Yalnız Mesajı Göster

Eski 03-03-2008, 11:12 PM   #2 (permalink)
dojehist
 
Giriş Tarihi: Jul 2007
Mesaj: 6,464
Üye No: 128013
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 42086
Rep Puanı : 4207894
Rep Derecesi
dojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond reputedojehist has a reputation beyond repute
Varsayılan


Erikson'da Kişilik Gelişimi Aşamaları

1. Bebeklik (O-1,5 yaş) -Temel Güvene Karşı, Güvensizlik-
Yaşamın kazanılan ilk olumlu duygusu temel güven duygusudur. Bu duygunun temelleri anne ya da onun yerine geçen kişi ile bebek arasındaki etkileşim sıra*sında atılır.

Annenin bebeği büyütürken benimsediği tutum, be*bekte temel güven ya da güvensizlik duygularının filiz*lenmesine yol açar.

Eğer bu dönem iyi geçirilirse temel güven duygusu edinilir, iyi geçirilemezse güvensizlik duygusu edinilir
Anne bebeğini yeterince besler, sevgi ve ilgi gösterir, bir sıkıntısı olduğunda bebeğinin yanında olur, ona şefkat gösterir ve onu korursa, bebeğin tüm metabolizmasının uyumlu çalışmasını sağlayacaktır, Bebek de buna karşılık kendini güvenli ve rahat hissederek annesine bağlanacak, annesi yanında iken hoşnutluğunu gülücükleri ile ifade edecektir. Sonuç olarak anne ile bebek arasında oluşan olumlu ilişki, bebekteki temel "güven" duygusunun çekirdeğini oluşturur.

Ancak, anne-bebek arasındaki ilişki sağlıksız ise, yani bebek ihtiyacı olduğunda annesini yanında bulamaz ya da zihinsel, fiziksel yetersizliği nedeni ile annesi tarafından sağlanan uyarıcıları alamazsa, kendisini güven ve rahatlık içinde hissedemez. Böyle bir durum*da da, Erikson'a göre "güvensizlik" duygularının i!k tohumları atılacaktır.

Bu dönemde anne bebek ilişkisi, başkalarına ve ken*disine karşı duyacağı güven duygusunun temelini oluşturur. Bebeğin gereksinimlerine gösterilen duyarlı özen ve anne ile sağlıklı ilişkiler, sürekli bir güven duy*gusunun oluşmasında temel öğedir. Anne bebek arasındaki bu ilişki aynı zamanda başkalarına karşı güvensizlik ve kendine karşı güven eksikliğinin de kaynağını oluşturur.

Çocukta güçlü bir güven duygusu, umut'un geliş*mesine neden olur. Umut, bir kişinin gereksinimlerinin karşılanacağına olan sürekli bir inanç duygusudur. Be*bek, anne babasına güven duymakla haklı olduğunu öğrendikçe, umudunun, gerçekleştirebilecek bir he*def olduğunu öğrenmeye başlar.

2. İlk Çocukluk (1,5-3 yaşlar) -Özerkliğe Karşı, Kuşku ve Utanç
Bu dönemde çocuklar inatla bir şeyi ellerine alır, inatla onu savunur ve korur veya istemedikleri şeyleri de inatla atarlar.

Çocuk, özerk bir biçimde davranmaya ve bu bağımsız eylemlerinden zevk almaya başlar. Çocuğa kendi eylemlerini kontrol etme olanağını vermek, "özerklik" duygusunun gelişmeye başlamasını sağlayacaktır.

Aşırı koruyucu ya da baskıcı bir çocuk yetiştirme tutu*mu çocuğun özerk olma çabalarını engelleyecek, an-ne-babanın aşırı kontrolü, çocuğun kendi kapasitesine yönelik kuşkulara düşmesine ve "utanç" duymasına yol açacaktır. Çocuğun davranışlarınıçok sıkı bir bi*çimde denetleyen, hoşgörüsüz davranan, "mükem*mel" davranışı elde etmek için sık sık cezaya başvuran anne-baba tutumu, çocukta "tek başına hiçbir şeyi beceremem" duygusunu oluşturarak; kuşku ve utanç duygularını ortaya çıkaracaktır.

Öte yandan "çok ufak, zarar görür" kaygısıyla, çocu*ğun özgürce davranmasına olanak tanımayan aşırı koruyucu ana-baba tutumu da özerklik duygusunun gelişmesini engelleyecektir.

Erikson, tuvalet eğitimi sırasında çocuk azarlanırsa, ayıplanırsa, utanç ve kendi bedeninden kuşku duygu*larını geliştirir düşüncesindedir.
Özdenetimin öğrenilmesi, bir bağımsızlık duygusu geliştirir Utanç duygusu çocukta sürekli güvensizlik duygusu yaratır. Bu dönemde özgür seçimler yapmak, kendini denetlemek ve uygulamaya koymak becerisini göstermek demektir. Çocuk kendi başına davranmak yeteneğini kazandıkça özgür seçimler yapabilmek, ken*dini sınırlamak ve uygulamak yeteneğini kazanır,

3. Oyun Çağı (3 - 6 yaş) -Girişimciliğe Karşı, Suçluluk Duygusu-
Bu dönemde çocuk hareketli, meraklı ve öğrenmeye isteklidir; çevresindeki olayları anlayabilmek için sürekli sorular sorar, girişimlerde bulunur.

Eğer çocuk sorduğu sorular yüzünden azarlanır, dav*ranışları eleştirilirse girişkenliği engellenmiş ve suçluluk duyguları geliştirilmiş olur. Suçlanan çocuk, araş*tırmadan vazgeçerek kendi kabuğuna çekilebilir.

***Erikson. bu dönemde cinsiyetin keşfedildiğini, me*rak duygusunun yoğun olduğunu söyler. Merak duygusunun ve cinsiyetin keşfinin doğrudan bir sonucu olarak, çocuğun cinsellikle ilgili sorular sorması olacaktır. Eğer anne baba çocuğun bu türden sorularına uygun cevaplar verebilirlerse, çocuğun girişimciliği desteklenmiş olur. Eğer, "ayıp, ayıp" bunlarla ilgilenme!" gibi engelleyici bir tavır takınırlarsa, çocuk bu konuları merak etmenin suç olduğu hissine kapılır.

Çocuğun araştırma girişimlerini destekleyerek, sor*duğu sorulara anlayabileceği biçimde uygun cevaplar veren, sevecen ve ilgili yetişkin modeller olan anne-babalar, çocuğun bu dönemi başarıyla allatarak bir sonraki döneme ilerlemelerine yardımcı olurlar. Bura*da amaç, önündeki hedefleri güvenle ve hiçbir ceza*landırma korkusu duymaksızın izlemek becerisini gös*termektir.

Bu dönemde oyun, çocuğun gelişimi için yaşamsal önem taşır. Oyunla, çocuk gerçeğin üstesinden gel*meyi öğrenir; gelecekte üstleneceği rollerin provasını yapar.


***Erikson'a göre okulöncesi dönemde sağlanan uygun çevresel koşullar kendine güven, bağım*sızlık, özerklik, girişimcilik gibi kişilik gelişimini olumlu yönde etkileyen duyguların kazanılmasın*da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenlerle de çocuk gelişimi ve psikolojisi alanında çalışan uz*manlar okulöncesi döneme özel bir önem vere-:ek, bu dönemin gelişim sürecindeki kritik yerini vurgularlar.

4. Okul Çağı (6-15 yaş)
-Çalışma ve Başarılı Olmaya Karşı, Aşağılık Duygusu-
Bu dönemde ilköğretime başlayan çocuk için artık oyun oynamak 9ski çekiciliğini kaybetmiş, yerini bir şeyler üretmek, yaptığı işlerle başarılı olmak isteği almıştır.

Yetişkinler dünyasına olan merak iyice artmıştır. Çocuk, yetişkinlerin kullandığı araçların nasıl kul*lanıldığını, yaptıkları işlemin nasıl yerine getirildiğini öğrenmek ister. Yaptığı işlerde başarılı oldukça kendine olan güveni artar; çocuğun kendine olan güveni arttıkça da, çalışma ve başarılı olmaya doğru güdülenme düzeyi artış gösterir.

Erikson bu dönemi, çalışkanlık duygusunun edinildiği dönem olarak tanımlamıştır. Çocuk okuma, yazma, hesap gibi bilgileri edinirken, kendisi ile aynı yaşlarda olan diğer çocuklarla kendini karşılaştırır ve kendisinin çalışkan olup olmadığına karar verir. Çocuk kendini başkaları ile karşılaştırdığında eğer çalışkan olduğu izlenimi edinemezse, aşağılık duygusuna kapılabilir.

Çocuk kendisinden beklenenleri yapmak için uğraşır; ancak işlerin üstesinden gelemeyeceğini düşünmeye başlarsa ya da yaptıklarına ilişkin güvensizlik duyarsa bu durumlarda aşağılık duyguları gelişebilir. Aşağılık duygusu bu dönemde görülebilecek en olumsuz durumdur.
***Eğitimciler çocuğun başkaları ile değil, kendi başarıları ile değerlendirilmesi ve çocuğun yan*lışlarının değil, doğrularının üzerinde durulması gerektiğini söylerler. Ayrıca, herkesin iyi yaptığı iş vardır; önemli olan, o işin bulunmasıdır O za*man çocuğun aşağılık duygusu edinmesi önlenebilir.

Erikson, çocukların "ben başarılıyım" duygusunu ya*şamalarında anne-baba tutumlarının yanı sıra, okul ortamına da sorumluluk yüklemektedir. Çocukların yaptıkları işleri takdir eden. başarılı olabileceği alanlarda çocuğun kendini sınamasına olanak veren anne baba ve öğretmenler, bu gelişim döneminde yer alan başarılı olmaya karşı aşağılık duygularına kapılma karmaşasının üstesinden gelinmesinde, çocuğa yardımcı olurlar, "Ben başarılıyım" inancı ile kişilik gelişimi olumlu olarak etkilenmiş çocuk, bir sonraki gelişim dönemine güvenle girer. Aksi halde kendisini yeterince başarılı olarak algılamayan, yaptığı işler ve çalışmalar çoğunlukla arkadaşları ve yetişkinler tarafından onaylanmayan çocuklarda aşağılık duygusunun çekirdekleri kişilik yapısına eklenmiş olmaktadır.

ÖRNEK
Bir öğretmen, sınıf arkadaşları kadar hızlı yazamayan öğrencisine, "Senin de yakında çok hızlı okuyabile*ceğini biliyorum. Matematik işlemlerinde çok başarı*lısın. Bunu da yapabilirsin" demiştir.
Erikson'un "Psikososyal gelişim kuramfna, öğret*men bu sözleriyle hangi gelişimsel soruna (kriz) çözüm bulmaya çalışmaktadır?
A) Başarıya karşı aşağılık duygusu
B) Kimliğe karşı rol karmaşası
C) Özerkliğe karşı utanç ve kuşku
D) Girişkenliğe karşı suçluluk
E) Üretkenliğe karşı durgunluk
(2001 - KPSS) Cevap A


5. Gençlik (15-21 yaş)

-Kimlik Kazanmaya Karşı, Kimlik ya da Rol Karmaşası-
Erikson'a göre ergenlik dönemi kişinin kendisine "Ben kimim?" sorusunu sorduğu ve cevap aradığı bir dönemdir. Erikson, en çok hayatın bu dönemi üze*rinde durmuştur.

Çocukluktan yetişkinliğe geçişe karşılık gelen bu dönem, genci bir kimlik aramaya doğru iter; sonuçta çocuk ergenlik döneminden ya "kimliğini kazanmış" olarak, ya da "kimlik karmaşası" ile çıkar. Bu dönemi başarıyla atlatan kişiler kimlik duygusu edinirken, başarıyla atlatamayanlar rol karmaşasına düşmekte*dir.

Ben kimim sorusuna cevap vermeye çalışırken birey, kendini çeşitli roller içinde deneyerek karar vermeye çalışacaktır. Bu da "özdeşleşme" ve "teklife yol açar. Özdeşleşmede kişi bir grup veya rol ile özdeşleşir (çete üyeliği gibi); taklitte ise, aileden, çevreden, okul*dan birinin veya kitle iletişim araçlarının sunduğu kişi*lerin taklit edilmesi söz konusudur. Kişi bu dönemde başkalarını taklit ederek kendini bulmaya çalışacaktır.

Toplumda anlamlı bir rol ve yer alma isteği, kendini ve amaçlarını tanımlama çabalan bir kimlik duygusunun gelişmesine yol açar. Ancak fiziksel büyüme ite çocuk*luğu geride bırakma gerçeği, bu geçiş aşamasını güç duruma getirir. Genç, kim olduğu ya da kim olmak istediği konusu üzerinde karmaşaya düşer. Erikson, kişinin bu dönemde bazen "sorundan uzaklaşma" (moratoryum) dönemine girebileceğini vurgulamıştır.

Erikson "kimlik kazanma"yı, "kimliğe yönelik olumlu bir duyum" olarak tanımlamakta ve psiko-sosyal olarak kişinin kendisini iyi hissetmesi ile açıklamak*tadır. Her ergen bu dönemde belirli ölçülerde kimlik bocalaması yaşamakta,
ancak bazı ergenlerde boca*lamanın şiddeti daha fazla olmaktadır.

Kimlik bocalamasına yol açan etkenler üç grupta toplanabilir:
1. Düşünce sistemindeki değişiklikler
2. Cinsel rollerdeki değişmeler
3. Meslek seçimine yönelme

ÖRNEK
Erikson'un gelişim kuramına göre, ergenlik döne*minde sürekli yüksek beklentilerle karşılaşan gencin üzerinde, bu beklentinin nasıl bir etki yap*ması beklenir?
A) Zihinsel süreçlerinin çok hıziı gelişmesi
B) Cinsel kimlik arayışında karmaşa yaşaması
C) Olumsuz bir kimlik belirlenmesi
D) Temel güven duygusu gelişiminin engellenmesi
E) Toplumsal rolleri konusunda karmaşa yaşaması
(2002 - KPSS) Cevap C

dojehist is offline