Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Biyografi

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 20-02-2008, 05:41 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi
Yaş: 29
Mesaj: 3,214
Üye No: 168268
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 40635
Rep Puanı : 4063048
Rep Derecesi
zilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond repute
Thumbs up Ozanlarımız


ABDAL MUSA SULTAN

Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi
Binip cansız duvarları yürüten
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Anadolu'nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan'lı dır. Azerbaycan'ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, "Hoylu'' olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli'nin amcası Haydar Ata'nın oğlu, Hasan Gazi'nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre "Kösre Musa" adıyla da anılır.

Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14. yy. da yaşadığı ve Osmanlıların Bursa'yı fethi yıllarında Orhan Bey'in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli'nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi "Abdallık". Pir evindeki hizmet postu ise, "Ayakçı Postu''dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ''Abdal Musa Sultan Postu"dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir.

Elmalı, Tekke köyündeki dergahı, ilk Bektaşilerin dört büyük "Asitanei Bektaşiyan" dan biridir. Ancak, Anadolu'nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına daha bir çok yerde makam ve mezarlar yapılmıştır. Bir çok yazar ve araştırmacı, bu büyük savaşçı ve düşünürü konu alan araştırmalar yapmışlardır. Bazılarına göre, Abdal Musa Sultan; Bursa'nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş, daha sonra da Türkmen ve yörüklerin yoğun bulunduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli'de yatan "Büyük Yatağan Baba"dan esinlendiğini de belirtmişlerdir.

Abdal Musa Sultan, Elmalı yôresinde kurduğu tekkesinde sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi-Bektaşi edebiyatın abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal'dır.

Ancak, onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velayetnamesi'nde konu edilen söylenceyi yeri gelmişken aktarmadan geçmeyelim:

''Alaiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa'ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi'nin yardımını talep eder. Tekke Beyi'de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa'nın tekkesine yollar. İsa, dergaha varır ve kapıya gelince: Çağırın bana Abdal Musa'yı diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa'yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar.

Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan'ı yakmak öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan'da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur...

Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler.

Bu manzarayı gören Kaygusuz'un babası, dunuma hayranlıkla bakar Abdal Musa'nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergahta kırk yıl hizmet eder...''

Abdal Musa Sultan'ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname'de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. kerametlerinden biri de şöyle: "Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle, Geyikli Baba'ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, "hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur'' şeklindedir.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan'ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir durur. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.'da Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy. da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın alem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası baş ucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi bir çok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu, binlerce devesi ve katın, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan tekkesinin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor. Evliya Çelebi...

Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan tekkesi de nasibini almıştır. 1242 (1829)'da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından, dergahta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp defteri İstanbul'a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925'de kapanmasına kadar yaşanmıştır.

Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal'ın kabirleri vardır.

Tekke'nin giriş kapısındaki kitabe yazısının bir beyt'ini aşağıya alıyoruz:

Edeble kıl ziyaret bir makaam-ı alişandır bu
Füyuz'u Hakk'a menba asitan-ı aşikaandır bu.

Önce de belirtildiği gibi; Aleyi-Bektaşi şiirine ''nefes''adı verilir. Alevi-Bektaşi şiiri de, genellikle Yunus Emre'nin şiirinden etkilenmiştir. Bu şiir, daha sonra Abdal Musa ile yönünü çizmiş ve Kaygusuz Abdal'la beslenerek doruğuna erişmiştir. Abdal Musa'nın günümüze kadar gelen şiirleri çok azdır. Ancak az da olsa, bu şiirler, Alevi-Bektaşi edebiyatının seçkin örnekleri sayılır. Bu şiirlerle Alevi-Bektaşi edebiyatı kesin anlam kazanmıştır.


Nefesleri:


Kim ne bilür bizi nice soydanuz
Ne zerre ottan ne hod sudanuz

Bizim meftunumuz marifet söyler
Biz Horasan mülkündeki baydanuz

Yedi deniz bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise biz de göldenüz

Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır
Ne zerrece Günden ne de Aydanuz

Yedi tamu bize nevbehar oldu
Sekiz uçmak içindeki köydenüz

Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret okuna gizli yaydanuz

Turda Musa durup münacat eyler
Neslimizi sorarsanız ''Hoy'' danuz

Ali geldi adım bahane
Güvercin donunda kondum cihana

Abdal Musa oldum geldim zemana
Arif anlar bizi nice sırdanuz.

Horasan'dan Rum'a zuhur eyleyen
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi
Binip cansız duvarları yürüten
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Doksan altı bin Horasan Pirleri
Elli yedi bin de Rum erenleri
Cümlesinin servirazı serveri
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Balım Sultan arkadaşı, yoldaşı
Kızıldeli Sultan dürür hem eşi
Abdal Musa Sultan dersen ne kişi
Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?


Bu mesaj en son " 21-02-2008 " tarihinde saat 03:05 PM itibariyle zilan_80 tarafından düzenlenmiştir....
zilan_80 is offline  
Eski 20-02-2008, 05:42 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi
Yaş: 29
Mesaj: 3,214
Üye No: 168268
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 40635
Rep Puanı : 4063048
Rep Derecesi
zilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond repute
Varsayılan


AGAHİ

Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli
Hoş bulmadım otağının yapısını
Çıkageldi bir gözleri sürmeli

Agahi karışır kanlı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli


1860 - 1921. Şarkışla’nın Kılıççı köyünde doğdu. Asıl adı Veliyüddin’dir. Ancak genellikle Veli olarak bilinir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1875, ölüm tarihi ise 1916 olarak verilmektedir.

