Giriş Tarihi: Oct 2007 |
Konum: Azadi û Jiyan / Güneşin Ülkesi |
Yaş: 29 |
Mesaj: 3,256
|
|
Üye No: 168268
|
|
Cinsiyeti : Bayan
|
Rep Power: 44594
| Rep Puanı : 4458977
| |
|
| |
|
Türk ve Kürt şiirinin 2007 serüveni
Türk ve Kürt şiirinin 2007 serüveni
Şiir, insanlığın tarihiyle eşittir. Bu yüzden şiiri sadece edebiyat olarak görmek başlı başına eksikliktir. Şiir, insanın dünyayı ve hayatı bütünüyle hissedebilmek ve görebilmek çabasıdır. Şiir verili hayata karşı açılmış bir kavgadır ve kesinlikle bir uzlaşma imgesine dönüşmez. Hayatla bir hesaplaşmadır. Yüzleşmedir. Şiir, hem bireyin kendisiyle, hem de toplumun kendisiyle hesaplaşması, yüzleşmesidir. Biz de bu yüzden dilin, kavganın, hesaplaşmanın ve yüzleşmenin tarihi olan Türkçe ve Kürtçe şiirin 2007'deki halini mercek altına aldık. Türkçe şiirin ve bir saklı su gibi derinlerden akarak kendini geliştiren Kürtçe şiirin nasıl ses olup dizelerle hayata düştüğüne derli toplu bakalım istedik. İki dilin 2007 yılı içindeki şiir serüvenini aynı sayfada buluşturmak istememizin önemli bir nedeni de var. Bu neden bize göre şöyle ifade edilebilir; Anadolu'da yaşayan her Kürt muhakkak Türkçe bilir ve Türkçe şiir okumuştur. Ancak, Kürtlerle aynı topraklarda yaşayan, aynı nefesi alan Türkçe şiir yazan neredeyse hiçbir şairi, Kürtçe bilmez ve hatta Kürtçe şiiri de bilmez. Biraz da buna vurgu yapmak için iki dilin de geçen yılki şiir serüveninin fotoğrafını çektik.
Türkçe güçlü şiirleri 'genç'ler yazdı
Türkçe şiiri çok yakından izleyen ve hazırladıkları şiir yıllıklarıyla Türkçe şiire önemli bir katkıda bulunan şair Cenk Gündoğdu, 2007 yılında güçlü şiirleri genç şairlerin yazdığını söylüyor. Gündoğdu'nun 2007 yılı Türkçe şiiri için değerlendirmesi şöyle: 'Yılın en güçlü şiir kitapları, şiirimizin 'genç'lerinden geldi: Dağlarca, Gülten Akın, İlhan Berk. Ardından Doğan Ergül'ün Uykulu Yağmur, Şeref Bilsel'in Mecnun Dalı, Tozan Alkan'ın Ve Rüzg‰r, Haydar Ergülen'in Üzgün Kediler Gazeli, yıl içinde yayımlanan şiir kitabı arasında önde duranlarıdır. Oktay Rifat'ın tüm şiirlerinin yayımlanmasına ayrıca çok mutlu oldum. Şiir üzerine yazılan yazılar nicel bir artış içindeydi. Ancak bu yazılar daha çok kitap tanıtımla sınırlı, derinliksiz ve uzaktan şiire yaklaşan özgünlükten yoksun çalışmalardı. Şiire dair kitaplar arasında Mahmut Temizyürek'in Boşluktan Doğan, İsmail Mert Başat'ın Buyruk ve İtaat, İskender Savaşır'ın Modernliğin Vicdanı kitapları türdeşlerinden ayrı ve özel bir yerdedir. Son dört yıldır şiir yıllığı son 7 yıldır da dergi hazırlayan biri olarak; 2007 yılındaki şiirlere baktığımda verimliliğinin önceki bir iki yıla göre düşük olduğunu düşünüyorum. 2007'de yeni dergiler de dolaşıma girdi. Ama nicel artış nitel ortamaya yansımadı. Yalnız dikkat çekici iyi yan şu ki, kurum dergilerinin dışında 'genç'lerin hazırladığı dergilerdeki ürünler daha bir nitelikli ve çarpıcı. Yelkovan, Sincan İstasyonu, Mesele, Yeni Yazı, Deliler Teknesi, Külliye, Kar, Karakalem, Ç.N., Aralık, Alaz, Sonra Edebiyat, Özgür Edebiyat gibi dergiler arasında yeniliği araması, özgünlüğü, düzeyi ve şiirin sorunlarına geniş yer vermesiyle Sonra Edebiyat, Özgür Edebiyat ayrı ve önemli bir yerde durur. Toplumsal konulara geniş yer vermesi ve edebiyata da bu koşulların içinden yaklaşmasıyla Mesele Dergisi öndedir. Yıl içinde başta Varlık, Kitap-lık, Gösteri, Hece, Yasak Meyve gibi kurumsal dergilerin dışında Sözcükler, Edebiyat Eleştiri, Üç Nokta, İle, Heves hatta yer yer de Fayrap dergileri yılı düzeyi düşürmeden kapattılar.
