Yalnız Mesajı Göster

Eski 11-02-2008, 03:48 PM   #15 (permalink)
MÊVAN
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Konum: kime ne...
Mesaj: 30,325
Üye No: 52150
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 239244
Rep Puanı : 23921023
Rep Derecesi
MÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond reputeMÊVAN has a reputation beyond repute
Varsayılan


GENÇ YETİŞKİNLİK
:::::::::::::::::
GENÇ YETİŞKİNLİK
"Genç yetişkinlik" (young adulthood) dönemi, yetişkinliğe girişi
temsil ettiği için insan yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından
biridir. Bu nedenle, ergenlikteki gelişim bir bakıma yetişkinliğe hazırlanma
olarak görülebilir. Ancak kişi ergenlikten çıkıp hemen yetişkinliğe
giriyor da değildir.
Yetişkinlik döneminin evreleri ve yaş sınırları çeşitli yazarlarca
farklı biçimde belirtilmiştir. Neugarten ve Moore (1968) yetişkinlikte
üç dönem ayıt ederler:

1) Genç yetişkinlik: 20-30 yaşlar.
2) Orta yıllar ya da orta yetişkinlik: 40'lar, 50'ler ve 60'ların
başları.
3) Yaşlılık: 65 ve sonrası.
Genç yetişkinlik döneminin yaşları konusunda da tam bir anlaşmanın
olduğu söylenemez. Örneğin Havighurst'e göre 18-35, Erikson'a
göre 20-40. Bühler'e göre 25-45 yaşları arası genç yetişkinlik
dönemidir. Bu farklılık, değişik sosyoekonomik sınıfların, ulusların,
kültürlerin koşulları, tarihsel olaylar, kişilik farklılıkları gibi
etkenlerden kaynaklanmaktadır. Bu olağan değişkenlik nedeniyle yetişkinlik
evrelerini yaş olarak kesin bir biçimde göstermek çok güçtür.
Bir başka güçlük de, günümüz gençliğinde görülen değişimlerden
kaynaklanmaktadır. Günümüzde genç insanlar daha hızlı büyümekte,
ancak gelişimlerini daha uzun zamanda tamamlamaktadırlar.
Böylece, çocukluğun son günleri ile yetişkinliğin bağımsızlık dönemi
arasındaki zaman süresi gittikçe uzamaktadır. Günümüzde artık lise
diploması zorunluluk kazanmış, üniversite diploması ise iş bulma
güvencesi olmaktan çıkmıştır; böylece gençliğin karşılaştığı sorunlar
artmakta, bunları çözmede harcanan süre de uzamaktadır. Bu yüzden
kimi yazarlar ergenliğin son dönemi (17-21 yaşlar) ile genç yetişkinlik
arasında bir ara dönemden söz etmektedirler. Bu dönem, insanların
"genç erkek", "genç kadın" olarak nitelendikleri dönemdir. Bu ara dönemde
bir yandan ergenliğe göre daha kararlı özellikler gösterilmekte,
ama öte yandan genç yetişkinliğin normatif özelliklerine (işe girme,
evlenme, anababa olma) tam anlamıyla ulaşılmış olunmamaktadır. Bu
ara dönem, örneğin yüksek öğrenimini henüz sürdürmekte olan, işe
girmiş ama evlenmemiş ve askerliğini yapmakta olan vb. gençler için
geçerli olabilir.
Bu bölümdeki açıklamalarda genç yetişkinlik bir bütün olarak ele
alınacaktır. Yaş sınırlarını belirlemedeki güçlük nedeniyle, genç
yetişkinlik, psikolojik olgunluk ve toplumsal bağlamlar açısından
değerlendirilecektir.
:::::::::::::::::
İ. GENÇ YETİŞKİNLİKTE PSİKOLOJİK OLGUNLAŞMA
1. Olgunluğun Tanımlanması
Genellikle yetişkinlik' "olgunluk" dönemi sayılır. Kişilik kuramlarının
çoğu olgunluğu, genç yetişkinlik sırasında gelişen bir olgu olarak
tanımlar. Kişilik kuramları olgunluğun psikolojik nitelikleri konusunda
da uzlaşırlar: Sevecenlik, cinsel duyarlılık, sevme ve sevilme
yetisi, toplumsal olma yetisi, başka insanlar yetiştirebilme yetisi, vb.
Ayrıca, olgun kişiler kim olduklarının, kişisel güçlerinin ne olduğunun
bilincinde olan kişilerdir. Olgun kişi durağan değildir, sürekli değişim
ve yeniden uyum gösterir, kendini yeniler. Olgunluk sonul bir ürün de
değildir, sürekli bir oluşumun durmadan yenilenen sonucudur. Kişilik
kuramcıları olgunluğu, bir tür ulaşılan plato ya da sonuncu durum olarak
değil, bir oluşum süreci olarak görürler. Olgunluk bireylerin, yaşamın
gereklerine ve zorunluluklarına başarılı bir biçimde uyum sağlamaları
ve bunlarla esnek bir biçimde başa çıkabilmeleri için sürekli
değişim gösterme yeteneğidir. Olgunlaşma süreci bizimle dünya arasında
hiç bitmeyecek bir uyum arayışıdır. Kuşkusuz, toplumsal beklentiler,
bireyin yaşamının nesnel koşulları, yeteneklerdeki bireysel
farklılıklar olgunluğa ulaşmayı etkileyecektir. Buna karşın Maslow olgunluğu,
toplumun bireyin insancıl gelişimine gizil bir engel oluşturduğu
yerde, "insancıl yönelimin egemenliği" olarak tanımlar. Aşağı ve
yüksek düzeydeki gereksinmeler birbiriyle etkileşir, fakat bireyi
olgunluğa götüren gereksinmeler yüksek düzeydeki gereksinmelerdir,
yani "kendini gerçekleştirme" ve "bilimsel anlayış"tır. Kendini
gerçekleştiren kişi aşağı gereksinmeleri aşmıştır; özsaygı, başkalarına