Aslen Arapkir’den Şarkışla’ya göçen bir ailenin çocuğu olan Agahi, aşıklık geleneğini ve şiiri, asıl adı Mahmut Derviş olan Zileli Vacit’ten öğrendi.

Bazı kaynaklara göre okur yazar olmayan ve Alevi dergahlarında kendini yetiştiren Agahi’nin şiirleri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde söylenmektedir. Şiirlerinde uzun bir süre Veli mahlasını kullandığından aynı adlı öteki şairlerle/aşıklarla karıştırılmaktadır. Agahi mahlasını ise ne zaman ve kimden aldığına ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

Şarkışlalı Agahi genellikle dini içerikli taşlama konularına ağırlık vermesine karşın duygu ve sevgi şiirlerinden de birçok güzel örnek bıraktı.

Dönemin Beyrut Valisi aracılığıyla Sivas Valisi Reşit Akif Paşa tarafından bir dönem Şarkışla Tahsildarlığı görevine getirilen Agahi, İstanbul’dan Rodos’a, Adana’dan Halep’e dek birçok yeri dolaştı.

1911 yılında Pınarbaşı tahsildarlığına geçti. Ancak bir süre sonra ayrılarak köyüne döndü. Sonraki 5 yıl köyünde yaşadı. Yakalandığı kolera hastalığından öldü. Bazı araştırmacılara göre, mezarı Şarkışla’dadır.

Ayrıca yine Şarkışla ve Rumeli yörelerinde yaşamış Agahi adlı başka aşıkların olduğu varsayılmasına karşın bu konuda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.




Bekir Karadeniz
1900'den 2000'e Halk Şiiri


Eserlerinden bazıları:
Dağıtır

Gam kasavet keder başa derildi
Ancak bu yarayı yazan dağıtır
Bu dert bize ta ezelden verildi
Sinemdeki olan yürek dağıtır

Gönül tutulmazdı her tuzak ile
Ahir tutup bent ettiler bağ ile
Dağ vurdular dağladılar dağ ile
Dediler ki bizim yozun dağıtır

Görmez misin şu Ferhat’ın işini
Kerem sevda ile çekti dişini
Ben de mesken edim bir dağbaşını
Desinler ki bu dağ Mecnun dağıdır

Dertli Kerem ile Behlül-i Dana
Onlar aşk elinden oldu divane
Agahi şuara olmuştur amma
Saçma sapan söyler sözü dağıtır


Diyerek

Sofu sen kendini arif sanırsın
Benden özge arif yok yok diyerek
Sureti zahirde kafa sallarsın
Oturur kalkarsın hak hak diyerek

Güş eyle pendimi ey sofu zade
Sen bu gönül ile kalırsın dağda
Senin gibi gezer leylek havada
Geçirir ömrünü lak lak diyerek

Onda körsün eğer bunda kör isen
Rah-ı erenlerden bihaber isen
Yarın hakkın divanına varırsan
Kovarlar dışarı çık çık diyerek

Agahi’nin bu sözünde durmazsan
Ebedi kör kalın meydan görmezsen
Hacı Bektaş tarikine girmezsen
Sonra canın çıkar hık mık diyerek


Geldi

Dost eline giden sail dur eğlen
Muhabbetnamenin sırası geldi
Mevlayı seversen hemen bir eğlen
Şimdilik gönlüme burası geldi

Gelmedi sevdiğim bilmem ne güne
Tahammül kalmadı düne bugüne
Hayal meyal yar gözlerim ögüne
Sevdiğim kaşların karası geldi

Nice yetimler var halli balınca
Boynu eğri benzi sarı kalınca
Çıkmaz bu dert benden ta ki ölünce
Derler ki yürekte yarası kaldı

Mektubum ol yare var böyle söyle
Bunca hasiretlik kalır mı böyle
Vacida eğlenme gel kerem eyle
Vallahi Veli’nin göresi geldi


Söyle

Hasbi arzuhalim ol nazlı yare
Candan cananıma var selam söyle
Bu derdi zahmime eylesin çare
Gül yüzlü yarime var selam söyle

Gelsin şu halime bir rahim etsin
Tarikat ilmini bir tarif etsin
Her ne dek cürümüm varsa affetsin
Adalet şahına var selam söyle

Agahi ayrılık bize kisb ü kar
Eriştir menzile hasbeten nikar
Sevdiğim yadlara etme itibar
Düşürme şanına var selam söyle.

Seher Vakti

Seher vakti çaldım yarin kapısını
Baktım yarin kapıları sürmeli
Hoş bulmadım otağının yapısını
Çıkageldi bir gözleri sürmeli

Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı o peri
Dedim sende buldum halis gevheri
Dedi yok yok bir mihenge sürmeli

Dedim hiç yapı yok senin yapında
Oynanılmaz urganınla ipinde
Dedim dahi çok mu duram kapında
Dedi yok yok seni burdan sürmeli

Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin
Etim kebap ettin derimi yüzdün
Aşık katletmeye silah mı dizdin
Martini mavzeri bir dem sürmeli

Şu kevn ü mekanı tutmuş ışığın
Nöbetin bekleyin alır keşiğin
Beklemeli bir sultanın eşiğin
Günde yüz bin kere yüzler sürmeli

Agahi karışır kanlı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli


Var

Hilebaz demişler bizlere amma
Ne hilem var ne hileciğim var
Kimisine baldan lezizim amma
Kimine zehirden acılığım var

Yüzümü çevirdim adü taşından
Kaynıyor kazanım aşk ateşinden
Değirmen döndürdüm gözüm yaşından
Usta olamazsam suculuğum var

