar ya ben her gün onlar için beddua ediyorum. Bunu söylemeye dilim varmıyor çünkü evlat acısı çok zordur. Bunu bize yaşattılar. Mahkemenin kararını kabul etmiyorum ve etmeyeceğim. Sonuna kadar hakkımızı savunacağız” dedi. ‘Uğur terörist olamaz ki, o silah bile taşıyamazdı’ Uğur’un 12 yaşındaki kardeşi Habip Kaymaz ise mahkemenin kararını şu sözlerle değerlendirdi: “Yani ağabeyimi ve babamı öldüren polislerin serbest bırakılması hiç doğru değil. Uğur terörist olamaz ki çünkü o silah bile taşıyamazdı. Yani karar çok yanlış ve ben buna çok üzüldüm. Uğur şimdi yaşasaydı biz onunla beraber okula giderdik ve onunla gezerdik. Ama öldürdüler ağabeyimi ve babamı. Şimdi dışarda gezenler onların katilleri. Bu kararı kimse kabul edemez. O polisler cezalarını çekmeliydi.” ‘Bazı güçler mahkemeyi etkiledi’ Mahkeme tarafından davanın tüm aşamalarından bu yana sanıkların korunduğunu belirten Uğur’un amcası DTP Kızıltepe İlçe Başkanı Reşat Kaymaz, polislerin baştan beri davada sanık oldukları halde, görevden alınmaması dahi bu davada bir karar olduğunu söyledi. Davanın güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’e gönderilmesine dikkat çeken Kaymaz, güvenlik sorununu en çok Eskişehir’de yaşadıklarını söyledi. Baştan beri suçlu olarak lanse edildiklerini ve mağdur olmalarına rağmen saldırılara maruz kaldıklarını belirten Kaymaz, ilk duruşmada sanık polislerin cezalandırılacağı umudunu yaşadıklarını belirtti. İkinci duruşmadan sonra mahkeme heyetinin tavrının değiştiğini belirten Kaymaz, “Bazı güçler devreye girdi ve mahkeme heyetini etkiledi diye düşündük. Bu değişimden sonra artık bu davanın ya beraat, ya zaman aşımı ile kapatılmaya çalışılacağını gördük. Son duruşmada görüldü ki hukuk yok bu ülkede. Çünkü bu olayda 5 defa bizim ve avukatlarımızın keşif talebi ve sanıkların tutuklanması talebi reddedildi. Ama sanık avukatlarının tüm talepleri kabul edildi ve dikkate alındı” dedi. ‘Uğur teröristse biz de öyleyiz’ Ağabeyi ve yeğeninin öldürülmesinden sorumlu tutulan 4 polisin beraat etmesinin ardından mahkemenin açık açık Uğur ve babasının ‘terörist’ olduğu kanaatine vardığını ifade eden Kaymaz, “Eğer Uğur ve babası terörist ise biz de aynı evde yaşıyoruz ve biz de teröristiz. Yani böyle bir saçmalık olamaz. Asıl teröristler onları öldüren polislerdir. Uğur 12 yaşında bir öğrenciydi ve her gün düzenli okula gidiyordu. Yani okula gidip kitap, kalem ve defter yerine eline silah mı verildi ve silah eğitimi mi aldı?” diye konuştu. ‘Adil yargılama olmadı’ Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın avukatlarından İHD Mardin Şube Başkanı Erdal Kuzu da, beraat kararının adil bir karar olmadığını belirterek, “Davanın başından itibaren adil yargılama ilkeleri ihlal edilmiştir. Davanın Mardin’den Eskişehir’e nakli ile, var olan maddi gerçeğin ortaya çıkması engellenmiştir. Dolayısıyla mahkemenin verdiği kararın adil bir karar olmadığı kanaatindeyiz. Yani bütün duruşmalarda mahkemenin sanık avukatlarının müvekkillerimize ve bizlere yapmış olduğu hakaretler ve saldırılar karşısında sessiz kalmasından da anlaşılıyor ki, objektif değil, taraflı yaklaşmıştır. Bu nedenle kararı temyiz edeceğiz” dedi. BERGÜZAR ORUÇ DİHA/MARDİN |
