|
|
#221 (permalink) | ||||||
![]() İBRAHİM ROJHİLAT - BİYOGRAFİ 1969 yılında Ağrı Dağının eteklerinde Serhad’ın kalbi Doğubayazıt ta doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini burada tamamladı. 1991 yılında MKM’nin kuruluşuyla beraber profesyonel müzik çalışmalarına başladı. Aynı yıllarda Koma Rojhılat müzik grubunu kurdu. Grupla birlikte 1997 yılında "Mezrabotan ım Ez" adlı ilk albümü çıkardı. Ehmedê Xanî ’nin diyarı olarak da bilinen Doğubayazıt’ta büyümesi, ailesinden de gelen Kurdi ruh ve yetenek, yine Erivan Radyosu ve geleneksel Dengbejlik kültürünün yansımaları kendisinin sanatsal çalışmasında önemli bir etki yarattı. Bu durum zamanla Mezopotamya Kültür Merkezindeki müzikal ve sanatsal çalışmalarında da, etkisini göstererek daha da olgunlaştı. Bu dönemlerde grubuyla ülkede, Avrupa’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde konserler verdi. Mezopotamya Kültür Merkezi müzik biriminde yöneticilikte yapan İbrahim Rojhılat 2001 yılında Newroz programı için gittiği Avustralya’da kalarak oranın ülke vatandaşlığına geçti. Özellikle Kürt Dengbejlik Geleneği ve Kürt Otantik Müziği derlemeleriyle ilgili araştırmalarda yapan İbrahim Rojhılat, ilk solo albümü BENGÎ’nin hazırlıklarına Avustralya’da başladı. BENGÎ de seçtiği repertuarı ve yorumuyla gerçek sanatsal kimliğini ortaya koyduğunu ve kendisini kendine has yorumuyla ifade etme fırsatı bulduğunu da söyleyen İbrahim Rojhılat, bu albümü ülkesinin düşünce ve emek deryasında bir damla olarak görüyor. Bengî Bengî aşka teslimiyetin adıdır, aşka esirlik halidir. Esir alınan değil, esir olandır. Bengî, zora boyun eğmez, esir alınamazdır. Toplumsal değer ve yargılar ona uymaz, o sadece aşkın değerleriyle yaşar ya da gerekirse o uğurda ölür. Aşkın sofusu Bengî, bütün yaşamını tasavvuf şeyhlerinin kırk gün süren oruçları gibi sürdürür. Aşkın ermişi Bengî, çarmıha gerili Hallac gibi, bütün acılardan özgürlüğe aşk türküleri söyler. Bengî Memê Alan’ın aşıklığı, Tajdîn’in gönül dostluğu, Sîyabend’in yürek yanıklığıdır. Ehmedê Xanî’nin kalemindeki mürekkep, Melayê Cizîrî’nin ilmi, Cîgerxwîn’in adıdır Bengî. O dengbêjlerin güçlü sesidir ki; bin yıldır Yüksek dağların yalçın kayalıklarında yankılanandır. Ji Te Dur Bum Mücadelenin en sıcak olduğu dönemlerde Kürt müziğinin önemli temsilcilerinden Koma Rojhilat’ın kurucularından ve solisti olan Îbrahîm Rojhilat, ‘Bengi’ adlı ilk solo albümünün ardından ‘Ji te dûr bûm’ adlı yeni solo albümü ile sevenleri ile buluştu. “Geleneksel dengbêjlik kültürünün yansımalarının, Erivan Radyosu’nun ve Evdale Zeynike’nin sanatsal çalışmasında önemli bir etki yarattığını” söyleyen Rojhilat’ın yeni albümünde anonim Kürt halk şarkıları yine ağırlıkta. Kom Müzik ile Mir Müzik ortak yapımı bir çalışma olan “Ji te dûr bûm” albümünün yönetimini Engin Aslan ve Îbrahîm Rojhilat birlikte yapmışlar. Tonmaisterliğini Nail Yurtsever’in üstlendiği albümde yer alan şarkılardaki düzenlemeler ise Zana Farqini’ye ait. Toplam 11 şarkı ve bir potpori’den oluşan albümde, Rojda, Xanemir, Eylem Aktaş, Meral Tekçi, Turhan ve Murat Yapıştıran vokalistlik yapmışlar. Albümdeki şarkılar ise şunlar; ‘Ji te dûr bûm’, ‘Nergiz’ Gula we me’, ‘Gıdino’, ‘Bınor’, ‘Fatım’, ‘Yar gule’, ‘Seba yare’, ‘Hevi’, ‘Gulam’, ‘Ji bira min naçi’ ve potpori. |
|||||||
|
|
|
|
#222 (permalink) | |||||||||||
|
FATMA İSA
