Yalnız Mesajı Göster

Eski 17-11-2006, 11:03 PM   #4 (permalink)
Bedirxan
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,248
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 96000
Rep Puanı : 3221162
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan

ii) Sigara içmek gerçekten büyük bir tutku ve alışkanlık olabilir: Sigara içmenin imanlı açısından yanlış olmasının iki büyük nedeni vardır. Birinci: tutku derecesinde bir alışkanlık olması sigaranın bizi yönetmeye başlaması demektir. Aynı zamanda bir put olmasına neden olur. İkinci ise yukarıda da bahsettiğimiz gibi Allah’a ait bir kişinin bünyesini tahrip etmesidir. İşte, bu iki nokta açısından sigara büyük sorundur. Oysa imanlı Kutsal Ruh tarafından yönetilmeli ve iyi olan, güzel olan, faydalı olan her ne varsa onun ardınca koşmalıdır.

iii) Sigara hem zararlıdır hem de başkalarını rahatsız etmektedir:Bizim ülkemizde olduğu gibi bazı toplumlarda sigara içmek oldukça kabul görmekle birlikte yine de birçok kişi sigara içmemektedir. Oysa sigara içenler sigara içmeyenlerin yaşamlarını da sağlık açısından riske sokmaktadırlar. Sürekli olarak çalıştığı ortamda sigara dumanına mazur kalan kişiler sigara içmeseler de sigara içenler kadar sağlıklarının bozulması riskiyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Burada görüldüğü gibi sigara hem kişiye hem de çevresindekilere zarar veren bir maddedir.
O zaman en iyi olan Allah’ı yüceltmek isteyen imanlının bu alışkanlığa bulaşmamasıdır. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi bu alışkanlığı eskiden beri sürdüren imanlı kardeşlere de büyük anlayış göstermek gerekmektedir. Çünkü bu bir alışkanlıktır, kişi hemen bir anda bu alışkanlığı bırakacak değildir. Karşılıklı anlayışla ve zararları göz önünde bulundurularak, yardım edilerek bu alışkanlıktan vazgeçilmesini sağlamak gerekir.
Kısacası kilise büyük bir oranla sigara içmeme eğilimini göstererek Allah’ın bizlere bahsettiği bedeni O’na yaraşır bir biçimde tutuyorsa bu konuda üzerine düşen iyi tanıklığı yapıyor olacaktır.

c) Alkol kullanımı
Alkol kullanımı da sigara gibi oldukça eskilere dayanmaktadır. Tarihte birçok toplumlar kendilerine alkollü içecekler üretmişlerdir. İslam ve Budizm alkolü kesinlikle yasaklamaktadır. Yahudi inancı ve Hıristiyanlık ise alkolün aklı başında bir biçimde, sarhoş olunmamak kaydıyla kullanılmasına izin vermektedir. Önemli olan alkolün bizi yönetmesi değil, bizim onu haddi aşmadan çok dengeli bir biçimde yönetmemizdir.
Eski çağlarda çok çeşitli içecekler yoktu. Temiz su ve şarap içilen ana içeceklerdi. Bu nedenle Kutsal Kitap’ta şaraptan çok bahsedildiğini görebiliriz.[38] Allah, her şeyi yaratmış olduğu gibi şarabın fermantasyonunun da sahibidir. Hatta şarap bazen Allah’ın halkını bereketlemesinde bir simge olarak da kullanılmaktadır.[39] Aynı zamanda sunakta sunu olarak da Allah’a sunulduğunu görüyoruz.[40] Kötü ve zor durumlarda şarabın tazelik verdiği, yüreği rahatlattığı söylenmektedir.[41] Aynı zamanda şarabın ilaç olarak önerildiğini de görmekteyiz.[42]
Rab İsa Mesih ilk mucizesini bir düğünde suyu şaraba çevirmekle göstermişti.[43] Bunu yapmakla arkadaşlarını toplumsal utançtan kurtardı. Ayrıca yeni şarabın, yeni şarap tulumlarına konulmasının gerekliliğini hatırlatmıştı.[44] Aynı zamanda son akşam yemeğinde de Mesih İsa, dünyanın günahlarına karşılık olarak kendi döktüğü kana simge olarak bir kase şarabı göstermişti. Bunu hatırlamaları için bu simgesel örneği sürekli olarak tekrarlamalarını istemişti.[45]
Yalnız bütün bu örneklerde şarabın içilmesi ülkemizde çayın içilmesi gibi değerlendirilmelidir. Bugün çok çay içmenin de birçok zararları vardır. Mideye zararı vardır, kalp çarpıntısı yapabilir, uyku uyutmayabilir. Ama buna rağmen çay ülkemizde temel içeceklerden biridir. O dönemde de şarap suyun yanında temel içeceklerden biriydi. Bu nedenle Kutsal Kitap’ta çok defa geçmektedir. Bununla birlikte Kutsal Kitap şarabın zararları konusunda da uyarılarda bulunmaktadır. Çok şarap içmenin gerçekten kişiyi aşağılanmasını, hikmetsiz davranmasına neden olması, utanç getirmesi gibi sonuçları vardır. Çünkü kişi şarapla kolayca sarhoş olabilir. Bu Kutsal Kitap’ta çok net olarak uyarılmaktadır. Nuh’un, Lut’un, Nabal’in yaşamlarında şarapla sarhoş oldukları Kutsal Kitap’ta anlatılmaktadır.[46] İşaya peygamber çok içki içip sarhoş olan kahinlerin ve peygamberlerin o hiçte güzel olmayan durumlarını şöyle dile getirmektedir:

“Ve şunlarda şaraptan sendeliyorlar, ve içkiden salınıyorlar; kahinle peygamber içkiden sendeliyorlar, şarap düşkünüdürler, içkiden salınıyorlar; rüyette yanılıyorlar, hükümde sürçüyorlar. Çünkü bütün sofralar kusmuk ve pislikle dolu, temiz yer yok.”
Yşa. 28:78

Çok içki, çok şarap içmek kişinin düşünce ve karar verme yeteneklerini ortadan kaldırmaya başlar. Böylelikle insan normal hayatında yapmadığı şeyleri yapmaya başlar. Uyuşturucularda olduğu gibi gerçeklerden kaçış ve hayal alemine dalış söz konusudur. Bu da doğal olarak kişiyi insanlığından çıkarmaya başlar. Massa kralı Lamuel, kralların sarhoş olmamaları gerektiğini söyler, aksi takdirde ülkelerini yönetmeyi unutacaklarından bahsetmektedir.[47] Aynı zamanda şarap aldatıcıdır da, kişinin anlayışını mahveder.[48] Özellikle Kutsal Kitab’ın Süleyman’ın Meselleri bölümü, bu konuda uyarılarla dolu bir bölümdür:

“Ah kimin? Vah kimin? Çekişmeler kimindir? Şikayet kimin?boşuna yaralar kimindir? Gözlerin kızarması kimindir? Şarabın başında oturup gecikenlerin, karıştırılmış şarabı aramağa gidenlerindir. Şarabın kızıl olmasına, Kadehte rengini vermesine, kolay kolay aşağı akmasına bakma. Sonunda yılan gibi ısırır, ve engerek gibi sokar. Gözlerin garip şeyler görecek, Yüreğin sapık şeyler söyleyecek. VE deniz ortasında yatan adam gibi, gemi direğinin başında yatan adam gibi olacaksın; Ve diyeceksin: Bana vurdular ve ağrı duymadım; Beni dövdüler ve anlamadım; Ne zaman ayılacağım? Onu bir daha arayayım.”
Sül. 23:2935

Görüldüğü gibi alkolün azında her ne kadar yarar varsa da çok kullanıldığında çok büyük olmaktadır. Bu nedenle alkolizm gibi bağımlılık oluşturma olasılığından dolayı alkollü içeceklere karşı temkinli olmak çok önemlidir. Bu aynı zamanda Kutsal Kitab’ın emridir.
O zaman bu durumda imanlı bir Hıristiyan’ın alkollü içeceklere karşı tutumu ne olmalıdır?

i) Bir imanlının alkol kullanmasına izin var mıdır? Alkolün çok kullanımının getirdiği zararlar çok açık bir biçimde belirtilmiştir. Kutsal Kitap bu noktada söylenmesi gereken her şeyi söylemiştir. Alkolün bizi kontrol etmeye başladığı andan itibaren günah sınırı başlamaktadır. Mesih İsa’nın izleyicilerine emir, şarapla sarhoş olmamaları ama Kutsal Ruh’la dolu olmaları yönündedir.[49] Kardeş denilen bir kişinin ayyaş olması durumunda ilişkide bile bulunulmaması önerilmektedir.[50] Ayyaşlık karanlığın işlerinden olduğu için bir kişinin göklerin egemenliğindeki yeri için bir engel teşkil eder.[51]Özellikle kilise önderliğinde bulunanların, içki konusunda daha da temkinli davranmaları gerekir.[52]
Kutsal Kitap alkolü yasaklamamakla birlikte, çok kullanımının getireceği zararları belirterek sarhoşluğu yasaklamaktadır. Alkol kullanımında imanlıların kendi kendilerini çok iyi kontrol etmeleri ve aynı zamanda belli bir disiplin altında tutmaları gerekmektedir.

ii) Bir Hıristiyan’ın alkol kullanımından kaçınması gerekir mi? Hıristiyanlar tarih boyunca alkol konusunda farklı düşünmüşlerdir. Bazıları hiç içmeme taraftarı olurken, bazıları biraz içmeyi desteklemişlerdir. Kutsal Kitap ayetlerinde net olan bir gerçek alkolün yasak olmadığı ama sarhoşluğun kesin olarak yasak olduğu gerçeğidir. Bu durumda samimi bir Hıristiyan için sınır bellidir. Şarap ya da benzeri alkollü içkileri belli toplantılarda, düğünlerde, yemeklerde kullansa bile bunu asla kendine alışkanlık edinmemeli ve aynı zamanda sarhoşluk derecesini zorlamamalıdır. Aksi takdirde Allah’ın koyduğu sınıra karşı gelmiş olacaktır. Diğer taraftan da alkol içeni yargılamak gibi tepkiler ya da bir takım kurallar oluşturmak yine Kutsal Kitap sınırlarını zorlamaktır.
Kutsal Kitap’ta özellikle kahinlerin dini görevlerini yerine getirirken alkolden uzak kalmaları istenmektedir.[53] Kutsal Kitap’ta Nezir adağı sırasında içki yasağı bulunmaktadır ama bu belli bir süre içindir.[54] Küçük bir Yahudi dini grubu olan Rekabiler’de ise alkol tamamen yasaktı.[55] Ama bütün bu örnekler bir istisnadır.
Kısacası alkolden kaçınmak güzel bir tanıklık olabileceği gibi, alkolü düzeyli bir biçimde kullanmakta oldukça güzel bir tanıklık olabilir.
Özellikle bazı durumlarda alkolden kaçınma çok yararlı olabilir:

1) Bu konuda zayıf olan kardeşi korumak için: Elçi Pavlus, imanı zayıf olan kardeşi korumak amacıyla yapmakta özgür olduğumuz bazı şeyleri yapmamamız gerektiğini öğretmektedir. Bir kardeşin alkol konusunda iradesi zayıf olabilir, belki daha önceden alkolik bir geçmişe sahiptir. Bu kardeşin yanında biz rahatlıkla alkol kullanırsak bu kardeşin alkolden kurtulma mücadelesini yarıda kesmiş olabiliriz.[56]

“Öyleyse barışın ardından koşalım ve birbirimize karşı yapıcı olalım. Yiyecek yüzünden Allah’ın işini baltalama. Gerçekte her yiyecek yenebilir. Ama yediğiyle başkasını suça sürükleyen kişi kötülük eder. Et yememek, şarap içmemek ve kardeşini suça sürükleyecek herhangi bir şey yapmamak iyi tutumdur.”
Rom. 14:1921

2) Alınganlığı önlemek: Bazı kültürlerde alkol hiçbir biçimde kullanılmamaktadır. O zaman bu kültürün içinde yaşadığımız sürece çevremizdekileri kendi alkollü içeceğimizle rahatsız etmemek ilkemiz olmalıdır. Aksi takdirde kişiler biz farkına varmadan bizden uzaklaşacaklardır.
3) Denenmelere mani olmak: Yukarıda da söylediğimiz gibi kilise içinde bazı kişilerin eskiden alkolle ilgili bazı sorunları olmuş olabilir. Biz rahat bir biçimde alkolden bahseder ve alkol kullanırsak bu kişilerin yaşamında farkında olmadan bazı sorunlar oluşturabiliriz.
4) Bir kişinin ailesinde alkole karşı zayıflığın olması durumunda: Bazı kişilerin ailelerinde alkol oldukça üst düzeyde kullanılmıştır. İmanlı bir kardeş böyle bir aile mensupsa, içki kullanmamak bilgice bir davranıştır. Ama bizim sağladığımız ortamlarda kolayca alkole adapte olup ailesinin zayıf olduğu noktada kendisi de güç kaybetmeğe başlayabilir.
Yeniden tekrarlamak gerekirse inancımızda alkollü içeceklere kesin bir yasak getirilmemiştir. Bununla birlikte herkesin kendi sınırlarının bilinci içinde sarhoş olmadan alkol kullanmasına izin verilmiştir. Ayrıca imanlının başka kardeşleri sürçtürmemesine çalışılmalıdır. Bu durumda bizler özgürce, kendi kararımızla tanıklığımıza zarar vermemek koşuluyla alkollü içeceği az miktarda kullanabilir ya da hiç kullanmayabiliriz. Yeter ki, her durumda Rab’bin çocukları olduğumuzu unutmayalım ve O’na yaraşır tanıklar olalım.

4. KENDİ KENDİMİZİ KONTROL ETMEK

Mesih’in çocukları her durumda dengeli davranmayı bilen, disiplinli kendi kendilerini kontrol eden kişiler olmalıdırlar.[57] Girit adasında Titus’un görevi, Hıristiyan önderlere davranış biçimleri hakkında öğretilerde bulunmaktı:

“Çünkü Allah işlerini yöneten biri niteliğindeki Gözetici'nin kusursuz olması gerekir. Kendini öne sürmemeli, kanı başına sıçramamalı, içkiye düşkün olmamalı, kaba kuvvetten kaçınmalı, para canlılıktan uzak durmalı. Konuksever, iyiliksever, ağırbaşlı, adaletli, kutsal, tutkularına üstün gelen,...”
Tit. 1:78

“Yaşlılara ölçülü, saygıya yaraşır, ağırbaşlı olmalarını öğütle. İmanları, sevgileri, katlanışları sağlam olsun. Bunun gibi, yaşlı kadınlara saygıdeğer olmalarını öğütle. Ne kara çalsınlar, ne de içkiye tutsak olsunlar. Erdemli tutumu öğretsinler. Böylece genç kadınlara kocalarını, çocuklarını sevmeyi öğretsinler. Genç kadınlar ağırbaşlı, suçsuz, evcimen, iyi huylu, kocalarına bağımlı olsunlar. Öyle ki, Allah’ın Sözü kötülenmesin. Bunun gibi, genç erkeklere de tutkularına üstün gelmelerini öğütle.”
Tit. 2:26
Yukarıda sıralan bütün sözcüklerde bir insanı insan yapan esas unsurlar vardır. Çevremizdeki insanların bizden bereket almaları, iyi bir tanıklık görmeleri için bir Hıristiyan’ın kendinde oluşturması gereken Kutsal Kitab’a ait davranış biçimleridir. Şimdi bunlardan bazılarına birlikte bakalım.[58]

a) Konuşma
Daha önceki bölümlerde dilin özellikle doğru konuşma anlamında, ne kadar büyük önem taşıdığını söylemiştik.[59] Bu bölümde özellikle Allah’ı yüceltme, başkalarını bina etme anlamında sözlerimizin öneminden bahsedeceğiz. Çünkü söylediklerimiz karakterimizin aynasıdır. Dilimiz gerçek düşüncelerimizi dile getirir. Bu durumda imanlı Hıristiyanların bazı konuşma biçimlerinden uzak kalması gerekmektedir.

i) Allah’ın adını boş yere ağza almak: Üçüncü Emir Allah’ın adının boş yere ağza alınmamasını emretmektedir.[60] Bu çok doğrudur, çünkü Allah’ın adı bütün isimlerin üstündedir ve Allah’ın bütün karakter özelliklerini temsil eder. Bu isme her şeyin üzerinde önem ve saygı verilmelidir.
Yahudiler bu konuda çok hassastılar. Bu nedenle de Yüce Allah'ın ismini kullanmamayı seçtiler. Oysa günümüzde birçok yerde Allah’ın adını boş yere ağzımıza alıyoruz. Şaşkınlığımızı belirtirken, başkalarına kötü söz söylerken, yemin ederken.
Burada durup düşünmeliyiz. Yüce Allah’ın adını ancak O’na yaklaşırken, O’na dua ederken, O’nu yüceltirken kullanmalıyız. Oluşturduğumuz Hıristiyan konuşma biçiminde farkında olmadan bir çok kere Rab’bin adını ağzımıza alırız. Bu ağzımıza alış aslında esas anlamı itibari ile olsa sorun değildir ama çoğu zaman adeta boş bir alışkanlık şeklinde söylenmektedir.

ii) Kötü sözler: Bu konuda Mesih İsa’nın günlerinde din adamları uyarılmıştır. Bizlere de bu konuda uyarı vardır. Ağzımızın bekçisi olmak zorundayız:

“Ya ağacı sağlıklı yetiştirirsiniz, ürünü de sağlıklı olur; ya da ağacı çürük yetiştirirsiniz, ürünü de çürük olur. Çünkü ağaç ürünüyle tanınır. Engerekler soyu! Kendiniz kötü kişilerken iyi sözler söyleyebilir misiniz? Çünkü ağız yüreğin taşmasından söz söyler. İyi insan içindeki iyi gömüden iyi olanları çıkarır. Kötü insan da içindeki kötü gömüden kötü olanları çıkarır. ‘Size diyorum ki, insanlar söyledikleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler.’ Öyle ki, sözlerin doğrultusunda suçsuz ve yine sözlerin doğrultusunda suçlu çıkarılacaksın.”
Mat. 12:3337

Dizginlenmemiş dilin sonucunda büyük küfürler, yargılar gelmektedir. Özellikle kızgınlık anında söylediklerimize çok dikkat etmemiz gerekmektedir.[61]Rab İsa Mesih aslında bize dünyanın öğrettiklerinin tersini öğretti:

“Ama siz dinleyenlere söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik edin. Sizi lanetleyenlere kutluluk dileyin. Size kötülük edenler yararına dua edin.”
Luk. 6:2728

Elçi Pavlus’ta Mesih İsa’nın öğrettiklerinden başka bir şey öğretmedi ve öğrettiği gibi de yaşadı:

“Sizlere saldıranlara iyilik dileyin. Evet, iyilik dileyin, lanet etmeyin.”
Rom. 12:14

“Ellerimizle çalışan emekçileriz. Sövülürken kutlu kılıyoruz, saldırıya uğrarken katlanıyoruz,”
1. Ko. 4:12
“Ağzınızdan hiçbir yarasız söz çıkmasın. Tam tersine, yapıcılığa katkıda bulunabilen, dinleyicilerin canına can katan yararlı söz neyse o konuşulsun.”
Ef. 4:29

Elçi Pavlus’un bu konuda öğretilerinin sürekli tekrar edildiğini görüyoruz.[62] Bir Hıristiyan için ağzından çıkanı kulağının duyması bir ilke olmalıdır. Eğer eskiden gelen kötü sözleri söyleme alışkanlığı varsa bu konunun üzerinde gayretle durması, dua ile kelam ile bunun üstesinden gelmesi gerekir.[63]
Özellikle şaka yaparken kullandığımız dil çok önemlidir. Biz Allah’ın çocukları olarak neşeli insanlar olmalıyız. Elbette şaka yapacağız. Ama şakayı yaparken bile dünya ölçüleri ile değil, kelam ölçüleri ile yapmalıyız.
Bedirxan is offline