|||||||||||||||||
|
|
|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
Susma yadê! Sen Susarsan Amed surlarında oynayamaz çocuklar Küser kırlangıçlar Dicle Susar Fırat Susar Bak Dayê Deniz darağacında Yusuf, Hüseyin yağlı urganda Bir kartal gibi kanatlarını açamadan Tekmeledi hepsi sehpasını Türkü söylercesine bağırdılar Halkların kardeşliği'ni Metin'i dövdüler dayê Taş duvarlar çatladı hırsından Sen niye susarsın hala? Küçücük bedeninde Uğur'un On üç kurşun. Oy hawar! Enes kanlar içinde. Ax yadê! Rozerin hâlâ üç yaşında Babası sarmış kollarıyla İçine gizleyecek gibi Cansız bedeninden habersiz... Agit’ler Mahir’ler Sinan’lar Hayri’ler... Kemal'ler... Onlar ki susmayasın diye zılgıtlarınla yeşersin diye “O Bérîtan sevdalar”a Canlarını verdiler. Ezgili sesiyle Ahmet Kaya: 'Ne Diyarbakır anladı beni ne de sen Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen.' diyordu oysa hem Diyarbakır anlar seni, hem de ben işte bunun için seviyorum ikinizi birden... Başkaldıran nergis gibi dâye Savaşa inat Mor menekşeler gibi gülsün dilin barışa dönsün dökülsün ezgilerle Dudaklarından Ne Munzur sussun ne de Zap Le dayê bak gözlerim Heval Erdal'ın gözleri Yarınları muştuluyor. Susmaaaaaa! Susma Dayê Sen Susarsan, Dicle susar... Fırat su/sar... Sen susarsan Özgürlük susar 19. oct. 06 Genève Bengül Yagıbasan
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#8 (permalink) | |||||||||||
|
Mardin Derik Belediyesi tarafından geçtiğimiz aylarda açılışı yapılan Uğur Kaymaz Yaşam Parkı'nın açılışında "Ağabeyim ve Uğur terörist değildi. Uğur ve babasını 13 kurşun ile öldürenler teröristtir" şeklindeki konuşması nedeniyle Uğur Kaymaz'ın amcası Reşat Kaymaz hakkında 'Devletin güvenlik güçlerine alalen hakaret etmek' iddiasıyla 301. maddeden açılan davada 6 ay hapis cezası verildi. Bu ceza daha sonra 3 bin YTL para cezasına çevrildi.
Derik İlçesi'nde 22 Mayıs 2006 tarihinde Derik Belediyesi tarafından açılan Uğur Kaymaz Yaşam Parkı'nın açılışında konuşan Uğur Kaymaz'ın amcası Reşat Kaymaz,"'Ağabeyim ve Uğur terörist değildi. Uğur ve babasını 13 kurşun ile öldürenler teröristtir" şeklinde konuştu. Bunun üzerine Derik Cumhuriyet Savcılığı polis görüntülerini inceleyerek amca Kaymaz hakkında, "Devletin güvenlik güçlerine alalen hakaret etmek" iddiasıyla soruşturma başlattı. Soruşturma sonucunda amca Kaymaz hakkında Derik Sulh Ceza Mahkemesi'nde kamuoyun da sık sık gündeme gelen 301. maddeden dava açıldı. Açılan dava geçtiğimiz günlerde sonuçlanarak Kaymaz'a önce 6 ay hapis cezası verildi. Daha sonra bu ceza 3 bin YTL para cezasına çevrildi. 'Cezanın hiçbir hukuki dayanağı yok' Cezaya tepki gösteren Reşat Kaymaz, kendisine verilen cezanın hiç bir hukuki yanının olmadığını belirterek, düşüncelerinden dolayı ceza yemesinin düşündürücü olduğunu söyledi. Abisi Ahmet Kaymaz ve yeğeni Uğur'un polisler tarafından öldürüldüğünü hatırlatan Kaymaz, "Ağabeyim ve yeğenimin öldürülmesi olayı teröristçe bir olaydır. Yaptığım konuşmamda tüm güvenlik güçlerine değil, yasalarında ağabeyimin ve yeğenimin katilleri olarak gördüğü güvenlik güçlerine 'terörist' dedim. Halende söylüyorum. 