Giriş Tarihi: May 2006 |
|
|
Mesaj: 2,350
|
|
Üye No: 2482
|
|
Cinsiyeti : Bay
|
Rep Power: 192000
| Rep Puanı : 3952695
| |
|
| |
|
2. AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlülükte başka kişilerin sahip olduklarına yozlaşmış ya da çarpıtılmış bir arzu vardır. Bu arzuda kıskançlık, aşırı tutku gibi derin günahlarda vardır. Onuncu Emir bu günahın ne denli ciddi bir günah olduğunu bize göstermektedir:
“Komşunun evine tama etmeyeceksin; komşunun karısına, yahut kölesine, yahut cariyesine, yahut öküzüne, yahut eşeğine, yahut komşunun hiçbir şeyine tama etmeyeceksin.”
Gurur gibi açgözlülükte kök günahlar arasındandır. Çünkü bu günahtan imrenme, kıskançlık, şehvet ve hırs gibi günahlar ortaya çıkar. Ama genel anlamda bu günah “tamah” olarak isimlendirilir. Birçok çeşidi olmakla birlikte özellikle hiç hakkı yokken başkasına ait olanı arzulama olarak belirir. Kutsal Yazılar’da bu günahın tehlikeli sonuçlarından bahseder.[27]
Aç gözlülük bir kişinin yaşamını kuşattıkça, bu kişinin yaşadığı toplumda bu olaydan büyük ölçüde etkilenecektir. Bu toplum içindeki ilişkiler ve güven duygusu büyük ölçüde tehlikeye girecektir. Daha sonra birçok acılıklar, sahip olunan değerlerin kaybı, adaletsizlik ve hatta cinayete kadar giden günah girdapları ortaya çıkacaktır. Şimdi bu günahın getirdiği acı sonuçları örnekleri ile sıralayalım:
a) Putperestlik
Açgözlülükte kişinin bakışı Allah’a yönelik değildir. Oysa kişinin sevgisi de ibadeti de Allah’a yönelik olmadır. Ama başka bir şeyin peşinden gidiyorsak, o şeyler yavaş yavaş Allah’ın yerine geçmeye başlıyor. O zaman bizler Allah’tan ziyade o şeye doğru ibadet etmeye başlıyoruz:
“Bu nedenle, bedeninizin dünya ile ilgili eğilimlerini, zinayı, iğrençliği, utandırıcı isteği, uygunsuz tutkuyu ve yalancı tanrılara tapıcılıkla eşdeğer olan açgözlülüğü öldürün.”
b) Allah’ın açık olan emirlerine itaatsizlik etmek
Yeşu’nun günlerinde Allah İsrail askerlerine savaşta nasıl davranacaklarını bildirmişti. Verilen bu emirlerin birinde düşmanın malını yağmalamamaları gerektiği vurgulanmaktaydı.[28] Ama ne yazık ki, İsrail askerlerinden biri bu emre itaat etmemişti. Bu asker başkasının malına karşı duyduğu şiddetli arzuya bir türlü karşı koyamamıştı:
“Ve Yeşu Akana dedi: Oğlum, rica ederim, İsrail’in Allah’ı RAB’BE izzet ver, ve ona itiraf et; ve ne yaptın, şimdi bana bildir, benden gizleme. Ve Akan Yeşu’a cevap verip dedi: Gerçek ben İsrail’in Allah’ı RAB’BE karşı suç ettim, ve şunu yaptım; çapulda Babil işi güzel bir kaftan, ve iki yüz şekel gümüş, ve ağırlığı elli şekel olan bir altın külçe gördüm, ve tamah edip onları aldım; ve işte, onlar çadırımın ortasında toprakta saklıdırlar, ve gümüş onun altındadır.”
Akan’ın bu şiddetli açgözlülüğü sonucunda İsrail savaşı kaybetme durumunda kalmıştı. Kısacası açgözlülüğü hem ailesine hem kendisine, hem de memleketine utanç getirmişti.