Tek şarkıyla, bir asırdır kulaklarda... ![]() RAHMİ YAĞMUR -ANF MOSKOVA (04.03.2008)- Tek bir kez söyledi, bir kez geçti mikrofonun karşısına, o kadar... Ama bütün dünyadaki Kürtleri bir asır boyunca aşık etti sesine... Çok sayıda radyo, televizyon, müzik kanalının jeneriği onun sesiyle açılıyor şimdi... O ise hâlâ sürgün, toprak özlemiyle, uzaklarda yaşıyor hâlâ... Kürtlerin en büyük ve en trajik sürgününün eli kulağındayken dünyaya geldi. Yıl 1934’tü. Azerbaycan’ın Erezegin köyünde açtı gözlerini dünyaya. Üç yıl sonra da büyük sürgüne katıldı tekmil Kürtlerle... Sürgün sonrasında Ermenistan’ın Hamzali Köyü’nde yaşamaya başladı. Sadece sürgünlük, baskı ve şiddet değil, ama aynı zamanda katı bir feodal geleneğin içine doğmuştu Fatma İsa. Okul okuyamadı. On dört yaşına geldiğinde de diğer Kürt kızları gibi ailesinin baskısıyla evlendirildi. Kendisi bilmese de, daha çocukluğunda mucizevi bir sese ve müzik kulağına sahip olduğu söyleniyordu. Yakınlarında Kürt klasiklerinin taşıyıcıları dengbêjler vardı. O da çok severdi dengbêjler gibi söylemeyi. Böyle böyle girmişti müziğin içine. Bir stranı ya da klamı bir kez dinlemesi yeterliydi; sözlerini ve melodisini ezberliyordu hemen... Ancak o dönemde Müslüman Kürtler içerisinde kadınların müzikle uzaktan yakından ilişki kurması neredeyse günah sayılıyordu. Değil mi ki Meryemxan büyük baskılara uğramıştı... O da korkudan stranlarını, klamlarını sadece kadınlar meclisinde, düğünlerde kadınların toplandığı divanlarda, yaylalarda kadınlar arasında söylemekle yetiniyordu. Gün geldi ki Erivan Radyosu, Müslüman Kürt kadın sesi için arayışa çıktı... Erivan Radyosu’nun hayatta kalan az sayıdaki seslerinden biri Fatma İsa... Sürgünde doğdu, sürgünde yaşadı, hâlâ sürgünde yaşıyor. Kürtlerin sevgi üzerine söylediği eski klamlardan biri olan “De Miho”yu seslendirerek Kürt müziğinde unutulmaz bir iz bıraktı... Hâlâ Krasnadar’ın yakınlarındaki bir köyde sürgünde yaşıyor. ERİVAN RADYOSU’NDA BİR SÖYLEDİ, PİR SÖYLEDİ O dönemde Kürtçe yayınlar yapan Erivan Radyosu ise özellikle Müslüman Kürtler arasında sesi güzel kadınların varlığından haberdardır, ancak onlara radyoda türkü söyletmenin zorluğunu da bilir. Radyo 1972’lerde bölgenin ileri gelenleri ile birlikte, halk arasında güzel sesli olanların tespiti için bir çalışma başlatır. Bu dönemde artık yaş olarak ilerlediği için stran söylemesinde bir sakınca bulunmayan Fatma İsa, kaynının da desteğiyle radyo çalışanlarına yönelir. İsa bu dönemi şöyle özetliyor: “Erivan radyosunda stran söyleyen Susika Simo, Zadina Şekir ve diğer bazı Kürt kadınları, Ezidi Kürtlerdendi. Ama Erivan Radyosu Müslüman Kürt kadınlarının seslerinin de tanınması için bir dizi çalışma başlattı. Erivan radyosundan yetkililer bu amaçla bizim bölgeye de geldiler. Benim de artık yaşım ilerlemişti. Eşimin kardeşi radyo çalışanlarına beni dinlemelerini önermişti. Ben de birkaç Kürt klasiği söyledim. Erivan radyosunun çalışanları beni dinledi ve çok etkilendiler. Hemen sonraki günlerde beni radyonun redaksiyonuna götürdüler.” Erivan radyosu kısa bir dönem Kürtçe yayınlar yapmış olsa da, Kürt klasiklerinin korunması, arşivlenmesi ve duyulmasında önemli rol oynadı. Karabetê Xaco, Şeroyê Biro, Efoyê Eset, Paşîke Efo, Memoye Pîr, Keremê Anqosî, Ahmedê Tecîr, Mecîdê Sileman, Arame Tîgran gibi güçlü Kürt sesleri bu dönemde tanınmaya başladılar. Erivan Radyosu’nun redaksiyonunu yürüten Xelil Muratov, Fatma İsa’nın sesini dinler