Kürtçe şiire hepimizin borcu var
Hazırladığı iki ciltlik Kürt Şiiri Antolojisi ile Kürt şiirine hiç de azımsanmayacak önemde büyük bir katkı sunan şair, eleştirmen Selim Temo'nun 2007 yılı içindeki Kürt şiiriyle ilgili düşünceleri ise şöyle: 'Kürt şiiri, Kürt toplumunun dünya siyasetinde söz almaya başladığı bu dönemde, kendi sorunları üzerine düşünmekten uzak bir durumda. Geleneğin temel metinleri son derece özenli baskılarla yayımlanıyor, dünya dillerinden pek çok çeviri yapılıyor, Kürt toplulukları ve lehçeleri arasında yoğun bir kültürel kaynaşma oluyor, ama Kürt şiiri, sinema, müzik, roman gibi türlerin gösterdiği canlanmayı gerçekleştiremiyor. Bir elin parmaklarını geçmeyecek eleştiri metinleri söz konusu. Bu şiir üzerine düşünen pek az isim var. Bu şiirin eleştirmeni yok. 2007 yılı, şiirde çeşitli arayışları imleyen bir yıl olarak önemli, ama bir dönüşüm yaşatması bir yana, im‰ bile etmemesiyle toplumsal değişimin çok gerisinde. Kürtçe'nin bildiri dilinden şiir diline dönüşmesi, ancak şairlerin bu dile, bu dilin lehçelerine söz konusu özelliği atfetmesiyle mümkün olabilir. Özel olarak Kuzey'de, Tîrêj kuşağının şiirde, 1990'lı yıllardaki gibi yeni bir açılım gerçekleştirmeleri beklenebilirdi. Ancak Tîrêj kuşağı, şairlerin şiire başlarken yeğledikleri deneyselliği bugün yapmaya çalışıyorlar ve bu deneysellik, şiir adına pek bir şey getirebilmiş değil. Genç kuşak şairleri, kendi şiirlerini başladıkları yerden çok daha ileriye taşıdılar. İlk kitaplarındaki prüzlü anlatım geride kaldı. Bütün toplumsal-siyasal gerçeklikleri göz önünde tutmak lazım. Ama genç kuşağın bu gerçeklikleri aştıkları gözlemleniyor. Bu da, şiirin asli özelliklerinden biridir. Bana göre birkaç yıl içinde bu şairler, şaheserlerini vereceklerdir. Lehçeler ve sınırlarla bölünmüş bu dilin, şiir üzerinden kaynaşmasını izliyoruz. 2007, bu sürecin içindeydi. Şiir, bu süreci hızlandırabilir. Bunun için, ilki 2009 yılında olmak üzere, şiir yıllıkları hazırlayacağız. Bu şiire hepimizin borcu var. Unutulmamalıdır ki, Kürtçe yasakken bile Kürt şiiri vardı.'
