|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Ayhan GeverîDoğubeyazıt'taki Ahmed-i Hani Derneği "Ahmed-i Hani Felsefesinde Sanat ve Uygarlık" konulu panelde Ayhan Geverî'nin yaptığı konuşmanın tam metnidir Büyük Kürt şair, edip ve arif Ehmedê Xanî ve onun meşhur eseri Mem û Zîn hakkındaki değerlendirmemize geçmeden önce, Xanî ve eserleri hakkında yapılan eserlerle ilgili birkaç noktaya değinmek isterim. Zira Xanî ve eserlerine geçmeden önce kendisiyle ile ilgili mevcut görüş ve bakış açılarını kısaca gözden geçirmek gerek. Klasik edebi eserler hakkında yapılan inceleme ve araştırmalar göstermektedir ki Türkiye bu eserleri en az anlayan ve bunlara en yüzeysel yaklaşan ülkeler arasındadır. Maalesef bu olumsuz ve acınası halden de en çok Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i nasibini almıştır. Diğer ülkelerde yapılan klasik edebiyat araştırmaları özellikle de tetkikli elyazmaları çalışmaları çeşitli bilimsel yöntemler referans alınarak yapılır. Mesela bizzat üzerinde çalışılan metnin kendisi ve müellifinin hayatı yeterli olabilmektedir, veyahut şair ya da müellifin hayatı, özellikle de edebî kişiliği göz önünde bulundurularak esere yaklaşılır. Zaten ilmî yaklaşım da budur. Bununla beraber benim de bizzat benimsediğim ve yararlı gördüğüm ve Türkiye’de önemsenmeyen mukayeseli edebî yaklaşım, edebî eserleri anlamada daha etkin bir yoldur. Özellikle de konumuz olan Mem û Zîn gibi eserlerin anlaşılmasında... Mem û Zîn ve Ehmedê Xanî’nin diğer eserleri ile ilgili yapılan çalışmalara baktığımızda şu maddeler çok belirgin bir şekilde karşımızda durmaktadır: 1) Mem û Zîn edebî bir dille okunmuyor: Şimdiye kadar Türkiye’de Mem û Zîn’e ilişkin yayımlanan eserlerin neredeyse tümünü incelediğinizde şunu görürsünüz ki Xanî’nin bu eserî edebî bakış açısı olmaksızın tahlil edilmiştir. Yani ilmî ve bilimsel metotlar görünmüyor bu eserlerde. Ama daha çok Ehmedê Xanî’nin edebî kişiliği bir yana bilgelik yönü ağır basar bu eserlerde. Ehmedê Xanî bir bilge bir filozof hatta bir dahî olabilir ama o her şeyden önce bir şairdir bir ediptir. Maalesef bu yapılırken buna da sadık kalınmıyor; Xanî herhangi bir bilge ya da filozof gibi de ele alınmıyor. O hocaların hocası veya bilgelerin bilgesidir bizim araştırmacılarımız için. Kürt klasik edebî eserler maalesef büyük jenosit ve yıkımlara maruz kalmıştır. Hazine mesabesindeki birçok eserimiz ya talan edilmiştir ya kaçırılmıştır ya da cahil insanlarımız elinde çürüyüp kayıp-tarih belgeleri olmuştur, kemirgenler için yem olmuşlardır. Bu bir vakadır fakat bence bunlardan daha vahimi şu bahsettiğim edebi eserlerimize olan sakat yaklaşımlardır. Gerçekten de bu yaklaşımlar edebî eserlerimizi en fazla tahrip eden unsurlardandır. Zira Mem û Zîn gibi eserlerin kaybolup yitmesi ayrı bir şeydir, meydanda iken yanlış okunup yanlış yorumlanması ayrı bir şeydir. Edebî bir eser sonraki kuşaklara ulaşamadığında kendinden menkul değerinden bir şey yitirmez ama Mem û Zîn gibi eserler mevcut okumalarda görüldüğü gibi yanlış ve sakat algılandığında edebî değerinden ve özellikle de edebî mesajından çok şey yitirir. 2) Mem û Zîn bilimsel kurumlarda okunmuyor: Yukarıda bahsettiğimiz olumsuz tablonun hem sebebi ve belki hem de sonucu olarak edebî bir eser olan Mem û Zîn üniversitelerde ve bilimsel kurumlarda tahlil edilmiyor, tez konusu yapılıp araştırma konusu yapılmıyor. Tabi ki bunun da kendince sebepleri vardır; Kürt edebiyatını okutacak ya da bu edebiyatın ürünlerini derleyip tahlil edecek Kürt üniversitelerin yokluğu ya da Kürtçe’nin daha düne kadar bir dil olarak kabul edilmeyişi gibi sebepler sıralanabilir... Fakat bu eserleri inceleme, tetkik etme üniversite gibi kurumlarda ya da bu kurumlarca yapılmadan bu eserleri anlamamız mümkün olmayacaktır. Üniversite gibi ilmî kurumlar için şimdilik bu eserlerimiz mevzu bahis olmayabilir fakat bu edebiyata gönül vermiş insanlar bu kurumların yöntemleriyle metinlere yaklaşabilir. 3 ) Mem û Zîn İdeolojik Bir Okuma ve Kronik Anakronizm ile Okunuyor: İnceleme fırsatı bulduğum Xanî ve eserlerini konu edinen çalışmaların çoğunda yanlı ideolojik ve Mem û Zîn’in edebi nazarından ve Xanî’nin edebî zevkinden çok uzak okumalar karşıma çıktı. Mem û Zîn de her edebî metin gibi farklı okumalara konu olabilir ve bu farklı okumlar hakikat de olabilir. Fakat hiçbir kalem erbabımız hakikatin belki bir parçası olan bu yaklaşımını, mutlak hakikat olarak sunmamalıdır -ki yapılan da bundan gayrı bir şey değildir. Ehmedê Xanî hem Fransız Devrimi hem de Sanayi Devrimi’nden önce yaşamıştır ve Xanî’nin doğum ve vefatı hakkında da kesin bilgiler var iken ve hatta herkes bunda hemfikir iken bazı araştırmacılarımız Xanî’yi bahsettiğimiz yukarıdaki devrimlerin bir teorisyeni gibi kurgulamıştır. Mesela Xanî üzerine yazılan bir eserde müellif şöyle der: “Ayrıca Ehmedê Xanî’de sosyalizan yönler buldum.” Doğrudur Ehmedê Xanî içerisinde yaşadığı topluma ait en fazla malumat veren klasik şairimizdir ve toplumunun katmanlarından bahsetmiştir. Fakat bunu antikapitalist bir sosyalistin fikirleri gibi algılamak anakronizmden öteye bir şey değildir. Zira Xanî hayatta ikeni bir tarafa bırakalım da Xanî bu dünyadan göç ettiğinde bile Sosyalizm ya da Komünizm var mıydı veyahut bunlar kaç yaşında idi? Bence bu tarz okumalar hem edebi eserlerimizi tahrip ediyor, onları anlaşılmaz kılıyor hem de bahsi geçen ideolojilere birer hakarettir. Ehmedê Xanî aynı zamanda bir medrese hocası idi ve eğitimci bir kişiliğe de sahip idi ve bu kimliğinin de bir yansıması olarak da medresede okuyan Kürt öğrenciler için manzum bir Arapça-Kürtçe Sözlük tarzında Nûbihar adlı bir eser yazmıştır ve eserini yazma nedenini de şöyle açıklar: Wekî jı Qur’anê xilas bin/ Lazim e li Siwadê çavnas bin. Yani Kürt öğrencilerinin Arapça okurken zorlanmamaları. İşte Xanî’nin bu eseri ile ilgili bir başka araştırmacımızdan bir başka güzelleme; araştırmacımıza göre Xanî yukarıdaki beyitten anlaşılacağı gibi Kürt öğrencileri Ku’ran’dan kurtarmak için yazmıştır.(bkz Nûbihar, E.Xanî, 7-8, Zinar.) İlahî aşkın bir namesi olan Mem û Zîn’in şairine ancak bu kadar kötü bir çamur atılabilinir. Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’i Kürt siyasetini yansıtır ama bir siyasetname değildir; Mem û Zîn devrinin yaşamını, siyasal, toplumsal değerlerini yansıtan bir eserdir; fakat Mem û Zîn bir manifesto ya da herhangi bir devrimin elkitabı değildir. Mem û Zîn, Firdevsî’nin Şehname’si gibi, Fuzulî’nin Leyla û Mecnun’u, Nizamî’nin Hüsrev û Şirin’i ya da Hafız’ın ya da Gothe’nin Divan’ı gibidir. Sözün özü edebî eserleri tahlil etme yöntemleri bellidir ve Mem û Zîn de bu yöntemlerle ele alınmalıdır. Mem û Zîn’i Doğu Edebiyatı içerisinde bir mesnevi olarak tahlil edecek olursak: Mem û Zîn ilk Kürt mesnevisidir. Yani başka bir ifade ile mesnevi tarzının ilk Kürtçe örneğidir. Xanî bu eserini oluştururken tamamen bir Kürt destanı olan Memê Alandan yola çıkarak oluşturur ama bunu ise kendi üslubuyla yazdığını söylemekten de geri durmaz. Bununla ilgili olarak, değerli araştırmacı Ferhad Şakeli önemli eseri Mem û Zîn’de Kürt Milliyetçiliği adlı eserinde şöyle der: “Ehmedê Xanî folklorik M&Z’i ya da Memê Alan’ı kendi M&Z destanı için temel olarak kullandı. Ancak O, M&Z’indeki her şeyin kendisine ait olduğunda ve onu kimseden almadığında ısrar etmektedir. Biçim, anlam, sözcükler ve niteleme Ödünç almadık aslâ onların birini bile Fikrimin ürünleridir onların hepsi El değmemiş gelinlik kızlardır onların hepsi ” Doğu Edebiyatı mesneviyatında birçok şair aynı konuyu aynı hikayeyi işlemiştir hatta çoğu şair yararlanma bir tarafa kalsın bir diğer şairin eserini neredeyse olduğu kendi diline kopya etmiştir. Taklit edilen önemli şair de Farsça yazan üç büyük Kürt şairdir Nizamî, Molla Camî ve Hacoyê Kırmanî... Hatta bazı Türk şairler özellikle de Nizamî’nin Leyla û Mecnun’unu taklit edenler bunu açık bir dille ifade ederler. Yine bunların yanında farklı gerekçelerle eserini farklı eserlerin gölgesinde yazanlar vardır. Mesela en güzel örneği meşhur Türk şairi Şeyh Galib’in Hüsn û Aşk’ıdır. Şeyh Galib mevlevi bir şaridir ve kendisini Mevlananın xalefi gibi görür ve mesnevisinin 2020. beytinde şu cesurca ve zekice itirafında bulunur: Esrârımı Mesnevî’den aldım Çaldım velî mîrî malı çaldım Yine Şeyh Galib, kendisini böyle aklarken aynı şeyi yapan Kürt şair Urfalı Nabî’yi, Şeyh Feriddudin Attar’dan etkilenerek Hayrabad adlı eserini yazdığı için yine Hüsn û Aşk’ında şöyle yerer: Gâhî okunurdu Hayrâbâd Nâbî olunurdı hayr ile yâd Hakkâ ki acîb bir eserdir Erbâbı yanında mu’teberdir Kim Nâbî’ye hiç düşer mi evfak Şeyhin sözine kelâm katmak Ey kıssadan olmayan haberdar Nâkıs mı bırakdı Şeyh Attar İşte o kadardır ol hikâyet Bâkisi dürûğ-ı bî-nihâyet Manzûme-i Fârisî-veş ebyât Bi’lcümle tetâbû-ı izâfât Mi’râc-ı hayâle eyleyip sâz İster ki Mesîh’e olsun enbâz Mebnâ-yı binâ-yı Hayrâbâd Bir hayırsızın kemâlin îrâd El-hak çalıp alma kıssadır ol Hırsızlara hayli hissedir ol Hatta burada Şeyh Galib çok ilginç bir şey söyleyerek en büyük mesnevi şairi Nizamî’yi de bu ithamından nasiplendirir: Dersen ki Nizamî’yi girâmî Etmiş o dahî bu iltizâmı Evet Şeyh Galib örneğinde görüldüğü gibi mesnevi yazmak o kadar da kolay değil hele de konu seçimi ve yazma üslubu... İşte bence Xanî’nin en önemli yönü burda belirmeye başlar. Ehmedê Xanî her şeyden önce Şeyh Galib gibi eleştiri oklarını yayından atmaya hazır şairlere kesinlikle mahal vermiyor, bırakın konuyu birinden çalmayı-aşırmayı, O, o güne kadarki tüm mesnevileri okumuş gibi “çalma” sözcüğünü değil de “ödünç alma” fiilini bile olumsuzlayarak tamamen Kürdî bir konu seçiyor, tamamen ilhamını kendisinden ve sadece kendi millî değerlerinden alır ve bunu yaparken de son derece bilinçli bir şekilde yapar. Zira hiçbir mesnevide görülmeyen özellikler vardır Mem û Zîn’de ve maalesef bunlar şimdiye kadar hep gözden kaçmıştır. Mesela bütün hikayeler iki şahıs (bir maşuk bir aşık) etrafında dönerken Mem û Zîn’de dört tane aşk pervanesi vardır. Bu bence en önemli ayırıcı hususiyetlerden biridir Mem û Zîn’in. Mem û Zîn bir manifesto kitabı değildir demiştik fakat bu mesnevinin ayırıcı özelliklerini belirtmek için şunu diyebiliriz ki Mem û Zîn’in iki bölümü tamamen manifesto niteliği taşır ve diğer hiçbir mesnevide rastlanmayan sadece Xanî’ye ait Kurdîce özellikler kendini gösterir. Bu iki bölümden biri Kürtleri Övüşün Metni adlı ve değerli üstad M. Emin Bozarslan’ın Mem û Zîn çevirisinde “Derdê Me” (Derdimiz) adını verdiği 5. bölüm ile Sebebê Nezma Kitabê adlı 6. bölümdür. Yukarıda da değindiğimiz gibi Xanî ilhamını kimseden almamıştır ama Xanî bununla da kalmaz ve mesnevi geleneğinde bir ilki daha gerçekleştirerek tamamen bir meydan okumayı da gerçekleştirir, Kürtleri -her ne kadar onlar kendi öz güçlerinin ve de millî değerlerinin fakında olmasalar da- çok güzel bir dille över, Kürtçe’yi hiçbir dilden aşağı göremeyeceğimizi hatırlatır (sanki bugünkü dil sorunları konusunda bizi uyarır gibi) ve en son olarak da şunu belirtebiliriz ki Ehmedê Xanî bir edebiyatı tekrar diriltmenin peşinde olduğunu söyler, ki bunları şu şekilde ifade eder: Ez mame di hikmeta Xwedê da Kurmanc di dewleta dinê da Aya bi çi wechî mane mehrum Bîlcumle ji bo çi bûne mehkum Wan girtî bi şîrî şehrê şuhret Texsîrî kirin bîladê hîmmet Her mîrekî wan bi bezlê Xatem Her mêrekî wan bi rezmê Rustem Bifikir ji Ereb heta we Gurcan Kurmancî ye bûye şibhê burcan Rum û Ereb û Ecem temamî Hemiyan ji me re dikir xulamî Yine 6. bölümde yani bir mesnevinin en önemli bölümü olan Sebeb-i Telif bölümünde Xanî eserini nasıl Kurdperwer duygularla yazdığını dillendirir ve tarihi bir tespitte bulunur ki bunu hala aydınlarımız tartışır fakat Xanî’nin görüşüne bakmazlar. Xanî’nin bu tesbiti de şudur ki Kürtçe yazan şair ya da edipler Kürt edibi ya da şairidir yani tamamen eserinin dili ile ilgilidir yoksa siz de Kürt şairleri Nizamî ya Molla Cami gibi çok güzel eserler verebilirsiniz fakat kimse sizi bir at bakmak için seyislik için bile tutmaz. Yine Xanî burada der ki eğer siz de benim gibi bir inci değerindeki Kürtçe ile yazarsanız Melayê Cizîr’nin ruhunu diriltirsiniz, Elî Herîr’iyi sevindirirsiniz ve hatta Feqiyê Teyran’ı da ebede kadar mesut edecek kadar hayran bırakırsınız: Xanî kemalê bêkemalî Meydana kemalê dîtî xalî Ye’nî ne ji qabîl û xebîrî Belkî bi teesûb û eşîrî Hasil ji inad eger ji bê dad Ev bîdet e ger xîlafê mu’tad Safî şemirandî vexwarî derdî Manendê durrê Lîsanê Kurdî Înaye nezm û înîtazamê Kêşaye cefa ji bo wê amê Da xelqî nebêjîtin ku Ekrad Bêmerîfet in, bêesl û bûnyad Enwaê milel xwudan kitêb in Kurmancî tenê di bêhisêb in Hem ehlê nezer nebên ku Kurmanc Işqî nekirin ji bo xwe amanc .... Min dî alema kelamê mewzûn ‘Alî bikira li banê gerdun Bîna ve rûha Melê Cizîrî Pê hey bikira Elî Herîrî Keyfek we bida Feqiyê Teyran Hetta bi ebed bimayê heyran |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Ehmedê Xanî- Ahmedi Xani BÜYÜK KÜRT YAZAR | baba4 | Biyografi | 10 | 26-10-2008 02:22 PM |
| Baxe Sorgulan - Ahmede Xani | ALiSeR | Hikayeler Efsaneler | 1 | 19-08-2006 03:41 PM |
| araba lastiği i,le sanat eseri | emrecan | Komik Resimler | 0 | 20-06-2006 12:38 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.