Gahi usta eyler gahi suç eyler
Gahi yara eyler gah ilaç eyler
Hasılı dost beni eğlence eyler
Yar ile böyle bir cilveciğim var

Bak şu sofulara ne söylemişler
Agahi Kızılbaş şair demişler
Hacca gitmez deyi tan eylemişler
Benim ise kunde hacılığım var


Hakkın Emri

Hakkın emri ile cihana geldim
Muhammet’e kal u beli diyerek
Ya Ali kapında kurbana geldim
Kabul et kapının kulu diyerek

Yine sen bilirisin benim halimden
İnayet merhamet Sultan Balımdan
Zikrin fikrin gitmez oldu dilimden
Vird ederim Ali Ali diyerek

Nasıl sevmeyeyim şahım Hasan’ı
Hakkın habibinin kudret-ül aynı
Severiz gönülden şahım Hüsey’n’i
Bunlar has bahçenin gülü diyerek

Aşkına düşeli Mecnun daneyim
Yitirdim ben beni viran haneyim
Ne aklım başımda ne divaneyim
Şimdi deli oldum deli diyerek

Niyazımı kabul eyle ilahi
Ki sensin alemin peşti penahı
Dilerim ki canın çıksın Agahi
Hünkar Hacı Bektaş Veli diyerek

__________________
zilan_80 is offline  
Eski 20-02-2008, 05:43 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi
Yaş: 29
Mesaj: 3,214
Üye No: 168268
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 40635
Rep Puanı : 4063048
Rep Derecesi
zilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond repute
Varsayılan


Ali Baki

Faydasız sohbette bulunma zahit
Aşık meclisinde irfan isterler
Surete bürünüp olma mukallit
Sadakat babında burhan isterler

Ali Baki gönül olmazsa ayık
Doğmaz can evine nur-i hakayık
Olmak için ali makama layık
Ulu padişahtan ferman isterler


1897–1956. Merzifon’un Harız (şimdiki adı Gümüştepe) köyünde doğdu. Babası, devrinin büyük aşıklarından Sıdkı Baba, annesi Alaca’nın İmadhöyüğü köyünden Hatice’dir.

Bin üç yüz on üçte dünyaya geldim
On iki yaşımda ben öksüz kaldım
Sinnim on yedide bir mahlas aldım
Şuaradan Sıdkı Baba oğluyum

Ali Baki’nin çocukluğu köyde geçti. İlk eğitimi babası ve sürekli gidip geldiği Hacı Bektaş Dergahından aldı. Sıdkı Baba’nın Hacı Bektaş Dergahında aldığı eğitim, misyon ve şairliği düşünüldüğünde, Ali Baki’nin babasından aldığı eğitimin derecesini anlaşılır.

Ali Baki’nin daha ilk gençliğinden itibaren içlerinde Yanbolulu Ali Türabi Baba da olmak üzere birçok başka aşık/şairin eserlerini kaleme alıp divanını tutması, kendi şiirlerini kendi eliyle yazarak cönkler oluşturması, şiirlerinde ortaya çıkar dilinde Arapça Farsça kelimelerin yanında, bazı ayetlerinde geçmesi onun aldığı eğitimin düzeyi açısından yeterli delil sayılır.

Bunun yanında şairlik eğitimi de Sıdkı Baba tarafından verilmiştir. Çoğu zaman babasının yanında oluşu, hatta onunla doğu cephesine gönüllü alaya katılarak gitmesi, bazı seyahatlerde bile yanından ayrılmayışı, gittiği yerlerde ve özellikle inanç merkezli yerlerde birçok aşıkla karşılaşması şüphesiz şairliğinin ilerlemesinde etkili olmuştur.

1915 yılı buhranlarında, kendisi de şair olan Şeyh Cemaleddin Çelebi başkanlığında oluşturulan Gönüllü Mücahidin Alayına, babası yüzbaşı rütbesiyle, kendisi de babasının yanında bu alaya katılarak, doğu cephesine gitti.

Ali Baki, askerliğini Amasya’da yaptı. Askerlikte terzilik ve marangozluk öğrendi. Askerlik dönüşü Harız’da terziliği, ihtiyarlık ve hastalığı sebebiyle takatten kesilinceye dek de marangozluğu sürdürdü.

Babasının bazı gezilerine katıldı. Bulunduğu her yerde bilgisi ve hilmi ile öne çıktı. Gerçeği ve sahip olduğu düşüncesini açıkça savunmuş yeri geldiğinde bunu çekinmeden ifade etti. Halk tarafından sevildi, yüksek derecede saygı duyuldu. Bu özellikleri yaşayanlarca övgü ile anlatılmaktadır. Hizmet anlayışı ile köyünde fahri imamlık yapıp, ayini cemde yer aldı. Köy ve insanlık lehine olan oluşumlarda yer aldı. Kendi köyünden Safiye ile yaptığı evlilikten 3 erkek 3 kız 6 çocuğu oldu. Soyadı kanunundan sonra Gül soyadını aldılar.

Son yıllarında rahatsızlandı ve Adana’da görevli olan oğlu Muhsin Gül’ün yanına gitti. 1956 yılı Aralık ayı sonunda Harız’da vefat etti. Sözlü vasiyeti gereği köy mezarlığı haricinde Göğce Dede tepesinde toprağa verildi. Kendisi gibi şair olan küçük kardeşi Hamdullah’ın mezarı da buradadır.