bağlılık, insancıl bir kişi olarak büyümeye istekli olma özelliklerini
gösterir. Rogers'ın deyişiyle, olgun kişi, kendine güvenerek ve kendi
yaşantılarını kabul ederek tam bir işleyişe ulaşan kişidir, karşı karşıya
olduğu gerçekliğin tüm yönlerine uyum sağlama gereksinmesini duyan
kişidir. Olgun kişi kendi çevresini oluşturur ve kendisini ve başkalarını
nesnel bir biçimde algılamaya yeteneklidir; bireysel bir kimlik
ve bütünleşmiş bir kişilik kazanmıştır; kendi yaşam düzeyi için gerekli
gelişim görevlerini başarır ve şimdiki zamanla ve gelecekle başa
çıkmak için gerekli yetenek ve becerileri geliştirir.
Gordon W. Allport'a (1961) göre olgun kişiliğin özellikleri şunlardır:
1) Geniş bir benlik duygusuna sahip olmak, 2) Başkalarıyla
hem yakın ilişkilerde hem de genel ilişkilerde sıcak bağlar kurmaya
yetenekli olmak, 3) Temel bir duygusal güvenliğe sahip olmak ve kendini
kabul etmek, 4) Dış gerçeklikle bağlantı içinde, atılımla algılamak,
düşünmek ve eylemde bulunmak, 5) Kendini gerçekleştirmeye,
içgörüye ve humor'a yetenekli olmak, 6) Bütünleşmiş bir yaşam felsefesiyle
uyum içinde yaşamak.
Olgun kişiliğin bu ögelerinin temeli olumlu bir benlik-kavramıdır.
Benlik-kavramı (self-concept), zaman içinde kendimiz konusunda
sahip olduğumuz görüştür. Benlik-kavramı toplumsal etkileşime
dayanarak gelişir. Çünkü çevreden alınan geri bildirimlere dayanır.
Benlik-kavramı benlik-imgesi'nden çok daha bağımsız ve kararlıdır.
Benlik-imgesi (self-image), bizim kendimize ilişkin ve biz bir
toplumsal durumdan diğerine geçtikçe değişen ve görece geçici olan

zihinsel resimlerdir. Benlik-kavramının davranışlarımız üzerindeki etkisi
kuşkusuz daha önemlidir.
Ergenlikten genç yetişkinliğe geçerken benlik-kavramında önemli
değişimler görülmez, daha çok, bir kararlılık kazanma söz konusudur.
Genç yetişkin temelde ergenlikteki aynı insandır. Ancak genç yetişkinler,
sorunlarla başa çıkmada daha büyük bir yetenek ve dünyayla
ilişkilerde daha büyük bir kavrayış gösterirler. Bu gelişmede cinsel
rollerin öğrenilmesi çok önemli bir etkendir. Erkek ve kadın davranışlarında
kültürel beklentilerin etkisi çok büyüktür. Örneğin kadınlar,
"uygun" kadın davranışının edilgin, duygusal, akıldışı olması gerektiğini
"öğrenirler"; kendi yaşamları üzerinde erkekten daha az bir denetim
iradesi geliştirirler; özellikle erkeklerle yarışmak zorunda oldukları
alanlarda başarılarını beceri ve akıllarından çok "şans"a bağlarlar.
Ancak günümüzde genç yetişkinler bu geleneksel kalıpyargıları
aşabilmektedirler.
Genç yetişkinin kişiliğindeki olgunlaşmanın çeşitli yönlerini betimlemeden
önce, bellibaşlı kişilik kuramlarının olgunluk modellerini
topluca göstermekte yarar var. Tablo 10'daki modellerde görülen farklılıklar
olgun yetişkini tanımlamada karşılaşılan temel sorunları da ortaya
koymaktadır.
:::::::::::::::::
2. Olgunlaşma Yönleri
Robert W. White (1966), yetişkinliğe geçiş yıllarında olgunlaşmada
beş doğrultu saptamıştır.
a) Ego kimliğinin yerleşmesi. Genç yetişkinliğin temel özellikleri
genellikle ergenlikte ulaşılan zihinsel olgunluğa dayanır. Piaget'in
gelişim kuramı çerçevesinde, soyut işlemler (formal operations)
dönemi zihin gelişiminin en üst düzeyidir. Soyut işlemlerle ergen ilk
kez soyut düzeyde düşünebilir, varsayımlar kurabilir, akıl yürütebilir.
Bu yetenek aracılığıyla kendisinin kim olduğunu ve evren içindeki yerini
belirleyebilir. Böylece, insan olarak, toplumun bir üyesi olarak,
evrenin bir yaratığı olarak bütünleşmiş bir benlik duygusuna ulaşabilir.
Kendisini soyut olarak "bir başkasının bakış açısından" (G. H.
Mead) görebilir. Cinsel, toplumsal, siyasal ve ahlaki açıdan kim olduğuna
ilişkin duygusunu, belirtileri "süreklilik", "bütünlük" ve "bütünleşme"
(Erikson) olan soyut bir kimlik duygusu içinde bütünleştirmeye


yetenekli olmaya başlar. Ergenin zihin gelişimi kimlik sorununu
çözebilecek karmaşıklığa ulaşmıştır. Ancak zihinsel olarak bu
düzeye ulaşmış olmak bu sorunların tümünü çözmüş olmak anlamına
gelmez. Bu sorunlar psikolojik ve toplumsal niteliktedir ve büyük ölçüde
kültür tarafından belirlenirler. Ergen genç yetişkinliğe yaklaştıkça
bu sorunların çözümlerini keşfeder. Genç yetişkinlikte kimliğe
ilişkin en önemli sonuç, birey ile toplumsal sistem arasında kurulan
ilişkidir. White'a göre kimliğin kararlılık kazanması, yetişkin yaşamın
görece sürekli olan toplumsal rollerinin benimsenmesiyle olur. Bu rollere
bağlanılması ölçüsünde kimlik duygusunun gelişmesi de güçlenir.
Yetişkin rollerine katılma derinleştikçe, genç yetişkin katılımının üslubu
ve oynadığı rollerin bütünleştirilmesi konusunda kararlar almaya başlar.
Tablo 10 Yetişkin Olgunluğu Modelleri
Model/Kuram: Psikanalitik Kuram
İnsan ya da Davranış Kavramı:
a) Yaşamda erkenden belirlenmiş; psikoseksüel; içgüdüsel
b) Psikososyal
Çarpışan Güçler:
Bilinçdışı güdüye karşı bilinçli güdü; id ve süperegoya
karşı ego
Toplumsal kökenin yön verilmiş çatışmaları
Olgunluk Standardı:
Genital cinsellik; en cinsel ve saldırgan dürtülerin
yüceltilmiş anlatımı
Güçlü ego ve yakınlık kurma yetisi
Öncü Kuramcılar:
Freud
Model/Kuram:
Öğrenme Kuramı U-T Kuramı
İnsan ya da Davranış Kavramı:
Dış olasılıklarla belirlenmiş
Çarpışan Güçler:
İç dürtülere karşı dış pekiştirmeler
Olgunluk Standardı:
Tepkinin anksiyeteden kurtulmuş hiyerarşiler
Öncü Kuramcılar:
Erikson
Model/Kuram:
Benlik Kuramı
İnsan ya da Davranış Kavramı:
Kendini gerçekleştirme; temel olarak iyi


Çarpışan Güçler:
Organizmik iç tepilere ve dürtülere karşı benlik kavramı
Olgunluk Standardı:
Kendini kabul etme; iç değerlendirme odağı
Öncü Kuramcılar:
Rogers
Model/Kuram:
Personalistik Kuram
İnsan ya da Davranış Kavramı:
Bireyselci ve tek
Çarpışan Güçler:
Özel çabaya karşı çevresel sınırlamalar
Olgunluk Standardı:
Benlik duygusunun genişlemesi; bütünleşmiş
yaşam felsefesi
Öncü Kuramcılar:
Allport
Model/Kuram:
Varoluşçu Kuram
İnsan ya da Davranış Kavramı:
Dünyada bir yabancı
Çarpışan Güçler:
Eigenwelt'e karşı Dasein (anksiyete, umutsuzluk, ölüm)
Olgunluk Standardı:
Otantik varoluş
Öncü Kuramcılar:
Heidegger, Binsvanger
Model/Kuram:
İnsancıl Kuram
İnsan ya da Davranış Kavramı:
Belirlenmemiş; verili, fakat gereksinmeye bağlı
Çarpışan Güçler;

Aşağı gereksinmelere karşı yüksek değerler ve
otantik insanlığın evrensel idealleri
Olgunluk Standardı:
Kendini tamamlama; en yüksek değerlere bağlanmış yaşam
Öncü Kuramcılar:
Bühler, Maslow
b) Kişisel ilişkilerin özgürleşmesi. White'ın belirttiği ikinci
büyüme çizgisi, ilişkinin diğer insanların gerçek doğasına gitgide daha
duyarlı duruma gelmesidir. İnsanlararası ilişkiler, gitgide daha fazla
biricikliği içinde değerlendirilen tek bir kişiyle ilişkiye dönüşmekte ve
gitgide daha az kendi gereksinmelerini, düşlemlerini yansıttığı bir
ilişki olmaktadır. Erikson, tek ve biricik olan bir başka kişiyle özgür
olarak ilişkiye girebilmek için, kişinin ilişkide kendisinin kim olduğu
konusunda gelişmiş bir kimlik duygusu olması gerektiğini savunur.
Gelişen kimlik duygusu, genç yetişkinlikte kurulan ilişkilerdeki artan
geçicilik ve süreklilikle birlikte, başkalarının biricik (unique) oluşunu
kendi kimliğinin sağlam temelinden hareketle keşfetmeye katkıda bulunur.
White'ın belirttiği ilginç bir nokta da, beklenmeyen etkileşimlerin
önemidir. Bir başkasının beklenmeyen bir davranışı karşısında
şaşırdığımız zaman o insanın tek ve biricik oluşuna daha fazla uyum
sağlarız; yine bunun gibi, bizden beklenmedik biçimde farklı olan biriyle
etkileşime girdiğimizde bu bizi kişilerin tek ve farklı oluşu konusunda
daha duyarlı kılar. Beklenmedik etkileşimler kendimizi tanımamıza,
kişisel ilişkileri derinleştirmemize yardımcı olur.
c) İlgilerin derinleşmesi: Bu üçüncü büyüme çizgisi kişilerin
ilgilendiği ve uğraştığı etkinliklerde izlenebilir. White'a göre genç
yetişkinlik, ilgilerin derinleştiği ve girişilen işlerin yürekten yapıldığı
bir dönemdir. Uğraşlar ve ilgiler mesleki ya da özel olabilir, ancak ortak
özellikleri gerçek bir başarı elde etme amacıyla yapılıyor olmalarıdır.
Bir başka özellik, bireyin ilgi duyduğu alanla uğraşmaktan yarar
beklemeksizin zevk almasıdır. Burada, bireyin kendisine ilginç gelen bir
etkinliği ele alması, sadece o etkinlikten zevk duyması, bu zevkin de
ilgiyi derinleştirmesi biçiminde gelişen bir süreç söz konusudur. İlginin
bu biçimde derinleşmesi sonuç olarak kimliğin kararlılık kazanmasını
ve buna bağlı olarak meslek seçimini, başka hir insana duyulan
ilgiyi etkiler.
d) Değerlerin insancıllaşması. Piaget ve Kohlberg tarafından
yapılan ahlak gelişimi çalışmaları, genç yetişkinlerde üst düzeyde soyut
ahlak felsefesi gelişimi için yeterli gizilgücün var olduğunu göstermiştir.
Soyut bir ahlak felsefesi oluşturma yetisi bütün yetişkinlik
boyunca sürüp gidcr. Genellikle toplumlarda daha alt düzeyde ahlaki
yargılar geçerli olduğu halde genç yetişkinler, yeni kazandıkları bu yetiyi
daha insancıl değerler geliştirme yönünde kullanırlar. Genç yetişkinler
kendi kişisel deneyimlerini değerler sistemine katar ve kimliğin
gelişen açıklık ve kararlılığını yansıtan kendi kişisel değerler sistemini
oluştururlar; bu sistem, daha özgür ve derin ilişkiler kurdukları insanlar
aracılığıyla gelişen kişisel deneyimlerinin bir sentezidir. Bütün bu
süreçler ideal olarak daha insancıl değerler doğrultusunda gelişirler.
e) Özen ve bakımın genişlemesi. Bu büyüme çizgisi kısmen
değerlerin insancıllaşmasını yansıtır, aynı zamanda diğer insanların
durumlarına duyulan duyguları da içerir. Bu eğilim, başkalarına gittikçe
artan bir sempati duymayı ve onların duyguları konusunda derin
bir özen geliştirmeyi içerir. Bu özellikler sadece sevilen kişiye değil,
yoksullara, baskı altında olan, fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıkları olan
kişilere de yöneliktir.
Yukarıda açıklanan büyüme çizgileri genellikie Erikson'un kimlik
ve yakınlık açıklamalarını tamamlayıcı niteliktedir. Bu büyüme
çizgileri her toplumda ergenliğin son ve yetişkinliğin ilk yılları için
gizil niteliktedir. Ancak bütün genç yetişkinlerin bu gizil-güçleri sonuna
kadar harekete geçirdikleri söylenemez (D.C. Kimmel, 1974)

MÊVAN is offline