Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Yıllık Ödevler, Eğitim Konuları > Dersler,Yıllık Ödev, Tez > Biyoloji

Kayıt Ol SSS
Eski 12-04-2009, 03:58 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesaj: 1
Üye No: 244423
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
sekorock is on a distinguished road
Exclamation sinir sistemi yardım!


arkadaslar yıllık odew ıcın sinir sistemiinin yapısı ve özellikleri hakkında geniş dokumna ıhtıyacım var lutfen yardımcı olunnn

sekorock is offline  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Share on Facebook
Eski 12-04-2009, 04:02 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Mar 2008
Konum: åÑT@L¥å
Mesaj: 1,862
Üye No: 283127
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 40683
Rep Puanı : 4067999
Rep Derecesi
nefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond reputenefretli73 has a reputation beyond repute
Varsayılan


GİRİŞ:İnsan merkezi sinir sistemi, evrende bilinen en karmaşık biyolojik organizasyona sahiptir. Milyarlarca sinir hücresi ve bunların aralarındaki trilyonlarca baÇlantı, sinir sisteminin ana yapısını oluşturur. Bunların yanında, sinir hücrelerinin on katı kadar sayıda da yardımcı hücreler (nöroglia) bulunur. Bu akıl almaz düzeydeki karmaşık yapı, bu günkü bilgilerimiz ışıÇında, tüm canlılık olaylarını ve davranışları düzenleyen bir ara-birim olarak görev yapar.

SİNİR SİSTEMİMİZ...
Sinir sistemini genel olarak, merkezi ve çevresel (periferik) sinir sistemi olarak iki kısma ayırmaktayız. Çevresel sistem, vücudun her yanından alınan duyu (tat, dokunma, görme, işitme, vücudun pozisyonu, aÇrı, ısı, titreşim vb) bilgilerini merkeze taşıyan ve merkezden çıkan emirleri kas veya salgı bezi gibi ilgili yerlere götüren sinir kablolarından oluşur. Yani çevresel sinir sistemini (o kadar basit deÇilse de) bir veri taşıyıcısı olarak düşünebiliriz.

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN GENEL HATLARI

Merkezi sinir sistemi, yani beyin ve omurilik, üç katlı bir zar yapısı ile çevrelenmiş durumdadır. Bu zarlar dıştan içe doÇru dura mater (sert zar), araknoid (örümceksi) zar ve pia mater (ince zar) olarak sıralanırlar. Bu üç kılıf, kesintisiz bir biçimde tüm merkezi sinir sistemini sarar ve çevresel sinir sisteminde de hafif yapı ve işlev deÇişiklikleri ile devamlılık gösterir.
Resmin Orjinal Boyutunu Görmek İçin Tıklayın.
Şekil 1. Beyni saran zar sistemleri ve kan beyin engeli.

Araknoid zarın iç kısmı, ince uzantılarla ve adeta bir örümcek aÇı yapısında baÇlantılarla doludur. Zara adını veren de zaten bu özelliktir. Araknoid zar, bu uzantıları aracılıÇıyla pia mater'e baÇlanarak, arada bir boşluk oluşmasına neden olur ki bu boşluk da "subarachnoid boşluk" adını alır (sub eki, "altında" anlamındadır). Bu boşluk ise, tabirin aksine boş deÇil, "beyin omurilik sıvısı" (BOS) denen bir sıvı ile doludur. Bu sıvı, sinir sistemi dokusunun beslenmesi ve atıklarının atılmasında hayati öneme sahiptir. Ayrıca, sinir sisteminin tamamını saran bu zar yapısı ve içindeki sıvı dolu bu bölmeler sayesinde, sinir sistemi bir bütün olarak sıvı içinde yüzer durumda bulunur ve böylece hem darbelere karşı emici bir tamponla korunmuş, hem de bu yumuşak ve nazik doku kendi aÇırlıÇı dolayısıyla hasar görmesini engelleyecek bir yastık sistemiyle donatılmış durumdadır.

