Yalnız Mesajı Göster

Eski 29-05-2006, 02:26 PM   #3 (permalink)
rebuwarr
 
Giriş Tarihi: Jan 2006
Konum: ji xerîbiyê
Mesaj: 2,353
Üye No: 5
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 10994
Rep Puanı : 1098910
Rep Derecesi
rebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond reputerebuwarr has a reputation beyond repute
Varsayılan


Biçemsel Tiyatro: 20. yüzyılın başlarında, natüralizme karşı, simgeci sanat akımı çevresinde yer almış sahne düzeni ve tiyatro anlayışı. Biçemsel Tiyatro'nun temsilcileri arasında, tiyatro reformu hareketini başlatan G. Fuchs, P. Behrens (Almanya), Theatre de I'Art'ın temsilcileri P. Fort, Lugne-Poe (Fransa), yine tiyatro reformunu başlatan düşünceleriyle G. Craig (İngiltere) ve Meyerhold (Rusya) sayılabilir. Simgeci tiyatronun (Maeterlinck, Block, vb.) oyunlarını uygulayan Biçemsel Tiyatro'da Bonnard, Vuillard, Munch ve Toulouse-Lautrec gibi sanatçılar, Fort ve Lugne- Poe'yle; Yegorov ve Golovin gibi sanatçılar da Meyerhold'la çalışmışlardır. Sözün önemli olduğu Biçemsel Tiyatro'da, yumuşak renkli perdeler, biçimselleştirilmiş dekor, simgesel donatımlıklar; gölge, ışık ve renk oyunları, çeşitli sanatsal etmenler, sahne düzeninin temel öğeleriydi. Tiyatroda görsel yenileşmeye, tiyatronun plastik değerlerle zenginleşmesine katkıda bulunmuş olan Biçemsel Tiyatro kavramı, simgeci tiyatro için de kullanılabilir.

Bireşimci Tiyatro: Tiyatro sanatları öğelerinin bütünsel sanat yapıtı içinde bireşimini öngören tiyatro plastiği ve tekniği anlayışı. 1900'lerde tiyatro reformu bağlamında A. Appia ile G. Craig tarafından natüralist tiyatrodan kopma amacıyla başlatılan Bireşimci Tiyatro, kavram olarak ilk kez W. Kandinsky tarafından 1923'te kullanılmıştır. 1912'de Der Blaue Reiter'de Über Bühnenkomposition (Sahne Bileşimi Üstüne) başlıklı program yazısıyla birlikte çıkan Der gelbe Klang (1912, Sarı Tını) adlı senaryosunda, Kandisky, devinim, biçim, müzik ve tını öğelerinin bir birliğini istemiş; Über die abstrakte Bühnensynthese (Soyut Sahne Bireşimi Üstüne) adlı bildirgesinde, söz konusu tiyatro öğelerini şiir öğesiyle bütünleştirerek, sözün anlam dışı, katışıksız tınısal söz özelliğini savunmuştur. Yapısal bir eklektisizm olarak Bireşimci Tiyatro'ya göre, tiyatro, bütün sanat dallarından yararlanılarak yaratılan, uyumlu ve disiplinli bir bütündür. Oyunun temeli olarak söz ve koşuk, oyunculuğun temeli olarak devinim, dansın temeli olarak ritm, ışıklamanın temeli olarak boyutlandırma, plastik sanatların temeli olarak da çizgi ve renk, Bireşimci Tiyatro'nun ana öğeleridir; sahne koyucu da bu tiyatronun bireşimcisidir. Bireşimci Tiyatro'nun, tümel tiyatro ve bütünsel sanat yapıtı anlayışları bağlamında, yönetmen tiyatrosu anlayışı üstünde etkili olmuştur.

