Yalnız Mesajı Göster

Eski 11-09-2006, 01:28 PM   #2 (permalink)
xendewan
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Mardin
Mesaj: 50
Üye No: 4184
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 4
Rep Puanı : 101
Rep Derecesi
xendewan will become famous soon enoughxendewan will become famous soon enough
Varsayılan


ORTAÇAĞIN MEDENİYET GÜNEŞİ
MARDİN’DE İLK BİLİMSEL ÇALIŞMALAR
Ortaçağ Avrupa’sında görülen karanlık düşünce, koyu taassup, cahil ve baskıcı zihniyetlerden en fazla etkilenen yine Avrupalı bilimciler oldu. Bu çağda bilim adamları, zindanlara ve tımarhanelere kapatılırken yazılmış bilimsel eserleri de tek tek yakılmak suretiyle imha edildi. İşte tam bu esnada Mardinli Süryani bilim adamları harekete geçtiler ve bu eserleri tercüme ederek böylece kayıt altına aldılar.

(OKUMA PARÇASI)
MARDİN’DE İLK RASATHÂNE (GÖZLEMEVİ)
Artuklu Beyliği döneminde, Mardin’in Dunaysır ilçesi bu günkü adıyla Kızıltepe’de Eski Ulu camii bitişiğinde, Artuklu Bey’i Melik Ahmed Nasıureddin islâmi künyesiyle bilinen Artuk Arslan tarafından 1200’lü yıllarda bir rasathâne (gözlemevi) kuruldu. 1940’lı yıllara kadar ayakta duran bu eşsiz rasathâne bu yıllardan sonra ne yazık ki yıkıldı.



(OKUMA PARÇASI)
MARDİN’DE İLK OTOMATLAR (ROBOTLAR)
Ebu’l Iz İsmail El Cezeri adlı Mardinli bilim adamı Artuklu Beyliği’nin başkenti Mardin’de, 7.Artuklu Beyi Ahmed Nasıruddin Artuk Arslan'ın isteği üzerine sarayda bir çok mekanik araçlar yaptı. Bunlar arasında; SU SAATLERİ, dekoratif biçimde SU FIŞKIRTAN FISKİYELER, Artuklu sarayında yemekten önce ve sonra ELLERİNE SU TUTAN, sonra kurulamaları için HAVLU UZATAN OTOMATLAR icat edildi. Bu icatlar karşısında ziyaretçiler hem şaşırıyor hem de seyrederek eğleniyorlardı.
El Cezeri’ nin kitabında bu buluşların nasıl çalıştıkları anlatılır. Bu kitapta ayrıca HAVA , BOŞLUK VE DENGE PRENSİPLERİ hakkında da bilgiler veriyor.

MELİK SAİD 3. NECMEDDİN GAZİ 1239-1260 yılları arası yaklaşık olarak 21 yıl iktidarda kaldı ve adına sikke bastırdı. Bunun döneminde Yeşmut b.Hülagü b.Tu lui b. Cengiz Han tarafından Mardin istila edildi. Vefatından sonra yerine Birecik valisi olan oğlu MUZAFFER KARAARSLAN geçti.

MELİK MUZAFFER KARAASLAN 1260? 1292? Yeşmut’un izniyle Mardin’deki saltanat tahtına oturdu. Adına basılmış sikkeleri vardır. Kendi adıyla anılan bir camii ve bir medrese yaptırdı. 28 yıl iktidarda kaldı.1292’de öldü. Kendi medresesine gömüldü. Yerine oğlu Şemseddin Davud oturdu.
Bilinen eserleri: MUZAFFERİYE CAMİİ Bu eser, 1260 ila 1285 yılları arasında yaptırıldı.
MUZAFFERİYE MEDRESESİ (BELKA MEDRESESİ) 1260 ila 1285 yılları arasında yaptırıldı. Mardinli Ünlü tarihçi Ferdi Katip,Mardin Artukluları Tarihi adlı eserinde bu medresenin mimari açıdan dünyada eşsiz olduğunu anlatır.
Gerek Camii gerekse Medrese yıkılmış ve bunların enkazı üzerine Osmanlılar döneminde 1899 yılında bir okul yaptırıldı. (Bugünkü Kız Meslek Lisesi)
Not: Yeşmut, Mardin’in ileri gelenlerini MUZAFFER KARAASLAN’A öldürttüğü iddia ediliyor.
Ünlü Venedikli gezgin Marco Polo büyük ihtimalle bu melik zamanında Mardin’e gelmiştir.(1254-1324)