Ali Baki, öteki şairlerin yanında kendi şiirlerini de yazarak biraraya topladı. Divanı Ali Baki adıyla 3 defterden oluşan ve 1000’in üzerinde olan şiirlerinin oğlu Muhsin Gül tarafından yayını tasarlanmaktadır.

Kerem Eyle adlı ilk şiirini 17 yaşında yazdı.

Halk edebiyatı geleneğinde görülen »bade« kavramı Alevi-Bektaşi edebiyatında daha çok »dolu« olarak geçmektedir. Bu boyutuyla »dolu« içme durumu Ali Baki’de de gündeme gelmektedir. Bu durumu bazı şiirlerinde şöyle dile getirmektedir:

Tarikat babında açtı yolumu
Dest-i paki ile sundu dolumu
Marifete doğru açtım kolumu
Çektim bu sineme hakikat aldım

Koydu mahlasımı hem Ali Baki
Şükür maksuduma kıldı mülaki
Hak yolunda yoldaş eyledi aşkı
On yedi yaşımda icazet aldım

Doluyu, Merzifon’un ulularından Horasan kökenli Piri Baba elinden aldığını şiirlerinde işlemektedir.

Piri Baba Sultan girdi düşüme
Ellerinden dolu sundu bu gece
Muhabbet levhasın taktı döşüme
Gönül hanesine kondu bu gece

Çöğür ve cura çalan Ali Baki, şiirlerinde, tasavvufun yanında sevda, doğa, (özellikle dar düşünceye) hiciv konularıyla birlikte hemen her konuyu işlemiştir. Koşma (11’li) ve semai (8’li) türünde şiir yazmıştır.

Şiirleri genelde 5 dörtlükten oluşan Ali Baki, bunun yanında 3, 7 ya da 9 dörtlükten oluşan örnekler de vermiştir.

Ali Baki’nin burada yer alan tüm şiirleri ilk kez yayınlanmaktadır.



Hazırlayan:
Ali Cem Akbulut
Öğretmen-Folklor Araştırmacısı

Eserlerinden bazıları:
Kerem Eyle

Tamire muhtacım şahım efendim
Düzelt kamburumu yon kerem eyle
Aşkın kapısın aç çözüver bendim
Olmasın yüreğim hun kerem eyle

Baltadan çıkmayım sürersen rende
Bu mürde kalbimi edersin zinde
Himmetin bahrine gark olam ben de
Bu aşkın badesin sun kerem eyle

İntizar çektirme uzundur yollar
Bekliyor ben gibi nice bin kullar
Nevbahar erişsin açılsın güller
Gönül bahçesine kon kerem eyle

Herkesi dahil-i irfan edersin
Sevdiğine lutfun ihsan edersin
Niçün benden böyle nihan edersin
Bana da yönünü dön kerem eyle

Firkatın narına eyleme ihrak
Benide kapında gel eyle çırak
Bu Ali Baki’nin haline bir bak
Hasretle geçmiyor gün kerem eyle


Olmayınca

Aşıka dünyanın zevki görünmez
Sineye çekmeye yar olmayınca
Muhabbet libasın kimse giyemez
Hak aşkı kalbinde var olmayınca

Aramayan isteğini bulamaz
Gönül arzusuna vasıl olamaz
Pervane dünyadan lezzet alamaz
Cismini yakmaya nar olmayınca

Leyla halk olmasa Mecnun olmazdı
Şirinsiz Ferhat da kaya delmezdi
Güllerin kıymetin kimse bilmezdi
Gülşende bülbül-i zar olmayınca

Takdirde olacak olur kaçılmaz
Güneş doğmayınca ziya saçılmaz
Aşkın bahçesinde güller açılmaz
Etrafın çevirmiş har olmayınca

Dertli olan derdin tabibe deşer
Aşık olan aşkın narında pişer
Ali Baki böyle aşka mı düşer
Nitekim ucunda kar olmayınca


Güzel

Sevdana düşeli bin parelendim
Kurudu çeşmimin yaşları güzel
Gamzen oku değdi çok yaralandım
Sızılar bağrımın başları güzel

Aşkınla eseri meyhane oldum
Yandım ateşine pervane oldum
Al tımarhanene divane oldum
Görünce o hilal kaşları güzel

Ali Baki derdim gelmez beyana
Hasretinle bağrım döndü biryana
Yeter kar eyledi gayri bu cana
Adûnun attığı taşları güzel


Bizim

Masiva libasın soyunduk attık
Bilinmez gedamız bayımız bizim
Ar namus kalasın bir aşka sattık
Münevver günümüz ayımız bizim

Erenler yoluna gönül katarız
Tuttuğumuz yolu sağlam tutarız
Aşk ile ağyara teber atarız
Kurulu okumuz yayımız bizim

Gönül sevdalıdır her dem ağlarız
Günbegün dert ile sine dağlarız
Alemde başımız bire bağlarız
Birdir iki olmaz sayımız bizim

Can gözüyle hak cemale bakarız
Hak için bağrımız nara yakarız
Sakin görünürüz coşkun akarız
Ummana karışır çayımız bizim

Erenlerden giydik aşkın libasın
Gülistan eyledik gönül yaylasın
Ali Baki duyduk hakkın nidasın
İlla dedik yoktur la’yımız bizim

Bülbülüm

Başladın tükenmez derdin beyana
Düşürdün beni dezara bülbülüm
Bende senin gibi düşüp figana
Yaktım yüreğimi nara bülbülüm

Her seher ah çekip böyle dert ile
Hasret mi çekersin bir gonca güle
Beni de derdine gel ortak eyle
Sen güle bende yara bülbülüm