Biyomekanik Yöntem: Meyerhold'un Pavluv'un koşullu tepke kuramı ile Taylorculuğun etkisi altında ortaya attığı, mekanikliğe ve ekonomikliğe dayalı oyunculuk yöntemi. Çalışma tekniklerini oyunculuk teknikleriyle bağdaştırma ve "proleter oyunculuk" yöntemini kurma amacından doğan Biyomekanik Yöntem, oyuncunun işçinin çalışma düzenine koşut bir devinim içinde olmasını, burjuva oyunculukta rastlanan "fazla" hareketlerden arınmasını, "çalışma davranışı"nın (toplumsal jestin) yakalanmasını, düşüncenin uyarımla yorumlandıktan sonra gövdeye uygulanmasını, iç tonlamanın bu yolla ortaya çıkarılmasını istiyordu. "Anlatımda ekonomiklik", "devinimlerde kesinlik" gerekiyordu; çünkü, "oyuncunun devinimi, uzayda plastik biçimlerin devinimi olduğundan, oyuncu kendi gövdesinin mekaniğini bilmesi gerekiyor"du. Böylece, sanat, bilimsel temellere oturmalı, oyuncunun devinimleri bilinçli bir süreci oluşturmalıydı. "Her psişik durum, belli fizyolojik süreçlerle uyarıldığından, oyuncu kendi doğru fiziksel durumunu kendisini bulgulamalıydı"; böylece, denetimlenmiş fiziksel durum, "duyguları doğuracaktı". Oyunculukta iç tekniği geriye iterek dış tekniği öne çıkaran bu oyunculuk yöntemi, konstrüktivist oyunculuğa ve sahne düzenine karşılık veriyordu.

Burjuva Oyunu: 18. yüzyıl Aydınlanma tiyatrosunun başlıca oyun türü; ciddi oyun. Aristokrasiyle boy ölçüşen burjuvazinin yaşam felsefesini dile getiren Burjuva Oyunu, insanın doğaçtan iyi olduğunu, ancak toplumsal koşullar yüzünden kötüleştiğini göstermeye ve bundan ahlâk çıkarmaya çalışır. Burjuva evrensellik, iyimserlik, hoşgörü ve hümanizm anlayışının temellik ettiği Burjuva Oyunu, kavram olarak, Diderot tarafından "gözyaşlı komedya"dan geliştirilmiş ve ana kuralları yine Diderot tarafından ortaya konmuştur. Burada, önemli olan, oyun kişilerinin karakter değil, toplumsal koşulları ile orta sınıf kişiler arasındaki ilişkilerdi; üç birlik kuralı geçerli sayılmakla birlikte, bütün bütüne ona bağlı kalma zorunluluğu yoktu; yüksek tragedya ve komedya yumuşatılarak burjuva hayata indirilecek, ciddi duygusal evcil oyunlar haline gelecekti; oyun kişileri, toplumsal bir tip olarak alınacak; duygu ve tutkular, toplumsal sınıf ayrımı gözetilmeksizin, evrensel bir düzlemde sunulacaktı; konu önemli, eylem yalın, gündelik yaşama yakın olacaktı.

Bireşim Tiyotrusu: Tüm sanatların bir uyum içinde kaynaştırıldığı ve bundan bireşimsel bir bütün ortaya çıkarıldığı tiyatro (bkz.Tümcül Tiyatro).

Cep Tiyatrosu: 20. yüzyıl döneminde, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, mimari, drama ve oyunculuk yönünden yeni bir tiyatro biçimi olarak yer almış tiyatro. Antoine'ın Theatre Libre, Lugne-Poe'nin Theatre de I'Oeuvre tiyatrolarının öncülük ettiği Cep Tiyatrosu, Almanya'da Reinhardt'ın oda oyunları biçiminde görülmüş; 1907'de, Stockholm'de ise, Strindberg'in oda tiyatrosu anlayışına bağlaşık olarak yer almıştır. Strindberg'e göre, küçük tiyatro, sahne ile izleyici arasında doğrudan bir bağlantı kurulmasına olanak sağlıyor, büyük sahne kurma kaygısını ortadan kaldırıyordu; küçük oyun biçiminde (oda oyunu), dış eylem gereksizleşiyor, natüralist sahne düzeninden kurtularak simgesel, yalın sahne düzenine geçilebiliyordu; oyuncular, büyük oynama yerine, yalın, küçük, iç eylemi anıştırmalarla verecek bir oyunculuk biçemini geliştirebiliyorlardı. Tiyatronun toplumsal işlevine karşıt seçkici estetikçilikle eleştirilen Cep Tiyatrosu, küçük sanat tiyatroları, oda tiyatroları olarak günümüzde de geçerliliğini ve özelliğini korumaktadır.