(OKUMA PARÇASI)
VENEDİK-MARDİN
MARKO POLO MARDİN’DE: Bilindiği üzere M.S.1200 yıllarında Mardin, Artuklu Beyliği’nin başkenti idi. Yine aynı tarihlerde Venedikli gezgin Marko Polo, Avrupa’dan Asya’ya giderken Tarihi İpek yolu üzerinde bulunması nedeniyle hem dinlenmek hem de kenti gezip görmek için Mardin’e de uğrardı.
Marko Polo, Mardin’de konuk olarak kaldığı günler içinde; minare ile çan kulesinin yan yana, ezân ile çan sesinin aynı anda bir arada yükseldiğini, Müslüman ve Hıristiyan ahalinin içi içe ve hatta bunun da ötesinde birbirlerinin bebeklerini emzirecek derecede candan, samimi ilişkiler ve hoşgörü içerisinde kardeşçe yaşadıklarını, aralarında özellikle dine dayalı olarak hiçbir ihtilâfın olmadığını görerek çok duygulanmış ve bu duygularını da şöyle ifade etmiştir:
“Ben insanları uygar olan iki şehir gördüm; bunlardan biri Venedik, diğeri ise Mardin’dir.
Aradan on asır geçer ve tarihler 2000’i gösterirken UNESCO, Mardin ve Venedik şehirlerini dünya mirasına aday kentler olarak seçer. Bu durum, sizce de garip bir rastlantı değil midir?…
önemli not:
Venedik altın lirası, Mardin’de YALDUZİ olarak adlandırılırdı, Mardinli hanımların boyunlarına kolye olarak kullandıkları yalduzi, yakın bir geçmişe kadar Mardin’de, değerli ziynet eşyaları arasında sayılırdı.

El Melik ŞEMSEDDİN DAVUD: Ancak bir yıl iktidarda kalabildi. Vefatından sonra yerine 1292’de kardeşi Mansur 4. Necmeddin Gazi geçti.
MANSUR 4. NECMEDDİN GAZİ 1294-1312 yılları arasında saltanat sürdü. Mardin’i onardı. Edip ve sanatçıları korudu. Bu gün mevcut olan Firdevs Köşkünü (1302), Ravza bahçelerini yaptırdı. Kaledeki camiyi onardı. Zamanında sikke bastırıldı.
Kızı Dünya Hatun’u Cengiz soyundan Muhammed Hudabende’ye (Müslüman olmadan önceki adı OLCAYTU b.Hülagü b.tu lui b.cengiz han) vererek Tatarlarla ilişkileri düzeltti. Yine bu dönemde ünlü Arap gezgin İbn ıl Batuta Mardin’e geldi. Ancak bazı tarihçiler Ibın Batuta’nın Melik Mansur döneminde değil de oğlu Melik Salih döneminde Mardin’i ziyaret ettiğini yazarlar.
1312’de öldü. Kendi yaptırdığı medreseye defnedildi. Yerine oğlu Adil İmaduddin geçti.




İBNİ BATUTA MARDİN’DE
Arap aleminin yetiştirdiği dünyanın en büyük gezginlerinden olan Fas’lı Ibn Batuta; “Ibn Batuta Seyahatnâmesi” adlı eserinde, XII.yy.da Artuklu Beyliği’nin başkenti Mardin’e yaptığı geziyi şöyle anlatır:
"1329 senesinde Mardin’e vardık. Hükümdarı el-melik es Salih b.el-melik el Mansur idi. Bu Mardin; dağ eteğinde kurulmuş muazzam bir beldedir. Uygar İslâm memleketleri arasında; en hoş ve güzel ve sağlamdır. Çarşıları güzeldir, orada en meşhur yünden meşhur kumaşlar dokunuyor. Yüksek bir kalesi vardır ki meşhur kalelerden sayılır ve yüksek bir dağın zirvesinde kurulmuştur." (Katip Ferdi: Mardin Artukluları Tarihi)
ADİL İMADUDDİN (ADİL ALPİ veya İMAMEDDİN ALİ) 1312 on sekiz gün sonra zehirlenerek öldürüldü.Yerine kardeşi Salih geçti.

El Melik SALİH (diğer adı SALİH ŞEMSEDDİN MAHMUD) (1312-1367) kırkı erkek, altmışı kız olmak üzere yüz evladı vardı. erkek evlatlarını daima yanında gezdirirdi. Babası zamanında başlanan ancak yarım kalan bazı bayındır eserler onun döneminde bitirildi. 1367’de vefat etmesiyle Mardin Artuklu Devleti de zayıflamaya başladı. Yerine oğlu 2. Mansur geçti. Mardin Şehidiye Medresesi’ne defnedildi.
Eserleri: LATİFİYE CAMİİ 1369 aynı adla anılan mahallede, Melik Salih’in oğlu Abdullatif tarafından yaptırıldı.(minaresini 1846’da Musul valisi Mehmet Tayyar Paşa yaptırdı.)

2.MANSUR AHMED (1368) Bir yıl saltanat sürdü. Bu yılda da Karakoyunlu Türkmenlerin lideri Bayram Hoca Mardin’e saldırdı.
2.Mansur 1368’de vefat etti. Mardin Latifiye Camii bahçesine gömüldü. Yerine oğlu Melik Mahmud geçti.
ALTIN BOĞA adlı değerli bir veziri vardı. Mardin Medrese Mahallesindeki Altınboğa çeşmesi ile Altınboğa Medresesi bu vezir tarafından yaptırıldı.
Eserleri: BÂB’UL SÛR CAMİİ aynı adı taşıyan mahallededir. Minaresini 1801’de Mardin hakimi Abdullah Ağa yaptırdı. Altın Boğa medresesi ve çeşmesi bu devrin önemli eserlerindendir.


2.SALİH MAHMUD Tahta oturur oturmaz, hükümdarlığın kendi hakkı olduğunu ileri sürerek ayaklanan amcası Muzaffer Fahreddin Davut ıbın Melik Salih ile savaşa tutuştular. Bu iç savaşla Mardin ikiye bölündü. 4 ay devam eden savaş sonucunda Melik Mahmud öldürüldü ve yerine bu savaşın galibi Muzaffer Fahreddin Davut Hükümdar oldu. Melik Mahmud’un mezarı kendi adıyla anılan Mardin’deki Bab u sûr Mahallesindeki Melik Mahmut camiindedir.
Bab’ıl sûr Mahallesi’ndeki Melik Mahmud camii (1367) bu dönemde yaptırılmıştır. (Bab’ıl sûr, Arapçadır. SUR KAPISI anlamına gelir. Bu zamanla değişmiş ve Türkçe olarak Savurkapı anlamına gelen Bab’ıl savur denmiştir ama aslı Bab’ıl Sûr’ dur.
NOT: Avusturya askeri kaymakamlarından EDUARD DE ZAMBAUR adlı bir bilimci, 1914’te Viyana’da basılan (Doğuya özgü sikkeler ilmine ait) “NOUVELLES CONTRİBBUTİONS A LA NUMUSMATİQUE” (yeni çalışma veya yeni değerlendirme) adlı eserinde; Melik Mahmud’un bakır ve silikçe bir sikkesi vardır.Bu sikkenin bir tarafında: kelime-i şahadet ve etrafında dört halife adları, diğer tarafında ise: Mahmut ıbın Ahmed, etrafında “es sultan el melik es Salih hallada Allahu Mulkehu.”ibaresi yazılmıştır diyor. (Abdulgani Efendi:Mardin Tarihi S.85)

MUZAFFER FAHREDDİN DAVUD 1368-1376 yılları arasında yaklaşık 8 veya 9 yıl hükümdar kaldı. İlk yılında kardeşi Dünya yerine geçtiyse de bir yıl sonra Dünya’yı öldürüp tekrar iktidara geçti.) 1376’da vefat etti Yerine oğlu Tahir İsa oturdu.
Kızı Ümmü-l Hayr’ı Akkoyunlu Türkmen aşiretinin lideri olan Osman Beg’in oğlu Ali’ye vermişti. Dolayısıyla ümmülhayr Hatun, Akkoyunlu Uzun Hasan’ın annesiydi.

TAHİR İSA : 1376-1406 yılları arasında hüküm sürdü. 1383’te Karakoyunlu Türkmenlerinin lideri Kara Mehmet, Mardin’i kuşattı daha sonraları Sultan İsa’nın kız kardeşi ile evlenerek barış yaptı.
1394’teTimurlenk, Mardin’i kuşattı. Sultan İsa ile veziri Feyyaz b.Emir (bugün Mardin’de halen hamam olarak hizmete açık bulunan Emir Hamamı’nın sahibi) Timur tarafından İran’da Sultaniyye’de hapsedildiler. Ancak bir yıl sonra serbest bırakıldılar.
1401’de Timur tekrar gelip Dunaysır’da (Kızıltepe) ovaya çadır kurudu. Mardin’i almak istedi. Bir söylentiye göre kendisine oğlu Uluğ Bey’in doğduğunu müjdelemeleri üzerine Dunaysır (Kızıltepe) dan hemen ayrıldı. (zaten buradan ayrıldıktan sonra Osmanlı Padişahlarından Yıldırım Bayezıt ile malum Ankara Savaşı’nı yaptı.)
Karakoyunlu Türkmenlerin lideri Kara Yusuf, Timur’un ölümünden sonra yanındaki kalabalık Türkmen heyetiyle Şam’dan Mardin’e geldi ve Sultan İsa tarafından büyük bir törenle karşılandı.
Kara Yusuf, hamile eşini Mardin’in eşsiz medresesi Sultan İsa medresesi’nde bırakarak Musul’a gitti. Oğlu Cihanşah 1405’te bu medresede dünyaya geldi.
1406’da Diyarbakır Emiri ve aynı zamanda kız kardeşi Ümmülhayr’ın kayınbabası olan Akkoyunlu Kara Osman Beg ile yaptığı savaşta şehit oldu. Ayrıca bu savaşta (Osman Beg’in oğlu İbrahim Beg’de öldü.)
Cenazesi Mardin’e getirilerek Mardin Zinciriye Medresesine defnedildi. Yerine amcasının oğlu Şehabeddin Ahmed geçti.
Eserleri: SULTAN İSA MEDRESESİ VEYA ZİNCİRİYE MEDRESESİ’dir. Bu medrese Mardin’de aynı adla anılan mahallededir.
1385’te yaptırdığı bu medrese bünyesinde Hanefi ve Şafii camilileriyle mescitleri bulunuyor. Bu Medreseyi görüp de hayran kalmamak mümkün değildir.


TİMUR MARDİN’DE

Timur’un Mardin’i işgal ettiği 1394 yılında yanında bulunan tarihçi Arabşâh, Mardin’i şöyle tasvir eder:

“Kale yuvası gayet yüksekte olduğu için avcıların yetişemediği Anka (masal kuşu) gibidir. Bir Emirdir ki çok zamandan beri kocaya verilecek zamanı gelmiş olduğu halde daima bekâr kalan kızını kimse istemeye cesaret edemez.

Dağın zirvesinde inşa edildiğinden, uzaktan görünen, üzerindeki kulelerden ibarettir. Kubbesiyle, gök kubbesi arasında yalnız şu fark vardır ki gök kubbesinin zirvesi daima hareket halinde olduğu halde bunun kubbesi hareketsiz ve sarsılması imkânsız gibi kalır. Kalenin arkasında Hakk’a inanmışların ruhu kadar geniş bir sahra vardır; bu sahrada aralarında pırıl pırıl menbaların (kaynakların) aktığı bahçeler, av hayvanları ile dolu ormancıklar, yemyeşil meralar (otlaklar) görülür. Öte tarafta keskin kayalar görülür ki, en cesur adamlar bile tırmanmaya cesaret edemez ve birbirine girift, okunması kabil olmayan taştan bir elifba manzarası gösterirler. Yol kuleden kuleye ve kapıdan kapıya çıkar. Şehir süslü bir doku gibi kaleyi kuşatır ve ondan yiyecek ve su alır, gıdasını gökten aldığı için hayır ve şer her türlü harekata dayanır.”

Not: Bu metin, asıl adı Joseph Freiherr Von (HAMMER) ‘den alınmıştır.(Timur, Mardin’i Artuklu Hükümdarı Melik Tahir İsa bin Melik Fahreddin Muzaffer Davut döneminde işgal etti fakat şehri bir türlü alamadı.)


ŞEHABEDDİN AHMED B.İSKENDER B. SALİH 1407 Timurlenk’in yakıp yıktığı yerleri onarmayla uğraşırken yine bir Türkmen aşireti olan Karakoyunlu Kara Yusuf Mardin’i iki yıl boyunca kuşattı.
Zor durumda kalan Şehabeddin Ahmed 19 HAZİRAN 1409 Salı günü ağlaya ağlaya Mardin’i Kara Yusuf’a teslim etti.
Böylelikle Mardin’deki Artuklu devri sona erdi.
Şehabeddin Ahmed Musul’a doğru gitti ve orada vefat etti. Musa, Mahmud ve Abdulhay adlı çocukları kendilerine ait 3000 veya 4000 Türkmen, çadırlarıyla Sincar’a yerleşti. (Sincar bugün Irak Devleti’nin sınırları dahilindedir)
Bu çocukların da vefatlarından sonra, çadırlarda yaşayan halklarıyla birlikte göçebe durumuna düştüler ve Sincar’ı da terk ettiler…
KEBBARE namıyla bilinen göçebe Türkmen aşiretinin, Artuklu Türkmenlerinin ardılları olduğu tahmin ediliyor.
Abdulgani Efendi’nin : Mardin tarihi
Ferdi Katip : Mardin Artukluları Tarihi –
Ali Emiri : Notları
Hanna Dolapönü : Tarihte Mardin

