Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Biyografi

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 24-05-2006, 07:42 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Yasiyan Efsane SIVAN PERWER


SIWAN PERWER LE YAPILAN BIR SÖYLEYISI.....


'Bu röportaj 7 Kasım 2004 tarihli 'Birgün Pazar' da yayınlanmıştır!'. Sanatçının
50. Doğum yılı nedeniyle yeniden yayınlıyoruz...

Şivan Perwer; 'Kirîvê', 'Helebçe', 'Xalo', 'Bavê Fexriya' Kürt halk türküleri
adeta onun dilinde klasikleşti, yediden yetmişe her kürdün diline pelesenk oldu.
Bir çok sanatçı onun söylediği 'Canê canê' ezgisiyle ününe ün kattı. Son yirmi
yıldır Kürtlerin gündeminden düşmeyen, Türkiye kamuoyunda basının daha çok çamur
atmak için ismini zikrettiği, ancak son bir-iki yıldır da kendisiyle
görüşebilmek için köşe kapmaca oynadığı, sadece Kürtlerin değil, bütün dünyanın
en etkileyici seslerinden biri. 1991 yılında Wembley Stadı'nda dünyanın önde
gelen sesleriyle sahne aldığında, Prenses Diana'nın bizzat sahneye çıkarak
tebrik ettiği bir ses.

Avrupa Birliği süresince yaşanan olumlu gelişmeler ve bunun akabinde kamuoyunu
bir nebze olsun rahatlatan 'uyum yasaları' çerçevesinde yapılan düzenlemelerle
Kürt sanatçılar bir bir gelip Türkiye'de ve doğup büyüdükleri coğrafyada
konserler vermeye başladılar. Ciwan Haco, Diyar, Brader bu isimlerden birkaçı.

Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, Perver'in Türkiye'ye gelmesi için elinden
gelen desteği vereceğini belirterek; "Kürt sanatçısı Şivan Perver ile ilgili
bana haber yolladılar. Ben de bu konuyu memnuniyetle karşılayacağımızı ifade
ettim. Sonuç itibariyle Türkiye'ye ait bir değer olduğunu düşünüyorum.
Türkiye'ye ait bir değerin de Türkiye'den sunulması gerektiğini düşünüyorum.
Bundan da onur duyacağımızı belirtiyorum. Şivan Perver bana ulaşan mesajında
'Ben Türkçe parçalar da okumak istiyorum' demişti. Ben de ne istiyorsa onu
okumasını söyledim. Kürtçe okusun, Türkçe okusun fark etmez. Sanat için hiçbir
kısıtlamamız yok. Bütün güzelliklere özgürlük" açıklamasını yapmıştı.

Geçtiğimiz haftalarda Şivan Perwer'in, avukatı Hasip Kaplan aracılığıyla
İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Şanlıurfa Valiliği'ne başvurarak
Türkiye'ye dönmek istediğini bunun için varsa; engellemelerin kaldırılması
gerektiği haberi görsel ve yazılı basına yansıdı.

23 Aralık 1955 yılında Urfa'nı Siverek ilçesinin 'Sorî' köyünde kendi deyimiyle
"kızıl kar'ın yağdığı yıl" hayata gözlerini açan, ömrünün yarısından fazlasını
Kürt müziğinin modernleşmesine adayan, 27 yıldır doğduğu topraklardan uzakta
'sürgün' yaşamak zorunda bırakılan ve bu süre zarfında yirmiden fazla albüme
imza atan Şivan Perwer ile yalnız başına yaşadığı Brüksel'deki evinde
görüştük...



Sayın Perwer, İlk sazı elinize aldığınız zamanı hatırlıyor musunuz? O anki
duygularınız...