Cezvit Tiyatrosu: XVII.yüzyıl ortasından XVIII. yüzyıla değin süregelen dinsel öğreti tiyatrosu. Barok tiyatro biçemini benimsemiştir. Luther'in din reformuna karşı gerçekleştirilmiş olan ve yalnızca katoliklere özgü gerici bir tiyatro anlayışıdır.

Comedia (İsp.):İspanyolcada, tam uzunlukta 'oyun' anlamında kullanılmıştır. XVII. yüzyıl İspanyol tiyatrosunun altın çağına ilişkin olan Comedia kavramı. Bunun alttürleri vardı. Bunlardan biri, Lope de Vega'nın buluşu olan ve çeşitli serüvenleri içeren comedia de capa y espada'dır. (Pelerin ve Kılıç Oyunu).


Commedia Dell'Arte: 16. yüzyıl İtalyan halk tuluat tiyatrosu. Ortaya çıkış tarihi kesinlik kazanmamış olmakla birlikte, 16. yüzyıl ortalarında, Venedik ve Lombadiya'da, yergili gülünç tek kişilik gösterilerden kökenlendiği, Atellan farsı ile mimus özellikleri taşıdığı, ortaçağ jonglörleri ile soytarılarının bir uzantısı olduğu belirtilen Commedia dell'arte'nin ilk oluşum evresi, Ruzzante ve Calmo gibi oyuncuların, belli bir zanni tip içinde, Güney İtalya'daki karnaval günlerinde oynadıkları farslardır. Daha sonra, bütün kent tiplerini içerecek biçimde gelişme gösteren Commedia dell'arte, çokoyunculu halk tuluat tiyatrosu toplulukları biçimini almıştır. Doğaçlama komedyaları olan Commedia dell'arte, içinde belli düğüm ve uğrak noktalarının yer aldığı, gevşek kurgulu öykü ve eylem örgüsü çevresinde, meslekten oyuncularca, bütün bütüne doğal etmenlere dayalı anlatım araçlarıyla, doğaçlama olarak geliştirilip çeşitlendiriliyordu. Burada önemli olan tema ile oyun kişileriydi. Bu önemli, maskeli oynayan oyun kişileri, her iki aşığın uşakları olan zanni'ler; başlıcalıklada, Bergamo'nun bir kasabasından gelip, Venedik'te hizmetkâr olarak çalışan, üstünde baklava desenli bir giysi, başında tavşan ya da tilki tüyü takılı, geniş kenarlı bir başlık, yüzünde siyah deriden yarım bir maske ve elinde tahta bir pastav bulunan Ariecchino'ydu. Öbür zanni'ler, köylü Truffaldino, kurnaz ve fettan Brighella ve Pulcinella'ydı. Aşıklar, ezgiciler ve dansçılar gibi önemsiz sayılan kişiler dışında, öbür önemli kişiler şunlardı: (Atellan farsındaki pappus ve dosennus'un bir uzantısı olan) yaşlılar; aldatılan koca ya da baba, zengin Venedikli tüccar Pantolene; şarlatan okumuş, Bolognalı hukukçu, hekim ya da filozof Dottore; hep bir İspanyol olan palavracı asker (miles gloriosus) Capitano ile Scramuccia ; Arlecchino'nun eşi, açıkgöz hizmetçi kadın Colombina; Toscanalı aşıklar Florindo ve Isabella. (Bu tipler, Avrupa'daki hemen hemen bütün komik tiplerin belirleyicisi olmuştur: Almanya'da Hanswurt; Fransa'da Pierrot, Arlequin, Colombine, Polichenella, Scranouche; İngiltere'de Punch ile Judy; İspanya'da Gracioso). Commedia dell'arte, değişik sanatsal ve