Beyni besleyecek olan kan damarları beyin dokusuna girerken bir çeşit yapı deÇişikliÇine uÇrayarak, duvarlarından hiç bir maddenin kontrolsüz geçmesine izin vermeyecek özel bir yapı kazanırlar. Bu yapı, sinir hücrelerinin yardımcıları olan glia (bkz aşaÇıda) hücreleri ile dış kısımdan da desteklenerek, "kan beyin engeli" dediÇimiz özel bir yapının oluşmasını saÇlarlar. Bu sayede çok hassas bir organ olan sinir sistemi, kandaki zararlı ve istenmeyen maddelerin taarruzundan da korunmuş olur (Şekil 1).

OMURİLİK:

Merkezi sinir sistemi; kararların verildiÇi, etraftan gelen verilerin yorumlandıÇı, algılamanın ve diÇer bütün zihni fonksiyonların yerine getirildiÇi bölgeleri içeren karmaşık bir işlevsel yapılar bütünüdür. Merkezi sinir sisteminin en "basit" kısmı, omurilik dediÇimiz ve sırtımızdaki omur kemikleri arasında aşaÇıya doÇru uzanan tüp şeklindeki yapıdır. Bu yapı, etraftan gelen bilgilerin merkezi sinir sistemine girdiÇi ve merkezden gelen emirlerin çevresel sisteme aktarıldıÇı yerdir. Aynı zamanda, refleks dediÇimiz, ani ve istemsiz hareketler de, bu organ tarafından kontrol edilir. Omurilik temel olarak, orta kısmında ince ve boylu boyunca bir kanal; kanalın etrafında, eninde kesildiÇinde kelebek gibi görünen bir gri madde; ve bunun etrafında ise beyaz madde kütlesinden oluşan, tüp şeklinde bir yapıdır. Ortadaki kanal, beynin içinde bulunan, ventrikül (karıncık) adı verilen ve besleyici bir sıvı olan beyin omurilik sıvısı (BOS) ile dolu olan boşlukların, omurilik içindeki devamıdır ve aynı sıvıyla doludur. Kanalın etrafında bulunan gri madde, esas olarak sinir hücrelerinin gövde kısımlarını içerir. Buradaki sinir hücreleri, çevresel sinir sisteminden gelen ve merkezden dışarıya gönderilen verileri deÇerlendirilerek, nereye ve ne şekilde gönderileceklerini belirleyen karmaşık elektriksel devreler oluştururlar.

Bu fonksiyonu anlamak için basit bir örnek verelim: Diyelim ki elimizde bir dondurma var ve bunu aÇzımıza götürüp yemek istiyoruz. Bunun için, kolumuzu aÇzımıza doÇru bükmemiz gerekiyor. Biz bu kararı beynimizde verdikten hemen sonra, beynimizden, kolumuzu bükecek olan pazu kaslarına doÇru bir kasılma sinyali gönderilir. Fakat bu sinyal, kola gelmeden önce, omurilikteki sinir hücrelerine aktarılır. Burada, yani omurilikte bulunan elektriksel devreler, bu sinyali alarak birkaç iş yaparlar. Öncelikle, pazu kaslarına bir uyarı gönderirler. Ama bu arada, kolun bükülebilmesi için, kolu açmaya, yani aÇızdan uzaklaştırmaya yarayan arka kol kaslarının da gevşemesi gerekir. İşte, omurilikteki devreler, pazu kaslarına “kasıl” emrini gönderirken, aynı zamanda, kolu açan kaslara kasılma emri veren omurilik hücrelerine de “dur” emri verirler. Dolayısıyla kolumuz, aÇzımıza doÇru yaklaştırılmış olur. Bu sırada, dondurmayı tam aÇzımıza isabet ettirebilmemiz için, kaslardaki durum duyusu (proprioception) algılayıcı algaçlardan merkeze gönderilen uyarılar başta olmak üzere, bir çok ek işlev devreye girmelidir. Bu karmaşık aÇın tam olarak eksiksiz çalışabilmesi halinde, dondurma yeme işlemimizi normal bir biçimde tamamlayabiliriz.

Refleks dediÇimiz ani hareketler de, yine omurilik içindeki benzer devreler aracılıÇıyla, şuursuz ve hızlı bir biçimde cereyan ederler. Şuursuzdur çünkü, hareket kararı beyinden deÇil, omurilikten gelir; ve hızlıdır, çünkü, beyine gidip geri dönmeye oranla çok daha kısa bir yol izler. EÇer bu mekanizma omurilikten deÇil de beyinden yönetilseydi, yanlışlıkla bir sobaya dokunduÇumuz zaman, elimizi ancak belki de ciddi biçimde yandıktan sonra oradan çekebilecektik!