Evet, sekiz yaşında idim. Bir gün, pekmez0 konan kaplardan birini boşaltım.
Annemin hazırlayıp kuruttuğu bir post ile bir sopa buldum. Annem şehre inince
ona, "Bana tel getir" dedim. Oturdum, tek başıma kendime bir saz yaptım.
Kendimce akort ve tonunu ayarladım. Babam eve geldiğinde, sekide, yüklerin
üstündeki sazı görmüş. Demiş ki, "Hayırdır? Oğlum çingene mi olacak ne?" Sazı
eline alıp alay etmiş. Annem zor bela sazı elinden almış.

Bundan dolayı dayak yediğiniz de oldu mu?

Olmaz mı? Babamdan yedim. Bana, "Sen mutlaka Kuran okuyacaksın!.." dedi. Benim
melle (imam) olan bir amcam vardı; çocuklara Kuran dersi veriyordu. Ben ise
okula gitmek istiyordum. O zamanlar altı yedi yaşında idim. Babam bana, "Sen
Kuran okuyacaksın!" dedi. Ben ise, "Hayır! Ben okula gitmek istiyorum" dedim. Ne
ettiyse, ben bildiğimden şaşmadım. Bu nedenle babamdan feci şekilde dayak yedim.

Anlaşılan fakilik* ile aranız hiç iyi değilmiş.

Maalesef hiç iyi değildi. Fakilik kötü bir şey olduğundan değil, kurtuluşumu
onda bulmuyordum. Fakiliğin, beni amacıma ulaştıramayacağını ve dünyayı anlamama
yardımcı olamayacağını biliyordum. Benim çok büyük hayallerim vardı. Bu
hayallerin gerçekleşmesi de modern dünyayı bilmekten geçiyordu. Sebebi buydu,
dine karşı oluşum değil. Hatta dindar sayılırdım; namaz kılıyordum, güzel ezan
okuyordum. Çocukken çoğu kez köylülere müezzinlik dahi yapıyordum.

Belli ki ailenin dini bir temeli var...

Doğu'da her ailenin dini bir inancı vardır. Vakti zamanında çok tutucu ve bağnaz
idiler. Dini bilmiyorlardı, anlamıyorlardı. Sonrasında bunlar aşıldı.

Klasik bir soru, fakat yine de sormak istiyorum. Şivan Perwer sanatını nasıl
tanımlıyor?

Yaşam çok renklidir. Sanat da bunu dile getirir. Eğer sanat çok renkli, çok
yönlü olmazsa, sanat olmaz ve sanatçı olunmaz. Her zaman, 'değişim nasıl olur'
sorusunun cevabını aradım. Benim müziğim, daha iyi ve gelişmiş bir temel
üzerinde yaşamı değiştirmek üzerine kuruludur. Ben müziğimi her hangi bir
şekilde adlandırmıyorum ve kimse de Şivan'ın tarzı budur diyemez. Ben hiç bir
sanatçı gibi türkü söylemiyorum. Ben olaylara, yaşanmış şeylere, yaşamın
durumuna bakıp ona göre müzik yaptım. Eğer dinlerseniz, benim her tonda türkü
söylediğimi görürsünüz.



Peki şunu diyebilir miyiz; Şivan Perwer'in müziği klasik dengbêjliğin ve modern
müziğin harmonisidir?

Klasik dengbêjlik ile modern müzik arasındaki köprü, Kürt müziği ile dünya
müziği arasındaki köprü, Kürtçe makamlar ile dünyadakiler arasında köprü,
dünyadaki değişimler ile Kürtler arasında köprü... Bunların hepsini
görebilirsin..

Sizi dinleyen, izleyen herkes farkında, kilam-türkü söylediğiniz zaman sanki
zikre geçiyorsunuz. Nedir o anki duygularınız?

