Giriş Tarihi: May 2006 |
Konum: Aydınlanmak Acıdan Kaçmak Değil, Acıyı Anlamaktır.! |
Yaş: 26 |
Mesaj: 13,977
|
|
Üye No: 2663
|
|
Cinsiyeti : Bay
|
Rep Power: 186448
| Rep Puanı : 18643298
| |
|
| |
|
İç Faktörler
İÇ FAKTÖRLER
A.GENEL SAĞLIK DURUMU
Sporcunun yapacağı antrenman veya yarışma öncesi sağlık durumunda ortaya çıkabilecek akut sorunlar veya genel sağlık durumundaki kronik sorunlar onun performansını olumsuz etkiler. Ayrıca yaralanmalar karşısında bir risk faktörü doğurur. Örneklemeye çalışırsak, vücudun ateşli olması, solunum yollarındaki bazı rahatsızlıklar, ishal vb sürekli yaşanabilen sorunlar, sporcunun göstermesi gereken performansı sergileyememesine ve yaralanmalar karşısında risk altında olmasına neden olur.
B.PSİKOMOTOR GELİŞİM
Psikomotor gelişim bireyin doğum öncesi döneminden başlayarak yaşamının sonuna kadar devam eden ve hareketleriyle ilgili davranışlarındaki değişimleri kapsayan bir süreçtir.
Gelişim, büyüme, olgunlaşma, hazırbulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içermektedir. Büyüme nicelikte adım adım gözlenebilen değişikliğe karşılık gelir. Olgunlaşma ise kalıtım ve çevre koşulları arasındaki etkilenişim sonucu belirgin olgunluk düzeyine ulaşmasını sağlayan biyolojik değişimler veya organizmanın temelindeki gizli güçlerin görev yapmaya hazır duruma gelmesi olarak tanımlanabilir. Yeteneklerini kullanmak, becerilerini geliştirmek için çocuğun büyüme ve olgunlaşmasının yanı sıra öğrenmeye de gereksinimi vardır. Öğrenme, bireyin çevresiyle etkilenişimi sonucu oluşan kalıcı davranış değişmeleridir. Hazır bulunuşluk kavramı da hem olgunlaşma hem de bir iş için gerekli ön yeterliliği kapsamaktadır ve çeşitli düşünsel, toplumsal ve duygusal deneyimler sonucu öğrenilenlerin gelişimdeki önemini vurgulamaktadır.
Antrenman programlarının planlanmasında ve uygulanmasında psikomotor gelişim sürecinin seyri dikkate alınmalıdır. Özellikle çocukların olgunluk düzeyi bilinmeden öğretilmeye çalışılacak becerilerin öğrenilmesi mümkün olamayacağı gibi yetenekli çocukların spordan uzaklaşmasına veya yaralanmalarına yol açabilir.
C.FİZİKSEL UYGUNLUK
Yeterli kondisyonel özelliklere sahip olmamak ve sezon öncesi kondisyon çalışmalarının yeterli derecede yapılmaması önemli bir yaralanma riskinide beraberinde getirir.
Tek’in yaptığı çalışmada yeterli kondisyon antrenmanı yapmamış futbolcularda, sakatlanma yüzdesinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
1.Aerobik dayanıklılık
Sporcunun yaptığı spor dalına göre etkin olan enerji oluşum sistemi, onun ortaya koyacağı performansı doğrudan etkileyen bir konudur. Bilindiği gibi bir dakikanın üzerindeki fiziksel aktivitelerde süre uzadıkça etkin olan enerji üretim sistemi aerobik enerji olmaktadır.
İşte bu noktada aerobik enerji oluşum sisteminin etkin olduğu spor dallarında, yetersiz bir aerobik dayanıklılık ile yapılacak antrenman ve yarışmalarda sporcunun gerek ortaya koyacağı performans düşük olacak, gerekse yetersiz aerobik dayanıklılık onun yaralanma riskini yükseltecektir.
2.Kuvvet
Sporcular yaptıkları spor dalına göre, o spor dalının gereksinimleri doğrultusunda ortaya bir kuvvet koyarlar. Bu kuvvet gereksinimi kimi zaman kaba/birim kuvvet, kimi zaman çabuk kuvvet, kimi zaman da kuvvette devamlılık şeklinde olabilir.
İşte, bu doğrultuda ortaya konulan kuvvetin yetersizliği, o kuvveti oluşturan kaslarda çeşitli zorlanmalar ve kopmalara neden olup bir yaralanma riski yaratacağı gibi, ortaya konulan performansın da yetersizliğine neden olur.
3.Sürat
Sürat, spor bilim dünyasında en karmaşık konulardan biridir. Sürat için gerekli olan fiziksel yapı, bugüne kadar optimal olarak tarif edilmiş değildir. Bazı spor dallarında sürat o spor dalı için vazgeçilmez ve en önemli özelliklerden biridir. Sürati oluşturan elementlerin yeterli hazırlığa sahip olmaması ve sürati etkileyen diğer elementler süratin gerektirdiği düzeyde olmamasını sağlar.
O zaman, spor dalında bu özelliği ortaya koyacak yeterli sürate sahip olmamak bir risk doğurur. Bu risk hem performansın düşmesine, hem de yaralanmaya yol açacak zorlanmalara neden olur.
4.Sportif beceri
Beceri ile daha ziyade değişik kas grupları arasında iyi bir koordinasyon sağlanarak yapılacak hareketin daha mükemmel olması sağlanır. Burada önemli olan hareketi ylapacak kas grupları arasında sağlanacak koordinasyondur. Dolayısıyla kassal bir aktivitenin kolaylıkla yapılması bir beceri ürünüdür. Bir sporcunun yaptığ ıspor dalındaki temel teknik özellikleri iyi yapabilme derecesi onun temel teknik hareketi yanlış yapmaktan doğacak risklerden uzak tutar. Bunun aksi hem sporcu hemde rakibi için bir risk oluşturur.
Sonuç olarak bu sporcunun beceri eksikliği hem sporcunun performansını olumsuz yönde etkiler, hem de yaralanma riskini ortaya çıkarır.
5.Koordinasyon
Bilindiği gibi koordinasyon, bir hareket sırasında o harekete katılan kaslar ile merkezi sinir sistemi arasında gösterilen uyumdur. Dolayısıyla bir sportif aktivite sırasında gösterilen uyumdur. Dolayısıyla bir sportif aktivite sırasında gereken çeşitli ve bir seri hareketin hızlı, akıcı ve uyumlu bir şekilde yapılması o harekete katılacak tüm vücut organlarınnın zamanlaması, ortaya konulacak performansın iyiliğini etkileyen bir faktördür. Bu noktada koordinasyon bozukluğu veya yetersizli gerek sergilenecek performansın düşmesine, gerekse hareketin amacından sapması sonucu ortaya yaralanma riski doğuracak bir hareket çıkmasına neden olabilir.
D.FİZİKSEL YAPI
Kişinin sahip olduğu fiziksel yapı, ona yapacağı spor dalında, o spor dalının gereksinim duyduğu fiziksel özelliklere göre zaman zaman dezavantaj, zaman zaman da avantaj getirebilir. Şimdi, bunları ortaya koymaya çalışalım.
1.Boy
Boy sporcular için yaptığı spor dalına göre zaman zaman avantaj, zaman zaman da dezavantaj yaratabilir. Kısa boy halter, ata binme gibi spor dallarında avantaj sağlar. Basketbol, voleybol, yüksek atlama gibi spor dallarında da uzun boy avantaj yaratır. Eskrim, kayak, uzun mesafe koşuları gibi spor dallarında ise boyun bir önemi yoktur. Eğer sporcu yaptığı spor dalına uygun fiziğe, boya sahip değilse, sporcunun boyu o zaman bir risk faktörü oluşturur.