BEYİN SAPI:

Merkezi sinir sisteminin ikinci kısmı, beyin sapı olarak adlandırdıÇımız bölümdür. Bu yapı, bir çok alt birimden oluşan ve omuriliÇe göre daha karmaşık hücre baÇlantıları içeren bir yerdir. Anatomik olarak, omurilikle beyini birbirine baÇlayan bir köprü gibidir. Bu bölge, temel hayati fonksiyonların yürütülebilmesi için vazgeçilmez öneme sahiptir. Nefes alıp verme, kanın damarlarda dolaşması, kalbin atım düzeni, uyku ve uyanıklık, dikkat ve bunun gibi bir çok önemli etkinlik, beyin sapı dediÇimiz bu bölgeden kontrol edilir.



Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 488x416.

ARA BEYİN:

Beyin sapının üst kısmında, ara beyin denen bölge yer alır. Ara beyin, bildiÇimiz o kıvrıntılı beyin yarım kürelerinin iç kısmını dolduran bir çok farklı bölgenin oluşturduÇu bir yapılar topluluÇudur. Bu bölgeler, öÇrenme, hafıza, açlık-susuzluk, vücudun iç dengesinin korunması, vücuttaki hormon sistemlerinin kontrolü, heyecanlar, duygusal tepkiler, duygulara göre vücudun iç ortamının düzenlenmesi gibi çok önemli fonksiyonlar yürütürler. Bu ara beyin bölgelerinin çoÇu, az önce bahsettiÇimiz, sıvı dolu beyin içi boşluklarının (ventriküllerin) etrafını sarmış vaziyette bulunur (Şekil 3'de gösterilen pons ve tegmentum'u da içine alan bölüm).

LİMBİK SİSTEM

"Kabuk altı" (subcortical), yani, birazdan bahsedeceÇim beyin kabuÇunun altında kalan yapılardan bazıları, ara beynin etrafında onu bir halka gibi saran, işlevsel bir birliktelik oluşturmuşlardır. Bu yapıya, özel olarak Limbik sistem (latince: limbus= halka, sınır) adı verilir. İşte bu limbik sistem içinde yer alan hippokampus, amigdala, forniks, mamillar cisim, septum, cingulat kabuk gibi yapılar, heyecansal ve temel zihni fonksiyonları yürütürler. ÖrneÇin sinirlenince kontrolümüzü kaybetmemize sebep olan yapılardan en önemlisi, burada bulunan amigdallerdir; veya, öÇrendiÇimiz herhangi bir şeyi hafızaya almamızı, buranın bir üyesi olan hippokampus saÇlar (daha sonra ayrıntılı olarak bahsetmeye çalışacaÇım). Ara beyinde ayrıca, vücuda giden emirlerin düzenlenmesinin yapıldıÇı ara merkezler de bulunur.
Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 591x233.

BEYİN KABUĞU (Cortex):

Merkezi sinir sisteminin en üst kontrol noktası ise, işte o beyin dediÇimiz zaman aklımıza gelen kıvrıntılı yapıdır. Bu yapının adı beyin kabuÇudur (korteks). En üst kısımda bulunur ve orta beynin etrafını sarar. İşlevlerinin henüz çok azını ortaya çıkarabildiÇimiz bu bölge, genel olarak, "yüksek beyin işlevleri" dediÇimiz işlevleri ve algılamayla-deÇerlendirmeyle ilişkili temel görevleri yürütür.

Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 597x253.

İşitme, görme, vücut duyuları gibi belirgin işlevlerin, beyin kabuÇunun özel bölgeleri tarafından işlendiÇi uzun yıllardan beri bilinmektedir. ÖrneÇin gözden gelen görme sinyallerinin görüntüye dönüştürülmesi, artkafa lobundaki beyin kabuÇu bölgesince yapılır. Benzer şekilde işitme duyusu ile ilişkili bölgeler de şakak lobu üzerinde yerleşmiştir. Motor alanlar, özellikle istemli hareketlerin başlatılması ve icra edilmesinde önemli iken, duyusal alanlar, tüm vücuttan gelen verilerin deÇerlendirildiÇi en üst merkezler olarak işlev görürler. Ayrıca önemli kabuk alanlarına iki ünlü örnek olarak, konuşmanın planlanmasının ve "dizgi"sinin gerçekleştirildiÇi, ön beyin lobundaki Broca alanı ile, konuşmadaki anlamı kavrama işinde rol alan, şakak lobunun arka kısmındaki Wernicke alanlarını verebiliriz. Bu bölgelerde meydana gelen hasarlar, ilgili işlevlerde kısmen veya tamamen kayıplara yol açar.

Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 557x386.

Görme, işitme, motor alanlar gibi bir çok alan, işlevsel ve kısmen de yapısal olarak farklı bir çok alt alana ayrılırlar. Bunların dışında kalan kabuk bölgelerinin bir çoÇu ise "birleştirme" ya da "ilişkilendirme" alanları (associative areas) olarak bilinir. Bu bölgeler, ayrık duyuların birleştirilmesi ve farklı duyulardan gelen girdilerin tek bir tecrübe halinde birleştirilmesi gibi işlerden sorumludurlar. Bu işlev, halen sinirbilimlerinin en önemli gizemlerinden bir tanesidir ve gerçekleşme mekanizması henüz açıklıÇa kavuşturulamamıştır (BaÇlantı Sorunu; Binding Problem).

Bu gün beyin kabuÇundaki alanların sınıflandırılmasında Broadmann adlı araştırıcının işlevsel ve hücre mimarisini temel alarak yaptıÇı ayrıntılı sınıflandırma halen büyük oranda geçerliliÇini korumaktadır. Buna göre, beyin kabuÇu alanları belli numaralarla belirlenmiştir. ÖrneÇin artkafa lobundaki birincil görme alanı, Broadmann'ın 17. alanına karşılık gelir.

Beyin kabuÇunda bulunan yapılar, beş duyumuzun bilinçli deÇerlendirilmelerinin yanı sıra, düşünme, plan yapma, alınan verilerin deÇerlendirilmesi, eski bilgilerle karşılaştırılması, kişilik özellikleri, ince el becerileri, mantık, matematik, sanat, soyut düşünce gibi, nasıl yapıldıklarına dair elimizde sadece “bilgi kırıntıları” olan işleri yapar. En önemlisi ise, dünyayı anlamaya çalışırken kullandıÇımız en önemli aracımız da işte bu beyin kabuÇudur. Bütün bilişsel işlevlerimiz, sanat, bilim, estetik, ve diÇer tüm insani özelliklerimiz, beyin kabuÇunun işlevleri ile yakından ilişkilidir. Bizim yaptıÇımız işin temeli ise, evrendeki en karmaşık yapı olan beyin kabuÇunu, yine kendi beyin kabuklarımızı kullanarak anlamaya çalışmaktır. Elbette ki, bunun mümkün olup olmadıÇı bile tartışma konusu yapılabilir. Fakat biz bu kısmı felsefecilere bırakarak, elimizden gelen çabayı gösteriyoruz :-)).

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN İNCE YAPISI
Sinir sisteminin ana işini yürüten hücreler, nöron (=sinir hücresi) denen özel hücrelerdir. Bu hücreler, istisnaları olmak üzere, bir gövde, aÇaç gibi yan dallar (dendritler) ve bir de, bazen dallanabilen ve hücrenin “kararlarını” diÇerlerine ileten, tek bir uzantı (akson)dan oluşurlar. Nöronlar, görevleri ve bulundukları yerlere göre çok deÇişik şekil ve kimyasal içerik farkları gösterirler. Hücrenin gövde kısmında bulunan çekirdek, hücrenin temel işlevlerini belirleyen ve DNA molekülü üzerinde kodlanmış halde bulunan genetik bilgiyi içerir. DNA üzerindeki bilgi, hücrenin bulunduÇu ortama, ortamdaki deÇişimlere ve hücrenin iç çevresine baÇlı olarak deşifre edilerek, hücre içi olayların meydana gelmesini saÇlar. Bu şifre, bir insanın tüm hücrelerinde aynı olmasına raÇmen, farklı hücrelerde farklı kısımları kullanılarak, hücrelerin farklı yapı ve işlev sahibi olmasını mümkün kılar. Çekirdekteki DNA molekülünden ihtiyaç anında çıkan bilgi, ribozom ve endoplazmik retikulum dediÇimiz hücre içi organcıklarda, hücrenin işlevlerini düzenleyen proteinler haline çevrilir. Bu proteinler de, hücre içi olayları etkileyerek, hücrenin fonksiyonunu etkilerler.


Sinir hücreleri aynı zamanda birbirleri ile ilişki halindedirler. Bu sıkı ilişki, sinirsel işlevin temelini oluşturan bilgi akışını saÇlar. Hücreler arası bu bilgi geçiş noktalarına SİNAPS adı veriyoruz. Sinapslar, deÇişik tip ve özelliklerde olmalarına karşın, hemen hepsi bilginin iletimi işlevinden sorumludur. Kısacası, nöronlar kendi aralarında baÇlantılar kurarak, elektrik devrelerine benzer yollarla iletişim saÇlayıp, beyin işlevlerinin ortaya çıkmasını saÇlayan ana elemanlardır. Elbette ki, bu elektriksel devre sistemi, herhangi bir insanın hatta bir sinir bilimcinin hayal edebileceÇi karmaşıklıÇın çok çok ötesinde bir karmaşıklıÇa sahiptir.

Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 595x247.

Genel olarak bir sinir hücresi, gövde ve dendrit (dendron=aÇaç; lat.) dediÇimiz gövde dalları aracılıÇıyla veriler “alır”. Bu veriler, hücre içindeki genel duruma ve gelen tüm verilerin toplam etkisine göre, akson dediÇimiz, o tek, uzun ve ince uzantı vasıtasıyla, diÇer bir hücreye aktarılır. Yani, nöron gövdesini ve gövdenin dallarını minik bir santral, aksonu ise, bilgiyi götüren bir telgraf teli gibi düşünebiliriz. Daha sonra, aksonla gönderilen bu bilgi, o aksonun dalları aracılıÇıyla bir veya binlerce sinir hücresine (veya kas ve salgı bezi hücreleri gibi diÇer hücrelere) ulaştırılır ve bu hücreler, yine aynı mekanizma ile bu uyarının gerektirdiÇi işi yaparlar. Şimdi bu mekanizmayı biraz hayal etmeye çalışın ve ardından, sadece beyin kabuÇu dediÇimiz kısımda bulunan 4-5 milyar sinir hücresinin, birbirleriyle yapabilecekleri baÇlantıların sayısını hesap edin. İşte vücudumuzda bulunan ve hayal sınırlarını aşan bir organizasyon örneÇi...

Sinir sisteminde sadece sinir hücreleri bulunmaz. Bunların yanında, kütle olarak merkezi sinir sisteminin yarısını oluşturan ve sayıca da yaklaşık sinir hücrelerinin on katı kadar sayıda bulunan yardımcı hücreler vardır. Bu hücrelere glia (=glue, yapıştırıcı) hücreleri diyoruz. Çeşitli tipleri olmasına karşılık, genel işlevleri, sinir hücrelerinin ve sinir sisteminin fonksiyonunu sürdürmesine yardımcı olmaktır. Oligodendrosit (az uzantılı hücre) denen hücreler de, merkezi sinir sistemi içinde, yan yana ve sıkı bir dizilim içinde seyreden aksonları, yani sinirlerin elektrik kablolarını, birbirlerinden izole eden, myelin kılıf dediÇimiz bir kılıf oluşturur. Bu kılıflar, sinir tellerinin her birinin etrafını sararlar ve onların elektriksel olarak izole edilmesini saÇlamanın yanında, iletkenliÇini de artırırlar. Bir başka glia hücresi olan mikroglia (küçük glia), en küçük glia hücrelerindendir fakat, görevi, sinir sistemini yabancı madde ve mikroorganizmalara karşı korumaktır. Bu hücreler, fagositoz (=hücrenin yemesi) yapar, yani, yabancı maddeleri yiyerek yok ederler.

Resmin Orjinal Boyutunu Görmek İçin Tıklayın.

Astrosit (yıldızsı hücre; astroglia) dediÇimiz glia hücreleri ise, sinir hücrelerinin beslenmesine ve kimyasal işlemlerine çok önemli yardımlarda bulunur.

Resim Yeniden Boyutlandırılmıştır.Orjinal Boyutlarında Görmek İçin Tıklayın.Resmin Orjinal Boyutları 600x341.

Son yıllarda glia hücrelerinin sinir sisteminin işlevinde sanılandan çok daha önemli olduklarına dair bir çok çalışma yayınlanmaktadır. Glia hücreleri, başta haberci moleküllerin üretimi ve dönüştürülmesi gibi, sinir sistemlerin işlevleri için vazgeçilmez destekleyici görevler üstlenirler. Bunun yanında sinir hücrelerinin madde alış-verişinde bulundukları çevreyi de etkileyip deÇiştirerek, onların işlevlerinde belirgin deÇişikliklere yol açabilmektedirler. Hatta kimi araştırıcılara göre, bilincin oluşumu, epileptik süreçler ve diÇer geniş hücre topluluklarını ilgilendiren olaylarda glia hücreleri, sinir hücrelerine göre çok daha önemli roller oynayabilmektedir. Sinirbilimlerinin gelişmesi ile birlikte şimdiye kadar hep arka planda kalmış olan bu hücrelerin daha etkin rollerle karşımıza çıkmalarını bekliyoruz.

Bu genel yapıyı kısaca inceledikten sonra şimdi biraz daha derine girelim ve sinir hücrelerinin nasıl haberleştiklerine kısaca bakalım.

SİNİR HÜCRELERİ NASIL HABERLEŞİRLER?
Az önce de belirtmeye çalıştıÇım gibi, sinir hücreleri arasında sinaps denen geçiş bölgeleri vardır. Buralar, hücreden hücreye bilgi (elektriksel sinyal) geçişinin olduÇu yerlerdir. Elektriksel ve kimyasal olarak iki tip sinaps düşünebiliriz. Klasik anlamda bir kimyasal sinaps, sinir hücresinin ürettiÇi sinyali o hücreden diÇerlerine taşıyan aksonun dallarından birinin uç kısmı ile, alıcı hücrenin etrafındaki hücre zarının birbirleriyle yaklaşması sonucu meydana gelir. Evet, gerçekten de hücreler birbirlerine gerçek anlamda temas etmezler. Sadece, çok ince bir aralık bırakacak şekilde yaklaşırlar. Hücrelerin etrafını kaplayan hücre zarı, bu sinaps alanlarında hafif deÇişiklikler gösterir. Bu deÇişiklikler, sinapslardan sinyal iletiminin saÇlanabilmesi için gereklidir.


Kimyasal bir sinapsta, sinyalin bir hücreden diÇerine geçişi, nörotransmitter olarak adlandırılan ileti maddeleri aracılıÇıyla olur. Bu ileti maddeleri, iletinin geldiÇi kaynak (presinaptik=sinaps öncesi) hücrenin aksonunun ucundan salgılanır. Bu salgılanma, elektriksel uyarının aksonun ucuna gelmesi sayesinde olur. Salgılanan bu ileti maddeleri, sinapsı oluşturan o iki hücre arasındaki ince aralıÇa salgılanmaktadır. Bu salgılanmayı takiben, çok hızlı bir şekilde, bu ileti maddeleri, karşıdaki hedef (postsinaptik=sinaps sonrası) hücrenin zarı üzerindeki uygun algaç (reseptör) moleküllerine baÇlanırlar. İşte bu baÇlanma, sebep olduÇu çeşitli kimyasal olaylar sonucu, yeni hücrede bir elektriksel sinyalin doÇmasına sebep olur. Çeşitli sinapslardan gelen verilerin toplanması veya bir sinapstan ardı ardına birkaç sinyalin yeni hücreye geçirilmesi ise, yüksek bir elektriksel potansiyel doÇurur. Bu potansiyel, aksiyon potansiyeli adını alır ve işte bu potansiyel, diÇer hücrelere aktarılmak üzere, akson vasıtasıyla gönderilen elektriksel sinyalin ta kendisidir.

İşte hücreler arası iletimi saÇlayan mekanizma, kısaca bu şekilde işler. Bu sinyal geçişi, sadece sinir hücreleri arasında deÇil, kasılma emrini kas hücrelerine taşıyan sinir uçlarıyla kas hücreleri arasında ve bezlere salgı emrini veren uçlarla salgı bezi hücreleri arasında da mevcuttur. Küçük ayrıntı farklarıyla beraber, mekanizma benzerdir.

Resmin Orjinal Boyutunu Görmek İçin Tıklayın.

Sinapsların bir diÇer önemli özelliÇi de “deÇişebilir” olmalarıdır. Bu durum, yakın zamanlarda ortaya konmuş bir mekanizmadır ve ilginç sonuçları vardır. Yani, iki (veya daha fazla) hücre arasındaki bu iletişim bölgelerini oluşturan hücre bölgeleri, aktifliklerini ve duyarlılıklarını ve hatta şekillerini deÇiştirirler. Bunun yanında, sinapslar, hücrelerin aktifliklerine baÇlı olarak sürekli biçimde oluşup kaybolurlar. Yani sinaps dediÇimiz bölgeler, hücrenin kolu-bacaÇı gibi sabit bir yapı deÇildir. Sürekli deÇişirler. Bunu, beyin fonksiyonları açısından düşünecek olursak, sinir hücreleri, her türlü aktiviteye baÇlı olarak, aralarındaki baÇlantıların sayılarını ve özelliklerini deÇiştirebilirler. Yani beyin, "her" yaptıÇı iş (aklınıza ne geliyorsa...) sırasında deÇişmektedir. “Düşünce düşüneni deÇiştirir” sözü, belki bu açıdan daha anlamlı hale gelmekte. Yakın zamanlarda, yaptıÇımız öÇrenme deneyleri ile kendilerine bir şeyler öÇretilen hayvanların, öÇrenmeyle ilgili beyin bölgelerinden bazılarında, bu iletişim bölgelerinin sayısında artış olduÇunu bulmuş olmamız, bu durumun bir başka göstergesi sayılabilir.

Sinir sistemi hakkında aslında daha söylenecek çok fazla şey var. Fakat, konuyla derinden ilgilenmeyenler için, buraya kadar olan bilgiler, sinir sisteminin nasıl bir şey olduÇu ve beynimizin nasıl çalıştıÇı gibi konularda genel bir kanı verecektir. Kanımca, insan için anlaşılması gereken en önemli şey, her gittiÇi yerde yanında götürdüÇü vücudu ve özellikleri. Hele bir de entelektüel bir insan için, tüm insan vücudu konusunda olmasa bile, en azından sinir sisteminin işleyişi ve merkezi sinir sisteminin fonksiyonları hakkında genelden öte bir bilgiye sahip olmak kaçınılmazdır. YaşadıÇımız dünyayı ve evreni anlamanın bir yolu da, onu nasıl algıladıÇımızı anlamaktan geçer...

SaygılarNefretli73

nefretli73 is offline  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Share on Facebook
Eski 12-04-2009, 04:06 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Mar 2009
Konum: =__NUSAYBİN__=
Yaş: 1
Mesaj: 1,233
Üye No: 436200
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10816079
Rep Derecesi
ÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond reputeÇiKoNaCi has a reputation beyond repute
Varsayılan


afferin be nefretli kardesim bende arastırma yapıyordum cok az bulmustum baktım sen bulmusun sana rep verecektım torpil yokmus

ÇiKoNaCi is offline  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Share on Facebook
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kur'an'i Kendİlerİne GÖre Yorumlayanlar umudum2121 İslamiyet 1 01-04-2009 06:47 PM
A'dan Z'ye otomobil sözlüğü necataltin72 Kara Ulaşım Taşıtları 0 17-09-2008 11:25 AM
Diyet ve dengeli beslenme MÊVAN Genel Sağlık 71 05-12-2007 12:15 AM
İşte türklerin Yaptığı İşletim Sistemi by_müzik Windows 12 19-05-2007 03:48 PM
vitaminler ve vitamin ihtiyaçları Ararat Genel Sağlık 1 25-01-2007 08:32 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 10:26 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.