Kürt şiiri antolojileri yıla damgasını vurdu
Şair ve çevirmem Lal Laleş de Kürt şiirinde yaşanan en önemli gelişmenin Kürt şiir antolojileri olduğunu belirtti. Laleş'in değerlendirmesi şöyle: '2007'de Selim Temo'nun hazırladığı kapsamlı, Kürtçe-Türkçe Kürt Şiiri Antolojisi, Arjen Ari'nin hazırladığı, Duhok Yazarlar Birliği tarafından yayınlanan Kuzeyli şairlerin antolojisi 'Şiirin Kuzeyi', Xelîl Duhokî'nin hazırladığı Güneyli şairlerin 'Çağdaş Kürt Şiiri' ve A. Bali'nin 'Kürt Şairleri Antolojisi' okuyucuyla buluştu. Kürtçe şiirin kendini yokladığı, kendi oluşum serüvenini sorguladığı sosyal, siyasal, dilsel varlığıyla hesaplaştığı yıldır. Kuzey ve Güney'in şiir üzerinden kurduğu ilişkinin Güneyli şairlerin Kuzey'de, Kuzeyli şairlerin Güney'de yayınlanmaya başlaması şiirimizin bütüncül fotoğrafı için önemlidir. Selim Temo'nun kronolojik, dışa açılan Kürtçe'nin bütün lehçelerini kapsayan antolojisi kültürel birliğin önemli işaretlerinden biri olarak görülmelidir. Antolojiler üzerinden kurulacak yeni bir eleştiri geleneği Kürtçe şiirin mecrasını değiştirebilir.
Şairlerin en kötü hayatları şiirleridir
Şiirleriyle, eleştiri yazılarıyla şiir iktidarlarının dışında kalarak 'sivil' bir şiir serüveni içinde olan şair-yazar Sezai Sarıoğlu, kendine özgü üslubuyla 2007 yılında da Türkçe yazan şairlerin hayatı yine ıskaladığını düşünüyor. Sarıoğlu'nun şiirsel ve imgesel değerlendirmesi şöyle: 'Şairler geçen yıl da, hayatı, dünyayı, insana dair tüm halleri tartarak kendilerini tartıdan muaf zannettiler. Şairlerin tartılacağı teraziden kimse söz etmedi. Şairi, hayatla mı, hayalle mi, maddeyle mi, manayla mı, teoriyle mi, pratikle mi, neyle tartacağımızı biz ümmilere söyleyip sevap kazanan olmadı. Şair yalnız olsa da yanlış olmamalıdır, diyenlere hücre cezası verildi. Hayata, insana, 'öteki' kavimlere, 'öteki' dillere yanlış dokunmak, yanlış oturup kalkmak geçen yıl da hükmünü sürdürdü.
Tanımsızlık tanım olduğundan geçen yıl da, maddeyi ve manayı incitmek, ikinci, üçüncü şahıslara devlet olmak, şair masalarının körkütük kötülük kokması şairlerin doğal hali olarak sürdü. Benim gibilerin, yan masadan bir şiir, bir şair, diyecek hali, mecali kalmadı. Zorunlu ve sorunlu olarak, yan masalardan, şair-şiir yerine, iktidar, devlet, Osmanlı, Cumhuriyet ikram edildiğine de göz şahidi olundu. Cümle hal, 'masa da masaymış ha' hali olarak bu durum, eşyanın da masanın da, milliyetçiliğin-ırkçılığın da tabiatına uygundu. Her kim, oturup kalkmayı, ‰şık olmayı, konuşmayı, tartışmayı bilmekten yani özetle kumaşı iyi olmaktan söz etse, bu ya cahilliğine ya çocukluğunda başına düşen tuğrasız tuğla ürünü tramvayla izah edildi. Genel olarak hayat, metin, şair, şiir kavramlarının kirletilmemiş yanı kalmadı.
Kimileri bir insandan diğerine ilik nakli yapılabilmesini, ömürilik nakli ile karıştırdı. Ödünç hayatlar takas edilip durdu. Biri diğerinin hayatına, diğeri birinin hayatına taşındı ama hayatlar üstlerine uymadı. Şu şehr-i Stanbul'da şiiri komikler, üç kavram ezberleyince tüm geleneği yok edeceğini zanneden şiir komikazeleri çoğaldı, sanal ortamlarda, edebiyat dilinin dışında, korku ve devlet dili, erkek egemen maço dil kendine daha fazla yer açtı.
Geçen yıl da, başkasının acısına, dillerine, başkalarının varlıklarına bakmayan şairlerin sayısı çoğaldı. Artık demagojiye dönüşüp mutlaklaştırılan 'şair başka metin başka' meseliyle, siyasi-edebi cinayetlere imge, öfke, kavram, devlet taşıyan, dilde zorla isk‰nı savunan bir neoırkçı şaire büyük bir ödül verildi. Dil korkusu, öteki korkusu, adalet ve hakikat korkusu, tarih ve coğrafya korkusu yıl boyunca sürdü durdu. Madde bağımlılarıyla mana bağımlıları, geçen yıl da divanda-derg‰hta, dergilerde, sokakta, kahvehanelerde, ödül törenlerinde, özel sayılarda, antolojilerde münazarayı ve münakaşayı sürdürdüler. Bunca renkli Türkçe şamataya rağmen dil kaybı, politika kaybı derinleşti.
Geçen yıl da şairler, sanatçılar, devrimin, gerçeğin, şimdinin şiirini gelecekten kurmak yerine geçmişten kurmayı sürdürdüler. Şairler geçen yıl da durumdan vazife çıkardılar, ama yanlış çıkardılar. Geçen yılda da benim gibi enternasyonalizmi ve edebiyatta melezliği savunanlar, şiire ters binmekten yana olanlar, resmi tarihin, resmi sanatın perspektifine karşı terspektif'i dillendirip hayata tersten bakanlar, hayatın ve hayalin sır k‰tibi olmaya çalışanlar, dünya halklarından iyilik almaya gidenler yine azınlıkta kaldılar.
Sokaklara, dağlara, dillere 'Kurşun dökerek' şair olmak, bir bayraktan kaç beden ölüm çıktığının hesabını tutmak zapta geçti. Şiir de komünisttir, anarşisttir, feministtir, insaninsandır demekten dilimde 'tüh!' bitti. Uzun sözün kısası, uzun şairin ve şiirin kıssası, olağanüstü halden dolayı yollarda buzlanma olduğundan geçen yıl da şiir gittik, şair gidemedik, şair gittik şiir gidemedik.. H‰l böyle olunca da, işbu yazıyı, düşten dokuza şart olsun ki, yandanşarklı itiraz makamında bir tuzlama çalışması olarak kaleme aldık.'
Kürt kadın şairleri için bereketli bir yıl oldu
Modern Kürt şiiri içinde şiirleri, eleştiri ve çevirileri ve özenli çalışmalarıyla Kürtçe şiir okurlarının yakından takip ettikleri şair Kawa Nemir, Kürt şiirinin geçen bir yılını şöyle değerlendirdi: '2007 yılı, sanırım en çok Kürt kadın şairler açısından bereketli bir yıl oldu. Avesta Yayınevi'nin Şahmaran dizisinden kitapları yayınlanan Jîla Huseynî, Xelat Ehmed, Axîn Welat, Fatma Savcı, Gulîzer ve Jana Seyda'nın tutturduğu şiir yolu, bana bu ağlak-erkek Kürt şairlerin tutturduğu şiir yolundan daha ilginç, daha doğurganmış gibi geliyor. Mükellefiyetimi yerine getirip yakından takip ettiğim için, bu bakir söylemden ulu bir söylem çıkabilir. Bekleyeceğiz ve bu şairlerimiz ne kadar okurlarsa, o kadar daha iyi bir şiir çıkarabilirler diyeceğiz.
Geçen yıl yirmi civarında Kürtçe şiir kitabı basılmış. Şahsen, bunların hemen hemen tümünü bir kalemde geçelim derim. Bu kitapları ve sahiplerini anabileceğimiz bir durum, bir ilginçlik, ne yazık ki, yok. Bir de, kazın ayağının öyle olmadığı anlaşıldığından mıdır nedir, sanki geçen yıl daha az Kürtçe şiir kitabı çıktı.
Sevgili Arî Arjen geçen yıl güzel bir şey yapmaya başladı; kendisi şiirimiz ve şiir evrenimiz üstüne yoğun olarak yazmaya ve konuşmaya başladı. (Bunu sevgili Berken Bereh ve sevgili Rojen Barnas da yapmalı, ki Tîrêj troykası tamamlansın!) Arî'nin geçen yıl yaptığı, Duhok'ta basılan Kuzeyli çağdaş Kürt şairinden yaptığı şiir antolojisi, ülkemizin parçaları açısından verdiği birlik mesajı, 2007 yılı için güzel bir işti.
Sevgili Rênas Jiyan'ın yaklaşık on yıldır savunduğu Çiržskîzm'den ve Çiržskîst efrattan kayda değer bir şey çıkmadı geçen yıl. Ama Jiyan'ı ilgiyle izliyorum. Çünkü onun dışında söz alıp konuşan, yol haritası çizen yok gibi bir şey. Geçen yıl, geleneksel Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Yarışması'nın ilk kez bir dal olarak ortaya koyduğu Kürt edebiyatına hizmet ödülüne Rênas Jiyan değer görüldü. Açık olmam gerekirse, şahsen ödül mekanizmasına itirazım yok, ancak Jiyan gibi bir şairi ödüle değer gören jürinin kimyası! Doğrudan Kürt edebiyatının içinden gelen insanlardan oluşmalıydı bu jüri. Yoksa her üçü de, benim büyüklerim. Onların kulvarları azıcık farklı. Hürmetle. Bir de birilerine hayattayken sahip çıkabilmeyi artık öğrensek nasıl olur? Örneğin Arjen Arî, Berken Bereh, Rojen Barnas, Ehmed Hüseynî ve Evdila Peşêw için, onlar daha sağken, bir onurlandırma hareketi yapsak? Mehmed Uzun gibi ille de ölmeleri gerekmiyor. Geçen yıl yer yer bunları konuşurken nekrofiliden söz ediyordum. Gene azıcık karamsar bir tablo çıktı ortaya. 2007 yılında Kürt şiiriyle ilgili bir iki not daha ekleyip bitireyim: Bana kalırsa, Kürt şiirinde yılın en önemli gelişmesi, Selim Temo'nun iki ciltlik dev Kürt Şiiri Antolojisi'ydi. Bence bir ödül icat edip bu adama, Selim Temo'ya vermeliyiz diyecektim, ama yaptığı dev işi yeterince sahiplensek bile kafî! Bizim onun gibi iddialı-faydalı-asabî adamlara çok ihtiyacımız var. Bir de benim için özel bir şey oldu yılın sonunda. Kürt şiirinin Arjen Arî'nin yaptığı oyuncu listesinde sürekli ihmal edilen Osman Mehmed'le benim aramda süren dört yıllık küskünlük bir nihayete erdi. Osman Mehmed, Güney'den Farsça ve Soranî öğrenerek dönmüş, yılı Sohrap Sepehrî ve Nîma Yžsîç'i Kürtçe'ye çevirerek geçirmiş. Osman Mehmed, çok iyi bir çevirmen. Büyük bir şair. Bir de şair Arjen Arî'nin modern Kürt şiiri için şöyle bir sıralama yapmaktan çok hoşlandığını görüyorum: 1-Rênas Jiyan, 2-Kawa Nemir, 3-Lal Laleş, 4-ërfan Amîda. Bu arada, Mem Bawer'i nereye koyuyor, bilmiyorum. Bence şair sıralaması şöyle olmalı: Kalede Rênas Jiyan, savunmada Kawa Nemir, santrafor Lal Laleş ve ërfan Amîda, golcü Osman Mehmed. 2007 yılı bu minval üzre ironik geçti ve son söz ettiklerim dışında, kısır bir yıldı. 2008'in Kürt şiiriyle bereketlenmesini dilerim, hiç ummuyor olsam bile.
BAYRAM BALCI
Bu yazı 3-9 Mart 2008 tarihli YedinciGün gazetesinde yayınlanmıştır

|