Gece gündüz bende firkatte kaldım
Ah çekip ağlarım mihnette kaldım
Bir saçı Leylaya hasrette kaldım
Matemdeyim giydim kara bülbülüm

Derdimle aleme aşikar oldum
Yitirdim aklımı tarumar oldum
Aşkın sevdasına giriftar oldum
Asıldım bir zülf-i tara bülbülüm

Ali Baki meftun olmuş kime ne
Canı kurban olsun halden bilene
Bu aşk ü sevdaya düşüp ölene
İşte derler bahtı kara bülbülüm


Arzun Görmek

Arzun görmek ise dostu
Hak aşikar değil nihan
Çekerse can iştiyakı
Arzuların olur asan

Elindedir her irade
Cem et idrakin burada
Ne gezer gaflet arada
Açılmazmı dide-i can

Hak yolunda olan sail
Uyanıktır olmaz gafil
Gönül dosta olsa nail
Cümle sırlar olur ayan

Deme sırların ağyara
Düşürmesin seni zara
Bağlanma ehli inkara
Girmesin içine şeytan

Dosta bağla sen ikrarı
Budur kamillerin karı
Taşa çal şişe-i arı
Aşık ol da ateşe yan

Yananlar aşkın narına
Kavuşur hak didarına
Aldanmaz dünya varına
Şema-i dildara yanan

Fani için çekme melal
Kamu eşya budur zeval
Var bir üstazdan haber al
Kalmasın gönülde güman

At içinden o gafleti
Gaflettir dünya zilleti
Olmazsa aşkın illeti
Bulunmaz dertlere derman

Ali Baki kamil pire
Erenler erdi bu sırra
Dost gider mi başka yere
Kurdum ona bir aşiyan


İsterler

Faydasız sohbette bulunma zahit
Aşık meclisinde irfan isterler
Surete bürünüp olma mukallit
Sadakat babında burhan isterler

Tecelli etmezse ol Rabbül Celil
Ateşe atılsan olmazsın Halil
Beyhude kendini eyleme rezil
İkrarında sebat iman isterler

İman yok içinde amelin çürük
Hak senden el çekmiş defterin dürük
Nice takva tacı giyenler gördük
Kisve değil kamil insan isterler

Bellidir çul vursan Arap atına
Her amel ulaşmaz Allah katına
Ermek için kullar ulu zatına
Elinde bir temiz daman isterler

Ali Baki gönül olmazsa ayık
Doğmaz can evine nur-i hakayık
Olmak için ali makama layık
Ulu padişahtan ferman isterler

__________________
zilan_80 is offline  
Eski 20-02-2008, 05:45 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi
Yaş: 29
Mesaj: 3,214
Üye No: 168268
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 40635
Rep Puanı : 4063048
Rep Derecesi
zilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond repute
Varsayılan


Ali ÇAĞAN

Bülbül olup, yar bağında öterim
Sevda bahçesinin gülü aşkına
Katıldım kervana pir’e giderim
Gerçek erenlerin yolu aşkına


Çağan Ali dost yoluna ol turab
Gönüller şen olsun, kalmasın harap
Aşkın badesinden bir damla şarap
Kırkların sunduğu dolu aşkına

20-02-1962 tarihinde, Erzurum’un Şenkaya ilçesine bağlı Aydoğdu köyünde doğdu. Yörede Aşık Irıza diye bilinen Ali Rıza Çağan’ın oğludur. Köyünde okumaya başladığı ilkokulu 1969 yılında babasının vefatından sonra Karayazı ve Hınıs Yatılı Bölge Okulları ile Hınıs Yetiştirme Yurdunda tamamladı. Orta Okulu Hınıs ve Erzurum Yetiştirme Yurdunda kalarak okudu. Rize ve Gümüşhane’de Öğretmen Lisesini okuduktan sonra hem çalışıp hem okuyarak Gazi Üniversitesi, Bankacılık ve Sigortacılık Yüksek Okulu’nu bitirdi. Uzun yıllar çeşitli inşaat şirketlerinde yönetici muhasebeci olarak çalıştı.

23 yıl Ankara’da yaşadıktan sonra İsveç’e taşındı. 2000 yılından beri Stockholm’de yaşıyor. Babasının ozan olması nedeniyle çocukluğu bağlamanın sesini duyarak geçti. Öğrencilik yılları Aşık Mahzuni, Aşık İhsani, Aşık Zamani, Muhlis Akarsu, Arif Sağ, Musa Eroğlu, Aşık Emekçi, Ruhi Su, Zülfü Livaneli ve Ali Asker dinleyerek geçti. 1984 yılında Musa Eroglu’ndan bağlama dersleri aldı. Aşık Mahzuni’nin Halk Ozanları Kültür Derneği genel başkanı olduğu dönemde genel sekreterlik görevinde bulundu. Pir Sultan Abdal kültür derneği’nde yönetim kurulu üyeliği, kültür sekreterliği ve onur kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. 2 Temmuz 1993’teki Sivas katliamında, Madımak yangınından sağ çıkmış olması ölümden daha fazla acı verdi kendisine. Bir süre bağlamadan uzak durdu.

Daha sonra topluma ve dostlarına olan sorumluluğu ile yazmaya ve türkü söylemeye devam etti. Ozan-Der’in açtığı “Özgürlük ve Demokrasi” konulu şiir yarışmasında “Biri Demokrasi, Biri Özgürlük ile Özgürlük ve Demokrasi Uğruna” isimli şiirleri ödüle layık görüldü. Sahne çalışmalarına 1988 yılında başladı. Halkevleri, sendikalar, işçi ve memur örgütleri ile Pir Sultan Abdal şenlikleri ile diğer alevi ve demokratik kitle örgütlerinin yurt içinde ve yurt dışında bulunan kültür etkinliklerine sunucu ve sanatçı olarak özveri ile katıldı.

