Bırak Döneyim - Öyle Bir Yerdeyim ki
Edirne kapısı zordur geçilmez
Uzaktır memleket kolay gidilmez
Dağda açan çiçek şehirde büyümez
Koyma beni buralarda gözünü seveyim
Zincir vurma yüreğime bırak döneyim -
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Ne karanfil ne kurbağa
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun
Dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım çığlık çığlığa
Öyle bir yerdeyim ki
Anam gider Allah Allah
Kızım düşmüş sokağa
Anam gider Allah Allah
Dölüm düşmüş sokağa.
Bir Acayip Adam
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
fırtınadan arta kalmış bir teknede
tevekkül içinde görkemli sakalı
ve iğleti paltasıyla
gizlediği macerasıyla
bir acayip adam yaşardı
akşamları susardı ben konuşsam kızardı
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
küçücük bir koydu sığdı
burayı keşfeden belki oydu
uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
içim anneyle dolardı ağlardım
suphi şöyle bir göz atardı
gizli bir cigara sarardı ağlardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
cigara sönerdi ağlardık
nerden geldiğini bilmezdim
kimsesizdi belki kimliksizdi
onun macerası onu ilgilendirirdi
kimseye ilişmezdi
birşeylere küfrederdi hep
tedirgin bir balık gibi uyurdu
bazen kaybolurdu arardım
yağmurun altında dururdu
bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu
hergün okurdu ben birşey anlamazdım
kapağını seyreder duymazdım
sakallı bir resimdi kimdi
nekadar mütebessimdi
sordum birgün suphiye
söylediklerini niye anlamıyorum diye
bildiklerini dedi yüzleştir hayatla
ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı ozaman anlayabilirsin
ve onu anlıyabilirsin sonra gülerdi
günlerim yüzlerce ayrıtıyı merak etmekle geçerdi
sonra yine akşam olurdu suphi susardı
ben konuşsam kızardı tekneye martılar konardı
yüreğim suphiye yanardı ağlardım
suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağ
bir sürgün kasabasıydı
bir eski zamandı hazirandı
çocuktum evden kaçmıştım
gelip ona sığınmıştım
bir gün aksilik oldu annem beni buldu
suphi kaçıp kayboldu
kasaba çalkalandı olay oldu
ben sustum kanım dondulardı
sonra barışırdık ben fülüt çalardım
yıldız kayardı ağlardık
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
kimse bilmez nereli olduğunu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi susar akşama doğru
bir cebinde daskapital
bir cebinde daskapital
bir cebinde kenevir tohumu
suphi suphi bir acayip adam
suphi suphi benim canım ciğerim
polisler onu bulduğunda tekti felaketti
herkes meydanda birikti
karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
ansızın dönüp bana baktı anladın mı dedi
anladım dedim anladım
ve o günden sonra hiç bir zaman hiç bir yerde hiç ağlamadım
Bir Anka Kuşu
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi
Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime
Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular önüne
"Yeryüzündeki acıların
Hepsini, hepsini tattım"
Heder oldum, ekmeğime tütün kattım
Beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"
Geceler tanır beni; konarım göçerim ben
Geceler taıir beni; kan damlar içerim ben
Anne, sen beni unut karanlığın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben
Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi
Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi
Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi
"Prometheus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim
Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında
Aslanlara yem oldum, tükendim
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum
Kerbela çölünde Hüseyin
Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan
Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu ?
"Tanrılardan ateş çaldım,"
Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım
Bir anka kuşu gibi anne bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım"
Bir Minik Kız Çocuğu
Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri
Bir Veda Havası
Vakit tamam, seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan, kanmadım sevgiye.
Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sabitti gülse hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık İncinen bir hayatın yarasıdır.
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal. -
Bir Veda Havası
Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye...
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doymadım inan, kanmadım sevgine.
Korkulu geceleri sayar gibi,
Birden bire bir yıldız kayar gibi,
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sabittir gülse hiç dermedik
Bul kendini kuytularda hadi dal
Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.
Biz Üç Kişiydik
Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...
El tetikte kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet...
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi,
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında,
Uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize,
Türkümüze çarpar geçerdi.
Göğsüne kekik süredi Nazlıcan,
Tüterdi buram buram.
Gizlice ona bakardık,
Yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı,
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı,
Sen de gider miydin böyle yıldızlar ülkesine,
Oy Nazlıcan oy can evinden yaralı...
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça,
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda...
Bedirhan'ı bir geçitte sırtından vurdular...
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları,
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca,
Titredi ve iki yana düştü kolları...
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ayışığında gölgesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi...
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı...
Ey Bedirhan; Katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; Kancık pusuların belası
Sen de böyle düşecek adam mıydın konuşsana,
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası...
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan...
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...
