Giriş Tarihi: Jan 2006 |
Konum: shivanistanın başkenti |
|
Mesaj: 7,782
|
|
Üye No: 23
|
|
Cinsiyeti : Bay
|
Rep Power: 192000
| Rep Puanı : 10377502
| |
|
| |
|
30 yılı silahların gölgesinde geçen şehir Hakkari
Tarihi ve turistik mekanlarıyla tanınan Hakkari, 1978 yılından bu yana askeri yöntemlerle idare ediliyor. Daha önceleri turistlerin çadır açtıkları dağlarda ve yaylalarda şimdi asker kulubeleri bulunuyor. 30 yılı aşkın süredir silahların gölgesinde yaşayan Hakkari, kalelerde ve tepelerdeki asker ve özel tim kulübeleriyle adeta bir cezaevi görüntüsünü andırıyor
Hakkari, PKK'nin 1984 yılında Şemdinli'ye gerçekleştirdiği ilk silahlı eylemle gündeme gelen kentlerin başında oldu. Hakkari'nin adını o gün duyanlar, daha sonraları da Hakkari'yi hep çatışmalarla, faili meçhul cinayetlerle, bombalarla, kepenk kapatma eylemleri, gösteriler, gözaltı ve tutuklamalarla andı. Oysa ki ters lalesi, Berçelan Yaylası, Zap Suyu ve kalesiyle ünlü olan Hakkari, turistlerin can güvenliği derdine düşmeden bir zamanlar çadır açtıkları dağları ve vadileriyle tanınır, şirin bir kent ve coğrafya olarak bilinirdi. Ancak Hakkari'nin bu şirin yüzü 1978 yılında ilan edilen sıkıyönetim, 1980'de gelen darbe ve 1987 yılındaki Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması ile hep silahların gölgesinde kaldı.
Cezaevi gibi şehir
Hakkari'de şu anda da, resmi olarak ilan edilmiş bir sıkıyönetim ya da OHAL uygulaması olmasa da Hakkari Kalesi'ne, Bay Kalesi'ne, Merzan Mahallesi sırtlarındaki tepe ile Gopsı ve Berçelan yaylasına giden yol üzerinde kurulan asker ve özel tim kulübeleriyle zaten dört etrafı dağlarla çevrili olan şehire, adeta cezaevi görüntüsü veriyor. Öte yandan Hakkari'ye OHAL uygulamasının son bulduğu 2002 yılından sonra da sürekli asker yığınağı yapıldı. Tugay ve Alay'a 2005 yılında bir de Tümen eklendi. Operasyonların eksik olmadığı Hakkari'ye ayrıca her yıl Bolu, Kayseri, Denizli ve Edirne'den askeri birlikler sevkediliyor. Özel harekat timi, korucu ve polislerin de sayılarının bir hayli kabarık olduğu il merkezi, Hakkari Kalesi ve Bay Kalesi'ne yerleştirilen özel timlerce sürekli radarlarla ve ağır silahlarla denetleniyor.
Arama noktaları değişmedi
Hakkari'de süren askeri uygulamalar nedeniyle sıkıyönetim ve OHAL dönemindeki arama noktaları da hiç değişmedi. Yolcular Van-Hakkari arasında en az 4-5 noktada durdurularak kimlik kontrolünden geçiriliyor. Aramalar Çukurca, Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde de bir çok noktada gerçekleştiriliyor. Çukurca İlçesi'ne ise, Hakkari kimliği taşımayan yolcular alınmıyor. Seyahatin güçlükle yapıldığı Hakkari'de turizm tamamen yok oldu.
Yasaklar sürüyor
İlde yıllardır süren askeri uygulamalar gibi yayla ve meralara getirilen yasaklar da sürüyor. Yasaklar nedeniyle tarım ve hayvancılık yapılamıyor. 1980 öncesinde her yıl en az 10 yaylanın kurulduğu Berçelan'da sık sık gerçekleştirilen askeri operasyonlar nedeniyle son yıllarda artık yaylacılık yapılamıyor. Öte yandan 10 bin nüfusu ancak barındırabilecek bir alt yapıya sahip olan il merkezinde yaşanan göçlerle yaklaşık 70 bin kişi yaşıyor. Resmi kurumların dışında istihdam alanı bulunmayan ilde insanlar batı illerine giderek çalışıyor. Sınır ticareti de uygulanan yasak nedeniyle yapılamıyor. Öte yandan 53 köyden 48'inin 1990 ile 1996 yılları arasında boşaltıldığı Çukurca ilçesi başta olmak üzere, merkeze bağlı boşaltılan bir çok köye de geri dönüş sağlanamıyor. Çukurca'daki 48 köy halen boş dururken, Kavaklı (Marünis) Köyü'ne ise, mayınlı olduğu için gezi amacıyla dahi girilemiyor.
Belediye hizmet üretemiyor
Hakkari'deki askeri uygulamalar, yaşamın her alanında olduğu gibi, belediye hizmetlerinin de aksamasına yol açtı. Nüfusun 10 bin civarında olduğu sıralarda bile belediye hizmetinin verilemediği Hakkari'de bağlı köyler ile ilçelere bağlı köylerden gelen göçlerle şu anda 70 bin civarında. Birden bire nüfus patlaması yaşayan ilde aynı oranda çarpık kentleşme de ortaya çıktı. Geçmişten beri büyük bir altyapı sorunu yaşayan ilde, yol ve su sorunu giderek artarken, 28 aydır çalışanlarına düzenli maaş ödeyemeyen belediyede temizlik işleri dahi yürütülemiyor. Tugay'a bağlı askerler ise, belediyenin bu durumunu olumsuz yönde kullandı. Askerler belediye aleyhinde 'bölücülük yapma temizlik yap' şeklinde slogan atarak bir araya getirdiği öğrenci ve korucularla il merkezinde biriken çöpleri topladı. Bu durum il sakinlerinin tepkisine neden olmuştu. Vatandaşların desteğiyle basın açıklaması yapan sivil toplum örgütleri, bazı gereksiz askeri harcamaların belediye hizmetlerine aktarılması durumunda ildeki altyapı, yol, su ve temizlik sorununun çözülebileceğine dikkat çekmişti.
'Büyük bir paranoya oluşmuş'
DTP Hakkari eski İl Başkanı ve Bin Umut Milletvekili Adayı Sebahattin Suvağcı, Hakkari'de hayatın 30 yıldır stres altında geçtiğini söyledi. İlde neredeyse silah seslerinin, gözaltı ve tutuklamaların hiç eksik olmadığını belirten Suvağcı, "Hakkari Tugay Komutanı Osman Pamukoğlu ile Şemdinli Tabur Komutanı şimdi televizyonlara çıkıp, 'halk bizi taradı' diye bizi hedef gösteriyor. Oysa onlar şehri ağır silahlarla tararken insanlar bodrum katlarda saklanıyordu. Şimdi de özellikle kadınlarda ve çocuklarda büyük bir korku hakim, büyük bir paranoya oluşmuş. Kendilerini kurtarmak için halkı suçluyorlar" dedi.
'30 yıl boyunca insan hakkı ihlal edilmiştir'
İHD Yüksekova Temsilcisi Ferzende Yılmaz ise, Hakkari'de 30 yıl boyunca insan hakları ihlallerinin yaşandığını söyledi. Yüksekova'da kurşun değmeyen ev, fişlenmeyen kişi kalmadığını belirten Yılmaz, şunları söyledi: "Önce 12 Eylül'ün o vahşi yüzü vardı. Diyebilirim ki ilçemizde ve ilimizde yüzlerce insan o dönemde işkencelerden geçti. Yine demokratik talepleri dayatanlar bir bir öldüler. Mesela panzerlerle götürülüp bir daha dönmeyen Zeki Yılmaz, Memet Yaşar, Mela Şemsettin Yurtsever ve iki arkadaşından halen bir haber yok. Yine insanlar evlerinden alınıp işkencelerden geçirilmiş, kişiliksizleştirmek için her türlü yollar denenmiştir. Yüksekova ilçe merkezi günlerce taranmış ve o taramalarda evler bonmbalanmış işyerleri tahrip edilmiştir. Yine OHAL'in o çirkin yüzünü yıllarca yaşadık halen de yaşıyoruz. Yüksekova'dan Şemdinli'ye gitmek için nerdeyse 6 yerde aramalardan geçiyoruz. Askerin bakışlarında düşmanlık hiç bir zaman tükenmedi. Ne zamanki ilçede biraz rahatlık olduysa o zaman da 'iyi çocuklar' devreye girdi. Bombalar patlatı, bildiriler dağıtıldı. Buna karşılık halkın demokratik taleplerine vahşice saldırıldı. İnsanlar öldü, bölgenin ekonomisine ambargo konuldu. Yani 30 yılın insan hakları açısında çok karanlık yıllar olduğu ortadadır. Biz İHD olarak bu 30 yılı utanç ve direniş yılı olarak görüyoruz. Bölge milletvekilerine çağrımdır, bu 30 yılı göz önünde bulundursunlar ve yeniden kendilerini değerlendirsinler."
'30 yıllık postal gölgesi'
Siyasi bir misyonu olduğu için askeri uygulamaların tüm aşamalarından birebir etkilendiğini belirten Yüksekova Belediye Başkanı M. Salih Yıldız da, Hakkari'nin son 30 yılını 'postalların gölgesinde geçen yıllar' olarak niteledi. Bu süre içinde insanların büyük acılar çektiğini ve halen çekmeye devam ettiğini belirten Yıldız, "Son 30 yıl insanların birbirine karşı güvenlerinin yok olduğu yıllardır. Sıkıyönetim süreçlerinde hep baskıya maruz kaldık. 12 eylül'de ise halkımız resmen kılıçtan geçirildi. Bu kirli anlayış karşısında benim de içinde bulunduğum bir çok cezaevlerinde direnişle can veren Kürtlerin yiğit evlatları ihanete karşı direniş sergilediler. Esat Oktay ve onun anlayışı 30 yıldır bu ülkenin üzerinde bir kabus olarak ortadadır. Yüksekova tamamen taranmış gençler öldürülmüş, dükkanlar talan edilmiş, akıl almaz poitikalarla halk baskı ve zulüm altında tutulmuştur. Kısacası 30 yılın tamamında hem düşünsel hem de fiziksel olarak insanların yaşamlarını yitirdikleri yıllardır. Yüksekova'nın hangi evine gitseniz 30 yılın yarattığı o kurkunç baskının izlerini bulabilirsiniz. Yüzlerce aile halen çocuğunun yasını tutmaktadır. 30 yıllık postal gölgesi artık bu ilin üzerinden kalkmalıdır" diye konuştu.
'Korkunun büyüttüğü çocuklar'
Yüksekova Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı ise, Hakkari'de 30 yaşındaki herkesin korku ile büyüdüğünü söyledi. İnsanların günü geldiğinde korkunun en cılız yerini aradığını ifade eden Sarı, şunları söyledi: "Bölgede çatışmalı süreçle birlikte başlayan faili meçhuller, baskılar, köy boşaltmaları, askeri yığınaklar çocukların ve birkaç kuşağın büyürken yaşamına yerleşti. Olağanüstü hal ilanı tam bir korkular zamanıdır. İnsanların artık evlerinden çıkmaya cesaret edemediği bu süreç atlatıldı denildiği andan itibaren de yeni bir konsept başladı. Bu konsept içinde yaşama uğraşı veren Kürt gençliği büyürken de artık korkunun en cılız yerini özler duruma geldi. Zorlu yılların bittiğini sandığımızda da şiddete dayalı bir yeni konsept belirdi. Ama istemesek de içindeyiz ve yaşamaya alışacağız diyorum."
</SPAN>
alıntı
|