1991 yılında “Sevdaya Yürek Gerek” isimli bir kaseti piyasaya çıktı. Ayrıca bir kaç sanatçı arkadaşı ile hazırladığı “Gelin Canlar Bir Olalım” isimli kasete Pir Sultan Abdal’dan bestelediği iki türkü ile katıldı. Eserleri Musa Eroğlu, Selda ve diğer sanatçılar tarafından okundu. Şiirleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Evli ve Aslı adında bir kız babası olan Halk Ozanı Ali Çağan, sanat çalışmalarının yanında, halen İsveç Alevi Kültür Merkezi başkanlığı görevini yürütmektedir.
13.01.2002



Eserlerinden bazıları:
MİLLİYETİM İNSAN, DÜNYA’DIR YURDUM

Bülbül olup, yar bağında öterim
Sevda bahçesinin gülü aşkına
Katıldım kervana pir’e giderim
Gerçek erenlerin yolu aşkına

Hasret yarasında tükenmez sızı
Gün geçer gönülden çıkarma bizi
Alnında parlayan zöhre yıldızı
Şahlar şahı merdan Ali aşkına

Milliyetim insan, dünya’dır yurdum
İnsanı kamilde mevlayı buldum
Ele, bele, dile sahip kul oldum
Hünkar Hacı Bektaş Veli aşkına

Çağan Ali dost yoluna ol turab
Gönüller şen olsun, kalmasın harap
Aşkın badesinden bir damla şarap
Kırkların sunduğu dolu aşkına


KALKALIM AYAĞA

Yıllarca oturduk hep bir yerde
Kalkalım ayağa kalkalım dost
Derman bulamadık hiç bir derde
Kalkalım ayağa kalkalım dost

Elbet hepimizin yurdu dedik
Çalıştık aç gezdik vergi verdik
Yine de her türlü zulmü gördük
Kalkalım ayağa kalkalım dost

Konuşmak suç oldu yurdumuzda
Çetelerin yükü sırtımızda
Milyonlar bekliyor ardımızda
Kalkalım ayağa kalkalım dost

Barışçı bir düzen kurmak için
Gerçek özgürlüğe varmak için
Haksızlardan hesap sormak için
Kalkalım ayağa kalkalım dost

Kalkarsak karanlık dağılacak
Bilgi nehirinde boğulacak
Sevginle kardeşlik kurulacak
Kalkalım ayağa kalkalım dost

Düşmanlıklar bitsin dostluk sürsün
Bütün insanların yüzü gülsün
Çağan Ali’m her gün bayram olsun
Kalkalım ayağa kalkalım dost


HOŞ GELDİN GÜZEL YAVRUM

Hoş geldin güzel yavrum
Sevgi tümden bitmeden
Barışmalı insanlar
Fırsat elden gitmeden

Dostu anacak sevgi
Kalbe konacak sevgi
Kavgayı yok edecek
Kini yenecek sevgi

İnsanca yaşam temel
Dünya birliği emel
Savaşsız bir evrende
Yaşamak ne mükemmel

Dostu anacak sevgi
Kalbe konacak sevgi
Kavgayı yok edecek
Kini yenecek sevgi

Sevgi gönül vermektir
Gönülde dost görmektir
Hep beraber ağlayıp
Hep beraber gülmektir

Dostu anacak sevgi
Kalbe konacak sevgi
Kavgayı yok edecek
Kini yenecek sevgi


ANADOLUM

Söz:Ali Çağan Müzik:Musa Eroğlu

Uyansın dedikçe uykuya daldın
Yanar Anadolu’m sana yanarım
Uygarlık yolunda hep geri kaldın
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Unuttun mu sevgi verip almayı
Dünya insanıyla hep dost olmayı
Hak etmedin orta çağda kalmayı
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Dostluk köprülerin yıkılır oldu
Zalimin zulmüne bakılır oldu
Ozanın, yazanın yakılır oldu
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Halkı için Pir Sultan’lar asıldı
Gönül defterine bir bir yazıldı
Boşuna mı Nesimi’ler yüzüldü
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Bir bak şu dünyaya bir bak haline
Cehalet gem vurmuş söyler diline
Hasretsin çağlayan sevgi seline
Yanar Anadolu’m sana yanarım

Çağan Ali’m direnmektir her demin
Kaptan sürememiş su almış gemin
Tek çaren başına geçmen dümenin
Yanar Anadolu’m sana yanarım

ELLER GELDİ SEN GELMEDİN
(Gözleri yolda çocuklarını bekleyen analar için)

Gün battı hava karardı
Eller geldi sen gelmedin
Gül benzim soldu sarardı
Eller geldi sen gelmedin

Yanına geleydim/Yanına geleydim yavrum
Yüzünü göreydim/Yüzünü göreydim yavrum
Yavruma sarılıp/Sevgiyle sarılıp sana
O gün ben öleydim/O gün ben öleydim yavrum

Yem olmasın kurda kuşa
Kalmasın ayaza kışa
Yüreğim düştü ateşe
Eller geldi sen gelmedin

Yanına geleydim/Yanına geleydim yavrum
Yüzünü göreydim/Yüzünü göreydim yavrum
Yavruma sarılıp/Sevgiyle sarılıp sana
O gün ben öleydim/O gün ben öleydim yavrum