MARDİN’DE KARAKOYUNLULAR DÖNEMİ
Bayraklarında Karakoyun bulunurdu. Anavatanları Türkistan’dan Azerbaycan’a, Azerbaycan’dan da Musul, Erbil, Sincar ve Kerkük taraflarını zaptedip buraya yerleşen bir Türkmen aşiretidir. Liderleri Bayram Hoca, Bayram’ın oğlu Durmuş, Durmuş’un oğlu Kara Mehmet ve Kara Mehmet’in oğlu KARA YUSUF’tur.
1409 yılında Mardin’e el koyan Karakoyunlular’ın lideri Kara Yusuf, 1410’da Azerbaycan’ı başkent edinerek Mardin’i de Azerbaycan’a bağladı ve buraya nökerlerinden (yaver) Tanrıvermiş’i vali olarak atadı.
Mardin, yaklaşık olarak (Osmanlılara kadar) Azerbaycan’ın bir vilayeti olarak kaldı.
Kara Yusuf, Timur’un oğlu Şah Ruh’la savaşmaya giderken, Azerbaycan’ın başkenti Tebriz ile Endican arasında vefat etti. Cenazesi çadırda üç gün kaldı. Askerleri hazinesini yağmalayıp dağıldılar. Saltanatı on dört yıl sürdü.
Kara Yusuf’un yerine oğlu İskender geçti. (1420) İskender, kardeşi Cihanşah’ın kışkırtması sonucu, kendi oğlu Kubat tarafından öldürüldü. (1437)
İskender’in yerine kardeşi Cihanşah geçti. 1467 68 de Diyarbakır’a vali olarak atadığı Akkoyunlu Uzun Hasan tarafından büyük bir olasılıkla Dunaysır’da (Kızıltepe) idam edildi.. Bundan kısa bir süre sonra da Karakoyunlular yıkıldı. (Mardin’in son Karakoyunlu valisi Emir Nasır idi.
Karakoyunluların Mardin ve çevresine hakimiyetleri yaklaşık 70 yıldır. Mardin ve çevresinde hiçbir eserleri yoktur.
KARAKOYUNLULARA AİT NOTLAR:Karakoyunlu Kara Yusuf, Timur’un önünden kaçarak Osmanlı İmparatorluğunun dördüncü padişahı Yıldırım Beyazıt’ta sığındı. Yıldırım ile Timur arasında 1402’de meydana gelen Ankara Savaşı’ına sebep oldu.
Karakoyunlu lideri Cihanşah, Oğlu Ali Beg’i Tebriz’de uzun süre hapsetti. Kendisine karşı isyan eden diğer oğlu Budak’ı diğer oğlu Mirza Muhammed’e öldürttü.
Karakoyunlu Türkmenlerin Mardin’deki son valisi Emir Nasır olup. Osmanlı Padişahı 2.Murad’ın manevi yardımına rağmen Mardin’i Akkoyunlu Türkmenlerden kurtaramadı.
Karakoyunlu Türkmenlerin lideri Cihanşah’ın emriyle Mardin’in Akkoyunlulardan kurtarılması amacıyla Rüstem Tarhan komutasında gönderilen Karakoyunlular ordusunun tüm çabaları da Dunaysır’da (Kızıltepe) sonuçsuz kaldı. (1451)
Abdulgani Efendi’nin : Mardin tarihi
Ferdi Katip: Mardin Artukluları Tarihi –
Ali Emiri : Notları
Hanna Dolapönü :Tarihte Mardin
MARDİN’DE AKKOYUNLULAR DÖNEMİ : Akkoyunlu Uzun Hasan döneminde Mardin, Akkoyunlular’ın eline geçti.
Abdulgani Efendi’nin Mardin Tarihi adlı eserinde belirtildiği üzere Uzun Hasan, Ali Bey’in oğlu, Ali Bey’de Osman Bey’in oğlu olup, anavatanları Türkistan’dan Kara Yölük veya Bayındırlı adı verilen aşiret ve kabileleriyle gelip Diyarbakır’a yerleşmiş bir Türkmen aşiretidir.
Kara Osman Beg, Timurleng’le bir olup Anadolu’da tahribat yaptı, Timurleng’in yanında Yıldırım Beyazıt’la yapılan 1402’deki Ankara Savaşına katıldı, Artuklu Hükümdarı Sultan İsa’yı 1406’da şehit etti ve bütün bunlara mükafat olarak Timur tarafından kendisine Diyarbakır idaresi verildi.
Kara Osman Beg, 1435 yılında Karakoyunlu Kara Yusuf’un oğlu İskender’le Erzurum yöresinde savaşırken bir çukura düşüp öldü ve oraya gömülmüşken üç gün sonra İskender tarafından mezarı açtırılmış başı kesilerek Mısır’da hüküm süren Çerkezlerin lideri Barsbay’a gönderildi.
Osman Beg’in yerine torunu Hamza Beg bin Ali geçti. Bunun da 1438’de vefat etmesiyle (mezarı Mardin’deki Büyük Hamza camisindedir.)
Yerine kardeşi Cihangir, Diyarbakır ve Mardin’e vali oldu. 1451’de Kardeşi Uzun Hasan tarafından öldürüldü. Mardin’deki Kasımiye Medresesinin yanındaki Cihangir Türbesine gömüldü.
Cihangir, Uzun Hasan tarafından öldürüldükten sonra Mardin’e emir olarak Cihangir Bey’in oğlu Hamza (Hamza i sagir) geçti. (mezarı Mardin’deki Küçük Hamza camiindedir.)
Uzun Hasan, kendisini Diyarbakır valiliğine atayan Karakoyunlu lideri Cihanşah ve Cihanşah’ın yerine geçen oğlu Ali Bey’i öldürüp Karakoyunlu Devletini ortadan kaldırdı. Azerbaycan’ ı ele geçirip başkent Tebriz’de oturdu ve Mardin ile Diyarbakır idarelerini de amcası Kasım Beg’e verdi. Kasım Padişah olarak da anılan Mardin Valisi Kasım Beg, 1505 yılında Akkoyunlu Hükümdarlarından Uzun Hasan’ın torunlarından Elvend Beg tarafından Mardin’de şehit edildi. Mezarı Mardin’de kendi adıyla anılan Medresededir.
Akkoyunluların Diyarbakır ve Mardin’deki egemenlikleri yaklaşık olarak 48 yıldır. Mardin ve Diyarbakır’da bir çok eserleri vardır.


MARDİN’DE SAFEVİLER DÖNEMİ
Şeyh Haydar öldürüldükten sonra yerine oğlu Şeyh İsmail geçti.
Bir çok yerleri ve Azerbaycan’ı dayısı oğlu Akkoyunlu Elvend Bey’den aldıktan sonra kendisini Şah olarak ilan etti.
1507’de Akkoyunlu Murat Bey’i yenerek Akkoyunluları ortadan kaldırdı dolayısıyla Mardin’i de alarak buraya Süleyman Han’ı (Kızıltepe’de öldürülen Karahan Bey’in kardeşi) vali atadı.
Şah İsmail’in işi azıtarak Anadolu’ya sarkıntılık etmesi üzerine Yavuz Sultan Selim’in duruma müdahale etmesine neden oldu; 1514’teki Çaldıran Savaşıyla Safevi Devletini ortadan kaldırdı ve böylelikle Mardin Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmış oldu.
NOT: Şah İsmail’in değerli komutanı ve aynı zamanda da eniştesi olan Karahan Bey, Mardin’i ikinci kez işgal etmesi üzerine, Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in ünlü komutanlarından olan, aynı zamanda Mardin ve Diyarbakır fatihi olarak da bilinen Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından Dunaysır’da (Kızıltepe) yapılan şiddetli bir savaşta öldürüldü ve öldürüldüğü yere anıt yerini tutan Osmanlı yapı tarzı bir kubbe yaptırıldı. (bu kubbenin içinde de Karahan Bey’in türbesi bulunmaktadır.) Bu türbe halen mevcut olup halk arasında Şahkulubey türbesi olarak bilinir. (15 - 20 Mayıs 1516)
MARDİN’DE OSMANLI DÖNEMİ
Safavilerin Mardin’deki valisi Karahan Bey’in kardeşi Süleyman Han idi.(Safavi Türkmenlerinden) Bıyıklı Mehmet Paşa, 1516’da Mardin’in üzerine yürüdü. Bir yıl savaştığı halde Mardin’i fethedemedi.
Ancak bir yıl sonra Yavuz Sultan Selim, Mısır’da iken Mardin’in fethedilip Osmanlı topraklarına katıldığı müjdesini alarak çok sevindi. (7.Nisan.1517)

EVLİYA ÇELEBİ MARDİN’DE
16.yy.da yaşamış Türk gezgini Evliya Çelebi, Mardin’e geldiğinde şehre hayran kalarak duygularını şu şekilde ifade etmiştir:
“Ben bu kadar yer gezdim, bu kadar şehir gördüm lakin Mardin Kalesi kadar böylesine ihtişamlı, zor fethedilir bir kale görmedim.”
Evliya Çelebi’ye göre; Bu heybetli yapının yer altındaki mağara ve mahzenlerinde tahıl saklanır, sarnıçlarında ise su biriktirilirdi.
Ayrıca Evliya Çelebi, Mardin Kalesi’nin Hz.Yunus tarafından yaptırıldığını da iddia eder.

xendewan is offline