çok beğenir. İsa’yı radyoda söylemesi için teşvik eder. İsa, redaksiyonda “De Miho” “Dînamin”, “ Şerê Reya Beşer”, “Gedê Mirzo” ve “Dervêşê Evdî” gibi klamları seslendirdi. Özellikle “De Miho” adlı parça ile Fatma İsa’nın adı Kürt toplumunun zihnine ve yüreğine kazındı. ASIRLIK AŞKIN ŞARKISI: “DE MİHO” Kürt anonim müziğinin eşsiz parçalarından olan “De Miho”, kaynağını bir Kürt derebeyinin kızı Telli ile yoksul bir aşiret köylüsü olan Miho’nun dillere destan aşkından alır. Bu parçada, katı feodal toplumlarda pek az rastlanan kadının erkeğe duyduğu aşkını dile getirmesi ve methiyeler dizmesi vardır, parçayı klasik hale getiren özelliklerden biri de budur. Parça, Telli’nin Miho’ya duyduğu sevgiyi ve ona methiyelerini uzun ve trajik bir havayla anlatır. Fatma İsa’nın Erivan Radyosu’nda sadece bir defa söylediği bu şarkı, uzun yıllar Kürtlerin en çok dinlediği klasikler arasında yer aldı. Kürtlerde kökenini Zerdüşti söylencelerinden alan Kürt anonim müziğinin klam olarak adlandırılan klasiklerini özgün sesleri ve eşsiz kadınca duygularıyla söyleyen az sayıda kadın dengbêj çıkmıştı. Ve bunların bir çoğu da toplumsal baskılardan dolayı ancak belli bir yaşa geldiklerinde söyleyebilmişlerdi. Mesela bunlardan biri olan Meryemxan, stran söylediği için ağır baskılara uğramıştı. Aynı yaklaşımdan dolayı sesini yeterince değerlendirmeyen Fatma İsa da, sadece bir defa söylediği bu şarkılarla Kürt toplumunu sesiyle büyülemeyi başarmıştı. O SUSTU, SESİ BÜTÜN DÜNYADA... Fatma İsa daha sonra gerek Erivan Radyosu redaktörü ve çalışanları, gerekse yakınlarının tüm ısrarlarına rağmen bir daha radyoda söylemedi. İsa, bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Ben bir defa gittim ve radyoda bu klamları söyledim. Daha sonra Xelil Muratof, Heciyi Cindî, Mehemedê Slo (Babayev) tekrar söylemem için çok ısrar ettiler. Yine Erivan Radyosu’nun yaşlı dengbêjleri, onlarla birlikte söylemem için çok ısrar etti. Ama ben, toplumsal geleneğin baskılarından dolayı bir daha gitmek istemedim. Ayrıca benim için önemli olan söylemekti. Bir grup kadın içinde ya da yaylalarda telli duvaklı bir gelinin yanında söylemek de çok hoşuma gidiyordu. Ama redaksiyonda söylemekten utanır sıkılırdım.” Fatma İsa Roj Tv’ nin kendisiyle yaptığı programa kadar, başka bir kitle iletişim aracında söylemedi. Fakat onun Erivan Radyosu’nda söylediği parçalar daha sonra açılan tüm Kürt radyo ve televizyonları tarafından yayınlandı. Yine İsa’nın kameralar önünde söylediği “De Miho” parçası, halen başta MMC müzik kanalı olmak üzere bir çok Kürt televizyon ve radyo programlarının jeneriğinde yer alıyor. KAYNAK : ANF - Fırat Haber Ajansı
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#223 (permalink) | |||||||||||
|
RÖPORTAJ : Egidé CİMO
Egîdê Cimo Amed’e yerleşmek istiyor İLHAMİ VURAL-ANF AMED (28.02.2008)- İnsanın ciğerlerine işleyen yanık mey seslerinin ustası o... Eskilerden, çok eskilerden bugüne taşınan nefesli çalgılar sanatının duayenidir. Bugünün Kürt toplumunda yazıp çizen, sanat üreten, politika yapan, kurumları yöneten ya da dünya ölçeğinde projelere imza atan neredeyse bütün nesil tanır onun kavalından çıkan çığlıkları... Neredeyse bütün Kürtler, akraba, komşu, her Perşembe akşamı radyonun başına toplaştığında onun ismini duymuştur. Bütün yetişkin neslin duygusundaki estetik hatıralara onun mey sesi kazılmıştır... O ise mütevazı, kendi halinde, alçakgönüllü ve asil bir yalnızlık içinde Erivan’da yaşıyordu. Ve Kürt müziğinin en önemli eserlerinde imzası bulunan Egîdê Cimo, ömrünün son baharında Amed’e geldi. Kendi adına düzenlenen dayanışma şenliğine katıldı. ANF’nin sorularını yanıtlayan Egîdê Cimo, yaşadığı deneyimin kendisi için unutulmaz olduğunu söylüyor. Kürtlerdeki tarih bilincinde dengbêj geleneğinin önemine de vurgu yapan Cimo, bu değerlerin günümüze taşınmasında çağdaş sanatçıların gösterdiği çabaları hayranlıkla izlediğini anlatıyor. Uzun yıllardır birlikte çalıştığı ses sanatçısı Feyzoyê Rizo ile birlikte Rusya’da yalnız kaldıklarını, oradaki Kürt sanatçıların Avrupa ya da Rusyanın başka bölgelerine dağılarak bireysel çalışmalar yürüttüklerini belirten Cimo, sanatsal faaliyetlerde de kurumlaşmanın önemli bir güç yarattığına inanıyor. ANF: Mamosta Egit, Amed’e yerleşip burada yaşayacağınız söyleniyor, bu söylentiler doğru mu? Egitê Cimo: Evet. Ben özellikle gelmek istiyorum, ama benim bazı sorunlarım var Rusya’da… Onları çözersem sürekli gelip yerleşmek istiyorum. -Ne tür sorunlar? -Bazı özel problemlerim var. Çocuklarım Rusya’dadırlar, bir oğlum rahmetli oldu. Ben yalnız kaldım evde ve bundan kaynaklanan sorunları çözmemiz gerekiyor. Gerek ki onların işlerini, yaşamlarını yoluna koyayım, bunları çözmeden gelirsem gözüm arkada kalır, o zaman olmaz, gelemem... Ama bunları çözebilirsem, o zaman arkama bakmadan gelip Amed’e yerleşmek istiyorum, gönülden istiyorum bunu. Çocuğumun biri Rusya’dadır ve yeri epey uzaktır. Bu tür sorunların çözümü ve yaşamın düzenli olması için hazırlık yapmam gerekiyor. Onun için oradaki evimi satmak ve buraya geldiğimde burada yaşam koşullarını oluşturmak, ne iş yapacağımı, nasıl yaşayacağımı karara bağlamak istiyorum önce. Bunları ayarladıktan sonra gelmeyi istiyorum. -Orada emekli misiniz? -Evet, emekliyim, ama bu emeklilik o kadar düzenli bir yaşam sağlamıyor. Emeklilik maaşı olarak sadece aylık 50 dolar ödüyorlar bana. Bu da elektrik ve su parasını bile ödemeye yetmiyor. -Bu tür giderler ücretli midir? -Elbette... Sadece elektrik, su gibi harcamalar değil, aynı zamanda belediyelerin temizlik işleri de vergi karşılığı yapılıyor ve bunlara ödeme yapmamız gerekiyor. -Rusya’da, Ermenistan’da konserlere gidebiliyor musunuz? -Hayır, bunlar farklı derecelerdendir. Bizim orada Kürt komitemiz vardı, bu komitenin düzenlediği konserlere gidiyorduk, ama buralardan kazanç elde etmiyoruz, parasız çalıyoruz. Newroz ya da çeşitli kutlama etkinlikleri gibi... Onun dışında ücretli etkinlikler de oluyor, genellikle düğünler vs gibi. Ama bu tür etkinliklere davet edilmeye ben izin vermiyorum, katılmıyorum. Eskiden gidiyordum ama şimdi artık gitmiyorum. Düğün gibi etkinliklere gençlerin katılması daha uygundur, düğün sahipleri de zaten bu durumu bildikleri için daha ziyade genç sanatçıları çağırıyorlar. -Kürt müziğindeki gelişmeleri takip edebiliyor musunuz? Son döneme ilişkin değerlendirmeleriniz nedir? -Takip edebildiğim kadarıyla son yıllarda Kürt sanatı oldukça zenginleşti. Diyelim ki dedelerimizin, nenelerimizin, eski dönemlerin, dengbêjlerin yarattığı klasikler bugün gelip günümüze ulaşmış, Kürt sanatçılar bunu ulaştırmayı başarmışlardır. Bu çok önemli bir gelişmedir. Bunda sanatçılarımızın öncülüğü belirleyici oldu. Çok çaba sarf edildi son dönemlerde. Bütün bu emekler, devletsiz Kürtlerin şahsi çabalarıyla oldu, ama devlet