Bize Kalan
Bize kalan
İnsanlığa bırakmak istedidiğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya
Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaslandık
Sonra yanılmak girdi araya
Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı
Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya
Bize kir bize pas
Bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı
Bizim Hikayemiz
Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor
Işte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
Işte bizim hikayemiz burda biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
Böyle Bir Sevmek
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bıraksam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı, belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Bu Dert Beni Adam Eder
Eğri büğrü bakar oldun
Şaşkın oldum,sakar oldum
İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
Şunca yıldır karanlıkta
göz kırpmaktan bıkar oldum
Benim annem şeker annem
gençlik elden gitti gider
Gece gündüz dolaşırım
tenhalarda menhalarda
Benim annem güzel annem
beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var
sol yanımda dağlar duman
Altı patlar, altı patlar
bu dert beni, bu dert beni verem eder
Dama çıktımm damdan düştüm
Kılıç kestim rakı içtim
Şahin oldum ,
keloğlanın küllahını kaptım kaçtım
Yare ağlar, güler uçtum
Yarı yolda yorgun düştüm
Benim annem kadın annem
bu nasıl iş bana de hele
Gece gündüz düşünürüm
tenhalarda menhalarda
Aman annem guzel annem
beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var
sol yanımda yandım allah
Altı patlar, altı patlar
bu dert, beni bu dert beni adam eder
Bu Gala Daşlı Gala
Dağlara acem düşünde
Bülbüle gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yadıma sen düşende
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala
Kızıl gül olmayaydı
sararıp solmayaydı
Bir ayrılık bir ölüm
Heç biri olmayaydı
Bu gala daşlı gala
Her yanı daşlı gala
Korkaram yar geç gele
Gözlerim yaşlı gala
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı daşlı gala
Korkaram yar gelmeye
Gözlerim yaşlı gala
Bu Yalnızlık Benim
Sana birgün bu mektubum ulaşır
Açarsın ha eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyele taşınır kan çiçekleri
Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim,şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
Beni birgün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı
Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin
Büyüdün Bebeğim
Can Yoldaşım
Yağmur yağar sel olurum
Toprak döner sel olurum hey
Seni sevdim gam çekmeden
Gün ortasında ölürüm hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey
Gün doğarken meyhanede
Bardağım da rakım benim hey hey
Çorbam da tuzum közde biberim
Belim de silahım benim hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey
Cinayet Saati
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak vurdular dört kişi.
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım
Allahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, Ismail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.
Çek Mustafa Çek
Genc kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
Vesta kızlarına, rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan, bulutları gömdükten sonra
Elimize ne geçti, elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle ahkam kesmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek
Müzeleri havaya uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup
O kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye
Adımız yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti, elimize ne geçti
Akademide bir koltuk ve bir de çek defteri
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin omrun hep böyle çekmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin omrun hep böyle ahkam kesmekle mi geçecek
Çek mustafa çek çek rakı çek
Çek mustafa çek bir de benim için akademik rakı çek Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/showthread.php?p=1216878
Çek mustafa çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çek kesmekle mi geçecek
Çiğdem Çiçek
Aylar oldu yillar oldu
Ben yuzunu gormedim
Yuzune hasret kaldim giz
Yuzumu yuzune surmedim
Gulen aya sordum seni
Kustu yuzunu sakladi
Yildizlara sordum seni
Yuzume bakamadi
Yildizlara sordum seni
Yildizlar kan agladi
Aksam olur ay gecede
Cigdem cicek senlenir
Vallah/ Billah dusunmesem seni
Derdime dert eklenir
Bicak sapladim sineme
Eskidi yaralarim
Sabah olsun gelmeye gel
Kendimi yaralarim
Dardayım
Daradayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece...
Örtselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...
Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...
Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.
Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
Bugünde ölmedim anne.
Üstüme bir silah doğruldu sandım
Rüzgar beline dolandığımda bir dal
Korktum, güldüm, kendime kızdım
Bugünde ölmedim anne.
Bana böylesi garip duygular
Bilmem neye gelir nereye gider
Döndüm işte
Acı yüreğimden beynime sızar
Bugünde ölmedim anne.
Demedim Mi Haydar
Biz dağlarda keklik idik
Şimdi bu çöplükte bir karga olduk
Bizim de boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk
Demedim mi haydar demedim mi sana
Bu istanbul yutar adamı
Demedim mi haydar demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı
Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında meze olduk
Bizim de harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk
Denizin Ardı Özgürlük
Ne demeli şimdi
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı ucuna mı körpe filizin
Öylese karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış, parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin
Oynaşmak değil mi içindeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim karamışsa kirden,rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişler ağlayışlarda
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hülyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli şimdi
Ey serçelerin sabahlarla bölüştüğü cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkati çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneği
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırını yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerin...