Yalnız Mesajı Göster

Eski 03-11-2006, 05:06 PM   #4 (permalink)
Bedirxan
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan









... Böyle bir kararın benim hakkımda verileceğinden emindim. Ama diğer arkadaşlanmınkini beklemiyordum. Bundan sonrası da politik gelişmelere bağlı, ancak sonuç ne olursa olsun, ben onurlu bir şekilde karşılarım gerekirse, yani infaz söz konusu olursa darağacına çıkarken tüm dünya halklarını selamlamasını, bizden sonra gelecek arkadaşlarıma örnek olmasını bileceğim. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Ben Türkiye halklarının sınıf mücadelesine katıldığım anda her devrimci gibi hayata sözlü, ölüme nişanlıydım. Onun için sonuç etkilemedi.
Sizlere teselli vermek istemiyorum.
Çünkü gözyaşlarını halk düşmanlarına karşı gizlemesini bilen, onlara karşı siyasi ve ekonomik düzensizlikten dolayı her geçen gün kin ve nefretle dolan halkımızın bir parçasısımz. Bir oğul kaybetmiş olsanız bile binlerce oğul kazanacaksınız. Tüm devrimciler sizlerin oğulları, kızları ve kardeşleri olacaktır. (...)
Kısa fakat benim değer yargılanma göre onurlu bir yaşamım oldu. İdeallerimden asla taviz vermedim. Kimseye ihanet etmedim. Silahımı teslim etmedim.
Halkın içersindeyken onlara ve sizlere yardımcı olmaya çalıştım. Halkımızın sınıf mücadelesinde en ön saflarda çarpışmaya çalıştım. Sizleri sömürü ve bunun sonucu olan yoksulluktan kurtarmak istedim ve şimdi bunu bizden sonra gelecek nesillerin sürdüreceğinden nihai hedefimize vaniacağından eminim sizlere başka şeyler de yazmak isterdim ama yazamıyorum...
Tüm Gültepe halkına ve Türkiye halklarına selam. BEN HALKIMIN MUTLULUĞU İÇİN SA VAŞTIM. ADIM HÜZÜNLE BİRLİKTE ANILMASIN.
...
29.01.1983 İzmit Gece















'Şunu insanlara anlat.
Ben güle oynaya gidiyorum.
Geriye dönüp bakma gereği duymuyorum.
Çünkü geçmişimde pişmanlık duyacağım hiçbir şey yok.
Tekrar yaşama gelsem yine bu görevi, bu kişiliği seçerdim,
bu ihtişamı tekrar yaşamak isterdim.
Bunu arkadaşlarıma anlat! Böyle bilsinler!"
Sana şunu bırakıyorum:
-Bugün olmaz biliyorum- yann veya herhangi bir gün, kemiklerim dahi kalmış
olsa; inançlarını taşıdığım, düşüncelerini paylaştığım, uğruna severek idama
gittiğim insanların yanına gitmek istiyorum. Ben bunları devletten istemiyorum!
Ben bunları sizlerden istiyorum!
Yeri geldiğinde benim kemiklerimi Mahir Çayan'ın yanına gömün!'
En son isteği bu oldu.

O "Yaşasın Halkın Devrimci Öncüleri!
Yaşasın Sosyalizm!
Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş!'
sloganları atıyordu.
Ama bu arada tartaklama ve cop sesleri de geliyordu...
Serdar sehpaya çıktığında
' Ölüm! Nereden ve nasıl gelirse gelsin
Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa
Ve silahlarımız elden ele dolaşacaksa
Başkaları mitralyöz sesleriyle
Savaş ve zafer naralanyla
Cenazelerimize ağıt yakacaksa
Bu uğurda ölüm hoş geldi. Sefa geldi?
Che'nin sözlerini haykırdı son olarak.
İpi boğazına geçirildikten sonra, altındaki sandalyeyi ayağıyla itti.
Çoğunluğunu birkaç ay önce Kiremithane mahallesinde hükümeti protesto eden
bir gösteriden getirilenlerin oluşturduğu kadınlar koğuşunun bir penceresinde
Serdardın idamı izleniyordu.
Ve sloganların ardından dumanlar yükseldi pencerelerden. Yorganlar yakılıp
yakılıp atıldı avluya.
Serdar ipte uzun süre kaldı.
Yaşam belirtileri vardı.
Bunu tamamen yok etmek için Agah Yüzbaşı bacaklarına asıldı Serdar'ın.
Uzadı Serdar'ın bacakları.
Yüzbaşı yeniden yeniden yukarıdan asıldı ta ki şişmiş, kangren olmuş bacak
hareketsiz kaldı...
...
26.10.1980 Adana Gece 04.00



















Savaşsız, sömürüşüz bir dünya için savaştık.
Onun için ölüyoruz.
Biz bu davaya başkoyduk.
Başımız devrime, halkımıza
Partimize feda olsun.
Kahrolsun faşizm,
Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının mücadele birliği.
İdamlar bizi yıldıramaz
Hoşçakalın
Elveda yoldaşlar.
...
Geç kaldınız beyler! Sizleri daha erken bekliyorduk. Biz kendimizi çoktan
hazırladık, kutsal davamız adına partimizi ve devrimi kucaklıyor,
devrimcileri selamlıyorum.
Kahrolsun faşizm.
O da sehpaya çıktı beyaz önlükle...
Kendisinden önce iki can arkadaşının boynunu kıran ilmik onun da boynuna
geçiriliyordu.
Ve O arada şunları söyledi:
"Şunlara bakın hele; tir tir titriyorlar. Korku sizinle hergün yaşayacak.
Cellatlardan ve onun devletinden er geç hesap sorulacaktır"
ip boynuna geçirildiğinde O;
"Kahrolsun Faşizm!
Yaşasın TKEP!" sloganını attı.
Geride bıraktığı en son sesti bu.
Duvara çarpa çarpa döndü.
Bu ses cezaevinin üstünde
kulaklara çarpa çarpa
yüzyıllık bir korku olarak indi yüreklere...
...
13.03.1982 İzmir Gece 01.25-03.05
















"Sevgili anneciğim ve babacığım,
Sizleri ve ezilen halklar adına mücadeleyi, erken bırakmak zorunda kaldığım için üzgünüm, ama bundan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadan ve şu kısa yaşamım içerisinde hiçbir şahsi çıkar gözetmeden ezilen halklar adına verilen mücadelede yerimi almaya çalıştım ve bundan dolayı gurur duyuyorum. Hakim sınıfların göstermek istediği gibi bizler hiçbir zaman savunmasız insanlara karşı katliam girişiminde bulunmadık.
Fakat onların bizi böyle göstermeleri ve faşistlerle bizi aynı kefeye koyarak cezalandırmaları, bizim nezdimizde ezilen halkların mücadelesine yapılan bir saldırıdır.
Anneciğim ve babacığım; sizlere kısaca bahsettiğim gibi hiçbir pişmanlık duymuyorum. Sizlerin de ezilen halklar uğruna verilen mücadelede katledilişimden dolayı üzülmemenizi ve bundan gurur duymanızı bekliyorum. Ağabeylerime ve ablalarıma da yazmak isterdim; fakat buna olanak yok. Kendilerine çok selamlar. Burada satırlarıma son verirken, hürmetle ellerinizden öperim. Arkadaşlara selam. Hoşçakalın."
"...Havalandırmanın ortasına darağacı kurulmuştu.
Darağacının altına bir tane masa, onun üzerine bir tane sandalye
konmuştu. Necdet, koşarak sehpaya çıktı.
Yağlı ipi kendisi boğazına geçirmeye çalıştı. Ama elleri arkadan bağlıydı.
Bu arada gür bir sesle
" Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği9 diye slogan attı.
İp boğazına geçirilmişti.
Tam bu anda "Kahrolsun FaşîzmF sloganım üç sefer peş peşe attı.
Kahrolsun Sömürgecilik Yaşasın Anti-emperyalist, Anti-oligarşik Halk
Devrimi
İşte tam o andı.
Ve o anda da tereddüt etmedi.
Sandalyesini tekmeledi.
Sandalye düştü ama, sandalye düşmesine rağmen Necdet'in uzun boyu
aşağı sarktı. Ayaklarının ucu masaya değiyordu. O anda cellat telaşlandı.
Necdet'in ayakları altındaki masayı çekmekte heyecanlanmıştı. İp
boğazını iyice sıkmış olasına rağmen Necdet, kendi kendisini boşluğa
bıraktı.
Ve sonra öylece dinginleşti."
...
7.10.1980 Ankara Gece 03.40













Ben hiç karşılık gözetmeksizin kendimi Türkiye emekçi halklarının sömürü baskı ve zulmüne karşı verdikleri insanca yaşama mücadelesine adadım. Bizzat emperyalizm tarafından yönlendirilen oligarşinin resmi sivil tüm güçleriyle halka karşı ilan ettiği sindirme köleleştirme yok etme savaşına karşı Türkiye halklarının devrimci yolunda mücadele ettim. Yürüdüğüm yolun engebeli dolambaçlı ve sarp olduğunu biliyordum. Doğruluğuna inandığım bu yolda ilk düşen de ben değilim, son düşen de ben olmayacağım. Bu savaş kurtuluşa kadar sürecektir. İnsanlığın bu onurlu savaşında bir sıra neferi olarak ölmek ölümlerin en yücesidir. Er ya da geç... Zafer Türkiye emekçi halklarının faşizme karşı birleşik devrimci savaşının olacaktır. (...)
Bu inançla sizleri selamlar, devrim yolunda basanlar diler ve satırlarımı büyük devrimci Che'nin şu sözleriyle bitiririm.
Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin
Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa
ve silahlanma elden ele geçecekse
Başkaları mitralyöz sesleriyle
Savaş ve zafer naralanyla
Cenazelerimizde ağıtlar yakacaksa
Bu uğurda ölüm hoş geldi sefa geldiJ
Avluya çıktığında uzun beyaz bir önlük altında elleri arkadan
kelepçelenmişti.
Aylardır bu kadar rahat ve özgür yürüyordu.
Zincir ve güllesinin yokluğunda yürümek!...
Gökyüzü pürüzsüz çıplaktı.
Cezaevi, çıplak gökkubbenin altında, onun yürüdüğü gibi dimdik ayaktaydı.
Avlunun ortasında çatılmış üç direğin ortasına bir sehpa konmuştu.
Beklemeksizin oraya çıktı. Son kez cezaevindekilerle bütünleşti.
Elleri arkadan bağlıydı. 'Kahrolsun Faşizni diye bağırırken boyun damarları
şişiyordu.
Devlet Adana'da yine cellat bulamamıştı.
Mustafa yüzünün karşısında duran ilmeğe başını geçirmek istedi.
Yapamadı. Her dokunduğunda ip ondan kaçtı.
Gardiyan Mehmet Selçuk atıldı, ipi yakaladı.
Mustafa'nın bir itirazı olmadı buna. Kafasını usulca geçirdi.
Başkaları çekmesin diye ayağı ile altındaki sehpaya vurdu.
....
20.08.1981 Adana Gece

Bedirxan is offline