2.Ağırlık
Yapılan spor dalı genelde belirli bir fiziksel yapıya sahip olmayı gerektirir. Bu fiziksel yapıya sahiplikteki önemli kriterlerden biri de vücut ağırlığıdır. Kimi spor dallarında vücut ağırlığının fazla olması bir dezavantaj yaratırken, kimi spor dallarında vücut ağırlığının fazlalığı avantaj yaratmaktadır. Normalin üzerindeki vücut ağırlığı örneğin dayanıklılık gerektiren spor dallarında kilogram başına düşen oksijen kullanımını azaltacağı için bir dezavantaj yaratır.
Ayrıca sıçramanın önemli olduğu alanlarda aşırı vücut ağırlığı, kişinin sırtına konmuş ağırlık gibi bir dezavantajdır. Bu ve buna benzer performans düşürücü özelliklerin dışında normalin üzerindeki vücut ağırlığı özellikle alt ekstremitelere daha fazla yük binmesine ve ub ekstremitelerin yaralanma riskini artırmaktadır. Sporcu seçimi yapılırken önceden bu spor dalı ile ilgili olarak belirlenmiş olan fiziksel yapı normların göz önünde bulundurumması, aile özelliklerinin araştırılması ve sporcunun fiziksel yapısına uygun bir branşa yöneltilmesi bu riskleri minimuma indirmeye yardımcı olacaktır.
3.Eklem stabilitesi
Sportif yaralanmalara yol açan önemli faktörlerden biri de eklemlerin stabilitesini(sabitliğini) yitirmiş olması yani instabil olmasıdır. Bu temelde eklemlerin çevresindeki kasların yeterli kuvvete sahip olmamasından kaynaklanır. Sonuçta instabil eklemler çevrelerideki tendon veya ligamentlerin yaralanma risklerini arttırır.
Stabil olmayan eklem çevresindeki kasların kuvveti arttırılarak, instabilite kompanze edilir ve böyelce tendon ve ligamentlerin yaralanma risklerini artırır.
Stabil olmayan eklem çevresindeki kasların kuvveti arttırılarak, instabilite kompanze edilir ve böylece tendon ve ligamentlerin sakatlanma riski azaltılır. Sonuç olarak diyebiliriz ki, eklemlerin yeterli stabiliteye sahip olmaması, o eklemin ortaya koyacağı performansı düşüreceği gibi yaralanma riskini de artırmaktadır.
4.Vücut yağ yüzdesi
Bilindiği gibi sporcularda vücut yağ oranı yapılan spor dalına göre değişiklikler göstermektedir. Bu noktada, yağ oranı yapılan spor dalına göre kimi zaman bir avantaj yaratırken, kimi zaman dezavantaj oluşturmaktadır. Örneğin takım oyunlarında vücut yağ oranının o spor dalı için gerektiğinden fazla olması, sporcunun sanki sırtında fazladan bir ağırlık ile antrenman veya yarışmaya katılıyormuş gibi bir durum yaratmakta ve daha fazla enerji sarfına neden olmaktadır. Bu da beraberinde yorgunluğa yol açmaktadır. Ayrıca, vücut yağ oranının fazlalığından kaynaklanan durum sporcuların bazı ortamlarda yaralanma riskini artırmaktadır.
Bir sıçrama sırasında diz ve ayak bileklerine binen yük, vücut yağ oranının fazlalağında artar. Eğer yeterli kas gücü ve bağların güçlülüğü yok ise çeşitli yaralanmaları da beraberinde getirir. Ama örneğin maraton yüzmede vücuttaki yağ oranı vücudun ısısını korumada bir avantajı beraberinde getirir.
5.Yaş
Sporcunun yaşı, yaptığı spora göre zaman zaman olumlu, zaman zamansa olumsuz riskler taşır. Büyüme ve gelişme çağındaki bir kişinin kemiklerinin uzama bölgeleri (epifiz bölgeleri) daha tam olarak kemikleşmediği için kişinin büyümesi, uzaması devam eder. Bu yaşlarda yapılan halter ve bilinçsiz ağırlık çalışmaları büyüme noktalarına darbe etkisin yapar ve büyümenin, uzamanın oluşmasını durduru. Bu tehlike büyüme bölgelerine gelen dirkt darbeler içinde geçerlidir. Judo, karate, gibi kontak sporları, futbol gibi dize bol darbe alan sporlar hep büyüme yaşındaki bir sporcu için büyümesini, uzamasını engelleyen riskler taşır.
Jimnastik, rutmik jimnastik gibi spor dallarında ise yaşın küçüklüğü bir avantaj yaratır. Gelişme başlamadığı dönemlerde vücudun esnekliği, kasların ve omurganın elastikiyeti çok yüksektir. Bu özellikler de jimnastik, ritmik jimnastik gibi sporlarda bir avantaj yaradır.
Medical Tribune tarafından doktorlar arasında yapılan bir ulusal kamuouyu yoklamasında, doktorların yüzde 40,5’inin uygun denetim olduğu taktirde 15 yaşın altındaki çocukların vücut temaslı sporlara çok zarar görmeyeceği, yüzde 43,5’ise rekabetin netelikli olmadığına dikkat çekmiştir. Carlı Lendrgren’in belirtitği gibi 15 yaşın altında çocuklarda kaburga, kafası kemikleri oldukça kırılgın yapıdadır; vücut olgunlaşmamıştır; deri kolayca incinebilir ve yırtılabilir.
Kas kuvveti yaş ilerledikçe artan bir özelliktir. Örneğin 5 yaşından 30 yaşına kadar vücudun kas kitlesi yüzde 7,7’den, yüzde 8,5’e çıkarken; kas kuvveti 9’dan, 14’e çıkmaktadır. Yaş ile kas kuvvetindeki artışın bir diğer göstergesi de 8-9 yaşındaki bir çocuğun kendi vücut ağırlığının 1/3’ünü tek elle kaldırıp birkaç adım atabilirken, 12-13 yaşında bu miktarın iki katını, 16 yaşında ise kendi vücut ağırlığı kadarını kaldırabildiği belirlenmiştir. Dolayısıyla yaşın küçüklüğü kas kuvveti için bir dezavantaj yaratıp, sergilenecek performansı düşürür.
6.Cinsiyet
Fizyolojik açıdan egzersize uyum sağlama ve performansta ulaşılan düzey bakımından kadın ve erkek arasında farklar bulunmaktadır. Vücut yağ oranı erkeklerde, kadınlardan daha düşüktür. Oksijen kullanma kapasitesi kadınlarda erkeklerden daha düşüktür.. Kadınlarda eklem ve bağı yapıları daha incedir. Bu incelik esneklik özelliğinin kadınlarda, erkeklerden daha fazla olmasını getirir. Kadınlar erkeklerden daha az terleyerek, daha az su kaybına uğramaktadır.
Genellikle kadınlar kendi fizyolojik sınrılarını erkeklerin yaptığı gibi sonuna kadar zorlamazlar. Yani psikolojik sınır (insanın yapabileceğini hissettiği) ile fizyolojik sınır (insanın fiziksel ve fizyolojik olarak en üst düzeyi) arasındaki uçurum vey afark kadınlarda erkeklerden daha büyüktür.
Yapılan araştırmalarda kadınlarda spor yaralanmaları ve oranları erkeklere oranla daha düşük görülmektedir. Dolayısıyla cinsiyet sakatlanma riski açısından kadınlar lehine görülmektedir. İşte bu nedenlerden ötürü, kadınlar spor alanlarında erkeklerden daha az risk alırlar.
7.Önceki sakatlanmalar
Sporcu için önemli bir yaralanma riski de daha önceden geçirmiş olduğu bir yaralanmadır. Önceki yaralanan bölge, iyileşme durumu ne olursa olsun düşük bir yüzde de olsa bir yeniden yaralanma riski taşır.
Ayrıca önceden yaralanmış veya operasyor geçirmiş bir bölgedeki kasların zayıflaması ve yeterli reedükasyon, programının uygulanmaması da yaralanma riskini arttırır.
8.Kas gerginliği, sıklılığı
Fiziksel aktivitenin içinde kas belirli bir elastikiyette olmalıdır. Eğer bu elastikiyete sahip değil ve sertleşmiş ise bir risk oluşturur. Belirli kasların sertliği halinde spor dallarına göre değişen yaralanmalar ortaya çıkar. Örneğin, hamstring grubunun sertliğinde tendinit ve patellofemoral sorunlar; triceps surae’de aşil tendiniti(kasları kemiklere bağlayan tendonların, iltihaplanması); iliotibial bant sertliğinde ise iliotibial bant sürünme sendromu gelişebilir.
İşte, bu kasların sertliği hem yaralanma riskini arttırır, hem de eklem hareket açısını belirleyen öğelerden birisi olan elastikiyet kaybolduğundan ortaya konan performans düşer.
9.Alt ekstremitenin (Kalça/bacak/diz/ayak) zayıflığı
Yapılan araştırmalarda en çok sportif yaralanmanın alt ekstremitelerde görüldüğü belirlenmiştir. Bacağın kalça eklemindeki belirli bir pozisyonda yinelenen aşır ızorlanmalarında ortaya bazı sorunlar çıkar. Bu sorunlar kasların insersiyonlarında, gerek tendonlarda, gerekse kemikte yapısal bozukluklara neden olabilir. Burada kas-kiriş-eklem yapılarındaki dokularnı değişik şiddetteki zorlanmalar karşısındaki dayanıklılık dereceleri, sınırları, ayrıca işlevles yeterlilikleri önem kazanır.
Yana doğru eğilimli arazilerde koşmak ayağı pronasyona zorlar, yokuş yukarı koşularda aşil tendonuna fazla yük biner, yokuş aşağı koşularda ise ayak topuğuna yük biner. Kalça, diz ve ayak bağlantısındaki düzensizlikler, alt ekstremitelerin aşırı zorlanmasına ve belirli noktaların fazla yüklenmesine neden olur. Pronasyonlu ayak, pes planus (düz tabanlık), pes kavus, metatarsal varus, tibia vara,g enu valgum, patella alta, femur boynu anteversiyonu gibi düzensizlikler; yürüme ve koşma siklusunda yer alan fazların işleyişine engel olur ve böylece normal biyomekanik işlevi bozan yapısal düzensizlikler oluşturur.
İşte, bu ve buna benzer sorunlar yüzünden sporcunun alt ekstremitelerinin yeterli oranda güçlü olması gerekmektedir. Bunun aksi yaralanmalara yol açıcı bir ortamı hazırlar.
10.Alt esktremitenin eşitsizliği
İki bacak uzunluğu arasında 20 mm’den daha fazla bir fark olması önemli bir biyomekanik bozukluğu beraberinde getirir. Bu farklılık tüm alt esktremitede bir risk doğurur. Kalça rotatör ve addüktör kaslarının fonsksiyon görmesi güçleşir. Bu da beraberinde gerek performans düşüklüğünü, gerekse yaralnama riskini getirir.
11.Aşırı kullanma (Overuse)
Spor yaralanmalarına yol açıcı önemli etkenlerden biri de aşırı kullanımdır (overuse). Aşırı kullanmaya bağlı yaralanmalar, giderek artan bir yaralanmaya yol açar. Başlangıçta belli belirsiz bir ağrı ile yolan çıkan olay, ardından artan ağrı ve fonksiyon kaybı şekliyle ortaya çıkar.
Aşırı kullanım (overuse) yaralanmaları kas-tendonda tenisci dirseği (tenniselbow); tendonda, aşil tendiniti (achilles tendonitis); bursa’da omuz bursidi (shoulder bursitis) ve kemikte de stres kırıkları (stress fracture) şeklinde ortaya çıkabilir. Bu hem sergilenecek performansı düşürücü, hem de yaralanma riskini yükseltici bir durumdur.