c) Başkalarına karşı günah işlemek
Kutsal Kitap kral Davud’un büyük günahından bahsetmektedir. Kral Davud, başkasının karısına kötü gözle bakıp onu arzulayarak onunla zina yapmıştır.[29] Fakat işin kötüsü bu günah beraberinde başka günahları da getirmişti. Kral Davud, göz koyduğu kadına sahip olmak ve yaptığı zinayı örtbas etmek için, kadının kocasını da öldürtmüştü. Sahip olduğu bütün değerleri görmezlikten gelerek açgözlülüğünü dışarıya yönelmişti. Kendi sarayının balkonundan başkasının eşine göz koymuş, üstüne üstlük o kadının kocasını öldürterek cinayet suçunu da işlemişti. Bütün bunlardan sonra pişmanlık duyan Kral Davud, bu günahının ceremesini ve acılarını da yıllarca üzerinde taşımak zorunda kalmıştı.[30]
Bu olay açgözlülüğün ne kadar kök[31] bir günah olduğunu göstermektedir. Birçok insan, bu tarz günahların fazla üzerinde durmamaktadırlar. Ama sonuçlar gerçekten de ürkütücüdür. Bu nedenle akıllı bir imanlı, bu tür günahlara en ufak bir geçit vermemelidir.
d) Başkalarına haksız davranmak
Kral Ahab başkasına ait olan bağa sahip olmak istedi. Bu nedenle bazı tekliflerde bulundu. Tekliflerine karşılık olarak olumsuz cevap alan Ahab oldukça üzülmüştü. Ama bu kez devreye karısı İzabel girdi ve oldukça kötü bir planla bu bağı elde etme yollarına baş vurdu. Bunun sonucunda da ne yazık ki bağın sahibi olan Nabot haksız yere öldürüldü.[32] Ama bu kötülük için Kral Ahab’ın ve onun soyu yargılanmıştır.
Ahab’ın günahının temelinde yatan kendi hakkı olmayan bir malı arzulamak yatmaktadır. Kısacası açgözlülük, tamah başrolü oynamaktadır. Bu günahın bir kanser gibi ilerlemesi kişinin bütün yaşamını sarmış ve kendi soyuna da etkilemiştir.
e) Kilisedeki sorun
Günümüz Hıristiyanları, bu büyük kök[33] günahın kiliselerin içinde olmadığını düşünmemelidir. Ne yazık ki, kiliselerde de bu kök günahlardan olan açgözlülüğü görmeleri mümkündür. Elçi Yuhanna her zaman en üst düzey yöneticiliği arzulayan bir kişiden bahsetmektedir:
“Bazı konularda kilise topluluğuna yazdım. Ama onların arasında üstünlük sağlamak isteyen Diotrifos bizi kabul etmiyor.”
Kiliselerimiz içinde açgözlülük, tamah, kiliselerde yetki ve güç hırsına neden olur. Bu hırsla birlikte sık sık kiliselerde tartışmalar ve bölünmeler olur. Böyle durumlarda kilise esas hedefine tam olarak odaklanamaz. Oysa kilisenin hedefleri, Allah’a tapınma ve Allah’ın müjdesini duyurma gibi hedeflerdir.
Yakup, açgözlülüğün getirdiği kötü tabloyu şöyle dile getirmektedir:
“Aranızdaki savaşlar, çatışmalar nedir? Neredendir? Bunlar içinizde, bedeninizin parçalarında silaha sarılan kendi tutkularınızdan doğmuyor mu? Elde etmeyi istersiniz ama isteğinize ulaşamazsınız. Adam öldürürsünüz, kıskançlık beslersiniz, buna karşın başarı sağlayamazsınız. Çatışırsınız, savaşırsınız, yine de aradığınızı bulamazsınız. Çünkü Allah’tan istemiyorsunuz. İsteyince alamıyorsunuz, çünkü istemenizin amacı kötüdür. Tutkularınıza harcamak isteğindesiniz. Allah saymazlar! Dünya ile dostluğun Allah’a düşmanlık olduğunu bilmez misiniz? Bu durumda dünya ile dost olmak isteyen kişi kendini Allah’ın düşmanı eder.”
Elçi Pavlus tamahın, başkasının malına göz dikmenin tehlikeleri konusunda Korintoslu inananları uyarmıştı. Bu gibi kişilerle ilişki kurmamaları gerektiğini onlara hatırlatmıştı.[34] Açgözlülük ve tamahın hem kendimize, hem çevremize ne kadar zarar verdiğini görüyoruz. O zaman böylesine yok edici bir günahtan kurtulmak için ne yapmamız gerektiği konusunda düşünmemiz gerekir:
i) Sahip olduklarımızla yetinmeyi bilmeliyiz: Daha önce maddeci dünyanın bize verdiklerinden bahsetmiştik. Bu verdikler, hiçte iyi, hiçte kelama uygun verdikleri değildi. Bizi sürekli olarak açgözlülüğe iten bir dünya sistemi içindeyiz. Bu durumda bize düşen Mesih İsa’ya iman etmiş kişiler olarak sahip olduklarımızla yetinmeyi sahip olduklarımız için Rab’be şükretmeyi bilmektir. Bunu öğrendiğimiz zaman açgözlülük günahının gücü oldukça azalmış olacaktır.[35]
ii) İyi olanı arzulamayı öğrenmeliyiz: İyi olan, temiz olan, pak olan her ne varsa, Allah’ı hoşnut edecek, ruhsal anlamda bizi bina edecek her ne varsa, onun ardından koşmayı öğrenmeliyiz.[36]
3. KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
Dünya ne yazık ki, bizi sürekli olarak kötüye çekecek olan tuzaklarla doludur. Uyuşturucu kullanmak, tutku halinde sigara içmek, sarhoş olmak için sürekli olarak içki içmek, alkolsüz yaşayamamak, cinsel istemleri dizginleyememek ve sürekli her tür ilişkinin peşinde koşmak, kumar oynamak bütün bunlar bizi mahvetmek için hazır bekleyen kötü alışkanlıklardır. Bizim varlığımızı, sağlığımızı, işimizi, geleceğimizi kısacası hayatımızı mahvedecek şeylerdir.
Samimi bir Hıristiyan’ın bu tarz kötü alışkanlıklar içinde olması aslında düşünülemeyecek bir olgudur.[37] Bazen bir takım sorunlardan ötürü Mesih’e iman ettiği halde kendisini bu gibi tehlikelerin kenarında bulan imanlılar olsalar da, bu alışkanlıkların tehlikesi karşısında Rab’be sığınarak bu tehlikelerin kenarından dönebilirler. Bu bazen büyük bir zaman birimini de alabilir.
Aslında Kutsal Yazılar bize bedenimizin bize ait olmadığını öğretmektedir. Bedenimiz Allah’a aittir. Allah’ın hizmetinde kullanılmak üzere Allah’a sunulmuştur. Elçi Pavlus, Korintoslular’a bu durumu hatırlatmaktadır:
“Benim için her şey yasaldır, ama her şey uygun değildir. Kuşkusuz, her şey yasaldır; ama hiçbirinin buyruğu altına girmeyeceğim. Yemekler mide içindir, mide de yemekler için. Allah onu da, ötekini de ortadan kaldıracak. Beden de zina için değildir, Rab içindir. Rab da bedenin esenliği içindir;
Hem bedeninizin sizlerde bulunan Kutsal Ruh'un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Bu Ruh size Allah tarafından verilmiştir. Kendi kendinizin değilsiniz. Bir değer karşılığında satın alındınız. Öyleyse Allah’ı bedeninizde yüceltin.”
Kötü alışkanlığın üç ana konusunu inceleyelim:
a) Zevk için ilaç ya da uyuşturucu kullanmak
Bugün uyuşturucu dünyamızda büyük bir kara para trafiği oluşturmaktadır. İnsanların ölümü pahasına bazı insanlar zengin olmak için bu trafiği hızlandırmaya çalışmaktadırlar. Bir Hıristiyan aşağıdaki nedenlerden ötürü böylesine yok edici bir alışkanlığa kendini kaptırmaz:
i) Uyuşturucu kullanmak Allah’ın bizlere bahşettiği bedene çok ciddi bir biçimde zarar verir: Birçok kere bahsettiğimiz gibi bedenimiz Allah’ın mabedidir. Çok önemli olan bu mabet uyuşturuculara esir edilemez. Bu tür kötü alışkanlıklar öncelikle marihuana gibi hafif uyuşturucularla başlar. Bu uyuşturucular önce kişiye bir problem gibi gelmez ama daha sonra dozaj artar ve eroine kadar gider. Bu sonucu önceden iyi bilen bir kişi asla bu yola çıkmaz, çıkmayı bile düşünemez.
ii) Uyuşturucu kullanmak bir çok ülke yasalarına göre yasaktır: Birçok ülkede uyuşturucu kullanmak yasaktır. Bu konuda çok net yasalar vardır. Samimi Hıristiyanlar ülkelerinin yasalarına itaat etmelidirler.
iii) Uyuşturucunun verdiği mutluluk sahtedir: Uyuşturucu kullanmak kişileri gerçeklerin dışına iter. Bu nedenle uyuşturucu kullanan gerçek alemin dışındadır. Eğer bir kişi bazı sorunların içindeyse ve gerçekleri görmekte zorluk çekiyorsa, o kişiye sunabileceğimiz en güzel şey müjdedir. Allah’ın müjdesindeki gerçek onu gerçeklerle yüzleşmekten uzak tutmayacaktır. Aynı zamanda gerçeklerden rahatsız olmadan yaşamın sorunlarını halletmeyi de öğretecektir. Böyle bir kişinin artık uyuşturucu gibi sahte cennetlere ihtiyacı olmayacaktır. Çünkü bu ilaçların sonu kuşkusuz sefalet içinde ölümdür.
iv) Uyuşturucu insanların yaşamlarını ve ilişkilerini mahveder: Uyuşturucu kişileri gerçeklerden uzaklaştırdığı için, zamanla toplumsal yaşamlarından da uzaklaştırmaya başlayacaktır. Bu kişilerin ailesini, toplum ilişkilerini allak bullak edecektir. Dolayısıyla kişi işinden ayrılmak ya da kovulmak durumunda kalabilir. Ayrıca uyuşturuculara bağımlı kişiler, bu kötü alışkanlıklarından kurtulamadıkları için sürekli olarak ilaç kullanmak zorundadırlar. Bu uyuşturucu ilaçlara para bulmak hiç de kolay değildir. Zaten sosyal ilişkileri bozulmuş, iş hayatı mahvolmuş bir kişinin para kazanması ancak yasa dışı ya da ahlaksız bir takım yollarla olacaktır. Bu nedenle fahişelik, hırsızlık gibi birçok günah bu durumu izleyecektir.
v) Uyuşturucuyu kullanmak kişinin düşünme ve karar verme yeteneğini de allak bullak edecektir: Uyuşturucuların etkisinde olan kişilerin düşünme ve karar verme yetenekleri doğru olarak işleyemediğinden Allah’ın emirlerini algılamaları da uygulamaları da hayli zor olacaktır. Bu kişinin psikolojik hayatı üzerinde de çok kötü etkiler oluşturur. Bütün bu baskılara dayanamayan kişi intihara kadar sürüklenebilir.
Mesih İsa’ya iman ettiği halde çok büyük zorluklar içinde kalarak uyuşturuculara başlayan ya da başlamak üzere olan herhangi bir kişi varsa sonuçları çok iyi görmesi gerekmektedir. Hemen vakit geçirmeden olgun bir imanlı ile ya da bu konuda bilgi sahibi imanlı bir önderle durumunu çekinmeden, açık bir biçimde görüşmesi gerekir. Çünkü bu görüşme o kişinin Mesih’teki yaşamını zaferli bir yaşam haline döndürecektir. Allah’a onur getirecektir. Allah’a onur getirenler yüce Allah tarafından da onurlandırılacaklardır.
b) Sigara İçmek
Sigara dünyanın sorunudur. Tütün içmek çok eski çağlardan beri varlığını koruyan bir alışkanlıktır. Özellikle ülkemizde de çok yaygındır. Acaba sigara konusunda samimi bir Hıristiyan’ın tavrı ne olmalıdır.
i) Sigara içmek bedene gerçekten büyük bir zarar vermektedir: Sigaranın zararları konusunda geniş bir paragraf yazmamıza gerek yoktur. Çünkü dünyanın her yerinde sigaranın ne tür zararları olduğu yazılıp çizilmekte, bu konu üzerinde bir çok yetkili konuşmaktadır. Sigara eşittir kanser çok net olarak bilinmektedir. İmanlı bir Hıristiyan’ın bedeni Allah’a aittir. Öyleyse bu bedenin çok iyi bir biçimde korunması gerekir. Zaten tartışma bu noktada son bulur. Samimi bir Hıristiyan sigara içmiyorsa hiçbir zaman buna yeltenmemelidir. Eğer sigara içiyorsa bu sağlığı mahveden alışkanlıktan vazgeçmek için elinden geleni yapmalıdır. Yalnız bu noktada imanlıların birbirlerini yargılamamaları da çok önemlidir. Çünkü yargı tepki getirmektedir. Sigara bizi imansız yapmamaktadır. Ya da sigarayı bırakmamız bize kurtuluş vermemektedir. Esas kurtuluşumuz Mesih İsa’nın kurtarışına olan, O’nun Allah’ın biricik Oğlu olduğuna olan imanımızdır. Sigara imanlının sağlık hayatını ilgilendiren bir konudur. Aynı zamanda bedenin tapınak olmasından dolayı aşılması gereken kötü bir alışkanlıktır.
|