Giriş Tarihi: May 2006 |
Konum: Aydınlanmak Acıdan Kaçmak Değil, Acıyı Anlamaktır.! |
Yaş: 26 |
Mesaj: 13,977
|
|
Üye No: 2663
|
|
Cinsiyeti : Bay
|
Rep Power: 186448
| Rep Puanı : 18643298
| |
|
| |
|
Dış Faktörler
DIŞ FAKTÖRLER
A.SAHA İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
Saha ile ilgili faktörleri, sahanın fiziki koşulları, zeminin özellikleri ve aydınlatma durumu olmak üzere üç ana başlık altında incelemek mümkündür.
1.Sahanın fiziki koşullarının yarattığı riskler
Yarışma veya antrenmanın yapılacağı saha, zaman zaman fiziki koşullarından kaynaklanan risklere sahiptir. Bu riskler elimine edilebileceği oranda elimine edilmeli, elimine olanağı yok ise riskler göz önüne alınmalıdır. Sahanın fiziki koşulları şu riskleri beraberinde getirir.
a.Sahanın açık veya kapalı olması
Oyun alanının açık veya kapalı olmasının getireceği riskler vardır. Açık alanlarda yapılan sportif aktivitelerde sporcular öncelikle hava koşullarının yol açacağı olumsuzluklardan etkilenirler. Aşırı sıcak, aşırı soğuk, yağış gibi faktörler bunların bazılarıdır.
Kapalı alanlarda antrenman yapan veya yarışan sporcular için ilk nokta alanını yeterli derecede ısıtılması veya soğutulması konusudur. Salonun yetersiz ısınması beraberinde çeşitli sağlık sorunlarını getirebileceği gibi, yaralanma riski ve performans düşüklüğüne de yol açabilir.
Ayrıca sporcular antrenmanları sırasında artmış olan vücut sıcaklarını azaltmak için kapı önlerini tercih etmektedir. Bu kapı önleri gibi hava sirkülasyonunun olduğu yerler, terli sporcular için soğuk algınlığı ve çeşitli bölgelerinin tutulması gibi risklere yol açmaktadır. Çok basit görünen bu ve benzeri konuların antrenörün riskleri azaltmak için göz önüne alması gereken konular olduğunu düşünüyoruz.
b.Emniyet mesafesi olmaması:
Sporcular oyun sahasının içinde aldıkları hızı zaman zaman frenleyememekte ve sahanın dışına çıkmak zorunda kalmaktadır. İşte burada saha ve salonun fiziksel koşulları gündeme gelmektedir. Eğer yeterli bir frenleyebilme/yavaşlama alanı yok ise sporcu açık sahalarda tel örgülere, salonlarda duvarlara çarpmak zorunda kalmaktadır.
Bu tip olaylara gerek amatör yarışmalarda, gerek deplasmanlı lig düzeyindeki yarışmalarda, gerekse salon atletizm yarışmalarında sık sık rastlamaktayız. İşte bu noktada frenleyebilme/yavaşlama mesafesinin yokluğu hem performansı düşürücü, hem de yaralanmayı artırıcı bir risk faktörü yaratır.
Ayrıca burada yavaşlama/frenleyebilme için yeterli mesafenin temizliği ve düzgünlüğü de önemli bir konudur. Çünkü, genelde spor salonlarında sadece oyun alanının temizliği yapılmakta, diğer alanlar gözardı edilmektedir.
c.Sahadaki diğer güvenlik önlemlerinin alınmaması
Spor alanının bulunduğu yerde, oyun alanının dışında kalan ve sporcular için tehlike teşkil edecek yerler önceden belirlenmeli ve bu yerler tehlikeyi ortadan kaldıracak veya minimalize edecek şekilde örtülmelidir.
2.Zeminin yarattığı riskler
ABD’de yapılan bir araştırmada bir profesyonel takımın yarışma sezonu boyunca oyuncularının maruz kaldığı 60 yaralanma olayındaki dört temel nedenden birinin zemin olduğu bulunmuştur. Bu nedenle zemin başlı başına bir risk faktörüdür. Zeminde karşılaştığımız sorunları şu şeklide sıralayabiliriz:
a. Zeminin düzgünlüğünü yitirmiş olması
Burada en önemli konu zeminin düzgünlüğüdür. Düzgünlüğünü yitirmiş zeminde sporcular, adeta tuzaklara dolu bir alanda gibidir. Birçok açık saha, sahanın üzerindeki yoğun sportif aktiviteden,hava koşullarının getirdiği sorunlardan ve bakımsızlıktan, düzgünlüğünü yitirecek tehlikeli bir zemin haline gelmektedir.
Salon sporlarında zeminin düzgünlüğü, zaman zaman salon zeminlerinin bakımsızlığından kaynaklanan çökmelerle veya su alımından kaynaklanan şişmelerle ortadan kalkmaktadır.
Ayrıca bazı spor dalları minder üzerinde yapılmaktadır. Burada minderin düzgünlüğünü yitirmiş olması da aynı sorunu getirir. Sonuçta düzgünlüğünü yitirmiş zeminde ortaya konacak performans düşmekte ve yaralanma riski artmaktadır.
b.Zeminin stabilitesini (sabitliğini) yitirmiş olması Özellikle spor salonlarında bakımsızlıktan veya yoğun sportif aktivitelerden salon zeminini oluşturan materyallerde çökmeler, yerinden çıkmalar olmakta, ayrıca minder üzerinde yapılan sporlarda da minderin içindeki malzemeden kaynaklanan çökmeler veya şişmeler olabilmektedir. Bu da beraberinde hareket eden (oynayan) alanları getirmektedir. Böylece zeminin stabilitesi (sabitliği) ortadan kalkmaktadır. Ayrıca örneğin kayak sporunda veya buz pateninde zeminin bazı bölgelerinin erimesi, o pistin stabilitesini bozan bir faktördür.
Zeminin stabilitesini yukarıdaki nedenlerden ötürü yitirmesi, sporcunun performansını düşürücü ve yaralanma riskini yükseltici bir neden oluşturmaktadır.
c.Zeminin ıslak olması
Açık sahalarda en önemli nokta zeminin ıslak olmasının getireceği tehlikedir. Aynı tehlikeler kapalı alanlar içinde minder üzerinde yapılan sporlarda, zeminin çeşitli nedenlerle ıslanması bir tehlike doğurur. Molalarda içilen sular, sporcuların yere tükürmeleri ve de sporcuların yere düşmeleri sonucu terden oluşan ıslaklar bu tehlikelerin bazılarıdır
Bu sorunlar, ıslaklıkların anında paspaslanması ve temizlenmesi ile giderilmelidir. Sorunların ortadan kalkmaması, sporcunun dengesinin bozulması, düşmesi, kayması sonuçta performansının olumsuz yönde etkilenmesini ve yaralanma riskini beraberinde getirir.
d. Zeminin donmuş olması
Bu sorun açık sahalarda görülür. Hava koşullarını bozulması sonucu, bazı bölgelerde saha donmaktadır. Bu da başlı başına bir riski doğurur. Donmuş zemin üzerinde sporcu, ortaya koyacağı performansı sergileyemez. Performansı düşer, yaralanma riski artar.
e. Zeminin kirli olması
Özellikle takım sporlarının yapıldığı salonlarda, genelde saha zeminini temizliği sadece oyun alanı içinde yapılmaktadır. Bu gözden kaçan konu, oyun alanının hemen dışına çıkıldığında toz ve kirden oluşan kaygan bir zemin oluşturmaktadır.
Bir de salonun içinde oyun alanı ile bitişik ve genelde spor ayakkabısı dışında ayakkabılarla dolaşan bölgeler, en pis ve tehlikeli bölgeleri oluşturmaktadır. Bu noktada genel antrenmanın dışında, özel çalışma yapan bazı sporcular, burada oyun alanı dışındaki alanları kullandığından, bu konu göz önüne alınmalıdır. Bu etkenler göz önüne alınmazsa, sporcuyu düşen performans, artan yaralanma riski bekler.
f. Zeminde yabancı madde bulunması
Zeminde yabancı madde bulunması veya yarışma sırasında sahaya atılan yabancı maddelerin yaratacağı riskler unutulmamalıdır. Bu sporcunun ayağının altına konmuş tuzaklar gibi onun kaymasına, dengesini yitirmesine yol açacaktır. Kuşkusuz bunlar da sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyecek ve yaralanma olasılığını da artıracaktır.
3.Aydınlatma durumunun yarattığı riskler
Gerek açık sahalarda yapılan gece yarışmalarında, gerekse salonlarda yapılan yarışmalarda sahanın yeterli derecede aydınlatılmaması bir risk taşır. Ülkemiz özelinde özellikle devlet salonlarında antrenman için kiralanan saatlerde ışıklandırmanın yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Hatta birçok yarışma da yetersiz ışıklandırma ile yapılmaktadır.
Yetersiz aydınlatma sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyeceği gibi,kendisi ve çevresi için yaralanma riski oluşturabilecek faktörleri de tam olarak görememesine neden olur.
Ayrıca, gündüz yapılan yarışma veya antrenmanlarda da zaman zaman güneş ışığı bir risk faktörü oluşturur, sporcuların görmelerini ve görme açılarını kısıtlayabilmektedir.
B.ARAÇ – GEREÇ İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
1.Giysi
Sporcu için kullandığı spor giysisi büyük önem taşır. Giysinin vücuda uygunluğu veya uygunsuzluğu bile onun performansını etkiler. Giysinin ağırlığı, teri emme oranı, yapımında kullanılan kumaşın cinsi, giysinin kesim tarzı, dikiş noktalarının vücudu rahatsız edip etmemesi, giysinin vücuda uygunluğu hep göz önünde bulundurulması gereken noktalardır. Ayrıca açık havada giyilecek ise giysinin renginin mevsime ve hava durumuna uygun olması gerekir.
Sporcunun kendisine uygun olmayan giysi, onun hareketlerini sınırlandıracağı gibi giyside kullanılan malzemenin içeriği de hem performansını olumsuz yönde etkileyen, hem de yaralanma riski yaratan bir faktörü oluşturur.
Bu noktada dünyada spor giyim firmaları büyük rekabet halindedir. Ve her gün yeni bir ürün dünya piyasasına sürülerek, adeta kullanılan sporcular üzerinde denemektedir.
2.Ayakkabı
Ayakkabı bir sporcunun en önemli malzemesidir. Tüm dengesi, hareketliliği, stabilitesi hep ona bağlıdır. Antrenman ve yarışma boyunca ayakkabının üzerinde aktivitesini yapmaya çalışan sporcuda uygun olmayan ayakkabı,olumsuz bir performans sergilemesine yol açabileceği gibi, onun yaralanma riskini de yükseltir.
Bir spor ayakkabısının genel özellikleri yapılan spor dalına göre değişiklikler gösterir. Koşu ayakkabısının, salon ayakkabısının, futbol ayakkabısının özellikleri hep değişiktir.
Sporcunun ayakkabı tipini belirlemekte temelde dört nokta göz önüne alınmalıdır:
1.Ayakkabı ile spor zemini arasındaki uyum.
2.Ayakkabının yapım şekli ve kompanetleri (bölümleri)
3.Ayakkabının büyüklüğü ve ayağa uygunluğu
4. Ayakkabı ile ayak arasındaki uyum
Genel çizgileri ile bir spor ayakkabısında aranması gereken özellikler şunlardır:
1.Tabanı yeteri kadar kalın ve sert yüzeylerde koşulduğu zaman sarsıntıyı emecek bir şekilde yumuşak tabanlıkla desteklenmelidir.
2.Topuk baldır gerisindeki kaslara ve topuğa bağlanan achille (aşil) tendonuna aşırı yüklenmeyi engelleyecek şekilde hafif yüksek olmalıdır.
3.Ayakkabının arkası topuğu iyi kavrayacak şekilde yükseltilmiş olmalıdır.
4.Ayakkabı tabanında iç kavsi dolduran ve destekleyen bir ortopedik yastık olmalıdır.
5.İçine kalın ve pamuklu çorap giyildiğinde ayağı sıkmayacak ve ayak burnunu serbest bırakacak bir şekilde, gerekiyorsa bir numara büyük olmalıdır.
Genel olarak bir koşu ayakkabısı ve bir salon ayakkabısının özellikleri üzerinde biraz daha ayrıntılı durmak istiyoruz.
SIPP (Spor Yaralanmaları Önleme Programı) temel kursunda iyi bir koşu ayakkabısının özellikleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır:
1. Ayak tabanı: Şoku absorbe etme (emme) miktarı hesaplanmalı. Sert alanlarda koşu için daha büyük şoku absorbe etme özelliği olmalı. Ağır sporcuların daha fazla şok absorbesine ihtiyaç duydukları unutulmamalı. Ayak tabanının ön parçası kolaylıkla yüzde 45 fleksibl olmalı.
2. Taban dışı: Koşu alanı ve ayakkabı arasında çekişi sağlamalı.
3. Ayakkabının burnu: Parmakları sıkmamalı ve yeterince fleksbil (esnek) olmalı.
4. Topuk: Ekstra şokların absorbesi (emmesi) için destekli olmalıdır.
5.Ayakkabının arkası: Ayakkabının en arkasında olan ve giyerken çekilen nokta achille (aşil) tendonuna baskı yapmamalı.
İyi bir salon ayakkabısının özellikleri ise SIPP temel kursunda şöyle sıralanmıştır:
1.Oyun alanına uygun ayakkabı tabanı olmalı.
2.Ayak burnunun önünde tamponu olmalı.
3.Ayak burnunun önü esnek olmalı
4.Yanlara doğru kaymamalı, stabil olmalı
5.Zeminde iz bırakmamalı, zemini zedelememeli.
3.Ayakkabı bağı
Antrenman veya yarışma sırasında çözülen ayakkabı bağı da hem sporcu, hem de oyun arkadaşları ve rakibi için bir risk yaratır. Üstüne basılması veya sporcunun kendisinin diğer ayağı ile çözük bağa basması, rakibinin veya takım arkadaşının ayakkabısına dolanması bir risk doğurur.
4. Top
Yapılan spor eğer bir takım oyunu ise oyunda kullanılan top da bir risk faktörü taşır. Topun yeteri/alışılmış basınçtan daha fazla veya daha az şişirilmiş olması beraberinde bir riski getirir. Burada öncelikle eğer basketbol,. Voleybol, hentbol gibi el ile oynanan bir spor dalı söz konusu ise parmaklar ve bilek; futbol ise ayak bileği/kafa ve boyun risk altındadır. İşte bu nedenler düşük performans ve yüksek yaralanma riski doğurabilir.
5.File
Bazı spor dallarında file/ağ bulunmaktadır. Futbol ve hentbolün kalelerinde, basketbolün sepetinde, voleybolun direkleri arasında, teniste file/ağ bulunur. Bu file/ağ yapılan spor aktivitesine göre çok ender de görülse zaman zaman ellerin, parmakların veya ayakların takıldığı, burkulduğu, zorlandığı ya da yaralandığı durumlara yol açar. Bu açıdan file/ağ çok sık görülmese de bir yaralanma riski oluşturan faktördür.
6.Kale direkleri/direkler
Bilindiği gibi bazı spor dallarında kaleler bulurun. (Futbol ve hentbol gibi.) Ayrıca örneğin futbolda korner direkleri bulunur. Bazı spor dallarında da sahaları ayıran fileler bulunmaktadır. Bu fileler de direklere bağlıdır. (Voleybol ve tenis gibi.) İşte bu direkler, yapılan spor dalına göre sık görülmese de oyun sırasında çarpılabilecek ve bir yaralanma riski yaratabilecek malzemelerden yapılıdır.
7.Aletlerin sabitliği
Gerek aletler kullanılarak yapılan spor dallarında, gerekse aletlerin kullanıldığı bazı çalışmalarda, aletlerin sabitliğinin yitirilmiş olması beraberinde bazı riskleri getirir.
Örneklemek gerekirse aletli cimnastiğin yapıldığı asimetrik paralel, paralel, denge gibi aletlerin sabitliğini yitirmesi sporcunun dengesini bozarak, istem dışı bir hareket yapmasına neden olmakta, onun performansını olumsuz etkilemekte ve de yaralanma riskini artırmaktadır. Ayrıca ağırlık çalışmalarının yapıldığı serbest ağırlıkların üzerindeki ağırlıklar sabitleyen aparatlar ile çeşitli ağırlık çalışmalarının yapıldığı aletlerin sabitliğini yitirmesi de bir risk taşımaktadır. Bu konular çalıştırıcı ve sporcular tarafından göz önüne alınmalıdır.
8.Koruyucu malzemeler
Yapılan spor dalına göre sporcular bazı koruyucu malzemeler kullanır. Bu malzemelerin sporculara uygun ebatlarda olanlarının kullanılması sporcunun yaralanma riskini azaltır. Spor dallarına göre dizlikler, dirseklikler, dişlikler, göz koruyucular, tozluklar, bileklikler, uylukluklar, baldırlıklar, başlıklar vb.
Gerek uygun olmayan koruyucu kullanmak, gerekse koruyucu kullanılması gereken ortamlarda onları kullanmamak, beraberinde hep performansı düşürücü, hem de yaralanmaları davet edici bir riski getirir.
9.Taping (Bandaj)
Sporculara kurallarına uygun olarak yapılan bandaj başlı başına bir koruyucu özellik taşır. Bilindiği gibi uzunca bir süre bandajlar sadece yaralanan sporcuların, yaralanmalarını tedavi amacıyla kullanılırdı.
Artık günümüzde yaralanma riskini azaltmak için birçok sporcu daha önceden o bölgede yaralanma yaşasın yaşamasın bandaj yaptırmayı tercih ediyor. Bandaj hem yaralanmadan koruyucu, hem de tedavi edici özelliğe sahiptir.
Burada en önemli konu yapılan bandajın sağlıklı yapılması ve yaralanmamış bölgeleri veya yaralanma riski olmayan bölgelerin fonksiyonlarını engellemeyecek şekilde yapılmasıdır. Aksi kuşkusuz yaralanma riski ve hareket kabiliyetinin azalmasına bağlı olarak performans düşüklüğü getirir.
C.OYUN (YARIŞMA) İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
1.Sporcunun türü
Burada öncelikle etkili faktör, yapılan sporun temas sporu veya tamassız spor olması ile bağlantılı olarak ortaya çıkabilecek sorunlardır. Temas sporunda (basketbol, futbol, hentbol, güreş, boks vb) yaralanmaya yol açıcı risklerin ortaya çıkma oranı; temassız sporlara (tenis, masatenisi, yüzme, atletizm, jimnastik) oranla daha yüksektir. Bu nedenle ilk risk yapılan sporun türü olmaktadır.
2.Takımın veya sporcunun durumu
Takımın oynadığı lig içindeki sıralaması yani durumu veya sporcunun katılacağı yarışmadaki alacağı sonuca göre sıralamadaki durumu, önemine göre bir risk faktörüdür.
Örneklersek küme düşme konumuna gelmiş bir takımın oyuncularının, oynadığı son maçtaki gerginlikleri ve bu yapı ile oyun içindeki davranışları çok önemli bir riski gündeme getirir. Burada o psikolojik ortam içinde sporcuların kuralları ihlalleri kendilerinin ve rakiplerinin yaralanma risklerini artırır. Ayrıca o gergin ortam sergilemesi gereken performansı sergiliyememesine de neden olabilir.
3.Sporcunun takım içindeki durumu
Sporcunun takım içinde oynadığı mevki, oynadığı süre ve ondan beklenenleri yerine getirip getirememe yüzdesine göre davranışlarında değişiklikler oluşur.
Örneğin, zaman zaman yeterli süre oyunda yer almadığına inanan sporcu, oyuna dahil olduğunda oyun düzeni içinde yapmaması gereken bir hareketi yapmasına,vermemesi gereken bir pası vermesine, kullanmaması gereken bir topu kullanmasına, girmemesi gereken bir mücadeleye girmesine neden olur. Bu olumsuz davranış şekli beraberinde ya takımın genel performansında bir düşmeye, ya da sporcunun kendini yaralayıcı bir ortam yaratmasına yol açar.
4. Yedek oyuncu
Takım oyunlarında yedek oyuncu diye adlandırdığımız kenarda oturan oyuncular genelde ne zaman oyuna dahil olacakları belli olmadıkları için, zaman zaman yeterli ısınma yapmazlar. Veya vücutları oyun süresine bağlı olarak soğuyabilir. İşte bu noktada, yedek oyuncuların oyuna dahil olmaları onları bir risk altında bırakır. Hem düşük performans sergilerler, hem de vücutları yaralanmaya açık bir haldedir. Bu nedenle yedek oyuncular, ısınmayı iyi yapmalı ve de kenarda oturdukları sürece vücut sıcaklıklarını muhafaza etmeye çalışmalıdır.
5.Yarışmanın düzeyi
Sporcunun yaptığı spor dalının düzeyi (amatör düzey, profesyonel düzey veya yerel, ulusal düzey), doğal olarak gireceği yarışmanın veya yapacağı antrenmanın düzeyini etkiler. Burada bir yerel yarışma ile bir ulusal düzeydeki yarışmada genel olarak ortaya konulan performans farklı düzeylerdedir. İşte bu noktada yarışmanın düzeyi arttıkça, sporcunun o yarışma veya o yarışmalara hazırlık periyodundaki antrenmanlarda karşılaşacağı riskler de artmaktadır.
Kuşkusuz bir amatör yarışma için yapılan hazırlık ile profesyonel düzeydeki yarışma için yapılan hazırlıklar ve yarışmanın kendileri ve rakipleri için yeni risklerin doğmasına neden olur.
6.Hedefin degişmesi
Sporcular belirli bir sezon içinde, genelde belirli bir hedefe göre kendilerini hazırlarlar. Bu hedefin beklenmedik şekilde değişmesi, küçülmesi özellikle takım oyunlarında turnuva oynayan oyuncuları olumsuz yönde etkiler. Şampiyonluğa endekslenmiş bir takımın, finale kalma şansını yitirdiği günün arkasından oynayacağı üçüncülük dördüncülük maçına zihinsel olarak hazırlığını yapmaması onun o maçta sergileyeceği performansını olumsuz yönde etkiler. Bu tür maçlarda kızgınlağa bağlı hareketler de sporcuların yaralanma risklerinin artmasına neden olur. Burada en büyük görev yönetici ve çalıştırıcılara düşmektedir.
Hedefin değişebileceği sporculara anlatılmalı ve sporcuların bir an önce yeni hedefe yönelmelerine yardımcı olunmalıdır.
7.Oyun kuralları, düzenlemeler
Sporcunun risk altında kalacağı durumlardan biri de oyun kurallarıdır. Oyun kurallarının yeteri derecede uygulanmaması, oyunun sertleşmesini ve kural dışı hareketlerin artmasını getirir.
Bu da beraberinde daha büyük bir yaralanma riskini ortaya koyar. Kuşkusuz, performansı da olumsuz yönde etkiler. Literatüre bakıldığında sportif yaralanmalarının yüzde 25’inin kurallara aykırı davranıştan kaynaklandığı belirlenmiştir.
Ayrıca, ABD’de yapılan bir araştırmada bir sezon boyunca, bir takımın yaşadığı 60 spor yaralanmasının dört temel nedeninden birinin kurallara uyulmaması olduğu belirlenmiştir. Sonuçta bilindiği gibi kuralları uygulaması gereken kişiler hakemdir.
8.Deplasman faktörü
Deplasman sporcular için başlı başına risk faktörü taşımaktadır. Bu olay öncelikle yol yorgunluğu, farklı ve alışık olunmadık bir sahada yarışmak, alışık olmadık bir yatak, alışık olmadık yemek, rakip takım taraftarının etkisi başla başına deplasmanın getirdiği etkilerle ortaya çıkmaktadır.
Yapılan bir araştırmada sporcuların deplasmanlarda şu ve benzeri sorunlarının ortaya çıktığı tespit edilmiştir:
1.Yorgunluk
2.Halsizlik
3.kulak, diş ve mide ağrısı
4.İshal
5.Nezle, burun akıntısı, gripal enfeksiyon
6.Bel ve adale ağrıları
9.Deneyim faktörü
Genç sporcular için deneyimsizlik başlı başına bir risk faktörü taşımaktadır. Özellikle gençliğin verdiği dinamizm ile deneyimsiz sporcular kendilerini fark etmeden antrenman veya yarışma içinde riske atarlar. Bur risk zaman zaman onların veya arkadaşlarının yaralanmasına yol açabilir. Ayrıca, deneyimsiz davranış tarzı, gereksiz enerji harcanımını ve performans düşüklüğünü de beraberinde getirebiliri.
Yukarıda deneyimsizlik faktörünün getirdiği dezavantajların dışında, deneyim konusunda göz önüne alınması gereken bir başka nokta da yaşanan deneyimin olumlu veya olumsuz sonuçlanmasıdır. Bir sporcunun olumlu deneyimler yaşamış olması önemli bir avantajı beraberinde getirir. Spora başladığından itibaren sporcuya verilen görevler, onun kapasitesine uygun ise ve başarılarına temel oluşturmaktadır. Aksi taktirde sporcunun antrenman ve yarışma deneyimi fazla olmasına rağmen bunlar genelde başarısız deneyimler ise bir avantaj oluşturmazlar.
Özellikle spor yaşantısının başlarında yaşanmış olan başarısız deneyimler birçok yetenekli çocuğun spordan uzaklaşmasına neden olmaktadır.
10.Beklentiler faktörü
Sporun, spor yapmada belirli beklentileri vardır. Sporcunun bu beklentilerine erişmiş olması veya erişme umudunun tamamen ortadan yok olması onun ortaya koyacağı performansın tümünü sergilememesine neden olabilir. Bu noktada gündemdeki risk, beklentiler faktörüdür. Özellikle yarışma sonunda sporcunun elde edebileceği maddi ödüllerin veya sağlayacağı prestijin çok yüksek olması, sporcuyu ne pahasına olursa olsun onu elde etmeye yöneltebileceğinden; kendisini ye da rakibini riske atma oranı da yükselmektedir. Diğer yandan sporcu kendinden beklenen görevi yerine getirmede,başarılı olamayacağı inancında ise, bu durumda kendini veya rakibini riske sokan davranışlarda bulunabilir.
D.SOSYAL FAKTÖRLER
Sporun toplumsal yaşamdaki yeri ve itkileri büyüdükçe, sporcunun sosyal statüsü değerlendikçe, sosyal ilişkilerinin çeşidi ve şekli de degişime uğramaktadır. Sporcunun bir birey olarak sahip olduğu ailesel ve eğitimsel ilişkilerinin yanı sıra sporcu olmasından doğan antrenör, kulüp yönetimi, hakem, seyirci ve medyaya kadar uzanan sosyal ilişkileri bulunmaktadır. Bunların her biri de yerine göre sporcunun performansını olumlu ya da olumsuz etkilemektedir.
1.Ebeveyn faktörü
Sporcuların aileleri onların en büyük destekleyicileri olmalarına rağmen, zaman zaman çeşitli nedenlerle hem yaralanmalarına yol açıcı risklerden biri, hem de performanslarını düşürücü risklerden birisi olabilir. Sporcunun medeni durumuna göre ebeveynleri, kardeşleri veya eşi ile çocukları aile yaşantısında daha etkin durumdadır.
Çocuklardan gerçek dışı yüksek beklentiler duyulması, sporda sıklıkla hayal kırıklığı yaratır. Onlar kendi kapasitelerine yakın, bir performans sergileseler bile arzuladıkları hedefe ulaşamazlar. Spor yaşantısı olmamış aile zaman zaman sporcu olan çocuklarından, yapamayacağının beklentisi içine girer ve onu umutsuzca cesaretlendirir. Veya tam tersi,sporcu bir ailede olan çocuk, kendisini kanıtlamak istercesine bir davranış içerisine girebilir. Çocuklar davranışlarını geliştirirken, ailelerinden etkilenirler ve çevresel faktörlerin etkisinde kalırlar. Bu yüzden ailelerin çocuklarına uygun olan sporları belirlemede ve özellikle kazanma ve kaybetme hakkındaki uygun yorumları yapmada çocuklarına yardımcı olmaları önemlidir. Diğer bir problem, yarışma sonrası ailelerin davranışlarıdır. Ailelerin yarışma sonrası çocuklarına ne söyledikleri, yarışma sırasında oluşabilen diğer olaylar gibi kazanma ve kaybetmenin de her zaman olabileceğini anlamada gençlere yardımcı olmaları önemlidir.
2.Eş faktörü
Özellikle başarılı sporcular düzenli bir yaşam sürmek amacıyla genelde erken evlilik yaparlar. Bu noktada genç başarılı sporcunun eşi önemli faktör oluşturur. Bazı sporcularda evlilik öncesi davranış ve kişilik sergileyişleri ile evlilik sonrası davranış ve kişilik sergileyişleri arasında farklılıklar görülür.
Kimi zaman olumlu olan bu farklılıklar kimi zaman da sporcuyu bambaşka bir kişiliğe dönüştürür. Sporcu zaman zaman özellikle eşinin kendisini etkilemesi ile “takımda daha fazla yer alması, daha çok oynaması, diğer oyunculardan daha iyi olduğu, takımdaki en iyi oyuncu olduğu, herkesin onun sırtından para kazandığı” gibi saplantılara kapılır.
Bu da onunu takım içindeki arkadaşlarına, antrenörüne ve yöneticilerine karşı farklı davranışlar takınmasına yol açar. Buna benzer davranış şekilleri takımın ahengini ve takım olma özelliğini bozup, takımın genel performansını etkileyebileceği gibi, sporcunun takım içinde agresif (saldırgan) davranmasına ve kendini yaralayıcı ortamı hazırlamasına da yol açabilir.
3.Coach faktörü
Sporcu-coach ilişkisi çok önemli bir konudur. Coach’u ile yeterli diyalog kuramayan sporcu, antrenman veya yarışmada bir tür “kendini kanıtlama arayışına” girer. Bu arayış onun oyun düzeni içinde yapmaması gereken bir hareketi yapmasına, vermemesi gereken bir pası vermesine, kullanmaması gereken bir topu kullanmasına, girmemesi gereken bir mücadeleye girmesine neden olur. Bu da beraberinde ya takımın genel performansında bir düşmeye, ya da bir yaralanma, sakatlanma ortamı yaratmasına yol açar. Bu diyalogsuzluk tam tersi etki de gösterebilir. Sporcu o anda antrenörüne kızgınlığınla çok olumlu işlerde yapabilir.
Sporcular antrenörü için değerli olduğunu hissetme ihtiyacı duyarlar. Antrenörün, onların bir robot değil, bir insan olduğunu unutmamasını isterler. Sağlıklı işleyen sporcu-coach ilişkisi başarının temelini oluşturur. Coach ile sporcu arasındaki kişisel problemler, coach’un başarılı olduğu halde bir sporcuya takımda yer vermemesine veya bir sporcunun antrenörün başarılı gözükmemesi için sahip olduğu performansını kullanmamasına kadar uzanan sorunlara yol açabilir.
Ayrıca, coach değişimleri de sporcuları etkiler. Bu sporcuya göre olumlu veya olumsuz biçimde de olabilir.
Erkek antrenörlerle çalışan bayan sporcularda özellikle sporcuların ergenlik döneminde olması durumunda, duygusal bazı problemler yaşanması da olasıdır.
4.Hakem faktörü
Sporcular için hakem başlı başına bir faktördür. Özellikle takım oyunlarında sporcuların en merak ettikleri konu o haftaki maçı kimin yöneteceğidir.
Sporcu maça, maçın hakeminin kim olduğunu bilerek çıkar. Bu da onlarda bir önyargı yaratır.
“Bu hakem iyidir. Bu hakem her şeyi çalar. Eyvah, bu hakem bana geçen maçta da takılmıştı. Yandık, bu hakem hep ev sahibi takımı deplasman takımını tutar.”
İşte, bu ve benzeri saplantılar sporcunun yarışma ortamı içinde saldırgan bir davranış sergilemesine yol açabilir. Bu davranış şekli de onun performansını tam olarak sergileyememesine ve yaralanma riski doğurabilecek hareketleri yapmasına neden olabilir.
Ayrıca hakemlerin oyun kurallarını yeteri oranda uygulamaması da beraberinde, doğal olarak oyunun sertleşmesini, sergilenen performansın düşmesini ve yaralanma riskini artmasını getirir.
5.Medya faktörü
Sporcu genç yaşta medyada yer almaya başladıktan sonra kimilerinin kişiliğinde bazı değişiklikler oluşur. Gündemde olduğu ve önemli olduğunu hissetmeye başlar. Burada sporcunun önceki kişiliğinin sağlıklılığı veya sağlıksızlığı onun medyada yer alış ile ilgili olarak kişiliğindeki değişikliklerin, sağlıklı veya sağlıksız oluşu ile doğru orantılıdır.
Sağlıksız kişilikler veya tam olgunlaşmamış kişilikler (genelde bilindiği gibi sporcular başarı ve parayı genç yaşta yakalamaktadır) gerek takım içinde, gerekse teknik kadro ve yöneticilere karşı davranışlarda bazı olumsuz değişikliklere yol açabilir. Ayrıca basında yer alan haberlerin olumlu veya olumsuz oluşuna bağlı olarak da sporcu kendisini zaman zaman kanıtlama gereksinimi duyabilir.
İşte, böyle ortamlarda sporcu gerek yaralanma riski doğurabilecek hareketler yapabilmekte, gerekse takımın ve kendisinin performansını düşürebilecek anlamsız hareketler yapabilmektedir. (Zamansız top kullanımı, zamansız ve yanlış yönlere paslar, rakibe karşı sert girme vb.)
6.Para faktörü
Sporcular, sporu meslek olarak seçtiklerinde yaptıkları spor dalına ve başarı oranlarına göre para kazanmaya başlarlar. Özellikle bazı spor dallarında kazanılan bu para yüzbinlerce dolara ifade edilecek rakamlara ulaşmaktadır.
İşte, çok genç yaşta büyük rakamlar kazanmaya başlayan sporcuda yine kişiliğine bağlı bazı değişik davranış şekilleri gelişebilmektedir. İşte, bu davranış değişiklikleri sporcunun antrenman veya yarışma içinde hem yeterli performansı sergilemesini engeller, hem de kendisi, arkadaşları ve de rakipleri için risk yaratıcı bazı davranışları yapmasına yol açabilir.
Ayrıca, sporcuların birbirlerinin ve rakip takım oyuncularının aldıkları paraları öğrenmesi de onların kişiliklerine göre onları etkileyen bir faktördür.
Başlangıçtan itibaren sporcularda dışsal motivasyon değil, içsel motivasyonun etkili olması konusunda gerek antrenörlerin, gerekse ailelerin sporculara yardımcı olması gerekir. İç başarıyı önemseyen sporcularda, dış başarı unsuru olan para bir risk faktörü olmaktan çıkacaktır.
7.Eğitim ve kültür faktörü
Sporcu bir makine değildir. O bir insandır. Doğal olarak o sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik sacayağı üzerine kurulu bir yapıya sahiptir. Bu yapının oluşumunda önemli etkenlerden biri de onun aldığı eğitim ve kültürdür. Sporcunun eğitim ve kültür düzeyi, onun yaptığı işi kavrama oranını, kendisinin yaptığı işten beklentilerinin ne olacağını e kendinden ailesi, çevresi ve takımının neler beklediğinin farkına varma oranını etkiler. Bu da doğal olarak onun ortaya koyacağı performansı ve bu performansı ortaya koyarken aldığı riskleri minimalize veya maksimalize eder.
Sporcunun performansını etkileyebilecek diğer bir problem de zaman planlamasındaki hatalar nedeniyle birtakım eğitim, öğretim
Sporcunun performansını etkileyebilecek diğer bir problem de zaman planlamasındaki hatalar nedeniyle birtakım eğitim, öğretim sorunları yaşamasıdır. Bir yandan sporcun içinde kalma isteği ve buna bağlı olarak yoğun antrenmanlar, deplasman yarışmaları, diğer yandan sporculuk yaşamı sona erdiğinde eğitimsiz bir kişi durumunda kalmama kaygısıyla okul yaşamını devam ettirme çabası, sporcunun hem sporda, hem de eğitiminde istenen performansa ulaşmasını riske sokmaktadır. Bu durumda sporcunun öncelikle zamanı etkili kullanma konusunda bilgilendirilmesi ve her ikisini de iyi bir planlamayla başarabileceğine inanması gerekir.
Ayrıca, değişik eğitim ve kültür düzeyindeki sporculardan oluşan bir takımda ortaya çıkabilecek iletişim sorunları ve beklenti farklılıkları da takımın başarısı için bir risk faktörü oluşturur.
8.Dil faktörü
Dil faktörü özellikle yabancı antrenör veya yabancı sporcuların bulunduğu durumlarda söz konusudur. Yabancı antrenörün tercüme sorunu tam anlamı ile çözümlenmemiş ise sahada yaptırmak istediklerinin,yapılmasından doğan gerginlik, doğal olarak takımın ve sporcuların performansına yansıyacaktır. Aynı sorun sporcuların çalıştırıcılarına anlatmak istediklerini yeterli oranda tercüme edilememesi durumunda da ortaya çıkar.
Tüm bunları dışında takım oyunlarında yabancı oyuncular ile diğer oyuncular arasındaki iletişimin eksikliği de olumsuz bir faktördür.
Ayrıca bu dil sorunu yabancı oyuncuların, vücutlarından hissettikleri şikayetleri aktarmaya çalıştıkları masör ve doktorlarda da söz konusu olmaktadır. Sporcunun şikayetini tam anlamı ile aktarmaması onun sergileyeceği performansını olumsuz yönde etkilemekte ve yaralanma riskini yükseltmektedir.
|