Çağan Ali’m kurban sana
Arıyorum yana yana
Yaşam zehir oldu bana
Eller geldi sen gelmedin

Yanına geleydim/Yanına geleydim yavrum
Yüzünü göreydim/Yüzünü göreydim yavrum
Yavruma sarılıp/Sevgiyle sarılıp sana
O gün ben öleydim/O gün ben öleydim yavrum



YÜRÜ BRE HIZIR PAŞA

Söz:Pir Sultan Abdal Müzik:Ali Çağan

Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
Gün gelir o da devrilir

Şahı sevmek suç mu bana
Kem bildirdin beni han’a
Can için yalvarmam sana
Şehin şah bana darılır

Ben Musa’yım sen Firavun
İkrarsız şeytan-i lain
Üçüncü ölmem bu hain
Pir Sultan ölür dirilir


DARAĞACI

Söz:Ali Çağan Müzik:Mahzuni Şerif

Gencecik fidandın sende bir zaman
Utan darağacı, boyundan utan
Nice yiğitlere kıydın doymadan
Utan darağacı, boyundan utan

Onyedilik yüzler sarardı sende
Aydın gelecekler karardı sende
Taze kızıl güller morardı sende
Utan darağacı, boyundan utan

Sanma ki bu devran hep böyle gider
Uzun çöp kısaya borcunu öder
Dikildiğin yerde kızıl gül biter
Utan darağacı, boyundan utan

Nasıl dayanırsın bunca acıya
Gönlün düşmüyor mu, bir gün sancıya
Bir de davet gönder o idamcıya
Utan darağacı, boyundan utan



BEN MİYİM SEN Mİ?

Ayrı gayrı kalksın diyorsun sözde
İkilik yaratan ben miyim sen mi?
Hak insanda bulduk inandık özde
Mevlayı aldatan ben miyim sen mi?

Yetmiş iki millet birdir demişiz
Kamil insan bizde pirdir demişiz
Dost için veririz, serdir demişiz
Can deyip can satan ben miyim, sen mi?

Bilim yolumuzdur, bilgi çağında
Sevgi büyütürüz gönül bağında
Muhabbet eyleriz yar otağında
Aşk’a hülle katan ben miyim, sen mi?

Nasibin almamış sevgiden yana
Fetvalar çıkarıp kastetti cana
Asırlar boyunca mazlum insana
İftiralar atan ben miyim, sen mi?

Ne insan öldürdük, ne de kin kustuk
Dövüldük, sövüldük, yakıldık sustuk
İnsanı sevene ezelden dosttuk
Bahaneyle çatan ben miyim, sen mi?

Çağan Ali aşkla çalar sazını
Anlatır orta çağ ham yobazını
Hakaretle açıp çirkin ağzını
Konuştukça batan ben miyim, sen mi?

__________________
zilan_80 is offline  
Eski 20-02-2008, 05:49 PM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Oct 2007
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi
Yaş: 29
Mesaj: 3,214
Üye No: 168268
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 40635
Rep Puanı : 4063048
Rep Derecesi
zilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond reputezilan_80 has a reputation beyond repute
Varsayılan


Ali Ercan

Karakaş Gözlerin Elmas
Bu Güzellik Sen De Kalmaz
Pişman Olun Kimseler Almaz
Annene Bak Gör Halini

Ercan Söyler Hakiki Sözü
Geçti Bahar Getirdik Yazı
Bir Gün Ölür O Zalimin Kızı
Annene Bak Gör Halini

Ali Ercan, 1931 yılında Niğde'ye bağlı eski adı Ferbenk yeni adı İçmeli köyünde doğdu. Altı yaşında annesi Fatma'yı, yedi yaşında babası Ahmet'i kaybetti. Sekiz yaşından itibaren çalıp söylemeye başladı. Zamanla çevresindeki saz ve halk şairlerinden öğrendikleriyle beste yapmaya, bağlamasını daha iyi çalmaya başlıyor.

Onsekiz yaşında İstanbul Radyosunun açtığı sınavı kazanır ve burada çalışmaya başlar. Bir süre sonra ücretinin azlığı nedeniyle bu görevinden ayrılır ve serbest olarak çalışmaya başlar. Asker ocağında yurdun farklı yerlerinden gelen, bağlama çalan ve türkü söyleyen insanlarla tanışma imkanı bulur. Dolayısıyla askerde iken ufkunu genişletir ve bilgisini oldukça artırır.

1951 yılında evlenir ve daha sonra Mustafa, Ahmet adında iki erkek ve Feza adında bir kızı olur.

1962 yılında "Karakaş Gözlerin Elmas" türküsü ile tüm yurtta tanındı. 1964 yılında ilk plağı olan "Adana'ya bir kız geldi gördün mü" yü çıkardı. 1965 yılında hazırlamış olduğu "Karakaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri" kitabı Niğde il basımevi tarafından basıldı. Aralarında "Karakaş Gözlerin Elmas" ve "Adaletin Bu Mu Dünya" nın da olduğu 300 kadar eseri mevcuttur.