edebi geleneklerin bir karışımı olmuştur. Antik Roma komedyası (Plautus) ile Rönesans edebi komedyası olan commedia erudita, akrobasi ve soytarı (saltimbachi) sözsüz oyunu (mimus), Commedia dell'arte'de bir araya gelmiştir. Önemli olan, konunun özgünlüğü değil, bilinen bir olayın biçimsel olarak çeşitlendirilmesiydi; karşılıklı konuşmalar kadar, ara sözsüz oyunlar da (lazzi) çok yetkin, usta işi, uyumlu ve zekice olmalıydı; eylem, olaylar örgüsü ve dolantı, yalın olmakla birlikte, çeşitli olasılıklarla zenginleşmeliydi. Oyunlar, açık havada, halkın içinde ufak bir yükselti üstünde oynanıyordu. Commedia dell'arte repertuar tiyatrosu topluluklarının çekirdeğini gezginci, meslekten oyuncu aileler oluşturuyordu; senaryolar ve lazzi'ler bu kişilerce düzenleniyordu. En önemli Commedia dell'arte toplulukları arasında şunlar sayılabilir: Accessi, Confidenti, Desiosi, Fideli. Bu topluluklar, İspanya, Fransa, İngiltere saraylarında temsiller vermişler, özellikle Fransa'da uzun süreli kalarak, comedie İtalienne adını almıştır. Rönesans'ta halkın yaratıcı gücünün, halkın dilinin ve ince zekâsının, toplumun yüksek ve alt kesim insanlarına bakışın tiyatrodaki anlatımı haline gelen Commedia dell'arte, Avrupa'da comedie İtalienne yoluyla Moliere ile Viyana halk tiyatrosu üstünde doğrudan etkili olmuş; her ülkede oranın özgül kimliğine bürünmüştür. Ancak, oyunculuk tekniğinin gittikçe incelmesine ve yetkinleşmesine karşın, oyun dağarının sürekli yinelenmesi, doğaçlama sanatının gitgide kurallık ve biçimsellik kazanması, kökeninde kuralları yıkıcı ve yaratıcı olan Commedia dell'arte'nin sönükleşmesine, yüzeyleşmesine yol açmıştır. 19. yüzyıldan sona eren Commedia dell'arte'yi Goldoni ve Gozzi yaşatmak istemişlerdir. Commedia del'arte'nin Altın Çağ İspanyol tiyatrosu ile klasik Fransız komedyası, yer yer de Shakespeare ve Ben Jonson üstünde olduğu kadar; grotesk tiyatro ile çağdaş İtalyan tiyatro yönetmenleri, özellikle de Strahler üstünde büyük etkisi olmuştur. İtalya dışında ise, "yeniden tiyatrolaştırma" hareketi içinde, Avusturya ve Almanya'da Reinhardt, Rusya'da Meyerhold, Tayrov ve Vaktangov, Fransa'da Copeau, Dullin ve Barrault, Commedia dell'arte'den yararlanmışlardır.


Commedia Erudita (İt): Belli bir metinle oynayan İtalyan karakter ve dolantı komedyası. Roma komedyası örnek alınarak saraylarda oynanan komedya türü.

Curcuna: Geleneksel Türk tiyatrosunun bir sözsüz seyirlik oyun biçimi; dansla yapılan sözsüz oyunlara verilen ad. Dans ile güldürünün bir araya geldiği Curcuna, kaba ve gülünç giyimli; çirkin, tuhaf maskeli ve sivri külahlı Curcunabazlar tarafından oynanırdı. Curcuna'dan sonra, kol oyunlarına geçilirdi. Curcuna, ortaoyununun gelişmesine önayak olmuştur.

rebuwarr is offline