olsaydı, bu çabalar daha yoğun ve daha rahat yapılabilirdi. Eskilerin söyledikleri, anlattıkları, yarattıkları eserlerin günümüze taşınması ve yorumlanması kolay bir iş değildir. Şimdi modern sanat üretimi de oldukça iyi durumda. Bunun yanı sıra dengbêjlerimiz... Onlar bizim için tarihimizi kaydettiler. Bu dengbêjlerimizin eserlerinin günümüze kazandırılması doğrultusunda atılan adımları hayranlıkla görüyorum. Çünkü bizim, iktidarı altında yaşadığımız devletler eğitim görmemizi istemediler. Eğer eğitim görebilseydik, kendi tarihimizi, toplumumuzu, politikamızı bilir ve ona göre yaşardık, ona göre hareket ederdik. Ama bu olmadığı için, bu konularda bizi bilgilendirenler dengbêjlerimiz oldu. Onların hikayelerinin ve stranlarının günümüzde yaşatılması bu bakımdan da çok önem taşıyor. -Peki Rusya’da, Ermenistan ya da Azerbaycan’da yaşayan Kürt sanatçıların çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Onlar bir araya gelip ortak ve örgütlü çalışmalar yapabiliyorlar mı? -Diyelim ki bir kurum, kulüp, sanatçıların birlikte çalışabileceği NÇM (Navenda Çand a Mezopotamya) gibi yerler şimdi yoktur. Var ama buradaki gibi değil... Eskiden kulüplerimiz vardı, buralarda çok iyi çalışmalar yapılıyordu. Ben kendim de yıllarca bu kulüpte çalışmalar yaptım. İsmi Qilub a Heşta (Sekizlerin Kulübü) idi. Bu kulüpte modern müzik çalışmaları da yapılıyordu ve Ermenistan’daki festivaller ve benzeri büyük organizasyonlara kulüp olarak katılıyorduk. Kulübün Rusya’da çok önemli bir itibarı vardı, Kürt sanatının üretiminde öncülük yapabiliyordu. Ama bu da şimdi yapılamıyor. Sanatsal çalışmalar daha çok kişisel fedakarlıklarla yapılabiliyor. Çok önemli sanatçılarımız da bu dönemde dağıldılar. Her biri bir yerlere gitti. Kimisi Avrupa’ya, kimisi Rusya’nın başka yerlerine yerleştiler. İşte görüyorsunuz, ben ve Kak Feyzo (Feyzoyê Rizo) kaldık. -Diyarbakır’a geldiniz, buradaki sanat çevreleri ve Kürtlerin durumu hakkındaki izlenimleriniz nedir? -Şunu söyleyeyim; buraya geldiğimiz için, davet edildiğimiz için çok çok mutluyuz. Burada bizim için düzenlenen şenlikte benim yaşamımı, geçmişimi, sanatımı gözler önüne getirdiler, sinevizyon gösterisi yaptılar, bu bizi oldukça etkiledi. Ben de Kak Feyzo da o kadar sevindik ki, bunu anlatmak çok güç. Kürt halkı bizi burada kabul etti, bağrına bastı, bizim hakkımızda çok sayıda yazılar yazıldı, televizyonlarda yayınlar yapıldı. Bu şenlik türü etkinlikler, nasıl ki bizi kardeşlerimizle bir araya getirdiyse, Kürdistan’ın bütün parçaları için de birleştirici bir nitelik taşıyor bana göre. Bunlar karşısında bizim sevincimiz yere göğe sığmayacak kadar büyüktür. O kadar ki, kanadımız yok ki uçalım, istedim ki birer kuş olalım ve Diyarbekir surlarının üzerinden uçalım... ![]() Egidé Cimo ( sağda ) - Feyzoyé Rızo ( solda ) ![]() ![]()
__________________ Bu mesaj en son " 04-03-2008 " tarihinde saat 06:55 PM itibariyle pılıngo tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Orta anadolu Kürtleri hakkında !!! önemli bir makale | rozarin | Genel Kültür | 42 | 10-09-2008 12:51 AM |
| Kürt Tiyatrosu | achar | Şano (Tiyatro) | 7 | 17-03-2007 08:43 PM |
| Tarihte Kürt Basini | Şoreşger | Tarih | 12 | 09-03-2007 10:43 AM |
| Agirê Jiyan: Albümümüz Kürt müzik piyasasına canlılık kattı (Söyleşi) | Kajîn Jîr | Sınırsız Muhabbet Burada | 5 | 05-11-2006 04:13 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.