Eğer konsantre olmazsam, duygumu melodinin içine katamam, olayın içine girip
olayla bir olamam. Eğer üzerinde düşünmezsem, duygulanıp ağlamazsam, türküyü
ortaya çıkaramam. 1986 yılında Los Angeles'ta verdiğim bir konserde, ünlü İranlı
sanatçı Dariyus konserden sonra yanıma gelip, "İyi haşhaş çekiyorsun ha!.. Biraz
fazla çekmiştin. Ben de haşhaşı seviyorum, fakat sen dozunu biraz fazla
kaçırmışsın Şivan!" dedi. Şaştım kaldım. "Ne haşhaşı?" dedim. " Konsantrasyonun
çok iyi. Belli ki çok çekmiştin!.." Ona dedim ki, " Ben hayatımda haşhaş çekmiş
değilim. Ne sigara içerim, ne de alkol kullanırım." Şaşıp kaldı.

Konsantrasyonunuzun sırrı var mı?

Ben, 'Xezal' kilamını söylediğimde, Xezal'ın sevdalısı gibi söylemeliyim, onu
aramalıyım ki Xezal'ın yüreğindeki sevdayı dile getirebileyim. 'Helepçe'
ezgisini söylerken Halepçe'deki kimyasal silahların kurbanı olmalıyım; o anı
yaşamalıyım. Yaşıyorum da. Budur 'zikr' olayının sebebi.

İlk dinlediğin, ninni, masal ve ağıtlar?

Çocuk iken yatağa girer, masallarla uyurdum. Annem bana anlatırdı; teyzemler,
dayımlar, amcalarım, halalarım bize gelirdi. Büyük bir aile idik. Annem
anlatmazsa, teyzeme derdi ki, "Bir masal anlat da yatıversin çocuk!.." Masalsız
uyumazdım. Bir masal bana bir defa anlatıldığında hemen aklımda kalırdı;
ezberlerdim. O kadar konsantre olurdum yani.

Gerçekleş(e)meyen en büyük hayaliniz ne idi?

Sadece müzikle ilgilenen bir kurum kurmak. Kürtler ve dünya arasında bir
sanatsal köprü oluşturmak ve burada müzik biliminin gelişmesini sağlamak. Bu
alanda diğer halklarla da işbirliği yapmak, Kürt müziğini modernleştirmek, üst
seviyeye çıkarmak ve üzerinde incelemeler yapmak. Kürtçe'nin sanatsal alanda
gelişmesi için görevimi yerine getirdim, fakat müzikle ilgili düşündüklerimi tam
olarak yaptığımı söyleyemem.

'Sürgün' olmanıza bir sebep de Suruç'ta verdiğiniz konser idi. O günden bahseder
misiniz?

Yıl 1976 idi. Ülke genelinde turnedeydik. Batman'a da gittik. Hani diyorum ya,
"Ez çûm gundekî Batmanê, keçeke Kurd ji min re got, lo bira...(Batman'nın bir
köyüne gittim, Bir Kürt kızı bana dedi, ey kardeş)" Batman ve Mardin'de çok
gezdik. Kimsenin bizden haberi yoktu. Erzurum'a, Kağızman'a, Ağrı'ya gittik.
Doğubeyazıt'taki konserde birçok kişi gözaltına alındı. Diyadin'e gittik.
Askerler hareket etmemize izin vermedi. O gün İran'a sınıra geçip bir kaç gün o
tarafta kaldık. Sonra tekrar dönüp, Ankara'ya geçtik. Amacımız bir tur
gerçekleştirmekti.

Dediğin gibi Suruç'ta da bir sinemada konser verdik. Etraf polis ve asker dolu.
Çıkanı gözaltına alıyorlar. Beni istediler. Komitede bulunanlar, "Eğer
gelmezsen, hepimizi tutuklayıp sopadan geçireceklerini söylüyorlar. Onlara ifade
vermen gerekiyor." Bunun üzerine dedim ki, "İfademi değil, beni alıp
götürecekler ve bu işte burada biter. İfade vermeyeceğim!" dedim. İçlerinde
biri, "Hepimiz işkenceden geçirilsek dahi seni teslim etmeyeceğiz! Bir çaresine
bakarız. Her taraf polis ve asker dolu, sıkı bir kontrol var. Millet dışarıda
senin için etten duvar olmuş, polislerin içeriye girmesine izin vermiyorlar."