Kaynaklar:
1-"Karakaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri"-Ali Ercan, 1965 Niğde.
2-"Notalarıyla Niğde Türküleri"-Uğur Türkmen, 1996 Niğde.
ali onur
mayıs 2003


Eserlerinden bazıları:
KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS

Karakaş Gözlerin Elmas
Bu Güzellik Sen De Kalmaz
Pişman Olun Kimseler Almaz
Annene Bak Gör Halini

Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma

İnsanların Kalbi Belli
Canlıları Yaşatan Odur
Bir Saniye Gönlünü Kır Da
Gel De Benim Kalbime Gir

Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma

Ne Gecem Ne Gündüzüm Belli
Yaşım Oldu Kırkdokuz Elli
Bağrım Yanık Gözlerim Nemli
Yalan Dünya Yaktın Beni

Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma

Ercan Söyler Hakiki Sözü
Geçti Bahar Getirdik Yazı
Bir Gün Ölür O Zalimin Kızı
Annene Bak Gör Halini

Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma


BU GENÇLİK GİDER

Gel güzel sevişelim bu gençlik gider.
Ellisine basan yaş sevilmeyi nider?
Binlerce düşünsek aşk borcumu öder
Gel gülelim bunda feleğin suçu ne?

Ateş değil sensin kalbimi yakan
Senin hayaline tek bendim bakan
Yirmi yaşındasın sel gibi akan
Kırk beşine basan yaşıyan suçu ne?

Çalarım sazımı dinleyen hani?
Genç yaşta yükledin Tükenmez gamı
Mecnunla arkadaş ettin Ercanı
Seni yetiştiren ananın suçu ne?


GÜZEL OLAN GÜZEL

Güzel olan güzel kendini över
Altun saç bağı da kuluncun döver
Ay ile bahsetmiş gün ile doğar
Çekip gider yaylasına bir güzel

Güzelin yanağı tazeden taze
Ağzı şeker olmuş dudağı meze
Yaylaya giderken haber sal bize
Bekledim yolunu geçmedin güzel!

Eğlim eğlim akar Dündarlarının özleri
Şirin olurda beylerinin sözleri
Sakın unutmam yavrucağım bizleri
Sargı tutmaz yaralarım var benim…


KADIN FENDİNE

Gel aldanma gönül kadın fendine
Sular aksın aman kendi kendine
Niçin sevmez oldu sor o kadına
Anlamadım ki artık çağem geçmiştir

Bir zaman gül idim bende koklanan
Her zaman sen idin beni yoklayan
Günlerce severek benden bakmayan
Sanki bir ölü ceset acep in olmuştur

Seni benim gibi kimse sevmedi
Ateşli dudaklar bunu bilmedi
Senden başkasına bu yüz gülmedi
Sence bütün vücut artık kocamıştır

Bence bu sevginin hiç sonu yoktur
Bu kadarda üzülme sevenin çoktur
Sevgiyi sen bilmedin kalbim bilecektir
Ercan gençtir amma sazı kocamıştır.

ADALETİN BU MU DÜNYA

Güvenemem Servetime Malıma
Ümidim Yok Bugün İle Yarına
Toprak Beni De Basacak Bağrına

Adaletin Bu Mu Dünya
Ne Yar Verdin Ne Mal Dünya
Kötülerinsin Sen Dünya
İyileri Öldüren Dünya

Ne İnsanlar Gelip Geçti Kapından
Memnun Gelip Giden Var Mı Yolundan
Kimi Fakir Kim Ayrılmış Yarinden

Adaletin Bu Mu Dünya
Ne Yar Verdin Ne Mal Dünya
Kötülerinsin Sen Dünya
İyileri Öldüren Dünya

Kimi Mecnun Gibi Dağda Dolaşır
Kimisi De Ölüm Yok Gibi Çalışır
Kimi Meteliksiz Kimi Milyona Karışır

Adaletin Bu Mu Dünya
Ne Yar Verdin Ne Mal Dünya
Kötülerinsin Sen Dünya
İyileri Öldüren Dünya


SEVEN KALBİN YIKAN GÜZELLER

Seven kalbi her an yıkan güzeller
Bütün hayat o kalptedir ne bilir
Gönül verme bu zamane kızına
Dudak bükür dil kadrini ne bilir?

Ben güzelim diye gururluk yapan
Seven bir yiğide bin çalım satan
Önce sevip sonra başından atan
Zalim olur aşk kadrini ne bilir.

Ali Ercan derki artık gülemem
Her güzelle bende gönül eğlemem
Bir sır dahi kimselere diyemem
Saz çalmayan tel kadrini ne bilir?


ELA GÖZLÜ YAR

Ala gözlü bir vefasız yar için
Su benim geceler uyumadığım
Çetin derler ayrılığın derdine
Ayrılık derdine doyamadığım.

Dostun bahçesine bülbüller girmiş
Gülünü koklarken fidanı kırmış,
Şurda bu kötünün koynuna girmiş
Şu benim sevmeye kıyamadım...

Ela gözlüm seni sevdim sakındım
Aşkın ile gonca güller takındım
Hatırına nerelerde dokundum
Bir Ercan hatırın soramaz oldum.


32 KADIN İSMİ

Elinde kelkesi giden güzeller,
Ayşe Fatma bir olmuş gülerler,
Hepiside birer yiğit dilerler,
Müzeyyen, Şükran, Türkan, Seyhan, Süzan
Handan Nalan Hicran!

Aytülünse kıvrım kıvrım saçları
Neslihanın çatılmış kaşları,
Haticenin inci gibi dişleri..
Keziban, Perihan, Mehriban, Ayten ah Canan
Ayfer, Aysel, Gülüzar!

Ne kadar güzelsin sen canım Leyla
Naziksin, kibarsın biricik Ayla
Kuduretten gözler, sürmeli Zehra
Nurcan, Nuran, Nilgün, Sultan, Seyan
Emine, Ferdane, Dürdane!

__________________
zilan_80 is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008



Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 01:18 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved </