|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Tarifi yok bunların. Anlatması zor… Aslında büyük bir mutluluk perdesi hayat, arkasına gizlenmiş bütün acılar. Ve mutluluğun doruğunda vuruyor kırbacını zalim kader, hazırlıksız yakalıyor… Alıştıramadım kendimi. Bazen çöküyor içime keder, her yanım duman, gözlerim baktığını görmüyor… Hep önceden yazılmış bir tiyatroya bakar gibi. Ve güzel bir rüyadan uyanıp aslında her şeyin yalan olduğunu anlamak gibi… Öfke de dindirmiyor acıyı. Elindeki yere düşüyor ve asla birleşmiyor eski parçalar yerine… Mantığın kendini bitirmesiyle başlıyor her şey. İnanılması güç olana inanmak işte bu noktada başlıyor. Yakıştıramadığın her leke bulaşıyor ellerine, kirliliğin sahibinden. Kendi kendini teselli etmeyi bıraktığında, artık kendini suçlayacak bir şey bulamadığında, küfürlerin ve gözyaşlarının kar etmediği anda geliyor karanlık. Boş bakmaya ve düşünmemeye başlıyorsun. Acı dahi çekemiyorsun. “Acıdan ölmektense, bir hiçten ölmek daha zordur; acıya isyan edebilirsin, hiçe hayır!” diyen yazar, üşüyen ellerime bakan ben, kötü kokular ve mide bulantıları arasında, aşk ve nefretin tam kucağında, geri dönülemez senetlerin altındaki imzam ile bir köşede sinmiş kalbim hep bir ağızdan tescilliyor kaderimi ve batıyoruz isyan dahi edemediğim hiçlik bataklığına. Hani her bitişten önce duyulan o yakınlık hissi var ya, nasıl ki ölüme giden adam son anlarında iyileşip herkesi mutlu ve umutlu eder, kedileriniz ölümlerinden ya da sizi bırakıp gitmelerinden önce en tatlı hallerini sergiler, sevdiğin senden geçmeden önce en mutlu anlarınızı yaşarsın… İşte bütün bu umutlar ve mutluluklar bitiriyor insanı. Bütün hazırlığınız uçup gidiyor ve saplanıyor vücudunuza feleğin zalim bakışlı okları. Benim ellerim üşür ne zaman hüzünlensem. Ve çekilirim kabuğuma uzun süre çıkmamak üzere. Böyle mektuplar gönderirim yüksek kuleli, benim bile aşamadığım kabuğumun duvarlarından. Koza sanırdım bu sığınağı bir zamanlar. Her acının ardından daha olgun biri olarak geri döneceğimi düşünerek… Öyle olmuyor hâlbuki. Daha korkak, beceriksiz, güvensiz dönüyorsun dünyaya. Kendini gülerken yakalamak nedir bilir misin? Bir anlık dalgınlıkla, hapishane parmaklıklarından bakan adamın kendini bir an özgür hissetmesi gibi neye dahi güldüğünü hatırlamayarak karanlığa ve mutsuzluğa geri döndüğün oldu mu hiç? Gülen yüzünde kademe kademe silinen o masumiyet ve kimselerin göremediği yüreğinle geri plandaki parmaklıkların varlığını hissettin mi? Yüksek bir uçurumdan bakar gibi bakıyorum hayata. Aslında güvenli olan kayalıklar ve sağlam sırtlar o yüksekliğin ve tehlikenin yanında nasıl da güvensiz ve korkutucu görünürse, hayat da bana öyle güvensiz öyle korkutucu geliyor. Varlığım sabır taşına denk, her şeyin bir gün düzelip yoluna gireceğine olan zayıf inancım, bunun yanında insanlara ve özellikle sevgililere olan katı ve ümitsiz güvensizliğimle yol alıyorum yüksek uçurum sırtlarında. İçimde ölüyor bir genç. Tırnakları boğazımda. Bütün kaçış yollarını kapattım kendi ellerimle. Bilerek acı çekmek, kendimi cezalandırmak, gözyaşlarımı silmemek gibi her derin kederli anımda bir kez daha haykırmak istiyorum kendi iç dünyamın uçurumlarında. Yankısı bile vurur bedenine bu çığlıkların, kendini bilene… Bir dost kelamında aranan sihirli bir anahtar gibi bakıyorum çevreme. Her nesne ve her özne teselli görünüyor kalbime. Açamıyorum kafesini özgürlüğümün. Parmaklıklar arkasından hayallere dalıyorum. Mutlu sanıyorum kendimi, yüzümde tebessümler… Kaybediyorum benliğimi, varlığımı ve kişiliğimi. İyi olan ne varsa atıyorum sırtımdan. Çıplak bir kalp için, yeniden doğmak için, bir daha sevmek için, samimi bir tebessüm için ve gözlerimin karanlığa alışması için bekliyorum yüksek kuleli zindanımda. Ve elbet çıkacağım bir umut şafağında… |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Çıplak bir kalp için, yeniden doğmak için, bir daha sevmek için, samimi bir tebessüm için ve gözlerimin karanlığa alışması için bekliyorum yüksek kuleli zindanımda. Ve elbet çıkacağım bir umut şafağında…
yüreğin dert gormesin.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
İşte bütün bu umutlar ve mutluluklar bitiriyor insanı. Bütün hazırlığınız uçup gidiyor ve saplanıyor vücudunuza feleğin zalim bakışlı okları
teşk heval yüreğine sağlık
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Tuzlu Fındık İçi Tarifi | carsı | Yemek Tarifleri | 0 | 11-12-2007 06:44 PM |
| Kıyı Tipleri | ßotan | Coğrafya | 1 | 28-09-2007 04:43 PM |
| Birçok Diyet Yemeği Tarifi | DERİNSU | Yemek Tarifleri | 0 | 22-07-2007 06:47 PM |
| Ask iksirinin tarifi... | deli_yürek | Aşk ve Sevgi | 4 | 08-04-2007 11:51 PM |
| Aşkımın Tarifi | asya pelin | Aşk ve Sevgi | 4 | 07-01-2007 07:00 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.