12 yaşındaki bir çocuğu babasının gözleri önünde 13 kurşun ile öldürmek teröristliktir. Ağabeyim ve yeğenim yargısız infaza kurban gitti. Bu olayı gerçekleştirenler tabi ki teröristtir" şeklinde konuştu. 'Bu ülkede yasalar ve hukuk işlemiyor' Türkiye'de düşünce özgürlüğünün olmadığına dikkat çeken Kaymaz, "Eğer düşüncelerimizden dolayı mağdur olduğumuz bir noktada yargılanıyorsak, o zaman bu ülkede yasalar ve hukuk işlemiyor demektir. Zaten aile olarak da maddi mağduriyetimizden dolayı 3 milyarı ödeyemeyiz" dedi. 'Karar anayasaya aykırı' Kaymaz'ın avukatı ve aynı zamanda İHD Mardin Şube Başkanı Avukat Erdal Kuzu ise Türkiye'de düşünce özgürlüğünün olmadığını vurgulayarak, Adalet Bakanlığı'nın 301. maddeyi uygulama olarak ortadan kaldıracaklarını belirttiğini hatırlattı. Kaymaz hakkında yerel mahkemenin verdiği kararın ortadan kalkacak olan uygulamaları gösterdiğini kaydeden Kuzu, "Bu karar düşünce özgürlüğü önünde bir engeldir ki nitekim 301. madde tehlikedir. Müvekkilimin ağabeyi ve yeğenini öldürenlere verilen düşünce özgürlüğü müvekkilime verilmemekte. Sanık polisler küçük Uğur için 'teröristtir' derken düşünce özgürlüğü oluyor ama mağdur olan müvekkilim ve ailesi sanık polisler için 'terörist' deyince cezaya maruz kalıyor" dedi. Kararın anayasaya ve Türkiye'nin altına imza attığı sözleşmelere aykırı olduğunun altını çizen Kuzu, hukuki girişimler başlatacaklarını söyledi. BERGÜZAR ORUÇ MARDİN (DİHA)
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||||
|
MARDİN İLİ KIZILTEPE İLÇESİNDE AHMET KAYMAZ VE 12 YAŞINDAKİ OĞLU UĞUR KAYMAZ’IN YAŞAM HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİALARINI ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU VAKA İHD Mardin Şubemize yapılan başvuruda; 21 Kasım 2004 günü saat 17.00 dolaylarında Mardin İli Kızıltepe İlçesinin Turgut Özal Mahallesinde meydana gelen olayda Ahmet Kaymaz (30) ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz’ın güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucunda yaşamlarını yitirdiğini, bunun yaşam hakkı ihlali olduğu belirtilerek yardım talebinde bulunulmuştur. AMAÇ Oluşturulan heyetçe vakanın araştırılarak konunun tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, araştırma ve incelemeler sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasının sağlanması, çeşitli ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda güvence altına alınan yaşam hakkı ve güvenli ortamda yaşama hakkının korunmasına katkıda bulunulması, yaşam hakkına yönelik ihlali işlediği iddia edilen kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmasının sağlanması ve konunun ilgili mercilerin dikkatine sunulması hedeflenmiştir. HEYETİN OLUŞUMU Heyet; İHD Doğu-Güneydoğu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek, İHD Mardin Şube Başkanı Av.Hüseyin Cangir, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av.Selahattin Demirtaş, İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av.İrfan Eser ve İHD Mardin Şube Sekreteri Av.Erdal Kuzu’dan oluşmuştur. Heyetimiz 23.11.2004 günü Kızıltepe ilçesine gitmiş, inceleme ve görüşmelerini yapmıştır. HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER Heyetimiz Kızıltepe’ye gitmeden bir gün önce; İHD Genel Merkezi yazılı olarak Mardin Valisi Temel Koçaklar, Kızıltepe Kaymakamı Engin Durmaz ve Kızıltepe Cumhuriyet Savcısı Özlem Pınar Haktanır Akkoç’tan randevu talep etmiş, sadece Cumhuriyet Savcısı Özlem Pınar Haktanır Akkoç’tan olumlu cevap alabilmiştir. Mardin Valisi Temel Koçaklar iş yoğunluğu nedeniyle heyetimize randevu vermezken, Kızıltepe Kaymakamı Engin Durmaz’ın ise Kızıltepe’de olmadığı belirtilmiş tüm ısrarlarımıza rağmen ulaşmak mümkün olmamıştır. Heyetimiz ayrıca maktül Ahmet Kaymaz’ın eşi Makbule Kaymaz ve görgü tanıkları ile görüşmeler gerçekleştirmiş, olay yerinde incelemeler yaparak gözlemlerde bulunmuştur. MAĞDURLAR VE GÖRGÜ TANIKLARI İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER Makbule KAYMAZ (Maktül Ahmet Kaymaz’ın eşi- 30 yaşında) Maktül Ahmet Kaymaz’ın eşi Makbule Kaymaz, heyetimize özetle şu beyanlarda bulunmuştur; “Benim eşim Ahmet, kamyon şoförüdür. Kendimize ait kamyon(Tanker) ile taşımacılık yapmaktadır. Oğlum Uğur ise 1992 doğumlu ve ilkokul 5. sınıf öğrencisidir. Zaman zaman babası ile birlikte seferlere gitmektedir. Olayın olduğu günün bir sonraki gününde eşim İskenderun’a yük almaya gidecekti. Bunun için sefer hazırlıkları yapıyordu. Olayın olduğu akşam saat 16:30 sularında yemek yemek için sofrayı sermiş yemekleri de sofraya bırakmıştık. Eşim de kamyona yerleştirmek üzere evde bulunan battaniye, yatak vb. eşyalarını oğlum Uğur ile birlikte alarak sokağa çıktı. Her ikisinin ayağında da terlik vardı. Eşyaları kamyona bırakıp gelecek ve yemek yiyeceklerdi. Kamyon, evimizin 40-45 metre kadar ilerisinde ana caddenin kenarında park halinde bulunmaktaydı. Onlar sokağa çıktıktan bir müddet sonra silah sesleri duyduk Bu sırada evde benim dışımda üç çocuğum ve kayın validem vardı. Silah sesleri üzerine biz korkarak aynı zamanda akrabamız olan yan komşunun avlusuna geçtik. Bu esnada ben oğlum Uğur’un kamyonun önünde diz çökertilmiş bir şekilde boynu yere eğik olarak oturtulduğunu gördüm (beyaz pantolonunu fark ettim) . Daha sonra silah sesleri aralıklı olarak gelmeye devam etti. Bir müddet sonra polisler geldi ve evimize giderek arama yaptılar. Savcı gelerek bizi götürdü ve ifadelerimizi aldı. Daha sonra oğlum ve eşimin öldürülmüş olduğunu duydum” Ahmet TEKİN (Ahmet Kaymaz’ın komşusu, Uğur Kaymaz’ın okulunda vekil öğretmen- 23 yaşında) Ahmet Tekin, heyetimize özetle şu beyanlarda bulunmuştur; “Olayın olduğu saatte ben evde oturuyordum. Silah sesleri duyduk, ilk etapta bu seslerin yakınlardaki düğünden geldiğini düşündüm. Ancak bir süre sonra komşumuz Makbule’nin telaşlı bir şekilde içeriye girdiğini gördüm. O da ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Dışarıya çıkmaya korktuğumuz için ne olduğunu anlamadık. Aralıklı olarak silah sesleri 20 dakika kadar sürdü. Daha sonra polisler bizim eve geldi ve yan evde arama yapmak üzere şahit olarak aramaya katılmamı istediler. Ben de onlara eşlik ettim, savcı da aramada hazır bulunuyordu . Ev araması bittikten sonra savcıyla birlikte kamyonun yanına gittik. Kamyonun ön tarafında iki kişi kanlar içinde yerde yatıyordu. Yerde yatan kişilerden birini bana gösterdiler ve tanıyıp tanımadığımı sordular. Ben eğilip bakınca yerde yatan kişinin Uğur olduğunu anladım ve bu kişi bizim okulda 5. sınıf öğrencisi ve komşumuz Uğur’dur dedim. Bunun üzerine polisler şaşkınlık geçirdiler ve emin misin diye tekrar sordular. Ben de evet bu bizim öğrencimiz olduğu çok iyi tanıyorum dedim. Uğur kamyonun ön kısmında yerde sağ tarafının üzerine yatmış, sağ eli de az yakınında bulunan uzun namlulu bir silahın üzerinde eğreti bir şekilde duruyordu. Daha sonra kamyonun(tanker)şoför kapısını yaklaşık bir metre yanında ve kamyona parelel sırt üstü olan ikinci şahsı bana gösterdiler. Karanlık olduğu için şahsı önce seçemedim. Güçlü bir ışık getirmelerini istedim. Işık gelince de yüzü kanlar içinde olan kişinin komşumuz Ahmet olduğunu anladım. Bu şahsın da Ahmet olduğunu ve az ileride yatan Uğurun babası olduğunu söyledim. Bunun üzerine de kısa süreli bir şaşkınlık daha yaşandı. Bu arada savcı 112 acil servis görevlilerine hitaben ‘müdahale ettiniz mi’ diye sordu. Onlar da ancak ön taraftakinin (Uğur) nabzına bakabildik. Polisler daha fazlasına izin vermediler, deyince de sizin işiniz nedir diyerek savcı onlara kızdı ve daha sonra otopside kimlik tanıklığı yapmak üzere savcının nezaretinde birlikte hastaneye gittik.’” Beşir ÖZKILIÇ ( 25 yaşında) Kızıltepe’de ikamet ettiğini söyleyen Beşir Özkılıç adlı yurttaş, heyetimize özetle şu anlatımlarda bulunmuştur; “Adıma kayıtlı olmayan 47 KT 642 plakalı kargo tankerde şoför olarak çalışmaktayım. Ahmet Kaymaz 73 SD 977 plakalı Kamyon(tanker) ile yük taşıyor ve birlikte çok seyahatimiz oldu. Pazartesi günü yük almak üzere tankerlerimizle İskenderun’a gidecektik. Delta veya Toros firmasından yük alıp Irak’a götürüyoruz. Yük bağlantımızı soyadını hatırlayamadığım Ali adlı Kızıltepe’li bir kişi yapıyor. Ahmet pazartesi sabahı aracının muayenesini yaptıktan sonra yola çıkacaktık.” Ayrıca heyetimizle görüşen ve isminin açıklanmasını istemeyen iki kişi de; olaydan önceki birkaç gün içinde mahallede sivil giyimli polislerin gizli gizli araştırma yaptıklarını, bazı yerleri gözetlediklerini ve gizli bir şekilde kamera çekimleri yaptıklarını beyan etmişlerdir. RESMİ GÖRÜŞMELER: Özlem Pınar HAKTANIR AKKOÇ (Kızıltepe Cumhuriyet Savcısı) Cumhuriyet Savcısı heyetimizi saygıyla karşılamış, sivil toplum örgütlerine önem verdiklerini ve bu tür çalışmaların son derece önemli olduğunu belirterek, makamında yapılan görüşmede heyetimize özetle şu aktarımlarda bulunmuştur; “Cumartesi ( 20.11.2004)günü güvenlik güçlerinin alınan bir istihbarat neticesinde söz konusu olayın geçtiği evi benim bilgim dahilinde izlemeye aldık. Bu evde yasadışı örgüt üyesi silahlı militanların olduğu ve silahlı eylem hazırlığı içinde oldukları bildirilmişti. Ancak kaldıkları evde aynı zamanda bir ailenin yaşadığı ve evde çocukların da olabileceği ihtimaline binaen eve yönelik bir operasyon gerçekleştirilmesini istemedik. Pazar günü de devam eden izleme bilgim dâhilindeydi. Olayın olduğu gün saat 16:30 !7:00 sularında söz konusu evden iki şahısın dışarı çıktığı tespit ediliyor, bu şahıslara dur ihtarında bulunan güvenlik güçlerine karşı silahla karşılık veriliyor, çıkan çatışmada iki şahıs da olay yerinde yaşamını yitiriyor. Orada bulunan ana caddeden her gün saat 17:30- 19:00 saatleri arasında ancak değişik saatlerde askeri bir servis aracı geçmektedir. Biz bu şahısların bu araca yönelik eylem hazırlığı içinde olduklarını düşünmekteyiz. Olaydan kısa bir süre sonra ben de olay yerine gittim. 112 acil servis de olay yerine gelmiş ve şahısların eks olduklarını tespit etmişlerdi. Ben gelene kadar hiç kimse olay yerindeki delillere karışmamıştı. Tüm deliller benim nezaretimde toplanarak olay yeri fotoğraf ve kamera ile tespit edilerek şahıslar otopsi için hastaneye kaldırıldı. Bu vakada üç yönlü bir soruşturma yürütüyoruz. Birincisi Ahmet Kaymaz’ın örgüt bağlantınsın araştırılması, ikincisi Ahmet Kaymaz’ın eşi Makbule’nin örgüt bağlantınsın araştırılması, üçüncüsü ise güvenlik güçlerinin silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığının tespit edilmesi vakalarıdır. Her üç soruşturmayı da hukuka uygun bir şekilde ve ciddiyetle yürütüyoruz. Adliyemizin bütün olanaklarını kullanarak olayı tüm yönleriyle aydınlatmaya çalışıyoruz. Delillerin toplanması ve korunması ile ilgili özel bir dikkat gösteriyoruz. Delillerin incelemesini polis laboratuarında değil İstanbul Adli Tıp Kurumunda yaptırıyoruz.” HEYETİMİZİN YAPMIŞ OLDUĞU GÖZLEMLER ve TESPİTLER
TALEPLER 1-Olay sırasında daha fazla görgü tanığı olabileceği kuvvetle muhtemel olduğundan özellikle olayın geçtiği evlerde bulunan insanların can güvenlikleri sağlanarak ve bu temelde ikna edilerek tanıklık yapmaları sağlanmalıdır. 2-Olayda silah kullanan ve operasyonu yöneten bütün güvenlik personeli zaman geçirilmeden açığa alınmalıdır. 3-Söz konusu olayın tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarılmasına fırsat tanımak ve sorumluların adil bir yargılanmaya tabi tutularak cezalandırılmalarını sağlamak açısından sorumlular hakkında mutlaka bir dava açılmalıdır. 4-Yargılama süresince mağdur edilen ailenin can güvenliği sağlanmalı, mağduriyetleri tazmin edilmelidir. KANAAT ve SONUÇ Heyetimiz, gerek görgü tanıkları, gerek maktül yakınları gerekse de resmi yetkililer ile yaptığı görüşmeler ve olay yerinde yapmış olduğu incelemeler neticesinde; her iki maktülün de biri çocuk olmak üzere sivil insanlar olduğu, bu kişilerin silah kullanmış olabilecekleri ihtimalinin son derece zayıf olduğu, söz konusu olayın bir infaz olabileceği, güvenlik güçlerinin yanılması neticesinde veya kasten bu sivil insanların öldürülmüş olabileceği kanaatine ulaşmıştır. 25.11.2004
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Erdal Erenin Ölüm Yıldönümü | umutma | Sınırsız Muhabbet Burada | 4 | 14-12-2008 11:33 AM |
| Sivas Şehitlerini Otopsi Raporlari | Ersin | Alevilik | 12 | 09-06-2008 11:52 AM |
| Ölüm Kapıyı Çaldı Anne | tubiranes | Şiirler | 0 | 10-04-2007 03:31 PM |
| Uğur Mumcu'nun ölüm yıldönümü | leila | Sınırsız Muhabbet Burada | 7 | 24-01-2007 08:28 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.