12.Az kullanma
Spor yaralanmalarına yol açıcı ve performansı düşürücü etkenlerden biri de az kullanımdır. Yapılan spor dalında vücudun bazı bölümlerinin veya taraflarının (sol el/sol ayak) az kullanılması, sporcuların ve bazı çalıştırıcıların o bölgeleri veya tarafları yeterli oranda hazırlanmamasını getirir. Örneğin futbolda vücudun üst tarafı, göğüs, kafa gibi bölgeler, sağ ayağını kullanılan bir futbolcu için sol ayağı. Sağ elini kullanan bir basketbolcu, voleybolcu veya hentbolcu için sol eli, zayıf bölgeleri ve taraflarıdır.
Yarışma veya antrenman sırasında bu az kullanılan bölge veya taraf yarışma veya antrenman sırasında kullanılma zorunda kalırsa, yeterli hazırlığı olmadığından hem sporcunun performansını düşürür, hem de yaralanma riski doğurur.
13.Fiziksel kusur
Sporcunun fiziksel yapısındaki bazı kusurlar onun çeşitli riskler altında olmasını getirir. Postüründeki bozukluklar, kas yapısındaki ve kemik yapısındaki bazı olumsuzlukalr onun performansını etkiliyebileceği gibi, yaralanma riskini de arttırır.
E. PSİKOLOJİK FAKTÖRLER
Günümüzde genel olarak bireyin sağlıklı ve verimli olmasını etkileyen nedenler arasında psikolojik faktörlerin giderek önem kazandığı görülmektedir. Ruhsal ve fiziksel işlevler ile performans kapasitesi arasındaki yakın ilişki göz önüne alınmadan yapılan antrenmanlar ve yarışmalar, sporda performansı sınırlayna ve yaralanmalara yol açan nedenlerin bışında gelmektedir.
Performansı etkileyen faktör, genellikel sporcunun kişiliği ve motivasyonundan kaynaklanır. Bu nedenle, sporcu adayanın önce seçiminde ve daha sonra yapılan antrenmanlar esnasında, performansını etkileyen faktörlerin saptanması ve giderilmesine özen gösterilir. Spor yaralanmalarının oluşum nedenlerinden biri de psikoloik nedenlerdir. Bu durumun bilinmesi ve ortadan kaldırılması spor yaralanmalarındaki bir oluşum nedenini ortadan kaldırabilir. Ayrıca bilindiği gibi kaygı, depresyon, nevrotik vb. durumlarda sporcuların başarıları olumsuz yönde etkilenir. Sporcunun zaman zaman ortaya koyduğu kontrolsüz, saldırgan ve riskli davranışlarının nedenlerini iç şartalra (psikofizik) bağlamak gerekir. Spor yaralanmalarının meydana gelme olasılığını artıran ve sporcunun performansını olumsuz yönde etkileyen kişilikle ilgili psikolojik durumlar; duygusal nedenler, zihinsel nedenler ve sensomotrik (duyu-hareket) nedenler olarak üç ana başlık altında ele alınabilir.
1.Kişilik
Farklı kişilik özelliklerine sahip sporcularla antrenman yapmak ve yarışmalarda başarıyı yakalamak antrenörleri oldukça zorlayan bir konudur.
Kişilik bir insanı başkalarından ayıran bedensel, zihinsel ve ruhsal özelliklerin bütünü olarak değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle kişilik kavramından, bir insanı nesnel (objektif) ve öznel (subjektif) yanlarıyla diğerlerinden farklı kılan duygu, düşünce, tutum ve davranış özelliklerinin tümü anlaşılır. Kişilik çok yönlü ve karamaşıktır. İrade, zeka, duygu, heyecan, mizaç, biyolojik yapı, soya çekim, çevre etkileri, sosyoekonomik etkenler gibi pek çok özellik kişiliğin içinde yer alır. Bireyin kişiliğini sadece sahip olduğu bu özellikler değil, aynı zamanda bu özelliklerin bireyin içinde yaşadığı ortamda bıraktığı izlenimler belirler. Bunun en belirgin kanıtı, aynı bireyin, çeşitli toplumlarda, aynı toplumun çeşitli kesimlerinde ve aynı kesimin çeşitli bireylerinde birbirlerinden farklı, hatta çelişkili şekilde algılanması, yargılanması ve değerlendirilmesidir.
Sporcuların kişilik özelliklerine bağlı olarak spora yönelme sebepleri, sporda beklentileri, antrenman yüklenmelerinde gösterdikleri sabır ve gayret ile yarışmalardaki zor koşullarda etkilenme şekil ve düzeyleri farklıdır. Eğer antrenör sporcuların kişilik özelliklerinin ve bu özelliklerini performansla ilişkisinin farkında ise kişiliğin performansı engelleyici bir faktör olması riskini azaltabilir.
Spor dünyası sürekli “en yüksek performans” kavramı üzerine kurulu olduğun için, sporcu kişiliğinin “ruhsal ve fiziksel bütün güçlerini kullanarak en yüksek performansa ulaşmaya hazır ve buna ulaşmak için gerekli fedakarlığı yapmaya uygun” bir kişilik olması gerekir. Pek çok yetenekli sporcu duygusal açıdan, spordaki psikolojik zorlanmalara direnç gösteremedikleri için beklenen performansa ulaşamamakatdır. Yetenek seçiminden başlayarak, sporcunun kişilik özelliğine uygun spor dallarına yöneltilmesi ya da performans sporuna uygun olap, olmadığının tespit edilmesi gerekir.
2.Motivasyon
Sportif yüksek performansın elde edilmesi için sporcunun uzun ve yorucu anternanlara sabırla katlanması ve ulaşmış olduğu performansı zorlu yarışma koşullarında (rakib, seyirci, hava koşulları vb) sergileyebilmesi onun motivasyonu ile ilgilidir.
Kişiliğin oluşmasında, biçimlenmesinde tutum ve davranışı başlatan, açığa çıkaran, sürdüren, yönlendiren bilinçli ya da bilinçsiz etkenlere güdü veya motiv denir. Güdülerin etkisi ile oluşan sürece de güdülünme veya motivasyon denir. Motivasyon fizyolojik süreçleri, davranışın sosyal belirleyicilerini, psikolojik ihtiyaçları, güdülenmeleri ve heyecanlarla ilgili etkileri bünyesinde toplar. Güdülenmeler öğrenme deneyimleri yoluyla bütün davranışları ile ilgilidir. Bazı güdülenmeler olumlu, bazıları da olumsuzdur. Spor karşılaşmalarında birçok olumlu ve olumsuz güdülenmeler iç içedir.
Sporcunun fizyolojik ve psikolojik açıdan yarışmaya hazırlıklı olması için yeterli bir motivasyon düzeyinde olması gerekir. Mütivasyon düzeyinin yetersizliği “start tembelliği” durumuna yol açar. Bu durumdaki sporcu sahip olduğu performans düzeyini sergilemede isteksizdir. Nedensiz bir yorgunluk ve keyifsizlik hisseder. Motivasyon düzeyinin aşırı olması ise “start telaşı” durumuna yol açar. Bu durumdaki sporcu ise kendisini aşırı gergin hisseder, sinirli ve telaşlıdır, davranışları kontrolsüzdür.
Kaygı, motivasyonu olumsuz yönde etkileyerek, sporcunun kendisini aşırı zorlama içine atmasın abelki de sakatlanmasına yol açabilir. Motivasyonu performansı olumlu yönde etkileyecek şekilde kullanabilmek için antrenörün sporcularını yakından tanıması, onların ilgi ve gereksinimleri hakkında doğru bilgilere sahip olması gerekmektedir.
3.Benlik
Bir kimsenin kendisi ile ilgili düşünceleri ve çevresindekilerin kendisiyle ilgili düşündüğünü sandığı kanıların bütünü onun benliğini oluşturur. Olumlu benlik bilincinin gelişebilmesi için
|