Sahneye çıkıp bir türkü söyledim. Kıyamet koptu. Ortalık karıştı. Polis kitleyi
dağıtmaya başladı. Nasıl oldu tam hatırlamıyorum, kitleden bazı kişiler beni
arkadan dışarı çıkardılar. Hayal meyal hatırlıyorum. Bir delik mi açmışlardı ne.
Kaçıp pamuk tarlalarının içinde saklandık. O geceyi tarlada geçirdik. Sabaha
doğru, bir kaç ailenin kapısını çaldık. Korkudan bizi barındırmadılar.
"Kurbanınız olam! Askerler gelirse hepimizi tutuklayıp götürürecekler"
diyorlardı. Bu yüzden buradan ayrılıp başka bir yere gittik. Bir süre sonra da
zaten 'sürgün' maceramız başladı!

Ülkeyi ne zaman terkettiniz?

15 Haziran 1976 yılında doğup, büyüdüğüm topraklardan yasadışı yollardan
ayrılmak zorunda bırakıldım. Artık başka yolu yoktu, bir çok insanımı, dostumu
bir daha da göremedim...

27 yıl oldu. Türkü söylemek, hele Kürtçe söylemenin bedeli bu kadar mı ağır?

Evet ağır ki halen sürgünüm! Kürtçe türkü söylemen, sesinin her etrafa ulaşması,
özgürlük, direniş, halk ve barış türküleri söylemen bu coğrafyada kolay olmasa
gerek. Tabii cezası da büyüktü. Ya hapse girecektim ya da yurtdışına çıkıp
kilamlarımı, stranlarımı veya türkülerimi orada söyleyecektim. Ölüm ve ortadan
kaldırılmak da vardı işin içinde. Kimseyi öldürmemiştim, insanlığa karşı bir suç
işlememiştim, sadece gerçekliğimi dile getirmiş, türkü söylemiştim.

Avrupa'ya çıkışınız sanatınızı nasıl etkiledi?

Elbette Avrupa beni çok etkiledi. Gözlerimi dünyaya açtı. Elbette Avrupa'nın
olumsuz yönleri de var; onlar bize lazım değil. Diğer taraftan kendi ulusal
özümü hiçbir zaman yitirmedim. Ulusal ve Avrupai yönlerim bende çok iyi bir
şekilde oturmuş durumda.

Bedirxan is offline  
Eski 24-05-2006, 07:47 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan


Örneğin bir Kürt sanatçısı olarak Avrupa'da konu-tema bulma sıkıntısı yaşıyor
musunuz?

Hayır, eğer dünyayı takip ederseniz zorlanmazsınız. Bugün iletişim çok gelişmiş.
Her gelişmeyi anında öğrenebiliyorsunuz. Uyum sorunu bazen kafanızı
ağrıtabiliyor, o kadar. Bir de şu var, yüreğimle ve beynimle her zaman Urfa'da
oldum, Diyarbakır'da oldum, Batman'da, Ankara'da, İstanbul ve Adana'da oldum.
Hal böyle olunca ve de Türkiye gerçekliği bütün dünyada aşikarken konu bulma
sıkıntınız olur mu?

Kürtler kendi müziğine nasıl yaklaşıyor?

Kürt müziği zengindir. Avrupalı misyonerlerin, bilim adamlarının ve usta
folkloristlerine esin kaynağı olan bu zenginlikten maalesef Kürtler yeterince
istifade edememiş, edemiyorlar! Kürtlerin evine gidiyorsun, Arap, Fars ve Türk
müzisyenlerin kasetleri var. Kürtçe olanlar da var ama bakıyorsun bir köşeye
atmışlar. Niye böyle yapıyorsunuz diye sorduğunda, "Ruhumuza bunlar hitap
ediyor! Aşkı çok iyi dile getiriyorlar, orkestrayı çok iyi kullanıyorlar.
Bizimkiler bu işi biraz köylüce yapıyorlar.." diyorlar. Onlara hak verebilirsin
ya da vermezsin. Eğer bir millet hep, "Filan iyi, bizimkiler iyi değil!"
diyorsa, o millet kendini kaybetmiştir, kendisine değer vermiyordur.

VİCDANINI RAHATSIZ EDEN BİR İKİ ŞEY?

Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdan muhasebesi yapar mısınız? Bunca yıldan
sonra vicdanınız rahat mı? İçinizde ukde kalan bir şeyler var mı?

Bazı şeyler var... Bazı şeyleri daha iyi organize edebilirdim. İmkanlar da
vardı; bir saltanat kurabilirdim. Halkın benden beklentileri vardı, daha
ağırbaşlı hareket etmeliydim. Gereksiz kişilerle fazla zaman harcamasaydım. Boş
yere fazla gezmeseymişim keşke diye düşündüğüm anlar var. Bazı zamanlar
zevklerimin kurbanı oldum. Örneğin, bir kadın beni çok sevmiş, peşimde dolanıp
durmuş, onun bu tavrını normal bulup, isteklerini yerine getirmemeliydim.
Cevabım sanatsal hizmetimle olmalıydı, ona çok insani bir şekilde
yaklaşmalıydım. Ona şöyle demeliydim, "Ben sana uygun değilim.. Beni Şivan
Perwer olarak gör, sevgini yüreğinde sakla" Ona başka amaçlarla yaklaşıp el
sürmemeliydim. Bazı zamanlar el sürdüm ve çok pişman oldum. Kadınlar bana aşık
oluyordu, benim için ağlıyorlardı. Çok üzülüyordum, içimden diyordum, "Böyle
olmaz!.. Böyle şeyler hiç iyi değil!.. Niye böyle yaptın..!.." En sonunda
kendimi dövüyordum!

Kadınlarla ilişkim evliyken de oldu. Eşime üzülüyor, "Niye böyle yaptım. Bu
ihanettir, bu zulümdür." diyordum, fakat karşımdaki yakamı bırakmıyordu, çok
istiyordu, perişan olmuştu...

Sanatsal alandaki vicdan muhasebeniz peki?

Bu konuda vicdanım çok rahat. Fakat ben sanatımı teorik anlamda pek
geliştiremedim, daha çok pratik alanla sınırlı kaldım. Yani kompozisyonumu
kendim yazmalıydım. Başkalarına yaptırmak zorunda kalıyorum. Aranjemi kendim
yapmalıydım. Zamanımı daha çok halka, siyasete ve gezip-tozmaya ayırdım.
Hayatımı düzene sokamadım, teorik anlamda kendimi geliştiremedim. Vakti
zamanında çok kitap okurdum, fakat son dönemlerde çok az okuyorum. Tabi benim
kitabım, toplum. Çok insanla karşılaştım, oturup konuştum. Halkın sorunlarıyla
haşır neşir oldum, bu da kitap okumak gibi oldu.

* Faki: Medreselerde dini eğitim gören öğrenci

Salih KEVIRBIRİ

__________________
Bedirxan is offline  
Eski 05-06-2006, 08:40 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesaj: 67
Üye No: 5188
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 2515
Rep Derecesi
.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute.che. has a reputation beyond repute
Varsayılan


arkadşım paylaşım için teşekürler
çok değerli bir aydın ve sanatçımız

.che. is offline  
Eski 06-06-2006, 01:51 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 116
Üye No: 3843
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 4
Rep Puanı : 176
Rep Derecesi
madali has a spectacular aura aboutmadali has a spectacular aura about
Varsayılan


heval çok sagol

madali is offline  
Eski 06-06-2006, 03:44 PM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 1,589
Üye No: 2632
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 759
Rep Puanı : 75541
Rep Derecesi
beyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond reputebeyrolu has a reputation beyond repute
Varsayılan


hocam şivanın şuanki durumu hakkında bilginiz varmı.

beyrolu is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 01:20 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.