Yalnız Mesajı Göster

Eski 24-10-2007, 08:08 PM   #1 (permalink)
renuma
 
Giriş Tarihi: Jun 2006
Konum: O ŞİMDİ ASKER..
Yaş: 23
Mesaj: 7,147
Üye No: 5928
Cinsiyeti : Bay
Rep Power: 22615
Rep Puanı : 2260574
Rep Derecesi
renuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond reputerenuma has a reputation beyond repute
Varsayılan Ölüm ve Ölüm Sonrasi


Ölüm ve Ölüm Sonrasi
Ic anadolu halkinin büyük bir kismi geleneklerine cok bagli olduklari hepimiz tarafinda bilinmektedir. Halkimizin geleneksel yasayislarini olusturan, ona öz ve bicim kazandiran ana davranis kaliplarin temelinde sayisiz adet yatmaktadir; inanma ve töresel islem olarak gerceklestirilen bu uygulamalar yöreden yöreye farlilik göstermektedir.

Genel olarak ölüm korkusunun temelinde ölüm korkusu yatmakta bunlar halk tarafinda cogu zaman ölümün ön belirtileri olarak nitelenmektedir; ay,günes tutulmasi, yildiz kaymasi, simsek cakmasi ve gök gürlemesi gibi olaylar da halk inanmalarinda cogu zaman ölüme yorumlamaktadir. Bilinc altinda bicimlenen görüntulerin simgesel bir takim cagirismalarla desteklenerek gerek düsü gören gerekse yakinlarini icinde bir ölüm belirtisi olarak yorumlar.

Ölüm olaylarinin duyurulmasinin en dogal bicimi ölenin yakinlarinin aglamalariyla gerceklesir. Duyan komsulari ölü evinde toplanarak ölünün yakinlarinin acilarina ortak olmaya, onlari avutmaya ve ilk haziliklari yapmaya yardimci olurlar. Köydeki milletin duyabilmesi icin en yaygin usulu olan salavat verdirmektir.

Ölümden hemen sonra yapilan islemlerin dogrudan dogruya ilgiliyken bir bölümü ceset cevresinde toplanmaktadir. Ölünün öte dunya ya gönderilisi hazirliklar niteligindeki bu slemler sirasinda bazi seylerden sakinilir. Kimilerinin temelinde ölene canli gözüyle bakmayin ve ondan kormayin tipik belirtileri yatarken kimilerinde hijyenik dusunceler ve dinsel gelenekler rol oynamakdadir. Bu tür islemlerin en cok görünenleri sunlarla sirala bliriz. Ölünün gözleri kapatilir, cenesi baglanir basi kible yönüne cevirilir, ayaklari yan yana getirilir, elleri yan yana ve göbek üzerine konur, üzerindekiler cikartilir, yatigi yer degistirilir ölünün bulundugu oda temizlenir, ölünün bulundugu oda aydinlatir ve bas ucunda kuran okunur. Ölen kisi aile icinde anne, baba, kardes veya yakin akraba ölümü herkesi etkiler. Ruhsal ve bedensel genel bir cöküntü icine girerler.

Ölü evindeki hazirliklar tüm hiziylan devam etmektedir. Söz edilen hazirliklardan sonra topraga verme icin gerek dinsel gerek geleneksel yolarak yapilmasi zorunlu olan hazirliga gecilir. Bu hazirliklar 3 önemli islemden gecmektedir; yikama, kefenleme ve cenaze namazi. Ölen kisiyi bir an önce yani gömülmeye hazirlanir. Ölen kisi sabahleyin ömüsse ikindi namazina, ikindiden sonra ölmüs se o gece bekletilerek sabahleyin gömülür ve uzaktaki akrabalari icin cenaze bekletilebiliniyor .

Bir diger önemli husu ise cenaze gömülmeden yikanma olayidir. Kadinlari kadin yikayicilar, erkekleri ise erkek yikayicilar yikar. Hocalar tecrubeli olanlar kimse bulunmasa ölü evinde yada komsulardan biri mesela bizim köyde benim bildigim kadinlari aye dön, ale ome asi kamo bu vazifeyi yaparlardi. Bazi yörelerde vasiyet üzerine sevdigi kisilerde oluyor, diger tarafta ölü evinin kadinlari ölünün elbiselerini fotorafini elden ele dolastirilarak agitlar söylerler agitlari genelde sesi yanik dertli $ORE kadinlar söylerler. Bizim köyde ismini hatirladigim cok insanlarimiz var ölü yakinlari koyu yada siyah elbise giyerler genelde erkekler ve kadinlar ayri ayri odalarda yas tutarlar. Kadinlarin aci feryatlari yuzlerini kanattirlar ve saclarini yolmaya kadar geinir ölü evinde bulunan ayna ve resimler kaldirilir ve ya ters cevirilir beli bir zamana kadar tv,radyo vb. seyler dinlenilemez. Yas evinin kadinlari elbiselerini ters giyerler ve erkeklerde haftalarca tras olmazlar .

Cenaze namazi islam dinine göre ölenin namazinin kilinmasi icin bir takim kosullar gerekmektedir. Cenaze namazi kilindiktan sonra tabut cemat tarafinda mezarliga göturulmek icin omuzlara alinir. Erkekler önde kadinlar arkada topluca mezarliga götürülür. Ölü mezara sag omzunun üzerine kibleye dogru gelecek sekilde yatirilir. Ölü genelde mezara tabutsuz olarak gömülür, ancak tabutla gömüldügü de olmaktadir. Ölenin kimligini, cinsiyetini, yazgisini belirtmek amaciyla mezar taslarina yazilmasi ve isaretler yapilmasi cok yaygindir .

Yörelerimizde ölünün dinsel törenle yemekle anildigi belirli günler vardir. Bunlarin basinda kirkinci gün yemegi gelmektedir. Daha seyrek olmakla beraber ücüncü ve yedinci günlerde de ölü belli bir bicimde anilmaktadir.
Ölüm olayindan sonra en önem verilen ve dikkat edilen davranis bicimi yakinlarin gidenin ardindan tutugu yastir yakinini kaybeden bir insanin bu olay karsinda duydugu tepkiler isyan ve acidir. Yas toplumsal, ekonomik, biyolojik ve duygusal yönden bagli bulundugumuz aci bir insanin kaybinada duydugumuz aci insancil bir tepkidir. Dünyanin her tarafinda gerek ilkel gerekse yüksek kültürlerde bu amacla uygulanan bir takim adetler vardir.

Cenaze kaldirildiktan sonra gerceklestirilen diger bir uygulama da ölü yemegidir. Ölümle ilgili adet ve inanmalarin önemli bir bölümünü olusturan bu yemek bir yaniyla ölenin öte dünya da sürdürdügü baska seylerin yani sira yemege ve icmeyede ihtiyaci oldugu tasarimini vurgularken bir yaniyla da ölüm olayina eslik eden törenin halk arasindadaki gerekirligini aciga vurmaktir. Cunku ölünün öbür dünya ya ugurlayisinin tam ve gecerli olabilmesi icin dinsel kurallarin ve islemlerin yani sira geleneksel olaylarin da yerine getirilmesi gerekmektedir, aksi halde ölenin ruhunun geride biraktiklarini tedirgin edecegine inanilmaktadir.

Mezar taslari gerek yapisal özelikleri gerekse üzerindeki yazilari ile anadolunun zengin ic dünyasinin ince begenisini yuce düsüncesini gösteren en güzel örnekleridir. O mezar taslariki yerine göre bir tarih ,yerine göre bir agit, cogu kerede de ölenin dilinde duyulan aci ve elemli bir yaniktir.
Yaslilarin taslarina kisilikleri, genclerin kine dünya,ya doymadaginin özlemi vardir. Kimisi eceliyle kimisi umulmadik bir olaydan göcüp gitmistir. Iyilikler, güzelikler tüm aciligi ve ciplakligi ile o taslarda sergilenmistir okuyanda kimi göz yasi kimide derin bir düsünce alir gider bu dusunce karsinda gercek felsefe o tasin basinda yapilir.

Gelenekler, görenekler toplumun sosyal yapisi da yer alir. O topraklarda dilekler, istekler vardir onlarda dünyanin hicligi de anlasilir o taslarda.
Biz insanlar ise ilgisiz vefasiz varliklariz. Yarin ki gelecegimizin mezar taslarinin basina gelenler olacagini nedense anlamiyoruz anlamak istemiyoruz her gün biraz daha onlardan uzaklasiyoruz gecmisimizden koparcasina.

iste bizim hayatimiz



renuma is offline